07 04 2012

Yeşim Ustaoğlu filmini anlatıyor

Yeşim Ustaoğlu... ...Kaynak : umitzeynep.blogcu.com Devamı

12 03 2012

İSTANBUL FİLM FESTİVALİ PROGRAMI AÇIKLANDI

STİVALİ PROGRAMI... ...Kaynak : alsahblogalisahin.blogcu.com Devamı

12 03 2012

Sinema Emekçisi Bir Kadın: Müjde Ar

... ...Kaynak : alsahblogalisahin.blogcu.com Devamı

12 03 2012

Pozantı Kabusu ve

Pozantı Kabusu ve |  görsel 1

Pozantı Kabusu ve "Suskunlar" Suskunlar'ı... ...Kaynak : alsahblogalisahin.blogcu.com Devamı

12 03 2012

Bu Haberi Okumadan Hastaneye Gitmeyin

Bu Haberi Okumadan Hastaneye Gitmeyin |  görsel 1

... ...Kaynak : alsahblogalisahin.blogcu.com Devamı

12 03 2012

Can Yücel’in anıtmezarına yapılan saldırı gelecekteki yaşanılası

Can Yücel’in anıtmezarına yapılan... ...Kaynak : alsahblogalisahin.blogcu.com Devamı

12 03 2012

KEŞANLI ALİ DESTANI / HALDUN TANER

KİTABIN... ...Kaynak : alsahblogalisahin.blogcu.com Devamı

12 03 2012

Murat Bardakçı -

Murat Bardakçı -  |  görsel 1

Osmanlı’da Seks Murat Bardakçı - "Osmanlı'da Seks " oku http://www.birazoku.com/osmanlida-seks/ İNKILAP KİTABEVİ, Sosyal Tarih kategorisinde Bu kitap, kütüphanelerin tozlu raflanndaki elyazmalarının sararmış sayfalarında yüzlerce seneden beri gizli kalmış ve unutulmuş yazıları günışığına çıkartıyor: Osmanlı cinsellik metinlerini… ‘Muzır’ yahut ‘müstehcen’ gibi kavramların olmadığı, cinsellik konusunda hemen herşeyin serbestçe yazıldığı bir dönemin örnekleri bunlar… Hepsi Türkçe ve hepsi de ilk defa yayınlanıyor. Cinsel sağlıktan bahseden ve aşk tekniklerini anlatan ‘bahnameler, Nasreddin Hoca öykülerinin cinsellik temeline dayalı ilk versiyonları, 17. asır İstanbul hamamlannda olup bitenler, Osmanlı eşcinsel edebiyatı, cinselliği konu alan şarkı güfteleri ve eski İstanbul’un artık pek bilinmeyen özel hayatı… Hepsi, bu kitapta birarada. Yüzyıllar öncesinden günümüze ulaşan ve dedelerimizin, büyük dedelerimizin, hattâ nesiller önceki atalarımızın okuyup zevk almış oldukları bu metinler Hintliler’in ‘Kama Sutra’sı düzeyinde bilimsel, Araplar’ın ‘Kokulu Bahçe’si kadar renklidir ve en önemlisi, bizim öykümüzdür. BU KİTAPTA YAZILAN HER ŞEY, BİZİM ÖYKÜMÜZDÜR Yüzlerce yıl boyunca itinayla saklanan, elden ele gizlice dolaşan, kulaktan kulağa fısıldanan metinler, bu kitapla ilk kez gün ışığına çıkıyor. Bunlar, kitaplıkların tozlu raflarında kalmış, elyazmalarının sararmış sayfalarında unutulmuş yazılar: Osmanlı cinsellik metinleri. Öncelikle şunu belirtmem lâzım; Bu kitapta yer alan metinlerin hiçbiri bana ait değil. Bunları ben yazmadım, sadece bugüne kadar ele alınmayan cinsellikle ilgili Osmanlıca... Devamı

10 04 2011

Komünist ve Devrimci Solun Seçim Taktiği Nasıl Olabilir ve Nasıl

Komünist ve Devrimci Solun Seçim Taktiği Nasıl Olabilir ve Nasıl Olmalı? Seçimler kitlelerin politikleştiği önemli ân’lardır. Devrimciler, Komünistler sınıf mücadelesinin gelişip güçlendiği ve de keskinleştiği bir devrede ve bu önemli ân’larda işçi sınıfına, emekçi halklarımıza ve tarihsel müttefiklerimize politika üretmekle yükümlüdür. Parlamentarizme ve ekonomizme sapmadan kitlelere doğru strateji ve tetkiklerimizle kurmaylık etmek, komünistlerin görevidir. Kitleleri belli amaçlarla seferber etmeye aday birleşik, güçlü, güvenilir ve donanımlı Kurum ve Araç’larımızın henüz üretilerek işbaşı yapamadığı devrelerde komünistler kitleleri sağlı “sol”lu burjuva politikaları karşısında yalnız bırakamazlar.  Önümüzdeki 12 Haziran 2011 tarihinde yapılacak milletvekili genel seçimlerinde, İŞÇİ BİRLİĞİ Kolektifiolarak işçi sınıfının siyasal ve sendikal birliği davasını savunan Marksist güçlerle gerçekten devrimci-demokratik güçler bu seçimlerde nasıl bir ortak taktik belirlemelidir sorusuna tutarlı cevap arıyoruz. Günümüz şartlarında farklı örgütsel formlarda durmayı uygun gören, mücadele içindeki özellikle Proleter Devrimci Kadrolarla nelerin ve nasıl yapılması gerektiğinin imkân ve fırsatlarını arıyoruz. Bununla da yetinmiyor kolektif-pratik örgütçü çabalarımızla Devrimci Hareketimizi bir basamak daha ileri sıçratmanın yol ve yöntemlerini arıyoruz. 12 Haziran 2011 tarihinde yapılacak milletvekili genel seçimlerinde işçi sınıfını, emekçi halklarımızı yalnız bırakmamalıyız. Bu seçim hesaplaşmasında bir yandan sağlı “sol&rdqu... Devamı

