Türk filmleri Hollywood'u solluyor mu?
Her yıl ortalama 19 milyon kişinin sinemaya gittiği Türkiye’de, geçmişte 2-2,5 milyon seyirci bulan Türk filmleri, artık 6-10 milyon kişiyi salonlara çekiyor.
Toplamda yabancı filmlerin izlenme sayıları fazla olsa da gösterilen film adedi açısından yerli film başına düşen izleyici sayısı yabancı yapımları aşmaya başlıyor.
Dünyadaki ekonomik krizin sinemayı gelecek yıl nasıl etkileyeceği tartışılırken, Türkiye’deki sinemaların durumu, seyircilerin yıllar içindeki talepleri ve çekilen film sayılarına dair istatistiklerle kendini gösteriyor.
Derlenen bilgiler, Türkiye’de "belirli bir sinema seyircisi kitlesi" ile yerli filmlerle yabancılar arasında rekabetin oluşmaya başladığını gösteriyor.
Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) çıkardığı "Kültür İstatistikleri 2007" verilerine göre, sinema salonları, geçen yıl 20 milyon 659 bin 569, 2006’da 23 milyon 512 bin 599, 2005’te 18 milyon izleyici çekti. Bu rakam, 2004’te 18 milyon 670 bin, 2003’te 14 milyon 500 bin, 2002’de 15 milyon 400 bin, 2001’de 16 milyon 905 bin, 2000’de 17 milyon 86 bin, 1997’de de 11 milyon 344 bin civarında oldu.
TÜİK’in 1997-2007 verileri, sinemaya her yıl ortalama 19 milyon, yabancı filmlere 12-13 milyon arasında seyirci gittiğini ortaya koyuyor. Özellikle son iki yılda sinema seyircisi sayısının 20 milyonu aştığı görülüyor. Aynı verilere göre, yerli film izleme sayısı, Türk filmlerinin artmasına paralel son yıllarda artışa geçti. Yerli yapımlara 1997-2003 arasında her yıl ortalama 2-2,5 milyon kişi talep gösterirken, bu rakam 2004 ve 2005’te 6’şar milyona, 2006’da 10 milyona, 2007’de 7 milyona yükseldi.
-TÜRK FİLMLERİ HOLLYWOOD’U SOLLUYOR MU?-
Türkiye’de geçen yıl, toplam 210 film gösterime girdi. Sinema salonlarında 28 bin 733 defa gösterilen bu filmler, 20 milyon 659 bin 569 izleyici çekti. İzleyicilerin 4’te 1’ini İstanbullular oluşturdu. Yaklaşık 13 milyon kişinin yaşadığı İstanbul’da sinema salonlarına geçen yıl 5 milyon 758 bin 346, Ankara’da 2 milyon 845 bin, İzmir’de 2 milyon 219 bin 436, Bursa’da 1 milyon 588 bin 443 seyirci gitti.
Bunun yanında, "300 Spartalı", "Harry Potter ve Zümrüdüanka Yoldaşlığı", "Elizabet: Altın Çağ", "Karayip Korsanları: Dünyanın Sonu" gibi aralarında büyük bütçeli Hollywood yapımlarının yer aldığı 167 yapımla yarışan 43 Türk filmi, 2007 yılında sinema salonlarında toplamda 8 bin 340 defa görücüye çıktı ve 7 milyon 712 bin 626 seyirci topladı. Yabancı yapımları izleyenlerin sayısı ise 12 milyon 946 bin 943 oldu.
Seyirci sayıları her ne kadar yabancı filmlere ilginin fazla olduğunu gösterse de film sayısına göre oranlama yapıldığında, Türk filmlerinin izleyici sayısı daha yükseklere tekabül ediyor.
-2 MİLYON İSTANBULLU YERLİ YAPIMLARI SEYRETTİ-
Geçen yılın yerli yapımları arasında, 60. Cannes Film Festivali’nde en iyi senaryo ödülünü kazanan Fatih Akın’ın yönettiği "Yaşamın Kıyısında", Abdullah Oğuz’un uzun süre konuşulacak filmi "Mutluluk", Yavuz Turgul’un yönettiği, Türk sinemasının duayenlerinden Şener Şen’i tekrar beyazperdeyle buluşturan "Kabadayı", Mahsun Kırmızıgül’ün ilk kez yönetmenliğe soyunduğu ve sinema salonlarında gişe rekorları kıran "Beyaz Melek", Semih Kaplanoğlu’nun ödüllere doymayan "Yumurta"filmi ile "Zeynep’in Sekiz Günü" gibi festivallerde Türkiye’nin yüzünü güldüren filmler de yer aldı.
Öte yandan, veriler, yerli yapımların yaklaşık 3’te 1’ini İstanbulluların izlediğini ortaya çıkarıyor. İstanbul’da yerli yapımları 2 milyon 14 bin 797 kişi, Ankara’da 934 bin 571 kişi, İzmir’de 784 bin 990 kişi sinema salonlarında izledi.
Veriler, 2006 yılında vizyona giren yaklaşık 237 filmi de toplam 23 milyon 512 bin 599 kişinin izlediğini gösteriyor. Bunlar arasında, 34 yerli yapım 10 milyon 838 bin 617, yabancı filmler 12 milyon 673 bin 982 seyirci çekti. Benzer şekilde 2005 yılında vizyona giren 221 filmin seyirci sayısı 18 milyon bin 466 olurken, 27 yerli yapımı 6 milyon 795 bin 791 seyirci tercih etti.
-TÜRK SİNEMASININ YÜKSELİŞ TARİHİ-
Veriler, on yıllık dönemde, Türk filmlerinin sayısı ve izlenirliğinin de ciddi biçimde arttığını kanıtlıyor. "Büyük çöküşü" 1980’lerde yaşayan Türk sineması, 1996’da silkinmeye başlamış, bu yıl vizyona giren "Eşkiya", 2,5 milyon kişilik hasılata ulaşarak, o dönem için büyük bir rekor kırmıştı. Ardından seyirciler, 1997’de "Ağır Roman", "Masumiyet" ve "Hamam", 1998’de "Gemide", "Akrebin Yolculuğu" ve "Hoşçakal Yarın", 1999’da "Propaganda", "Herşey Çok Güzel Olacak", "Gülün Bittiği Yer", "Salkım Hanımın Taneleri", "Harem Suare" ve "Mayıs Sıkıntısı" gibi peş peşe birçok popüler ve sanat filmini görme fırsatı buldu.
Yerli yapımlar, Amerikan filmlerinin neredeyse yüzde yüzlük olan pazar payını ise 2000’li yıllardan itibaren düşürmeye başladı. 2000 yılında vizyona giren 15 yerli film arasından "Kahpe Bizans" 2 milyon civarında seyirciye ulaştı. "Vizontele", 2001’de 3 milyonu geçen izlenirlikle "Eşkıya"yı geride bıraktı. Derviş Zaim "Filler ve Çimen", Serdar Akar "Dar Alanda Kısa Paslaşmalar" adlı filmlerine bu yıl imza attı.
Bu tırmanış, ilk yıllarda seyirci sayısına çok fazla yansımadı. TUİK’in verilerine göre, 2001 yılı hariç, 1997’den 2003 yılına kadar yerli yapımlara 2,5 milyon civarında seyirci ilgi gösterdi.
-2 MİLYONDAN 10 MİLYONA-
Türk filmleri için asıl dönüm noktası 2004 yılı oldu. "Karpuz Kabuğundan Gemiler Yapmak", "Bekleme Odası", "Hababam Sınıfı Merhaba", "Neredesin Firuze", "Mustafa Hakkında Herşey" gibi filmlerin sinema salonlarına geldiği 2004 yılında, "G.O.R.A" ve "Vizontele Tuuba" ciddi rakamlarda seyirci topladı. Aynı yıl yerli filmleri izleyen toplam seyirci sayısı 6 milyon 657 bine çıktı.
2005’te vizyona giren 27 yerli yapımı toplam 6 milyon 795 bin kişi izlerken, Türk sineması 2006’da rekor yılını yaşadı. Gösterilen 33 yerli filme 10 milyon 838 bin kişi talep gösterdi.
