06 01 2011

Binnaz Toprak: AKP'nin otoriterleşmesinden rahatsızım

Alevilik tasavvufi yorum, Caferilik mehep

T24 - Önümüzdeki ders yılında öğrencilerin hayatına 6’ncı sınıftan 12’nci sınıfa kadar “Alevilik, Cemevi, Cem çeşitleri, Caferilik, Ehl-i Beyt, Aşure, Musahiplik, Semah, Kerbela” gibi kavramlar girecek. Din dersi kitaplarında, “Alevilik tasavvufi yorum, Caferilik mezhep” olarak yer alacak. Aleviliğin bir kolu olan Nusayrilik de kitaplara girdi.

Hükümetin başlattığı “Alevi Açılımı”nın en önemli adımı önümüzdeki ders yılında atılacak. Din dersi kitaplarına, “Alevilik tasavvufi yorum, Caferilik mezhep” olarak giriyor. Talim Terbiye Kurulu, 6-12’nci sınıf din ve ahlak bilgisi derslerine girecek “açılım” konularını belirledi.Hürriyet gazetesinde yayımlanan haber şöyle:


Kerbela ve aşure

Devlet Bakanı Faruk Çelik’in tamamladığı “Alevi Açılımı’nın en önemli ayağını Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu hayata geçirecek. Öğrencilerin hayatına 6’ncı sınıftan itibaren 12’nci sınıfa kadar “Alevilik, Cemevi, Cem çeşitleri, Caferilik, Ehl-i Beyt, Aşure, Musahiplik, Semah, Kerbela” gibi kavramlar girecek. Din kültürü ve ahlak bilgisi derslerindeki en büyük yeniliklerden biri de Aleviliğin bir kolu olarak tanımlanan “Nusayrilik”in de yer alması oldu. İşte ders kitaplarındaki “açılım” konuları:


Hz. Ali üzerinden

6’ncı sınıf müfredatında, İslam’ın sakınılmasını istediği bazı davranışlar sayılırken Hazreti Ali, Hüseyin, Cafer Sadık ve Hacı Bektaş-ı Veli’nin bu konudaki sözleri yer alacak. Oruç ibadeti işlenirken, Hazreti Ali’nin “Ramazan ayında oruç tutmak, azaptan koruyan kalkandır” sözüne yer verilecek. Oruçla ilgili Alevilik-Bektaşilik’teki uygulamalara dikkat çekilecek, Kerbela olayına değinilecek. Muharrem orucu anlatılacak.

Cem çeşitleri var

7’nci sınıfta öğrencilere, Alevi-Bektaşi geleneğindeki temel kavramlar açıklanacak. Bu ünitenin işlenmesi sırasında, “Cem ve çeşitleri” konusu işlenirken, “Düşkünlükten kaldırma cemi, dardan indirme cemi ve Abdal Musa cemi” gibi ayrıntılara girilecek. Cemevlerinin statüsü konusu ders kitaplarında yer almayacak. Alevi-Bektaşilerin kurban bayramı başta olmak üzere yılın belli mevsimlerinde kestikleri ve bu sırada Kurban Tığlama Duası yaptıkları da ders kitabında anlatılacak.

Hacı Bektaş-ı Veli

9’uncu sınıfta, Hacı Bektaş-ı Veli, “Türklerde İslam anlayışının oluşmasında etkili olan kişiler” arasında okutulacak. Hacı Bektaş-ı Veli tanıtılırken, “Hacı Bektaş-ı Veli çevresindeki insanlara Allah’a ulaşmanın yollarını öğretmiş bir hak dostudur” ifadesi kullanıldı. Hacı Bektaş-ı Veli’nin “Dört kapı, Kırk makam” öğretisine yer verilerek, iki sayfalık anlatım metni hazırlanacak.

Hz. Ali taht kurdu

9’uncu sınıfta, Hazreti Ali’nin çocukluğu ve kişiliği tanıtılırken, Hazreti Muhammed’in hayatındaki önemi vurgulandı. Okuma parçasında Hazreti Ali, “Bütün Müslümanların kalbinde taht kurmuş olan Hazreti Ali askeri ve siyasi başarıları, dindarlığı, ilmi kişiliği ve Hazreti Muhammed’in damadı olması dolayısıyla tarih boyunca bütün Müslümanlarca sevilip sayılan ve örnek alınan tarihi bir şahsiyettir” ifadesi kullanıldı.

Caferilik mezhep

11’inci sınıfta, 5 mezhep olduğu bilgisi verilecek. Fıkhi-Ameli İslam Mezhepleri ve İmamlar başlıklı bölümde, Hanefilik (İmam Ebu Hanife), Malikilik (İmam Malik), Şafilik (İmam Şafii), Hanbelilik (İmam Ahmed Hanbel) ve Caferilik (İmam Cafer Sadık) olarak tanıtıldı. Caferilik ilk kez ders kitaplarına mezhep olarak girecek.

Alevilik tanımı

12’nci sınıfta, Alevilik, İslam düşüncesinde çeşitli tasavvufi yorumlar arasında yer aldı. Yesevilik, Mevlevilik, Nakşibendiyye, Kadirilik ve Alevilik-Bektaşiliğin tasavvufi bir oluşum olduğu vurgulandı. Alevi derneklerinin bu tanıma itiraz etmesi bekleniyor. Öğrencilere verilecek ödevler arasına “Alevilik ve Bektaşiliğin araştırılması” da konulacak.