10 04 2011

Sanat Cephesi Arşivi

Sanat Cephesi Arşivi » Sanat Cephesi No: 6 » Sanat Cephesi No: 5 » Sanat Cephesi No: 4 » Sanat Cephesi No: 3 » Sanat Cephesi No: 2  » Sanat Cephesi No: 1   Bir 12 Eylül Filmi: Eve Dönüş “Eve Dönüş” filminin künyesinde, türü “dram/ politik” olarak belirtiliyor; Ömer Uğur senaryoyu yazmış ve yönetmiş, yönetmenin daha önce yönettiği filmler “Hemşo”, “Zulüm” ve “Son Urfalı” olarak geçiyor; oyuncuları Memet Ali Alabora, Sibel Kekilli, Savaş Dinçel, Altan Erkekli,  Cengiz Küçükayvaz, Perihan Savaş, Civan Canova, Erdal Tosun olarak sıralanıyor; müziği ise Tamer Çıray tarafından yapılmış. Montpellier Film Festivalinde (1992) “Yılın En İyi Senaryosu”, Yunus Nadi Ödülleri’nde “En İyi Film Senaryosu, 43. Antalya Film Festivalinde “En İyi Kadın Oyuncu” ve “En İyi Yardımcı Oyuncu” ödüllerine sahip olmuş.  Film, yönetmenin arkadaşı olarak bildirdiği, 12 Eylül döneminde idam edilen Seyid Konuk ile TARİŞ direnişlerinde yaralanan ve daha sonra askerde iken öldürülen Semih Önkan’a adanmış. Filmde, Mustafa (Memet Ali Alabora) ve karısı Esma (Sibel Kekilli) fabrikada işçidirler ve kendi gündelik geçim sıkıntısı içerisinde yaşayan, o dönemde yaşanan sıcak politik ortamın dışında kalmaya çalışan, hatta işyerlerindeki sendikal etkinliklere bile uzak kalan insanlardır. 12 Eylül günü darbe yapıldığında, işçi Mustafa’nın tek yakınması, o gün sokağa çıkamamaları ve planladıkları üzere Gülhane Parkı’na pikniğe gidememeleridir; Esma’nın işyerinde gözaltına alınan sendika temsilcisi için söy... Devamı

10 04 2011

12 Haziran'da Seçecekleri ve Seçilecekleri Neler Bekliyor?

12 Haziran'da Seçecekleri ve Seçilecekleri Neler Bekliyor? 12 Haziran 2011'de gerçekleştirilecek genel seçimlerde yaklaşık 50 milyon seçmen oy kullanacak. Seçime 27 siyasi parti katılacak. İstanbul 85, Ankara 31, İzmir 26 milletvekili çıkaracak. İlk kez Kürtçe propaganda serbest, 25 yaşındakiler de milletvekili adayı olabilecek.   İstanbul - BİA Haber Merkezi 21 Mart 2011, Pazartesi         12 Haziran 2011'de gerçekleştirilecek genel seçimlerde yaklaşık 50 milyon seçmen oy kullanacak. Seçimler için ilk kez Kürtçe propaganda serbest, 25 yaşındakiler de milletvekili adayı olabilecek, üniversite öğrencileri kaldıkları yurda bağlı ilçelerde oy kullanabilecek. Seçime 27 siyasi parti katılacak. Hazine yardımı, bu yılın seçim yılı olması nedeniyle üç kat fazla ödenecek. Ancak bu yardımdan yalnızca Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP), Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) ve Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) yararlanacak. Ocak'ta 109 milyon 100 bin 370 TL Hazine yardımı alan bu üç parti, genel seçimler nedeniyle 218 milyon 200 bin 741 TL daha seçim yardımı alacak. AKP 186 milyon 544 bin; CHP 83 milyon 608 bin; MHP 57 milyon 148 bin lira seçim yardımı alacak. En fazla milletvekili İstanbul'dan, en az milletvekili Bayburt'tan Yüksek Seçim Kurulu'nun 26 Şubat 2011 tarihli kararına göre, İstanbul 85, Ankara 31, İzmir 26 milletvekili çıkaracak. Bayburt ise bir milletvekili ile en az milletvekili çıkaracak il olacak. YSK'nin açıklamasına göre, 14 ilin bir önceki seçime göre çıkaracağı milletvekili sayısı artarken, 28 ilinki azalacak. 39 ilin çıkaracağı milletvekili sayısı ise değişmeyecek. M... Devamı

10 04 2011

Erkenkondu savcısı Zeki Yahya'dan al haberi

Erkenkondu savcısı Zeki Yahya'dan al haberi EZGİ BAŞARAN 29/03/2011 Hayatımız lümpen bir Samanyolu dizisi bundan böyle. Olay bu. Olan bu.   allowtransparency="" frameborder="0" scrolling="no" src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?locale=tr_TR&href=http%3A%2F/www.radikal.com.tr/Default.aspx%3faType%3DRadikalYazar%26ArticleID=1044423%26Yazar=EZGİ BAŞARAN%26Date=29.03.2011%26CategoryID=96&layout=standard&show_faces=true&width=450&action=like&colorscheme=light&height=80" style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; width: 450px; height: 80px; overflow: hidden; border-top: medium none; border-right: medium none">> * Son birkaç aydır yaşadıklarımızı alt alta dizip “Of dizi bile olmaz bundan, o kadar uçuk, o kadar gerçeküstü” diye söyleniyorduk. Yapılmışı var. Dizi olarak. Samanyolu TV’de her cuma.  * ‘Kollama’ adlı bu dizi, “bizi kollayanların hikayesini” anlatıyor. Nasıl bir hikaye derseniz, şöyle tanımlanmış: “Birileri Türkiye’nin kara kutusu sayılacak bir kitabı çalmıştır. Türkiye’nin tarihine yön vermiş suikastlerin, provokasyonların, komploların failleri, planları, nedenleri tüm detaylarıyla bir bir yazmaktadır. Bu kitap öyle büyük bir sır taşımaktadır ki kitabı ele geçiren yarının Türkiye’sini ele geçirecektir.”  * Bizi kollayanlar, yani bu kitabın peşine düşenler büyük Türk polisi, büyük istihbaratçılar ve tabii müthiş savcı Zeki Yahya’dır. Tarihin en mühim davası görülmektir: Erkenkondu.  * Savcı Zeki Yahya, kardeşi kardeşe düşüren Erkenkondu örgütünün üyelerini bir bir “Sivritepe”... Devamı