Bunun yanında, o yıllarda "Kurtlar Vadisi-Irak" toplamda 4 milyon, "Babam ve Oğlum" 3 milyon, "Organize İşler" 2 milyon, "Hababam Sınıfı Askerde" 2 milyon, "Hababam Sınıfı Üçbuçuk" 2 milyon seyirci sayısıyla dikkati çekti.
Aynı yıllarda seyirci karşısına çıkan yerli filmler, izleyici kadar ödüllerle de dikkat topladı. Bu dönem, izleyici çeken veya ödül alan yapımlarından bazıları şöyle: "Beynelminel", "Dondurmam Gaymak", ’Takva", "Babam ve Oğlum",
"Eve Dönüş", "Anlat İstanbul", "İki Genç Kız", "İklimler", "Beş Vakit", "Bulutları Beklerken", "Gönül Yarası", "Eğreti Gelin", "Son Osmanlı Yandım Ali", "Cenneti Beklerken", "Beş Vakit", "Kader", "İklimler", "Küçük Kıyamet", "Hacivat ve Karagöz Neden Öldürüldü".
Ayrıca, bu filmler, o dönem "Da Vinci Şifresi", "Görevimiz Tehlike 3" ve "X-Men 3" gibi Hollywood’un gözde birçok yapımıyla yarıştı. Bu yılın sonunda da vizyona giren toplam film sayısının 250’yi geçmesi, bunlar arasında Türk filmlerinin sayısının da 50’ye yaklaşması bekleniyor.
Bu yıl gösterime girenler arasında, Cannes film festivalinde Nuri Bilge Ceylan’a "En İyi Yönetmen" ödülünü getiren "Üç Maymun", İstanbul Uluslararası Film Festivali’nde altın Lale ödülü alan "Yumurta", Ankara Film Festivali’nde "En İyi Film" seçilen "Rıza" ile "120", "Vicdan", "O.. Çocukları", "Recep İvedik", "Devrim Arabaları", önümüzdeki günlerde vizyona girecek "A.R.O.G", "Osmanlı Cumhuriyeti" var.
Anasayfa
Rıfat Ilgaz Arşivi Taşköprü'den Bakış
Kastamonu Net (Blogcu) Şiir Sayfası Öykü
Sinema Atatürk Edebiyat Roman Yazıları
alsah / blog yazıları İndexi
Bu yıl Türk sinemasında 12 Mart dönemini sorgulayan filmlerle 'küçük dünyalar' beyazperdede
Umuda yolculuğa devam
C umhuriyet', 'Hoşçakal Yarın', 'Kaçıklık Diploması' ekim ayında, kasım ayında da 'Her Şey Çok Güzel Olacak' vizyona girecek. 1990'lı yılların ikinci yarısında yerli sinemada gişe rekorlarının, yabancı festivallerden gelen ödüllerin yarattığı umut havası bu sezon da sürecek mi?
CUMHUR CANBAZOĞLU
1990'lı yılların ikinci yarısında yerli sinemanın Hollywood filmleri karşısında elde ettiği minik zaferler, gişe rekorları, yabancı festivallerden gelen ödüllerin yarattığı umut havası bu sezon sürecek mi? " Antalya Altın Portakal" sonrası yerli sinema bu soruya yanıt arayacak. Tabloya bakılırsa bu yıl " Eurimages" destekli ortak yapımlar, kıt kanaat çekilen 'fakir sinema' örnekleri ve yurtdışında yaşayan Türkiyeli yönetmenlerin çektiği filmlerle şekillenecek piyasa. Konu olarak da 12 Mart dönemini sorgulayan ya da küçük dünyaları beyazperdeye getiren yapımlar ağır basıyor.
Bunların kaç tanesinin festival gösterimleri dışında salon bulup seyirciye ulaşacağı meçhul; ama ilk etapta ekim ayında " Cumhuriyet", "Hoşçakal Yarın" ve " Kaçıklık Diploması" , kasımda da " Her Şey Çok Güzel Olacak" vizyona girecek.
HOŞÇAKAL YARIN (Yön: Reis Çelik ): Gösterime çıkmadan aylar önce Berhan Şimşek 'in Deniz Geçmiş 'i ne kadar oynayabileceğiyle ilgili polemikle gündeme gelen " Hoşçakal Yarın" ; Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan 'ın idama kadar uzanan öyküsünü anlatıyor, tabii dönemin sosyal, politik panoraması da derinine verilmeye çalışılıyor filmde. Çok konuşulacağa benzeyen Hoşçakal Yarın'ın görüntü yönetmeni Uğur İçbak . Oyuncular: Berhan Şimşek, Tuncel Kurtiz, Bülent Çolak, Mazlum Çimen, Tuncer Necmioğlu . Müzikleri Cengiz Özdemir yazmış.
ESKİ FOTOĞRAFLAR (Yön: Necef Uğurlu ve Jülide Övür ): Dinçer Sümer 'in aynı adlı tiyatro oyunundan, Necef Uğurlu ve Jülide Övür, küçük insanların öyküsünü, bir dansözle, pavyonda çalışan garsonun yaşadıklarını beyazperdeye aktarıyor... Eski Fotoğraflar aile işi bir film; son dönemin bol ödüllü oyuncusu Ahmet Uğurlu senaryo, yapımcılık ve oyunculuğuyla filme destek veriyor. Diğer başrolde Bennu Yıldırımlar var.
LEOPARIN KUYRUĞU (Yön.: Turgut Yasalar ) : Yıllarca gazetecilik, sinema dergisi yönetmenliği yaparak sinemaya kalemiyle katkıda bulunan Yasalar, borç-harç ilk yönetmenlik denemesini gerçekleştirdi. Yasalar, senaryosunu da yazdığı Leoparın Kuyruğu 'nda idam mahkûmu arkadaşlarını kurtarmak amacıyla Amerikalı bir askeri kaçıran beş gencin öyküsünü anlatıyor. Görüntü yönetmeni: Y. Deniz Güven . Müzik: Cengiz Onural . Oyuncular: Devrim Nas, Ümit Çırak, Tardu Lordun, Lamik Blake, Yetkin Dikinciler .
KAÇIKLIK DİPLOMASI (Yön: Tunç Başaran ): Eurimages destekli çekilen Türk-Fransız-Macar ortak yapımı filmde Başaran, mutsuz ve sorunlu geçmişi olan Ayşe Nil'in öyküsünü anlatıyor. Yola Türkan Şoray 'la çıkan, ancak 'sultan' ın vazgeçmesi üzerine başrolü Ayda Aksel 'e veren Başaran'ın oyuncu kadrosunda Selçuk Yöntem, Gökhan Mete, Kenan Bal, Güler Ökten, Meriç Başaran var. Müzikler Nedim Otyam 'ın .
GÜNEŞE YOLCULUK (Yön: Yeşim Ustaoğlu ): İkinci uzunmetrajlı denemesinde Ustaoğlu, yeni oyuncularla, gözaltında yitirilmiş insanları gündeme getiriyor. Film, Antalya'nın listesinde gözüküyor, ama o güne yetişmeyecekmiş.
YARA (Yön: Yılmaz Aslan ): Bu yıl " Venedik Film Festivali "nde gösterilen " Yara" , genç yönetmen Yılmaz Aslan'ın ikinci uzunmetrajlı denemesi. Görüntü yönetmenliğini Jürgen Jürges 'in üstlendiği, müziklerini de Lübnanlı Rabuh Abu Khalil 'in yazdığı film, Almanya'dan Türkiye'ye kaçan bir kızın kişiliğinde iki toplum arasına sıkışmış üçüncü kuşağın sorunlarını inceliyor. Oyuncular: Yelda Kaymakçı Reynaud, Nur Sürer, Füsun Demirel, Özay Fetch, Necmettin Çobanoğlu, Halil Ergün .
KAÇ PARA KAÇ (Yön: Reha Erdem ): Konusuyla ilgili bilgi verilmeyen filmin görüntü yönetmenleri Vialard Jean-Louis ve Herry Florent . Post-production çalışmalarının Paris'te yapılacağı " Kaç Para Kaç "ın ocakta gösterime girmesi planlanıyor. Oyuncular: Zuhal Gencer, Taner Bilsel, Bennu Yıldırımlar .