30 01 2011

"Örgütlü" Tahammülsüzlüğün "Muhteşem" Mücadelesi 2

Altan'ın şok Sultan Süleyman yazısı! 01 Ocak 2011 / 14:49 Taraf Genel Yayın yönetmeni Ahmet Altan, muhafazakarlara Sultan Süleyman ile ilgili şok sorular yöneltti. Kanuni Sultan Süleyman'ın hayatını konu alan ve Show TV'de başlayacak olan "Muhteşem Yüzyıl" adlı dizi fırtına kopardı. Padişahın seks düşkünü gösterilmesi ve eşcinsel sahneler nedeniyle muhafazakar kesim ayağa kalktı. Bugünkü köşesinde olay diziyi kaleme alan Taraf'ın tepesindeki isim olan Ahmet Altan, "muhafazakarlara" fena çattı. Kavmiyetçiliğin dindarlığın dürüstlüğünü zedelediğine vurgu yapan yazar, Sultan Süleyman ile ilgili şok iddiaları hatırlatarak muhafazakarlığı sorguladı. DİNDAR VE MUHAFAZAKAR FARKI Altan, dindarlar ile muhafazakarların aslında ayrı olduğunu belirterek aralarındaki farkı şöyle açıklıyor: "Dindar" dendiğinde benim ilk aklıma gelen "dürüst ve içten" bir insan. Dürüst ve içten olmadan gerçek bir dindar olunamayacağına inanıyorum. Muhafazakarlar ise her zaman içten olamıyorlar. Onları dürüstlükten uzaklaştıran ise içlerinde barındıkları "milliyetçilik" damarı." KULU TABULAŞTIRMAK DİNE UYMAZ İyi bir müminin referansı olarak Hz. Muhammed'in Veda hutbesini gösteren yazar, sözü muhafazakarlare getirerek şu kritik soruyu soruyor: "Kemalistler Atatürk'ü ve Cumhuriyet'i tabulaştırıyor. Muhafazakarlar ise Osmanlı'yı. Şimdi kendini dindar olarak da gören muhafazakarlara sormalıyız, makamı payesi sıfatı ne olursa olsun "bir kulu" tabulaştırmak onu dokunulmaz, tartışılmaz kılmak , onu "diğer kullardan" ayırmak "zaafsız" addetmek, dine dinin dürüstlüğüne eşitliğine uyar mı?&... Devamı

30 01 2011

"Örgütlü" Tahammülsüzlüğün "Muhteşem" Mücadelesi 1

"Örgütlü" Tahammülsüzlüğün "Muhteşem" Mücadelesi Başbakan yardımcısı Arınç'ın "gereğini yapacağız" demesinden sonra SP'liler Show TV'ye yürüdü; kanalı tehdit etti. Alperenler türbedeydi. MHP'liler de dizinin kaldırılmasını istedi. Dizinin danışmanı ve senaristi tepkilere anlam veremiyor. İstanbul - BİA Haber Merkezi 10 Ocak 2011, Pazartesi Kanuni Sultan Süleyman dönemi üzerine kurulan televizyon dizisi "Muhteşem Yüzyıl", TRT, Anadolu Ajansı ve Radyo Televizyon Üst Kurulu'ndan (RTÜK) sorumlu başbakan yardımcısı Bülent Arınç'ın ardından milliyetçi ve İslamcı partilerin de hedefi oldu. Saadet Partisi ve Anadolu Gençlik Derneği üyesi bir grup mehteran eşliğinde Show TV'ye yürüdü.Göstericiler bilboard ve reklam panolarınındaki dizi afişlerini yırttı; tekbir getirerek "Hükümet uyuma tarihine sahip çık","Osmanlı’ya uzanan eller kırılsın" sloganları attı. Grup ayrıca "RTÜK uyuma, rezalete son ver","Davamız kuru bir cihangirlik davası değildir, davamız bilakis İslam davasıdır", "Bizansın çocukları, Osmanlı’dan rahatsız", "Ya sev ya sövme", "Kanunlar Kanuni’yi koruyamadı" şeklinde dövizler açtı. Alperen Ocakları İstanbul İl Başkanlığı'na bağlı bir grup da protesto için Kanuni Sultan Süleyman'ın Süleymaniye Camisi bahçesindeki türbesi önünde toplanarak bir süre tekbir getirdi. RTÜK: Olağanüstü şikayet var RTÜK Başkanı Davut Dursun “2009 ve 2010 yılında gelen toplam seyirci şikâyetlerinin ortalaması 65 - 70 bindir. Bu diziyle ilgili gelen şikâyet sayısı şimdiye kadar çok az karşılaştığımız bir d... Devamı

30 01 2011

Muhteşem Yüzyıl'da Oyuncular ve Karakterler

Oyuncular ve Karakterler [değiştir]   Oyuncu Karakter Halit Ergenç Kanuni Sultan Süleyman Nebahat Çehre Ayşe Hafsa Sultan Meryem Uzerli Hürrem Sultan Okan Yalabık Pargalı Damat İbrahim Paşa Nur Aysan Mahidevran Sultan Selma Ergeç Hatice Sultan Arif Erkin Güzelbeyoğlu Piri Mehmet Paşa Sema Keçik Daye Hatun Filiz Ahmet Nigar Kalfa Nihan Büyükağaç Gülşah Selim Bayraktar Sümbül Muhteşem Yüzyıl Dizisi Oyuncuları   Halit Ergenç Kanuni Sultan Süleyman Meryem Sarah Uzerli Hürrem Okan Yalabık İbrahim Nebahat Çehre Valide Sultan Selma Ergeç Hatice Sultan Nur Aysan Mahidevran Muhteşem Yüzyıl Osmanlı İmparatorluğu'nun altın yılları bir televizyon dizisinde yeniden hayat buluyor. Kanuni Sultan Süleyman'ın hayatı, tüm görkemiyle evlerinize konuk olmaya hazırlanıyor. Hırsı, aşkları, savaşları ve tüm mücadelesi ile  dönemi yaşamaya hazır olun.    Şehzade Süleyman, en yakın adamı Pargalı İbrahim ile birlikte &c... Devamı

30 01 2011

Beni vurmaya kalktıkları yerden yara almam

Beni vurmaya kalktıkları yerden yara almam EZGİ BAŞARAN Radikal; 29/01/2011 Haftalarca tartışıldı 'Muhteşem Yüzyıl' dizisi. Atalarımıza dil uzatıyor diye RTÜK'e rekor sayıda şikâyet dilekçesi gitti. Siyasetçiler yayından kalkması gerektiğini söyledi, tarikat liderleri televizyondan tehdit savurdu. Artık korumasız dolaşamayan dizinin senaristi Meral Okay anlatıyor Son birkaç haftanız nasıl geçti? En büyük sıkıntı suskunluktu. Niye susmak zorunda kaldınız? Çünkü o ateşin ortasına o üslupla düşmemek lazım. Tartışmanın şekli makul değildi. Her şey sürreel gelişti. Şirazesinden çıkmıştı her şey. Akıl, mantık, vicdan bağlamlarında koparılmış bir hezeyanla karşı karşıyasınız. Şaşırdınız mı? Oranının bu boyutta olacağını tahmin etmemiştim. Tabii ki eleştiri olacaktır çünkü tarihi dizi bugüne kadar içine girilmemiş bir alandı. Her yeni işin getireceği yaratacağı kadar bir tartışma olur, eleştirilere de cevap verilir diye düşünüyordum. Daha dizinin fragmanları dönerken gayet organize bir biçimde bir infial yaratıldı. Yani benim cehennemim aslında dizi daha yayına çıkmadan 10 gün evvel başlamıştı. Nasıl bir cehennem? Aralıksız telefonlar, faks, e-mail, yapımcıya ve bana yönelik tehditler… Tehditlerin içeriği nedir? Gururumuzla oynadınız, bizim atalarımız şarap içmez, kadın düşkünü değildir gibi. Böyle organize bir kampanya yürüdü. Bu tehditler geldiğinde siz, yapım şirketi, oyuncular aranızda ne konuşuyorsunuz, ne oluyor? Bir taraftan bunlar olurken öbür taraftan da 300 kişi işini yapmaya çalışıyor. Çünkü yayına çıkacak olan bir dizi var. Tehditlerden sonra arkadaşlarım güvenlik kordonu içerisinde iş yapmaya çalıştılar. ... Devamı

06 01 2011

Devlet, Samanyolu TV’yi psikolojik savaşta kullanıyor

Devlet, Samanyolu TV’yi psikolojik savaşta kullanıyor |  görsel 1

BÜYÜK YALAN: TÜRBAN Günlerdir şehit olan polisleri, yakalanan PKK’lıları, dünya ekonomilerindeki dengesizlikleri bunun Türkiye ekonomisine ve Türk Ulusuna etkisinin tartışılacağı bir durumda tek bir şey tüm gündemi sarmış durumda... Haftalardır tartışma programlarının, üniversite rektörlerinin, avukatların, savcıların, yargıçların, vekillerin tek bir gündemi var. İşte Türkiye’de bir kanalın erkek spikerinin bile canlı yayında on beş yıldır süren bu tartışmadan bıktığını söyleyip bir yemeni ile bağlama şekli göstermesine kadar uzanan konunun adı: Türban. Bu konuda herkesin söyleyeceği olduğuna göre, elbette bizde gündemdeki siyasetin pusulasını belirleyen konu hakkında bir kaç araştırma yazısının notlarıyla bir sistem oluşturup arkasındaki nedenleri araştırmayla gideceğiz. Öncelikle sorularımıza cevap arayalım. Türban Nedir? Her ne kadar İslam Dini’nin önemli bir unsuru gibi gösterilmeye çalışılsa da günümüz şekli türban ve ismi kırk yıl öncelerine kadar dayanmaktadır. Yapılan araştırmalar sonucu, türbanın şekil ve isim sahibinin Lübnanlı Şii lideri Hacetülislam Musa Sadr olduğu ve bunun o dönemde savaş nedeniyle Şii kadınlarının Filistin Gerillalarından korunmaya yönelik olduğu belirlenmiştir. Hacetülislam Musa Sadr, 1975'te yaptığı açıklamada bu türban modelini bizzat hazırladığını söyleyecek ve ilhamını Batı dünyasının kilise resimlerinden ve Lübnan'daki Katolik rahibelerin kullandıkları örtüden aldım diyecektir. Türk Tarihi’ndeki Kadın Giyimi Nasıldır? Tarihin en başından alıp gelirsek ve konuyu toplum boyutunda incelersek göreceğimiz bazı noktalar, insanların kafasındaki soru işaretlerini silmiş olacaktır. İnsan memeli canlılar içinde tek çıplak doğup... Devamı

06 01 2011

Binnaz Toprak: AKP'nin otoriterleşmesinden rahatsızım

Alevilik tasavvufi yorum, Caferilik mehep T24 - Önümüzdeki ders yılında öğrencilerin hayatına 6’ncı sınıftan 12’nci sınıfa kadar “Alevilik, Cemevi, Cem çeşitleri, Caferilik, Ehl-i Beyt, Aşure, Musahiplik, Semah, Kerbela” gibi kavramlar girecek. Din dersi kitaplarında, “Alevilik tasavvufi yorum, Caferilik mezhep” olarak yer alacak. Aleviliğin bir kolu olan Nusayrilik de kitaplara girdi. Hükümetin başlattığı “Alevi Açılımı”nın en önemli adımı önümüzdeki ders yılında atılacak. Din dersi kitaplarına, “Alevilik tasavvufi yorum, Caferilik mezhep” olarak giriyor. Talim Terbiye Kurulu, 6-12’nci sınıf din ve ahlak bilgisi derslerine girecek “açılım” konularını belirledi.Hürriyet gazetesinde yayımlanan haber şöyle: Kerbela ve aşure Devlet Bakanı Faruk Çelik’in tamamladığı “Alevi Açılımı’nın en önemli ayağını Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu hayata geçirecek. Öğrencilerin hayatına 6’ncı sınıftan itibaren 12’nci sınıfa kadar “Alevilik, Cemevi, Cem çeşitleri, Caferilik, Ehl-i Beyt, Aşure, Musahiplik, Semah, Kerbela” gibi kavramlar girecek. Din kültürü ve ahlak bilgisi derslerindeki en büyük yeniliklerden biri de Aleviliğin bir kolu olarak tanımlanan “Nusayrilik”in de yer alması oldu. İşte ders kitaplarındaki “açılım” konuları: Hz. Ali üzerinden 6’ncı sınıf müfredatında, İslam’ın sakınılmasını istediği bazı davranışlar sayılırken Hazreti Ali, Hüseyin, Cafer Sadık ve Hacı Bektaş-ı Veli’nin bu konudaki sözleri yer alacak. Oruç ibadeti işlenirken, Hazreti Ali’nin “Ramazan ayında oruç tutmak, aza... Devamı