LOLA&BİLİDİKİD (Yön: Kutluğ Ataman ) : Ataman ekonomik zorluklara karşı hedeflerine bir bir ilerliyor. Bu kez düşük bütçeyle Almancı bir gencin Berlin sokaklarındaki deneyimini anlatıyor. Oyuncular: Erdal Yıldız, Baki Davrak, Inge Keller, Gandi Mukli .
HER ŞEY ÇOK GÜZEL OLACAK (Yön: Ömer Vargı ): Yapımcı firma Filma- cass 'tan gönderilen filmin kısa öyküsü şöyle: Altan, çeşitli işlere girip çıkmış, ama istediği yaşam standartını yakalayamamış bir gençtir. Bir şekilde kendini karısına, hayata ve hatta kendisine ispatlamak zorundadır. Uzun süredir bir türlü gerçekleştiremediği bir projesi vardır, onu gerçekleştirebilirse 'Her şey Çok Güzel Olacaktır' .
Görüntü yönetmenliğini İngiliz Garry Turnbull 'un yaptığı, müziklerini de Mazhar Alanson 'un yazacağı filmin oyuncuları Cem Yılmaz , Mazhar Alanson, Ceyda Düvenci, Selim Naşit .
CUMHURİYET (Yön: Ziya Öztan ): Senaryosunu Turgut Özakman 'ın yazdığı Cumhuriyet , Anadolu'nun düşmandan temizlenmesinden Türkiye Cumhuriyeti 'nin 10. yılına kadar yaşananları, Atatürk devrimlerini, Atatürk'ün özel yaşamını getiriyor beyazperdeye. Filmde Mustafa Kemal Atatürk'ü Rutkay Aziz, İsmet İnönü 'yü de Savaş Dinçel oynuyor. Diğer oyuncular: Ayda Aksel, Hülya Aksular, Macide Tanır, Ali Sirmen . Görüntü yönetmeni: Colin Mounier . Müzik: Muammer Sun .
GEMİDE (Yön: Serdar Akar ): " Yeni Sinemacılar" adlı ekip iki filmi aynı anda çektiler. Bunlardan birincisinin adı "Gemide" , diğerinin adı " Azize" . Serdar Akar 'ın yazıp yönettiği " Gemide" bir kum kosterinde çalışan ve soygunculara para kaptıran dört denizcinin serüvenleri üzerine kurulu. Oyuncular: Erkan Can, Yıldıray Şahinler, Naci Taşdöğen, Ella Manea, Haldun Boysal .
AZİZE (Yön: Kudret Sabancı ): Senaryosunu Önder Çakar 'la Serdar Akar 'ın yazdığı Azize , kadın satıcılarının öyküsü ve Gemide ile konu bağlantısı var. Oyuncular: Güven Kıraç, Cengiz Küçükayvaz, İştar Gökseven, Ella Manea .
PARÇALANMA (Yön: Canan Gerede ): Senaryosunu da yazdığı Parçalanma'da Canan Gerede hâlâ Türkiye'nin gündeminde kalan gerçek bir olayı beyazperdeye taşıyor. İzlandalı anne ile Türk baba arasında kalmış Ayşe ve Leyla'nın, kızlarını görebilmek için çabalayan anne Sophia Hansen 'in öyküsü bu. Türkiye-İzlanda- Fransa ortak yapımı filmin oyuncuları: Mahir Günşıray, Bennu Gerede, Sibel Baykam, Tuncer Necmioğlu, Baltashar Komankur.
YOL (Yön: Şerif Gören ): 1982'de Cannes Film Festivali'nde büyük ödül " Altın Palmiye "yi Costa Gavras' ın Kayıp'ıyla (Missing) paylaşan " Yol" un teknik özelliklerinin gözden geçirilerek ilk kez Türkiye'de gösterime gireceği açıklandı. İmralı Cezaevi'nden bir haftalık bayram izni için memleketlerine giden beş mahkûmun öyküsünün anlatıldığı Yol'u " Özen Film "in dağıtacağı biliniyor, ama kesin tarihi belli değil...
Bir de çekimleri süren ya da proje halinde çekilmeyi bekleyen yapımlar var. Tomris Giritlioğlu 'nun " Salkım Hanım'ın Taneleri" , Biket İlhan 'ın " Kayıkçı" , Zeki Demirkubuz 'un " Kötülük Çiçekleri" , Fehmi Yaşar 'ın " Aşk Hastalığı" , Yusuf Kurçenli 'nin " Yaseminler Tüter mi Hala?" , Ümit Elçi 'nin " Başlangıcın Sonrası" , Ahmet Haluk Ünal 'ın " Sanki Aşk" , Samir Aslanyürek 'in " Eve Giden Yol" , Seçkin Yasar' ın " Sevgilim İstanbul" , Mustafa Altıoklar 'ın " İstanbul İşgal Altında" , İrfan Tözüm 'ün " Mum" , Mehmet Ali Gündoğdu 'nun " Dersim 38" , Atıf Yılmaz 'ın " En Uzun Yolculuk" , Mete Özgencil 'in " Dansöz" ve Barış Pirhasan 'ın adı belli olmayan projeleri bunlar. Bunların kaçının 1998-99 sezonuna yetişeceği belli değil.
'Kaçıklık Diploması' 
'Hoşçakal Yarın' 

'Eski Fotoğraflar' 
'Cumhuriyet'

Müjde Ar umutlu
Yeşilçam'ın eksiği sermaye
**Peş peşe üç filmde rol alan Müjde Ar için önemli olan çok filmde oynamak değil, doğru projelerde yer almak. Türk sinemasının, ''çok daha fazla düşünen, entelektüel birikimi olan, daha fazla işi seven, kalifiye kadrolara ihtiyacı' olduğunu düşünüyor. Yeşilçam'ın, kavgacısından set işçisine, çaycısına kadar bir kadrosu olduğunu, ama şimdi dizilerde artık bu insanların kalmadığını anlatırken ''Bugün artık eski Yeşilçam filmlerini çekelim derseniz çok zorlanırsınız'' diyor.
Yönetmenlik yapmayı düşleyen Müjde Ar, kitabını bu ortamda yayımlamıyor
En yozlaşan siyaset ve medya
Ben 'Arkadaşlar, hanımlar, beyler benim bir dünyam var ve bu dünyayı sizlerle paylaşmak istiyorum, ne dersiniz?' aşamasına gerçek anlamda geldiğimde bir film yaparım ancak. Bu da çok güçlü bir senaryoya bağlı.
Ailemin kökleriyle ilgili, göçün yüzlerce yıl birey üzerindeki etkisinin silinemeyeceğini anlattığım kitabımdan medya yüzünden tamamen vazgeçmiştim. Artık her şeyin rezalet olduğu bir ortamda yayımlamam, bu yüzden filmini yapmak istiyorum.
GAMZE AKDEMİR
Peşpeşe üç filmde rol alan Müjde Ar için önemli olan çok filmde oynamak değil, doğru projelerde yer almak. Rol önerilen bir çok filmi senaryosunu beğenmediğinden geri çeviren ünlü oyuncu, çekilen az filmlerin arasında iyi olanların içinde bulunduğu için kendini 'şanslı ve güvenilir' hissediyor.
Yeni projeleri ise işle ilgili değil. Bir süre hiç çalışmayı düşünmüyor. Önümüzdeki yıl uzun süreliğine Amerika'ya gidecek. Bir sinema üniversitesi projesi var. TRT'de yayımlanan dizisi 7 bölüm sonra bitecek. Başkanı olduğu ve çok çaba gerektiren TÜRSAK'tan çok yorulduğunu belirtiyor.
Türk sinemasının, ''çok daha fazla düşünen, entelektüel birikimi olan, daha fazla işi seven, kalifiye kadrolara ihtiyacı' olduğunu düşünüyor. Yeşilçam'ın kavgacısından set işçisine, çaycısına kadar bir kadrosu olduğunu, ama şimdi dizilerde artık bu insanların kalmadığını anlatırken, ''Bugün artık eski Yeşilçam filmlerini çekelim derseniz çok zorlanırsınız'' diyor.