05 01 2011

Altın Koza'da ödüller sahiplerini buldu

Adana Büyükşehir Belediyesi tarafından, "Altın Koza Adana'dan Dünyaya Gülümsüyor" sloganıyla bu yıl 17.'si organize edilen Altın Koza Uluslararası Film Festivali'nde ödüller sahibini buldu. 25.09.2010 23:32 (İHA) - Oktay Kaynarca ve Öykü Serter'in sunuculuğunu yaptığı 'Büyük Ödül Töreni', Merkez Park Amfi Tiyatro'da gerçekleştirildi. 'Kırmızı Halı Yürüyüşü' ile başlayan etkinlikler kapsamında 'Uzun Metrajlı Ulusal Film Yarışması' ile 'Öğrenci Filmleri Yarışması'nda dereceye giren isimlere ödülleri dağıtıldı. Buna göre Uzun Metrajlı Ulusal Film Yarışması'nda En İyi Film Ödülü'nü yönetmenliğini Semih Kaplanoğlu'nun yaptığı "Bal" aldı. Film Sinema Yazarları Derneği (SİYAD) En İyi Film Ödülü'nü de almaya hak kazandı. Jüri Yılmaz Güney Özel Ödülü'nü Nesli Çölgeçen'in yönettiği 'Denizden Gelen' aldı. Adana İzleyicisi (Halk) Jürisi Özel Ödülü, Levent Semerci'nin yönettiği 'Nefes: Vatan Sağolsun' isimli filme gitti. En İyi Yönetmen Ödülü, Kavşak filmiyle 'Selim Demirdelen' ve 'Nefes: Vatan Sağolsun' filmiyle Levent Semerci arasında paylaştırılırken; jüri ayrıca, Bal filminin küçük oyuncusu Bora Altaş'a da 'Jüri Özel Ödülü' verdi. '17. Altın Koza Uluslararası Film Festivali'nde ödüle layık görülenlerin isimleri ve aldıkları ödüllerin kategorileri şöyle gerçekleşti: "En İyi Film Ödülü: Bal / Yönetmen: Semih Kaplanoğlu Yılmaz Güney Özel Ödülü: Denizden Gelen / Yönetmen: Nesli Çölg... Devamı

05 01 2011

Altın Portakal'ın en iyisi "Çoğunluk"

Altın Portakal'ın en iyisi "Çoğunluk" 47. Antalya Altın Portakal Film Festivali ödülleri düzenlenen kapanış töreniyle sahiplerini buldu. Seren Yüce'nin 'Çoğunluk' adlı filmi en iyi yönetmen ve en iyi film ödüllerinin sahibi oldu. 15.10.2010 10:31   NTVMSNBC 47. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali'nde tüm dallarda ödül kazanan sanatçılar ve eserler açıklandı.    Türkiye'nin en uzun soluklu sanat etkinliği olan Altın Portakal Film Festivali'nin 47'ncisi Cam Piramit Sabancı Kongre ve Fuar Merkezi'nde düzenlenen Kapanış ve Ödül Töreni ile sona erdi.    Seren Yüce'nin 'Çoğunluk' filmi en iyi yönetmen ve en iyi film ödüllerinin sahibi oldu.        En iyi belgesel ödülünü 'Anadolu'nun Son Göçerleri' belgeseliyle Yüksel Aksu'nun kazandığı gecede, en iyi yardımcı erkek oyuncu, 'Kavşak' filmiyle Cengiz Bozkurt ve 'Saç' filmiyle Rıza Akın seçildi.    En iyi yardımcı kadın oyuncu ödülü 'Kağıt' filmiyle Ayşen Gruda'ya giderken, en iyi görüntü yönetmeni ödülü de 'Saç' ve 'Gişe Memuru' filmleriyle Ercan Özkan'ın oldu.    En iyi erkek oyuncu ödülü 'Gişe Memuru' filmiyle Serkan Ercan ve 'Çoğunluk' filmiyle Bartu Küçükçağlayan arasında paylaştırıldı.    En iyi kadın oyuncu ödülü ise 'Sinyora Enrica ile İtalyan Olmak' filmindeki rolüyle Claudia Cardinale'ye verildi. Törende bulunmayan Cardinale'ye kazandığı ödül t... Devamı

05 01 2011

Türk sineması rekor peşinde

Türk sineması rekor peşinde Gişede uzun yıllar Amerikan filmlerinin gerisinde kalan yerli yapımlar, artık seyirciden ilgi görüyor. Genç kuşak yönetmenlerin yurt dışındaki festivallerde gösterdiği başarı ve yerli film sayısındaki artış, Türk sinemasının fetret dönemini geride bıraktığının bir işareti olarak görülüyor. 30.10.2010 11:38   ZAMAN Bu yıl Türk yapımı 40 filmin izleyicisi 15 milyonu bulurken 147 yabancı filmi 13 milyon kişi seyretti. Hollywood filmlerinin pazardaki payı yüzde 50'lerin altına geriledi. Sinema sektörü temsilcileri, Türk sinemasındaki bu büyümede Kültür Bakanlığı'nın parasal desteğinin ve büyük şirketlerin sponsorluklarının önemli bir yeri olduğuna dikkat çekiyor. Sinema tarihçisi Giovianni Scognamillo, "Hükümetle sinema hiç olmadığı kadar barışık" derken Sinema Yazarları Derneği (SİYAD) Başkanı Murat Özer, yerli film sayısındaki artışta dijital teknolojinin gelişmesinin önemli bir etken olduğunu düşünüyor.    İddialı filmler hasılatı artıracak    İki yıl önce 48 yerli yapımı 23 milyon seyirci izlemişti. Bu rakam Ocak-Eylül 2010 tarihleri arasında 15 milyona ulaştı. Kasım ayı içerisinde gösterime girecek "Av Mevsimi" ve "New York'ta Beş Minare" filmleri ile aralık ayının son haftasında gösterilecek "Kurtlar Vadisi Filistin"in de muhtemel gişelerini hesap edersek, bu yıl yeni bir rekor kırılacak gibi gözüküyor. Yine 70'i geçmesi beklenen filmden, yaklaşık 25 milyon civarında seyirci ve 350 milyonluk hasılat bekleniyor.    Yıl sonunda toplam 75 yerli filmin seyirciyle buluşacağını açıklayan Kültür Bakanlığı Telif Hakları ve Sinema Genel Mü... Devamı

05 01 2011

"Söyleyecek sözüm yok, çekecek filmlerim var"

"Söyleyecek sözüm yok, çekecek filmlerim var" Muhsin Bey, Fahriye Abla, Banker Bilo, Çiçek Abbas, İffet, Eşkıya... Yavuz Turgul'un senaryolarını yazdığı ve yönettiği unutulmaz filmlerden ilk akla gelenler. Şimdi yeni filmi "Av Mevsimi" beyazperdede. Onun dışında herkes bu filmi heyecanla bekliyor. Turgul, "Ben mucizeler yaratan bir adam değilim" diyor, "ahkâm kesmekten de keyif almıyorum. Söyleyecek sözüm yok, yalnızca çekecek filmlerim var." 29.11.2010 09:34   CUMHURİYET   Ali Deniz Uslu   Cumhuriyet-Dergi - Yavuz Turgul, yönetmen ve senarist. Hepimizin içine dokunan pek çok filmde onun imzası var. Muhsin Bey, Fahriye Abla, Banker Bilo, Çiçek Abbas, İffet, Tosun Paşa, Erkek Güzeli Sefil Bilo, Hababam Sınıfı Güle Güle, Aşk Filmlerinin Unutulmaz Yönetmeni, Gölge Oyunu, Gönül Yarası, Kabadayı ve elbette Eşkıya... Unutulmaz onlarca film, ulusal ve uluslararası ödüller. O, Türk sinema tarihinin en önemli figürlerinden. Şener Şen ile ortaklığından sinema harikaları yaratan Turgul, son filminde de Şen’le birlikte. Onlara Cem Yılmaz yoldaşlık ediyor. “Gönül Yarası”ndan tam altı yıl sonra yönetmen koltuğuna oturan Turgul, filmin senaryosunu altı yılda tamamladı, 51 günde çekti. Av Mevsimi’nde Şen ve Yılmaz’ın yanı sıra Çetin Tekindor, Melisa Sözen ve Okan Yalabık rol alıyor. Filmde bir cinayet araştırması sırasında hayatları altüst olan üç polisin hikâyesi anlatılıyor.   Yavuz Turgul zor bir adam. Onunla konuşmak cesaret istiyor. Ama tersliğinden değil sert tavrı, ona göre bu bir mizaç meselesi. Hem derdini filmlerinde anlattığını ve ahkâm kesmekten hoşlanmadığını sö... Devamı

05 01 2011

Sinema altın yılını yaşadı

Sinema altın yılını yaşadı Gelişmesini hızla sürdüren Türk sineması, 2010'da seyirci ve gişe rakamları açısından son 20 yılın zirvesine ulaştı. 30.12.2010 10:42 ANKARA (A.A) -       Yerli ve yabancı yapımların birbiri ardında vizyona girdiği 2010 yılında Türk sineması gişe ve seyirci sayısı açısından altın yılını yaşadı. Bu yıl 66'sı yerli olmak üzere 243 film beyaz perdeye gelirken, toplam seyirci sayısı son 20 yılın zirvesini görerek 40 milyonu geçti. Gişe rakamları da yerli film yapımcılarının yüzünü güldürdü.      2010 yılında toplam seyirci sayısı 40 milyon 714 bin 451'e ulaşırken, toplam gişe hasılatı da 375 milyon 780 bin 953 TL oldu.      Telif Hakları ve Sinema Genel Müdürü Abdurrahman Çelik, gişe ve seyirci sayısı açısından oldukça iyi bir yıl geçirdiklerini belirterek, Türk sinemasının da son dönemde Avrupa'da yıldızı parlayan bir sektör haline geldiğini söyledi.      Kültür ve Turizm Bakanlığı olarak sektörün önünü açacak her türlü çabayı harcadıklarını kaydeden Çelik, sinemadaki başarının artmasında film sektöründeki gelişmenin de etkili olduğunu bildirdi.      Finlandiya, Polonya, Hollanda, Almanya, Endonezya, Tacikistan, ABD (Miami, New York), Kanada (Montreal ve Toronto), Ukrayna, Hindistan, Katar, Cezayir, Malezya, Bosna Hersek, Kanada, Rusya, Londra, Mumbai, Bangkok, Frankfurt, Çin ve Danimarka'da bu yıl başarılı geçen ''Türk Film Haftaları'' düzenlendiğini anımsatan Çelik, Amerikan Film Market'e katılım sağlandığını, Cannes ve Berlin film festivallerinde Türkiye standı açıldığını kaydett... Devamı

05 01 2011

Kıskanmak: Kocamı Elimden Alanı Hapse Yollarım...

Kıskanmak: Kocamı Elimden Alanı Hapse Yollarım... |  görsel 1

Kıskanmak: Kocamı Elimden Alanı Hapse Yollarım... Zeki Demirkubuz'un tüm filmografisine hakim olan izleği (öfke ve kin duygusunun tutkulu biçimde yön verdiği kötü kadın karakterlerin ve zaaflarına yenilen erkeklerin öyküsü) bu kez hem bir dönem filmi hem de bir roman uyarlamasında yorumlaması onun auteur kimliği ile uyumlu bir adımdır. Gül YAŞARTÜRK gulyasarturk@hotmail.com   İstanbul - BİA Haber Merkezi 12 Aralık 2009, Cumartesi         Nahit Sırrı Örik'in ilk romanı olan "Kıskanmak" 1937 yılında Tan gazetesinde basılır kitap olarak yayınlanması ise 1946 yılında gerçekleşir. Roman genel olarak Seniha ve ağabeyi Halit'in ilişkileri üzerine temellenir. Seniha çirkindir Halit güzel, çocukluklarından beri aileleri için daima Halit ve onun geleceği ön planda olmuş tüm yatırımlar Halit'e yapılmıştır. Seniha ne okula gider ne de aşık olduğu komşusunun oğlu Cemil Şevket'le evlenebilir. Tüm bunlar Seniha'nın ağabeyine duyduğu öfke ve kıskançlığın temel dinamikleridir. Halit gençliği boyunca çok çapkındır eğlencesine düşkün bir adamdır. Kendisinden 15 yaş küçük Mükerrem'le sakin bir hayat yaşamak için evlenir. Film, Halit ve Mükerrem'in evliliklerinden sonrasını başlangıç olarak alır kendisine. Mükerrem, Halit ve Seniha'nın katıldığı bir Cumhuriyet balosu ile açılır. Taşra eşrafının eşleri bir masada toplanmış mekana yeni gelen Nüzhet hakkında dedikodu yaparlar. Sahne Amerika'da bir banliyöde geçen "Little Children" filmini anımsatır. Sarah ve diğer kadınların parka gelen Todd'u gözledikler ona olan arzularını konuşurlar. Masadaki Mükerrem'in tavrı da Sarah'ın ta... Devamı