Türk sinemasına büyük sermaye girerse 'iyi şeyler olacağı' umudunda. ''Fakat sinemamızı dünyaya satar hale gelemezsek -ki satmamız çok zor gözüküyor- hiçbir şey olamaz. Amerikan sineması dünyanın tepesine bindi. Avrupa sinemasını perişan etti. Ne Fransız ne İtalyan sineması kaldı. Bir Luc Besson 'ın bu kadar Amerikanlaşması dayanılır gibi değil. Yine de tüm olumsuzluklara karşın son yıllarda Türk sinemasının katettiği yolları değerli ve dikkate alınır buluyorum.''
Gönlünde yönetmenlik yatıyor, ama çok zor olduğunun farkında. ''Eğer ben günün birinde bir film yönetirsem herhalde birkaç kişinin başına bir iş gelir. Çünkü çok titiz ve sabırsızım. Yönetmenlik daha sakin bir yapı gerektiriyor. Bazen içimden şu yönetmeni kenara çekeyim de bu sahneleri ben yöneteyim duygusu geçmiyor değil ama.. bunu yönetmene asla hissettirmem.''
Teknik olarak bir filmi çekmek için hiçbir yardıma gereksinimi yok. ''Arkadaşlar, hanımlar, beyler benim bir dünyam var ve bu dünyayı sizlerle paylaşmak istiyorum, ne dersiniz?'' aşamasına gerçek anlamda geldiğinde bir film yapacak. Bu da çok güçlü bir senaryoya bağlı.
2002'de Sezen Aksu 'yla birlikte bir filmde oynayacak. Henüz ismi kesinleşmeyen bu güzel projeden ötürü çok heyecanlı.

Ailemin öyküsü inanılmaz
Çok zor bir işe kalkıştım
- Ailenizin kökleriyle ilgili filme çekmeyi planladığınız bir kitap yazıyordunuz.
AR - Evet. Ama kitaptan medya yüzünden tamamen vazgeçmiştim. Medya günün birinde başka bir şıklığa bürünürse, belki o zaman düşünürüm. Ama asla artık her şeyin rezalet olduğu bir ortamda yayımlamam. Onun için filmini yapmayı düşünüyorum. Çünkü sinemalaştığı vakit artık o karakterlerin gerçek olup olmadığı, ne derecede gerçek olduğu ya da filme uydurmak için ne hale getirildiği başka bir alana doğru gidiyor. Kitap için tam isim düşünüyorken, Almanya'da benim düşündüğüm isimle bir Türk kadın yönetmenin yaptığı bir filmle karşılaştım. Demek ki aynı şeyleri düşünmüşüz. Çok güzeldi ismi.. ama yazıldığı için koyamayacağım: 'Ben Annemin Kızıyım' . Çünkü herkes annesinin kızı. Annem de, anneannem de. Bu kitapta göçün, yüzlerce yıl birey üzerindeki etkisinin silinemeyeceğinin altını çizmek istedim. Çünkü biz hem anne tarafından hem de baba tarafından çok göç etmiş bir aileyiz. İnanılmaz bir hikâye. O bir türlü bir toprağa yerleşememe ya da bir yere ait olamama duygusunun kuşaktan kuşağa kadınların seçtikleri hayatlar üzerindeki etkisini anlatmaya çalışıyordum ve çok zor bir işe kalkıştım. Bunun için senelerce tarih okudum. Bulgar tarihi üzerinde neredeyse kitap yazacak hale geldim. Ama bütün bu birikim bir anda berbat edildi. Zaten Türkiye'de en yozlaşmış iki kurum var; biri siyaset, diğeri de medya.
Senaryonun ticari kokusu ondan sorulur

'Komser Şekspir'
Ertem Eğilmez ile başlayan merakı, 25 yıl sonra film çekenlerin danıştığı uzmanlığa dönüştü
Aynı rolü tekrar etme kaygısına asla düşmedim; on tane fahişe rolü oynarım, onu da birbirinden farklı olur. Oyunculuğun marifetinin de bu olduğunu düşünüyorum. Senaryoyla ilişkiyi ise oyunculuktan daha fazla önemsiyorum, çünkü diğeri ondan sonra geliyor.
-'Dar Alanda Kısa Paslaşmalar', ödüller almasına karşın gişede başarılı olamadı. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?
AR - Senaryoyu ilk okuduğumda bunun ticari bir film olmadığını söyledim. Onlar öyle görmüyorlardı. Çok büyük para ve emek harcandı filme. Bence gişesi daha iyi olmalı, en azından 400-500 bin seyirciye ulaşmalıydı. Doğrusu filmin senaryosunu okuduğumda 'Komser Şekspir' deki ticari kokuyu alamadım. Aynı şekilde de Sinan Çetin 'e, Mesut Ceylan 'ın senaryosunu çok hoş bir yerden yakaladığını ve bunun ticari bir şey olduğunu söyledim. İki filmde de yanılmadım, ama keşke yanılsaydım...
- Senaryoda seyircinin ilgisini çekebilecek değişiklikler yapılabilir miydi?
AR - Bence yapılabilirdi. Filmde fazlaca hikâyeler vardı. Bana 'Bu, senaryonun son şeklidir ve artık hiçbir şey değişmeyecek' denildi. Eğer fikrim sorulsaydı, oturur yarım sayfa eleştiri yazardım, o zaman da film sanırım 5-6 ay gecikmeli çekilirdi. Çünkü kavga ederdim birçok şey için. Genel kriterlerime göre filmin iş yapması için, senaryoda bazı şeylerin daha altının çizilmesi, daha güçlendirilmesi, özünün daha farklı olması gerekirdi.
Mesela 'Komser Şekspir' in komedi dozu daha fazla olmalıydı ve senaryo aşamasında da bütün çabam o yönde oldu. Filmin öyle daha da güçleneceğine inanıyordum. Ama tabii ki o da artık yönetmenin dünyası.
Yalan haber için iki dava açtı

'Ağır Roman'
- Filmin galasında çıkan olayların seyirciyi olumsuz etkilediğini düşünüyor musunuz? Ayrıca 'Komser Şekspir' de olduğu gibi, bundan böyle hiç bir filminizin galasına katılmayacağınızı açıkladınız.
AR - Evet. Filmin önüne öyle büyük bir set getirip koydular ki, bir film elbirliğiyle nasıl mahvedilir diye oturup bir senaryo yazılsa bundan iyi olamazdı. Artık herkes bir iş yapıyor ve o işi duyurmak için rezalet çıkarıyor. Ben filme böyle kötü bir etkisinin olduğunu düşünüyorum. Ayrıca Hürriyet ve Sabah gazetelerine, 'Dar Alanda Kısa Paslaşmalar' ın galasına o tinerci çocukları benim getirdiğime dair yalan haber yazdıkları için 20'şer milyarlık dava açtım. Hem filmi yap, hem de film kadar peşinde koştur. Bu bir moda. Aslında filmlerin bütçesine yakın reklam giderinin olması lazım. Ama filmi yapacak para yok.
- Bir oyuncu olarak senaryoyu çok önemsiyorsunuz.
AR - Bir oyuncu senaryodan anlamıyorsa, özellikle ülkemizdeki gibi senaryonun bolca rastlanmadığı bir yerde hiçbir şeydir. Senaryo merakım Ertem Eğilmez ile Arzu Film'de başladı. Senaryo çalışmalarına filmde A'dan Z'ye rol alan tüm oyuncular, fikirleri olsun ya da olmasın katılmak zorundaydı. Ertem Eğilmez, ev ödevi gibi görev verir, 'git düşün, yarın gel, anlat' derdi. Biz öyle bir çalışma içinden geliyoruz. Yavuz Turgul 'dan Şener Şen 'e Kemal Sunal 'dan Tarık Akan 'a, Zeki Alasya 'dan Metin Akpınar 'a İlyas Salman 'a herkes zorunlu olarak senaryoya katılırdı. Kendimi hep senaryonun içinde buldum ve bu 25 yıllık sürede senaryodan anlar hale geldim. Ciddi biçimde ilgileniyorum, araştırıyorum, üniversitelerin kitaplıklarına gidiyorum, workshop'lardan çıkmıyorum. Bu arada oynayayım ya da oynamayayım, bir sürü filmin senaryosu bana geliyor. Senaryoyla ilişkiyi oyunculuktan daha fazla önemsiyorum, çünkü diğeri ondan sonra geliyor.
- Size göre Türk seyircisi nasıl filmlerden hoşlanır?
AR - Her şeyi dozunda seviyor Türk seyircisi. Gülmeyi de, ağlamayı da. Türk seyircisinin hangi tür filmlerden hoşlandığına en anahtar film bence 'Eşkıya' dır. Çünkü Yavuz Turgul bu işi biliyor. Türk seyircisini iyi tanıyor, dram dozunu iyi ayarlıyor. Ertem Eğilmez de müthiş bir örnektir.
- İyi bir film, ancak iyi bir senaryoyla yapılır görüşündesiniz.
AR - Kesinlikle. Kötü bir senaryoyu iyi bir yönetmen istediği kadar uğraşsın, doğru bir şekilde kotaramaz, oyuncu da ne yaparsa yapsın doğru yerini bulamaz oyun içinde. Mesela 'Kahpe Bizans' ın senaryosu geldi, 'Oynar mısın?' dediler. Senaryoya baktım, 'Bu filmde oynamam' dedim. İyi ki oynamamışım.
- Neden?
AR - Senaryoda aceleye getirilmiş gibi bir hava vardı. 'Senaryoyu değiştirmeyi düşünmüyoruz, bu son halidir' dediler. Projenin yola çıkışı doğruydu, kötü bir çalışma değildi. Neticede bir özen var, büyük bir para harcanmış, o kadar emek verilmiş. Ama ben o tür filmi seyretmekten haz etmiyorum. Onun karşısına koyabileceğim film 'Arabesk' tir. 'Kahpe Bizans' , 'Arabesk' in olmamış halidir. Yapan insan arkadaşım, Gani Müjde çok daha iyisini yapabilirdi.
80 filmle bir Volkswagen

'Dar Alanda Kısa Paslaşmalar'
- Yönetmenler genellikle kendilerine müdahale ettirmezler. Bu konuda Sinan Çetin ile aranızda nasıl bir oyuncu-yönetmen ilişkisi hâkimdi?
AR - Hiç müdahale etmem yönetmene, sette bir kuzuyumdur. Ağzımı bıçak açmaz. Ne denilirse onu yaparım. Onu iyi yapmaya çalışırım ve tamamen yönetmenin iç dünyasını, ne yapmaya çalıştığını anlamaya çalışırım. Filmin ritmini anlamaya, tamamen yönetmene uymaya çalışırım. Asla aykırı bir tablo yaratmam. Bu anlamda da tam bir profesyonel oyuncu-yönetmen ilişkisi hâkimdi Sinan'la aramızda.
- 'Komser Şekspir' de en çok hangi sahneden etkilendiniz?
AR - Seyirci gözüyle filmi sinemada izlediğimde en çok Kadir ile tiyatro sahnesinde oldukları ve aşklarını birbirlerine itiraf ettikleri sahneden etkilendim ve ağladım. Birbirlerine sevdiklerini hiç söylememişlerdi. Kendi köşelerinde konuşuyor bizde insanlar çünkü. Başka bir boyut bu.
-'Ağır Roman', 'Dar Alanda Kısa Paslaşmalar' ve 'Komser Şekspir'de hep fahişe rollerini canlandırdınız. Aynı rolü tekrar ettiğiniz kaygısına düştünüz mü?
AR - Hayır. Çünkü hepsi de birbirinden farklı karakterlerdi. Aynı rolü tekrar etme kaygısına asla düşmedim. On tane fahişeyi oynarım, onu da birbirinden farklı olur. Oyunculuğun marifeti de bu.
- 'Ağır Roman' da oyunculuğunuzun yanı sıra yapımcı olarak da yer aldınız. Filmden maddi-manevi beklediğiniz karşılığı aldınız mı?
AR - Maddi olarak tabii ki değil, çünkü sinemadan para kazanılmıyor, ama manevi olarak hayatımın 5 yılı çok heyecan duydum bu proje için. 80 tane filmde oynadım, bir tane Volkswagen araba aldım, onu da satıp şarkı söylemek için ders parası yaptım. Sinema, başka alanlardan para kazanılıp devamlı beslenecek bir olay.
(Cumhuriyet, 01 NİSAN 2001)
Rus sahnesini tetkik
Sahnemizin kıymetli sanatkârı Neyyire Neyir Hanım Rusya'dan şehrimize avdet etmiştir. Dün bir muharririmiz, Rusya'daki seyahat ve intibaatı (izlenimleri) hakkında malumat almak ve burada bulunduğu müddetçe sahneye çıkıp çıkmayacağını anlamak üzere bu kıymetli sanatkârı ikametgâhında ziyaret etmiştir.
Neyyire Neyir Hanım muharririmize demiştir ki;
"İstanbul'a muvakkat (geçici) bir müddet için geldim. İki üç ay sonra tekrar Moskova'ya gideceğim. Ertuğrul Muhsin Bey, Rusya'nın en büyük bir film kumpanyasının rejisörü olarak film çekmek üzere Moskova'dan ayrılmıştır. Ben de bu fırsattan istifade ederek buraya geldim.
Tiyatroculuk sanatı Rusya'da pek ziyade terakki etmiştir (ilerlemiştir). Hatta diyebilirim ki Rusya, sanat noktai nazarından bütün dünya sanatına üstün gelmektedir. Bu, yalnız benim fikrim ve düşüncem değildir. Bu hakikat, Rus sahnesini, Rus sanatını tetkik etmek (incelemek) üzere Moskova'ya gelen bütün Garb (Batı) müellifleri, sanatkârları bunu söylemektedirler.
Ben Moskova'nın en mühim sanat müesseselerinden biri olan Meyerhold Tiyatrosu'nda çalışıyorum. Bu tiyatronun bütün provalarına iştirak ettim. Ruslar, bu Şark (Doğu) kadınının sahneye çıktığına ve tiyatro sanatı hakkında tetkikatta bulunmak üzere bu gibi seyahatleri yaptığına bir türlü inanamadıklarından bana çok kolaylık göstermektedirler. Benim bulunduğum tiyatroda tahsil gören birçok ecnebi de vardır. Bunlar, tiyatronun ancak bazı provalarına iştirak edebildikleri halde beni bütün provalarda bulunduruyorlar.
Rusya'da tiyatrodan başka eğlence yoktur. Tiyatrolar, yalnız pazartesi gecesinden başka her gece lebaleb dolmakta ve halkın tiyatro ihtiyacını tatmin etmektedirler.
Ruslar, Ertuğrul Muhsin Bey'i çok takdir etmektedirler. Bilhassa orada yeni tekamüle (gelişmeye) başlayan sinemacılıkta Muhsin Bey'den çok istifade edebileceklerine kanidirler. Muhsin Bey'in memleketimize gelerek burada film yapıp yapmayacağını soruyorsunuz. Bu hususta malumatım yoktur. Eğer Ruslar Şark filmi yapmak isterlerse, Muhsin Bey ellerinde gayet güzel bir vasıtadır. Muhsin Bey'den her cihetçe (yönden) istifade edebilirler.
Bu sene ramazan temsillerine iştirak edip etmeyeceğimi anlamak istiyorsunuz. Arkadaşlarım bu hususta çok fazla ısrar ediyorlar. Fakat şimdilik verilmiş hiçbir kararım yoktur. Belki birkaç oyun için sahneye çıkabilirim. Mesela "Bora", "Rakibe", "Eski Rüya" piyeslerindeki rolleri almak isterim. Fakat bu muvakkat bir zaman için olacaktır. Moskova'da başlangıçta bıraktığım tahsili tamamen elde etmek için oraya dönmeye mecburum.
Benim Rus sahnelerinde rol alacağım ve oradaki temsillerde bulunacağım hakkında bir şayiadan haberdar oldum. Benim Rus sahnesinde rol almaklığıma imkân yoktur. Çünkü oradaki tetebbuat (incelemeler) ve tahsilim Ruslar için değil, memleketim içindir." 22 Mart 1926

Neyyire Neyir (1903-1943) Dergi 05.03.2006
Çağdaş, bağımsız, özgün bir kuşak
Türk sineması, geçirmekte olduğu evreleri, yaşadığı büyük değişimi aynı ivmeyle sürdürüyor. Çağdaş, bağımsız, özgün bir kuşak oluşturma yolunda ilerliyor. Her yıl Türkiye'nin güncel sorunlarına değinen, toplumsal nitelikleri olan, yapay konulardan, iğreti kişiliklerden soyutlanmış, belli bir bakışı yansıtan, ileriye bakan şaşırtıcı sinema ürünleriyle yüz yüze geliyoruz. Bu yıl da taze yapıtlarını veren yeni, zorluklar içindeki çağdaş sinemacılar kuşağı, Batı ölçütlerine uygun film üretimini sürdürdüler.