05 01 2011

Av Mevsimi'nin Kadınlık Halleri: Filler Tepişirken Çimenler

Av Mevsimi'nin Kadınlık Halleri: Filler Tepişirken Çimenler  |  görsel 1

GÜL YAŞARTÜRK'TEN Av Mevsimi'nin Kadınlık Halleri: Filler Tepişirken Çimenler Ezilir Av Mevsimi izleyicisine, kadınlara duyulan "zaaf" ne kadar kontrol altına alınırsa o kadar makul bir hayat yaşanacağı önermesini sunuyor. Gül YAŞARTÜRK gulyasarturk@hotmail.com   İstanbul - BİA Haber Merkezi 18 Aralık 2010, Cumartesi         Yavuz Turgul'un son filmi Av Mevsimi üzerine yazılan pek çok eleştiri Cüneyt Cebenoyan'ın "kötü patriyarklara karşı iyi patriyarkların kayrıldığı bir dünyadayız" (1)sözleriyle dikkat çektiği gibi erkek egemen atmosfere vurgu yaptılar. Ancak hemen her gün kadına yönelik tecavüz, taciz ve cinayet haberiyle karşılaştığımızı göz önüne alırsak filmin erkek egemen atmosferine daha yakından bakmak gerektiğini düşünüyorum. Söz konusu bakış, filmin Cem Yılmaz'ın canlandırdığı İdris karakterinin "sempatikliği"nin, ne kadar tehlikeli bir temsil olduğunu ortaya koyma amacını taşıyor. Yavuz Turgul önceki filmi Gönül Yarası'nda da (2004) Dünya ve Halil karakteri üzerinden benzer bir erkek egemen dünya çizmişti. Gönül Yarası'nda Halil'in Dünya'ya duyduğu "aşk" ve "zaaf" gibi nedenlerle önce Dünya'yı, ardından kendisini öldürmesi söz konusu erkek egemen dünyanın temel dinamiklerinin göz ardı edilmesine neden oluyordu. Av Mevsimi, anlatısını hem Ferman'ın hem İdris'in hem de Hasan'ın hayatlarındaki kadınlarla ilişkileri üzerine kuruyor. Öykü ilerledikçe Battal Çolakzade'nin eşiyle ilişkisi de ilişki zincirine ekleniyor. Filmin dört erkek karakterinden eşiyle en sağlıklı ilişkisi olan F... Devamı

05 01 2011

ZEYNEP TÜL AKBAL SUALP YAZDI2010'da Türkiye Sineması: Biz Ha

2010'da Türkiye Sineması: Biz Hala "Böyle İyi" miyiz? Bu yıl da gösterime giren 62 yerli filmin seyirciyle hakkını vererek buluşamayan önemli bir kısmı festival gösterimlerinden sonra salonlarda gösterim sırası beklediler ve pek çoğu salonda birkaç hafta kalabildiler. ZEYNEP TÜL AKBAL SUALP   İstanbul - BİA Haber Merkezi 01 Ocak 2011, Cumartesi   Artık Türkiye sinemasının bir yılını kısaca değerlendirmeye kalkmak zorlaştı. Bu hayra alamet midir? Buna cevap vermek zor. Zombi filminden romantik komediye, aksiyondan dönem filmlerine, hatta kendi başına bir Atatürk türüne kadar uzanan tür sinemaları, 60'lı 70'li yıllardakine benzer çoğunlukların izlediği eğlence sineması gişede yabancı filmleri zorlayan çıkışlar yapıyor ve dünyanın ilgisini çekiyor. Adını koymanın bir dert olduğu genel geçer ifade ile adlandırabileceğimiz "sanat" ya da "bağımsız filmler"den oluşan bir diğer Türkiye sineması bir yandan festivallerden ödüller alıyor bir yandan da seyircisine aynı oranda buluşamıyor. Sanat ya da bağımsız sinema tanımlarının belirsizlikleri bugünkü film üretim biçimleri ile ilişkisi hayli karmaşık. Ama bu filmleri birbirleri ile yan yana aynı kategoride değerlendirmekteyiz. Yani bir Min Dit ve veya Press filmi ile festivallere katılan Kosmos, Bal, Pus, Kıskanmak gibi filimler ya da Gölgeler ve Suretler'le Çakal, Gişe Memuru ya da Kâğıt filmleri de aynı genelleyen başlık altında ele alınıyor. Burada uzun uzun bağımsız sinema nedir, film üretim ilişkileri bir filmi değerlendirirken niye önemlidir gibi meselelere girmeyeceğim ama öncelikle bu sınıflandırma meselesinin bir sorun olduğunu belirtmek zorundayım. Bu yıl da çok sayıda film üretildi. Antrakt Sinema Gazetesi&... Devamı

28 10 2010

MİZAHHABER 2007 YILLIĞI

MİZAHHABER 2007 YILLIĞI 2007 yılında mizah ve karikatür dünyasında neler oldu?   * MİZAHHABER adlı mizah dünyasından anında haberler veren bu özgür ve bağımsız blog 1 Temmuz 2007 günü yayına geçti ve 31 Aralık 2007’de dopdolu, dinamik ve heyecanlı bir 6 ayı geride bıraktı. Bu yıl içinde haberler bölümüyle daha aktif hale gelen Karikatürcüler derneği sitesi, Erdoğan Karayel’in uluslararası bir çizgiye oturttuğu Don Quichotte sitesi, Akdağ Saydut’un Mizah ve Çizgi’si, İsmail Kar'ın Karcomic'i, Sevdakar Çelik’in Mizah ve Şiir’i, Raşit Yakalı’nın Karikatür Okulu blogu, Karikatürevi ve Karikanet ve daha adını sayamadığımız mizah dünyasından haberler veren pek çok blog ve siteyle yahoo’da yer alan Karikatürcüler grubu kişisel olmaktan çıktıkları ölçüde mizahımıza önemli iletişim katkıları sağladılar. * 2007 yılı ülkemiz medyasında karikatür ve mizah açısından parlak bir yıl olmadı. 2000’li yılların başından beri karikatürü her geçen yıl biraz daha dışlayan günlük gazeteler bu yıl içersinde karikatüre ve karikatürcüye ayırdıkları yeri biraz daha azalttılar. Doğan grubunun gazetelerinden Posta tek çizeri olan Erdal Alay’ı, Radikal’de siyasi anlamdaki bantlarıyla tek muhalif çizeri diyebileceğimiz Emre Ulaş’ı 2007 yılı içersinde işten çıkarttılar. Mizahhaber’in 1 Temmuz 2007’de yayına geçtiği döneme denk gelen bu işten çıkarmalar ilk kez MİZAHHABER tarafından medyaya ve mizah dünyasına duyuruldu. Vatan Gazetesi de 2007’de birinci sayfa çizeri Birol Bayram’la yollarını ayırdı. Birol Bayram Akşam’da çizmeye başladı. * 2007 yılı karikatür&uu... Devamı