Güle Güle TURHAN GÜRKAN
Yeni binyılın ilk yılında 86 yaşını kutlayan Türk sineması, geçirmekte olduğu evreleri, yaşadığı büyük değişimi aynı ivmeyle sürdürüyor. Geleneksel Yeşilçam sinemasının üzerine bir şal örterek iç pazarda ve dış dünyada beğeni toplayan konu, anlatı, yönetim, görüntü, oyuncu, teknik olarak birbirinden ayrımlı yapıtlar üreten Türk sineması çağdaş, bağımsız, özgün bir kuşak oluşturma yolunda ilerliyor. Artık bunun geriye dönüşü olamaz. Her yıl Türkiye'nin güncel sorunlarına değinen, toplumsal nitelikleri olan, yapay konulardan, iğreti kişiliklerden soyutlanmış, belli bir bakışı yansıtan, ileriye bakan şaşırtıcı sinema ürünleriyle yüz yüze geliyoruz. Eksiklikleri de olsa, eleştirilse de bu gelişim, açılan ışıklı yolda inançla, güvenle akıp gidecek bir güce sahip.
Geride bıraktığımız 2000 yılında da taze yapıtlarını veren yeni, deneyimsiz, zorluklar içindeki çağdaş sinemacılar kuşağı; yönetmeni, yazarı, çekimi, müziği, oyuncusuyla Batı ölçütlerine uygun film üretimini sürdürdüler. Atıf Yılmaz, Zeki Ökten, Ömer Kavur, Tunç Başaran, Yavuz Özkan, Sinan Çetin gibi ustalar da gençlerin çabalarına destek verdiler. Yeni yönetmenlerle birlikte Meltem Cumbul, Güven Kıraç, Başak Köklükaya, Ruhi Sarı, Burak Sergen, Yağmur Kaşifoğlu gibi, festivallerde ödülle onurlandırılmış, yetenekli, atılımcı genç oyuncuları tanıma olanağı bulduk.
Geçen yılın filmlerinin özelliği, iki ya da üç yabancı ülke sinemasının katılımıyla dış sermaye, yönetmen, oyuncu, görüntü yönetmeni de alarak gerçekleştirilen evrensel boyutlu ortak yapımların çokluğuydu. Ege'den estirilen dostluk rüzgârlarının etkisiyle gerçekleştirilen Türk-Yunan ortak yapımı filmler ilgiyle karşılandı. Gösterime giren filmlerden bir önceki yıl Eşkıya'nın yaptığı gişe patlamasını bu kez Kahpe Bizans üstlendi. Gani Müjde 'nin bu ilk filmi 2.5 milyona yaklaşan izleyiciyle yeni bir rekora imza attı. Bunu Güle Güle, Abuzer Kadayıf gibi filmler izledi.
Türk sineması, başlangıcı sayılan 1914'ten 2000 yılının sonuna dek, bir bölümü 16 mm, bir bölümü 35 mm olarak 5 bin 976 film yapımını gerçekleştirdi. Bu sayının 3 bin 358'i 1914-1973 yılları arasında, 2 bin 219'u 1974-1990 arasında, 398'i de 1991-2000 arasında çekildi. 30 yıl önce, çoğunluğu birbirini yineleyen, hatta kopyası olan, yılda yaklaşık 200-250 dolayında film yapılıyordu. Bu sayı bugün 15-20'yi zor buluyor. 1999'da olduğu gibi 2000'de de film sayısı 19.
Vizyona giren filmler
Sınır - Gürsel Ateş - Yaşar Güner 'in filminde Gani Rüzgar Şavata, İlknur Bozkurt, Eylül Deniz, Ali Şakar, Deniz Akbulut oynuyor.
Kahpe Bizans - Gani Müjde 'nin filminde Mehmet Ali Erbil, Hande Ataizi, Cem Davran, Nurseli İdiz, Yılmaz Köksal var.
Yara - Yılmaz Aslan 'ın filminde Yelda Kaymakçı Reynaud, Nur Sürer, Füsun Demirel, Halil Ergün, Özay Fecht, Mustafa Suphi oynuyor.
Güle Güle - Yıldız Kenter, Zeki Alasya, Metin Akpınar, Eşref Kolçak, Şükran Güngör, Nilüfer Açıkalın, Haluk Bilginer 'in oynadığı filmin yönetmeni Zeki Ökten.
Eylül Fırtınası - Atıf Yılmaz 'ın, Habib Bektaş 'ın ''Gölge Kokusu'' romanından uyarladığı filmde, Tarık Akan, Zara, Kutay Özcan, Hazım Körmükçü, Deniz Türkali oynuyor.
Güneşe Yolculuk - Yeşim Ustaoğlu 'nun filminde, oyuncular Nevruz Baz, Nazmi Kırık, Mizgin Kapazan, Ara Güler, Erdinç Dinçer .
Fasulye - Bora Togay 'ın filminde Taner Barlas, Haluk Bilginer, Bülent Kayabaş, Burak Sergen, Elvin Beşikçioğlu oynuyor.
Abuzer Kadayıf - Tunç Başaran 'ın filminde, oyuncular Talat Bulut, Metin Akpınar, Sibel Turnagöl, Şebnem Özinal, Sibel Gökçe .
Duvar - Yılmaz Güney 'in, yurtdışına kaçtıktan sonra Paris'te çektiği son filminde Tuncel Kurtiz, Ayşe Emel Mesçi, Malik Berrisi, Nikolas Hussein oynuyor.
Oyunbozan - Nesli Çölgeçen 'in filminin oyuncuları: Zeki Alasya, Okan Bayülgen, Nikolas Sergianapoulos, Dimitra Marsouka.
Melekler Evi - Ömer Kavur 'un filminde Talat Bulut, Hande Ataizi, Aytaç Arman, Haldun Boysan, Macit Koper, Metin Belgin oynuyor.
Dar Alanda Kısa Paslaşmalar - Serdar Akar 'ın filminde Müjde Ar, Savaş Dinçel, Erkan Can, Rafet El roman, Şahnaz Çakıralp, Uğur Polat oynuyor.
Balalayka - Çekime giderken 3 Temmuz'da Yeşilköy'de uçağa binen Kemal Sunal'ın kalpten ölmesi üzerine rolü Uğur Yücel 'e verildi. Ali Özgentürk 'ün filminde Cem Davran, Yekaterina Rednikova, Ozan Güven, Ercan Yazgan, Nadezha Gorelova, Atılay Uluışık, Kutay Köktürk oynuyor.
2001'e sarkan filmler
Filler ve Çimen - Derviş Zaim 'in filminin oyuncuları Sanem Çelik, Taner Birsel, Haluk Bilginer, Bülent Kayabaş, Uğur Polat, Celal Perk.
Vizontele - Yılmaz Erdoğan 'ın, Ömer Faruk Sorak 'la yönettiği ilk filminde, Demet Akbağ, Yeşim Salkım, Erkan Can, Altan Erkekli, Yasemin Alkaya, Erdal Tosun oynuyor.
Komser Şekspir - Sinan Çetin 'in filminde Kadir İnanır, Müjde Ar, Okan Bayülgen, Pelin Batu var.

Abuzer Kadayıf Romantik - Sinan Çetin, Ahmet Ümit 'in ''Sis ve Gece'' yapıtından çektiği filmde, Okan Bayülgen, Yasemin Kozanoğlu, Selahattin Duman, Semih Sergen, Esin Moralıoğlu, Teoman oynuyor.
Gönlümdeki Köşk Olmasa - Danimarkalı yönetmen Elizabeth Rygard 'ın 1970'lerin Avrupa'ya işçi göçünü ele alan filminin Türk oyuncusu Menderes Samancılar.
Dansöz - Savaş Ay 'ın filminde Çolpan İlhan, Nilüfer Açıkalın, Kerem Alışık, Toprak Sergen, İlknur Soydaş, Macit Koper oynuyor.
Acı Gönül - Ersin Pertan 'ın filminde Berna Şimşek, Selçuk Yöntem, Elyse Mirto, Chris Jell, Erdinç Akbaş oynuyor.
Hayatın Tek Yolculuğu - Lakis Papasthis 'in ortak yapım filminde Mustafa Avkıran, Metin Belgin, Kosta Kortidis, Elias Logothetis oynuyor.
Ağaçlar Ayakta Ölür - Kamil Renklidere 'nin filminde, oyuncular Çolpan İlhan, Emre Altuğ, Sevinç Erbulak, Eşref Kolçak.
Şarkıcı - Ersin Pertan 'ın filminde Yeşim Salkım, Berhan Şimşek, Nurseli İdiz, Faik Engin, Aykut Oray oynuyor.
Herkes Kendi Evinde - Semih Kaplanoğlu 'nun filminde, Erol Keskin, Tolga Çevik, Anna Bielska, Şükran Güngör, Cüneyt Türel oynuyor.
Gölge Aşklar - Nihat Seven 'in yönettiği film, birbirinden bağımsız olarak gelişen öykülerden oluşuyor.
Hemşo - ÖmerUğur'un filminde Mehmet Ali Erbil, Demet Şener, Okan Bayülgen, Banu Alkan gibi medyatik oyuncular oynuyor.
Batak - Oğuz Gözen 'in filminde Meltem Berent, Halit Arıkan, İncilay Özdemir, Nusret Özkaya, Ali Güney, Rüya Okan oynuyor.
Darbesiz Yara Aldım - Oğuz Gözen 'in filminde Mesut Engin, İncilay Özdemir, Levent Çakır, Hacı Gezici, Gamze Taner, Anna Kameneva, Halit Arkan oynuyor.
Dönüşü Olmayan Yol - Oğuz Gözen 'in filminin oyuncuları: Murat Soydan, İncilay Özdemir, Levent Çakır, Engin Aksu.
Denizler Şahidimdir - Oğuz Gözen 'in filminde Tuğrul Şan, Levent Çakır, Engin Aksu, Cemal Ertokuş, Kemal Sağlam oynuyor.
Komser Şekspir
ETKİNLİKLER... YİTİRDİKLERİMİZ... ETKİNLİKLER...
Afiş Sergileri - Sinema yazarı Agâh Özgüç 'ün girişimiyle 2000'de dört afiş sergisi açıldı:Uçan Süpürge Ankara 3. Kadın Filmleri Festivali'nde Neriman Köksal film afişleri sergisi, 37. Antalya Film Festivali'nde Kemal Sunal ve Yılmaz Güney afişleri sergisi, gezici Avrupa Film Festivali'nin Bursa'da açtığı Sansüre Uğrayan Filmler'in afişleri sergisi, Kemal Sunal Sanat Merkezi'nde Kemal Sunal afişleri sergisi açıldı.
Türkan Şoray Avrupa'da - 1999 Roma Film Festivali'nde büyük ödüle değer görülen Türkan Şoray 'ın yaşamını konu alan İtalyan TV şirketi Cine 2000, Donata Baglivo yönetiminde Rai 3 ve Fransız TV'si için ''Kamera Benim Aşkım'' adlı 1.5 saatlik bir belgesel çekti.
Sunal ve Hamzaoğlu için - 37. Antalya Film Festivali'nin Ustalara Saygı bölümünde, yitirdiğimiz Kemal Sunal ve Hayati Hamzaoğlu bir dizi etkinlikle anıldı. Aynı festivalde bir dönemin çocuk yıldızlarından Halit Akçatepe, Mine Çayıroğlu, Ömer Dönmez, Sezer İnanoğlu, Parla Şenol, İhsan Küçüktepe , Altın Portakal Onur Plaketi aldı. Yıldırım Önal Anı Ödülü de İsmet Ay 'a verildi.
Eski filmler yeniden
Sinan Çetin 'in sahibi olduğu Plato Film'in yapımını üstlendiği eski Türk filmlerinin ''Mazi Kalbimde Yaradır'' adı altında yeniden çekiliyor.
Yıldız Tepe - Memduh Ün 'ün, 1965'te Peride Celal 'in romanından uyarladığı filmi Yağmur Taylan çekti. Fatma Girik 'in rolünü Özge Özberk oynadı. Fosforlu Cevriye - Aydın Arakon 'un 1959'da çektiği filmin yenisini Mustafa Altıoklar yönetti. Neriman Köksal 'ın rolünü Yeşim Salkım oynadı. Vesikalı Yârim - 1968'de Lütfi Ö. Akad 'ın çektiği filmin yeni yönetmeni Orhan Oğuz. Türkan Şoray ve İzzet Günay 'ın rollerini Nilüfer Açıkalın, Kerem Alışık oynuyor. Artık Sevmeyeceğim - Muzaffer Aslan 'ın 1968'deki filmini Çiğdem Sezgin yönetti. Türkan Şoray ve Cüneyt Arkın 'ın yerini Nilüfer Açıkalın ve Tamer Karadağlı aldı. Yaralı Kurt - Lütfi Ö. Akad 'ın 1972'de çekip Cüneyt Arkın ve Şükran Yamakoğlu 'nun oynadığı filmi Artun Yeres yönetti. Gözlerim Aklına Gelirse - Lütfi Ö. Akad 'ın 1959'daki ''Zümrüt'' filminin adını değiştirerek Özer Kızıltan yeniden çekti. Fikret Hakan ve Çolpan İlhan 'ın rollerini Toprak Sergen ve Yasemin Alkaya oynadı. Ağlayan Kadın - Osman F. Seden 'in 1967'de Türkay Şoray ve İzzet Günay 'la çektiği filmi Mesut Taner yönetti. Bomba Gibi Kız - Orhan Aksoy 'un 1964'te Türkan Şoray ve İzzet Günay'la çektiği filmin yeni yönetmeni Yücel Yolcu. Ölüm Peşimizde - 1960'ta Memduh Ün 'ün Ayhan Işık ve Fatma Girik 'le çektiği filmi Mahir Akyol yönetti. Halk Çocuğu - Memduh Ün 'ün 1964'teki Ayhan Işık ve Fatma Girik 'li filminin yeni yönetmeni Funda Güzel.
Dış etkinlikler
Sürgün Troçki - Turan Yavuz 'un yazıp yönettiği, Rus devriminin liderlerinden Leon Troçki 'nin, sürgün edildiği İstanbul/Büyükada'daki dört yıllık yaşamını anlatan (1929-1933) yarı dramatik belgesel, Milano Film Festivali'nde en iyi belgesel ödülünü aldı. Rus oyuncu Victor Sergaçyev 'in Troçki'yi oynadığı ''Exile in Büyükada'' adlı filmde Işık Yenersu , Tan Sağtürk , Şahnaz Çakıralp oynadı.
6. Avrupa Filmleri Festivali - Gezici Festival Ankara, Eskişehir, İzmir ve Bursa'da yapıldı. ''Türk Sineması'nda Sansür'' adlı bölümünde sansüre uğramış Türk filmleri gösterildi.
3.Sinema-Tarih Buluşması - Bu yılın teması 'göç'tü.
Mayıs Sıkıntısı- İskenderiye Film Festivali'nde 2. film, kurgu, erkek oyuncu ( M. Emin Ceylan ) ödüllerini aldı. Brüksel 6. Akdeniz Filmleri Festivali'nde Büyük Ödül'e değer görüldü. Strasbourg'daki Forum de Cinema Europeen Festivali'nde Avrupa Sinema Kulüpleri Birliği'nce Don Kişot Ödülü, Avrupa Film Akademisi ile FIPRESCI'nin ortaklaşa verdiği Eleştirmenler Avrupa Film Ödülü'nü aldı.