28 10 2010

MİZAHHABER 2008 YILLIĞI

MİZAHHABER 2008 YILLIĞI 2008 yılında mizah ve karikatür dünyasında neler oldu? * Öncelikle 2008 yılında mizah adına bir fiyaskoyla başlayalım söze… 2008 Yılı bilindiği ya da “bilinmediği” gibi “Nasreddin Hoca Yılı” ilan edilmişti. Doğumu 1208 kabul edilen Nasreddin Hocamızın 800. yaşı nedeniyle Unesco tarafından ilan edilen bu “uluslararası” yıl ne yazık ki “güdük” kaldı! Akşehir’de onca hazırlığa rağmen ses getiren bir Nasreddin Hoca Şenliği yapılamadı. Tam tersine fıkra kahramanımız “Nasreddin Hoca” yı da “Camii Hocası” yapma yolunda epeyce girişim sergilendi. Başta Akşehir Belediyesi olmak üzere Nasreddin Hoca Turizm Derneği ve Türk medyası bu sınavı başarıyla veremedi. Balkanların, Rus Cumhuriyetlerinin, Arap ülkelerinin yani çevremizi saran nerdeyse tüm ülkelerin bizden daha başarılı bir şekilde sahip çıktıkları “Nasreddin Hoca” adına 2008 yılında ülkemizde açılan sergiler ve anma toplantıları da yeterli değildi. Böylece derneğiyle, belediyesiyle, mizah dergisiyle, karikatürcüsü ve mizahçısıyla yani el birliği yaparak “Uluslararası Mizah Yılı”na dönüşebilecek bir koca yılı da ülke olarak ıskalamış olduk. 2008 yılında Frankfurt Kitap Fuarına “TÜRKİYE” olarak konuk ülke olmayı nasıl yüzümüze-gözümüze bulaştırdıysak, “Nasreddin Hoca Yılı” nı da aynı şekilde beceremedik ne yazık ki… * 19 Ocak 2008’de Adana’da ilk kez yapılan Çukurova Tüyap Kitap Fuarı'nda Gırgır dergisinin “Çiçeği Burnunda Çizerleri”nin buluşması gerçekleşti. Bir Oğuz Aral formülü olan Çiçeği Burnunda’ların pek çoğu bu toplantıya gidemese de yürekleri orad... Devamı

28 10 2010

MİZAHHABER 2009 YILLIĞI

MİZAHHABER 2009 YILLIĞI 2009 yılında mizah ve karikatür dünyasında neler oldu? MİZAHHABER'i yakından takip edenler anımsayacaktır; 2007 ve 2008 yıllıklarını epeyce kapsamlı hazırlamıştık. Ama inanın 2009 yılına dair kapsamlı bir çalışma yapmak pek de kolay olmadı. Zira 2009 yılı mizah ve karikatür dünyası açısından çok da parlak geçmedi diyebiliriz. Ne de olsa "asabi" bir Başbakanın ülkesi burası. Mizah epeydir sansür sancıları yaşıyor. Bu durum 2009'da da sürdü, gitti. Var olan mizah dergileri; Leman, Penguen, Uykusuz, Gırgır ve kendisini "İslamcı mizah dergisi" olarak niteleyip sadece "muhalefete muhalefet yaparak" adeta tersten mizah tarihine geçen aylık dergi Cafcaf 2009'da da yayınlarına devam ettiler. 2009'DA ÇIKAN 5 MİZAH DERGİSİ DE KISA SÜREDE KAPANDI!.. Ancak 2009 yılı içersinde yayınlanmaya başlayan 5 mizah dergisi de ne yazık ki 2009'u çıkaramadı...Ömürleri oldukça kısa süren bu dergiler çıkış sırasıyla: EKMEK, DELİDOLU, ŞARLO, CİCİ ve son olarak yıl sonlarında çıkan ama kendinden önceki kısa ömürlü dergilerden zerre kadar ders almadığı belli olan, oldukça başarısız bir deneyim MÜEBBET MUHABBET... Bu 5 dergiden 4'ü haftalık, Şarlo dergisi ise aylık olarak yayınlanmıştı. Bu dergilerin başarısızlıktaki ortak noktası; varolan iyi satışlı bir dergiden koparak çıkmamaları, iyi bir hazırlık süreci geçirmeden apar topar yayınlanmaları, mizah adına yeni birşey söyleyemeyip, mizah adına verimli olamamaları, dağıtım tekelinden kaynaklanan çok önemli sorunlarla baş edememeleri, sermaye yetersizlikleri ve varolan dergilerin aslında kötü birer benzerleri olmaları... Mizah dergiciliğimiz zaten tıkanmış durumdayken bu durumu iyi incelemeden dergi &c... Devamı

16 05 2010

Doğaçlama tekniğiyle film

Yeni teknoloji yeni sinema Doğaçlama, stop motion, şimdi de 3D. Türk sinemasının anlatım tekniği çoğalıyor. Eksikliklere karşın Türkiye’nin dünya standartlarını anlatım tekniği, teknolojik altyapı ve yetişmiş insan gücüyle yakaladığı iddia ediliyor. Yine de Amerika'da bile yüksek maliyet nedeniyle pek tercih edilmeyen 3D’nin Türkiye macerasını kestirmek zor. ZUHAL AYTOLUN Teknik ve içerik anlamında çeşitlenen Türk sineması yeni dönemde oldukça iddialı. Doğaçlama filmiyle Amerikalı yönetmen Theron Patterson, Türkiye’nin ilk üç boyutlu filmi Cehennem’in çekimlerine başlayan Biray Dalkıran son dönemde Türk sinemasındaki hareketlenmenin son örneklerinden. Bu rüzgârdan hareketle Kadir Has Üniversitesi de bu yıl on birincisini düzenlediği Türk Film Araştırmalarında Yeni Yönelimler Konferansı’nda “Sinema ve Yeni”yi tartışmaya açtı geçen hafta. Biz de sinema teknolojilerine dair Theron Patterson, Biray Dalkıran ve stop motion tekniğiyle film çeken Özlem Akın’a yönelttik sorularımızı. Kadir Has Üniversitesi’nden Prof. Dr. Deniz Bayrakdar ile Sinema TV bölümü öğretim üyeleri Murat Akser ve Melis Behlil de ortak olarak yeni dönem Türk sineması hakkındaki görüşlerini paylaştı bizimle. - Bu yıl başlık olarak Sinema ve Yeni’yi tercih etmenizin nedeni nedir? Nasıl gelişmeler oluyor Türk sinemasında? - “Türkiye’de yeni bir sinemadan bahsedebilir miyiz, gerçekten yeni mi üretilen filmler?” sorularından yola çıktık. Sinema ve yeni teması aslında Türk sinemasında 1990 yılından beri olan dönüşümle ilgili. Yeni akımlar, yeni üretim biçimleri ve yeni teknolojiler var. Yeni bir ü... Devamı