Güneşe Yolculuk - Yeşim Ustaoğlu 'nun, Berlin Film Festivali'nin de aralarında bulunduğu New York Yeni Yönetmenler-Yeni Filmler Festivali, San Francisco Film Festivali, Seattle Film Festivali, Philadelphia Film Festivali, Telluride Film Festivali, Washington Film Festivali gibi birçok şenlikte beğenilen filmi, ABD'nin beş büyük kentinin sinemalarında gösterime girdi. Kopenhag II. Gece Filmleri Festivali'nden sonra Trieste Templeton Avrupa Filmi Ödülü'nü aldı.
Ömer Kavur Filmleri - New York Film Festivali'nde yönetmenin filmleri, ''Zamanın Kâşifi'' başlığı altında sunuldu.
Kaç Para Kaç - Reha Erdem 'in filmi, 2000 Uluslararası Tokyo Film Festivali'nde yarıştı.
Belarus'ta Türk Filmleri - Türk Cumhuriyetlerinde Türk Film Haftaları düzenlendi.
Sürgün Troçki
Festivaller... Ödüller...
19. ULUSLARARASI İSTANBULFİLMFESTİVALİ: Altın Lale yarışmasında Türkiye'yi Mayıs Sıkıntısı temsil etti. İki dalda yarışan Mayıs Sıkıntısı hem Altın Lale ödülünü, hem Dr. Nejat Eczacıbaşı Vakfı Ulusal Yarışma'nın en iyi film ödülüyle Uluslararası Sinema Yazarları (FIPRESCI) ödülünü aldı. Onat Kutlar Ulusal FIPRESCI ödülü: Üçüncü Sayfa / Zeki Demirkubuz, Kadın oyuncu: Başak Köklükaya, Erkek oyuncu: Güven Kıraç. Sinema Onur Ödülleri: Çolpan İlhan, Halit Refiğ, Giovanni Scognamillo .
12. ANKARA ULUSLARARASI FİLM FESTİVALİ : Film: Mayıs Sıkıntısı / Nuri Bilge Ceylan , Mahmut Tali Öngören Jüri Özel Ödülü: Salkım Hanım'ın Taneleri / Tomris Giritlioğlu , yönetmen: Kutluğ Ataman / Lola ve Bilidikid, Onat Kutlar Senaryo Ödülü: Etyen Mahçupyan, Tamer Baran/ Salkım Hanım'ın Taneleri, Görüntü: Chris Squires / Lola ve Bilidikid, Müzik: Tamer Çıray / Salkım Hanım'ın Taneleri, Sanat Yönetmeni: Mustafa Ziya Ülkenciler, Kadın Oyuncu: Meltem Cumbul / Duruşma, Erkek Oyuncu: Kamuran Usluer / Salkım Hanım'ın Taneleri, Yardımcı Kadın Oyuncu: Güzin Çorağan / Duruşma, Yardımcı Erkek Oyuncu: Burak Sergen / Fasulye - Asansör, Kurgu: Sedat Karadeniz / Kara Kentin Çocukları. Aziz Nesin Emek Ödülü: Süha Arın, İlhan Arakon. Onur Konuğu: Alim Şerif Onaran.

Filler ve Çimen 37. ANTALYA ALTIN PORTAKAL FİLM FESTİVALİ : 1. Film: Güle Güle / Zeki Ökten , 2. Film: Melekler Evi / Ömer Kavur , 3. Film: Filler ve Çimen / Derviş Zaim , Yönetmen: Derviş Zaim, Senaryo: Fatih Altınöz / Güle Güle, Görüntü: Ali Utku / Melekler Evi, Müzik: Cahit Berkay / Melekler Evi, Kadın Oyuncu: Sanem Çelik / Filler ve Çimen, Erkek Oyuncu: Talat Bulut / Melekler Evi, Yardımcı Kadın Oyuncu: Nilüfer Aydan / Renkli Türkçe, Yardımcı Erkek Oyuncu: Şükran Güngör - Eşref Kolçak / Güle Güle, Ali Sürmeli / Filler ve Çimen, Jüri Özel Ödülü: Kutay Özcan / Eylül Fırtınası, Kurgu: Mustafa Preşeva / Filler ve Çimen. Yaşam Boyu Onur Ödülü: Filiz (Köksal) Akın, Orhan Aksoy, Ekrem Bora, Orhan Günşiray, Kadir İnanır (ödülü almadı), Zülfü Livaneli, Sümer Tilmaç.
SİYAD (SİNEMA YAZARLARI DERNEĞİ) ÖDÜLLERİ: Film: Mayıs Sıkıntısı. Yönetmen: Nuri Bilge Ceylan / Mayıs Sıkıntısı. Senaryo: Zeki Demirkubuz / Üçüncü Sayfa. Görüntü: Pasquale Mari / Harem Suare. Müzik: Tamer Çıray / Salkım Hanım'ın Taneleri. Kadın Oyuncu: Başak Köklükaya / Üçüncü Sayfa. Erkek Oyuncu: Taner Birsel / Kaç Para Kaç. Yardımcı Kadın Oyuncu: Serra Yılmaz / Harem Suare. Yardımcı Erkek Oyuncu: Celal Perk / Lola ve Bilidikid. Umut Veren Genç Oyuncu: Yağmur Kaşifoğlu / Gülün Bittiği Yer. Emek Ödülleri: Filiz Akın, Sami Hazinses, Hikmet Dikmen, Turhan Gürkan.
II. ORHON M. ARIBURNU ÖDÜLLERİ: Film: Üçüncü Sayfa / Zeki Demirkubuz. Jüri Özel Ödülü: Yeşim Ustaoğlu ve Tomris Giritlioğlu . Yönetmen: Zeki Demirkubuz / Üçüncü Sayfa. Kadın Oyuncu: Başak Köklükaya / Üçüncü Sayfa. Erkek Oyuncu: Ruhi Sarı / Üçüncü Sayfa. Ustalara Saygı Ödülü: Zeki Ökten. 1. Kısa Film: Ax/Kazım Öz. 2. Kısa Film: Meleğin Selamı / Rıza Kıraç. 3. Kısa Film: Karşılaşma / Selma Köksal.
ÇASOD (ÇAĞDAŞ SİNEMA OYUNCULARI DERNEĞİ) ÖDÜLLERİ: Kadın Oyuncu: Başak Köklükaya / Üçüncü Sayfa, Erkek Oyuncu: Ruhi Sarı / Üçüncü Sayfa, Jüri Özel Ödülü: Nevruz Baz / Güneşe Yolculuk, Ayla Algan, Harem Suare. Emek Onur Ödülü: Lütfi Ö. Akad.
UÇAN SÜPÜRGE ANKARA 3. KADIN FİLMLERİ FESTİVALİ: Çeşitli ülkelerden 29 uzun, 28 kısa, 27 belgesel filmin sunulduğu, teması ''Kadın ve Barış'' olan ve Kültür Bakanlığı'nın desteğiyle hazırlanan festivalde Türkiye'den Yeşim Ustaoğlu 'nun Güneşe Yolculuk, Tomris Giritlioğlu 'nun Suyun Öte Yanı, Biket İlhan 'ın Kayıkçı, Handan İpekçi 'nin Babam Askerde filmleri gösterildi. Senaryo yarışması düzenlendi. Yitirdiklerimiz bölümünde Neriman Köksal anıldı.
SADRİ ALIŞIK OYUNCU ÖDÜLLERİ: Sinema Ödülleri: Şükran Güngör, Ruhi Sarı, Bennu Yıldırımlar, Mizgin Kapazan, Murat Daltaban. Sinema Emek Onur Ödülü: Safa Önal, Eşref Kolçak.
Mayıs Sıkıntısı 
Sürgün Troçki
Yitirdiklerimiz
Sohban Koloğlu , Nezihe Becerikli, Sevim Çağlayan ,Ekrem Dümer, Hayati Hamzaoğlu, Faruk Kenç, Cem Molvan, Cenk Koray, Alim Şerif Onaran, Güzin İpek, Selim Naşit Özcan, Gürdal Tosun, Ergun Köknar, Şükriye Atav, Nejat Saydam, Hüsnü Çetiner, Cahit Gürpınar, Sabahattin Tulgar, Fevzi Eryılmaz, Dinçer Önal.

Kemal Sunal - Şaban tiplemesiyle ünlü güldürü filmlerinin unutulmaz yüzü, film çekimine giderken bindiği uçakta kalp krizinden 56 yaşında öldü.