Binnaz Toprak: AKP'nin otoriterleşmesinden rahatsızım
 

T24 - CHP Parti Meclisi Üyesi Siyaset Bilimci Prof. Dr. Binnaz Toprak, "Türkiye politikasının giderek otoriterleşen tek bir partiye kilitlenmesinin ve bu partinin sanki alternatifi yokmuş gibi bir hava yaratılmış olmasının demokrasimiz açısından vahim olduğu kanısındayım" dedi.

Hürriyet gazetesinde Sefa Kaplan'ın "Toplumu endişeli insan değiştirir" başlığıyla yayımlanan (3 Aralık 2011) yazısı şöyle:


Toplumu endişeli insan değiştirir

Siyaset bilimci Prof. Dr. Binnaz Toprak, artık CHP saflarında. Prof. Toprak, Parti Meclisi Üyesi olduğu CHP’ye girer girmez eleştiriler de başladı: ‘Ötekileştirilenler’ araştırması, ‘endişeli modern’ eleştirileri, ‘kentli dindar’ tartışmaları hep buna hazırlıkmış diyenler oldu.

Peki hakikaten öyle mi? Prof. Toprak’a sorularımız ve yanıtları şöyle:


AKP’den rahatsızım

- Bugüne kadar siyasetin teorisini yaptınız. Şimdi ise pratiğe soyundunuz? Neden?

Bu kararımın teoriyi pratiğe dönüştürme vb. mesleksel isteklerle ilgisi yok. Yaşadığım toplumun özgür bireylerden oluşan, kadınların erkeklerle sözde değil gerçekten eşit olduğu, kimsenin kimliğinden dolayı horlanmadığı, insanların fakirlikten ezilmediği, özgür düşüncenin hakim olduğu çağdaş ve açık bir toplum olmasını istiyorum. Kızıma ve gençlere bu tür bir miras bırakmayı önemsiyorum. Bugüne kadar yazılarımla, yaptığım araştırmalarla, katıldığım çeşitli platformlarla bu gibi amaçlara katkıda bulunmak için çalıştım. Bu çabalarımla zaten pratiğin içindeydim. Mevcut iktidarın politikaları benim önemsediğim değerlerle uyuşmuyor. Uzun süredir AKP’nin gücünü pekiştiriyor olmasından, uzlaşmaz tavrından, muhalefete tahammülsüzlüğünden, güç kazandıkça giderek otoriterleşmesinden rahatsızım. AKP’ye karşı bir alternatifin oluşması çok önemli. Yeni CHP’nin, sivil toplum kuruluşları ve halktan aldığı destekle bu durumu değiştirebileceği kanısındayım. O nedenle, aktif siyasete girerek bu çabaya destek vermeye karar verdim.


Halkla kaynaşırım

- İlk izlenimleriniz nedir? Reel siyaset teori ile benzerlik taşıyor mu? Politika size göre miymiş bir başka ifadeyle?

O kadar uzun süredir öğretim üyesi görevimi sürdürüyorum ki akademisyenlik kimliğimin bir parçası oldu. Akademisyen olarak her zaman doğru bildiklerimi hiç kimseden çekinmeden söyledim. Hem uzun yıllar mensubu olduğum Boğaziçi Üniversitesi hem de şimdi bulunduğum Bahçeşehir Üniversitesi düşünce özgürlüğüne önem veren, hiç bir hocasını sansüre tabi tutmayan, liberal ve hoşgörülü ortamın hakim olduğu eğitim kurumları. Yeni Cumhuriyet Halk Partisi’nde de, çekinmeden görüşlerimi savunabileceğimi düşünüyorum. Bir de şunu söyleyeyim. Her sınıftan, her kimlikten, her yaştan insanla rahat konuşabilen biriyimdir. Hemen insanlarla dost olurum. Bu bağlamda, siyasetçi kimliğimle halkla kaynaşmakta zorluk çekeceğimi hiç sanmıyorum.


İyi bilirmiş gibi

- Size yönelik eleştiriler de hemen başladı. Meğerse ‘Ötekileştirilenler’ araştırması filan hep CHP’ye katılmak için yaptığınız hazırlıklardan ibaretmiş. Öyle mi gerçekten?

Bu tür yakıştırmaları hiç önemsemiyorum. Maalesef Türkiye’deki düşünce dünyasının geleneği bu. Yaptığınız her araştırma ya da ileri sürdüğünüz her fikir başka bir amaç taşıyormuş gibi algılanıyor. Eleştiriler, söylediklerinizin doğru olup olmadığıyla bağlantılı değil. Bahsettiğiniz araştırmamın da sadece metodolojisi ve eleştirenlerin gelişigüzel kurguladıkları amacı eleştirildi. Türkiye’de eli kalem tutan herkes sosyal bilim metodolojilerini çok iyi bilirmiş gibi. Anlaşılan şimdi de, CHP ile bağlantılı olarak araçsallaştırılıyor. Dediğim gibi, bu tür söylentiler beni ilgilendirmiyor.


Endişeli olmalı

- ‘Endişeli modern’ kimliğinizi politikada da sürdürecek misiniz?

Türkiye’nin sorunlarına kafa yoran herkes günümüzde endişeli. Demokrasilerde ülke sorunlarını önemseyen her birey endişeli olmadır bence. Aksi halde iktidarların her yaptığını sorgulamaksızın kabullenmiş olursunuz. Muhalif seslerin olmadığı bir ortam demokrasiler için arzu edilebilir bir durum değil. Toplumların değişmesi tarihin her döneminde endişeli insanların seslerini yükseltmeleri sonucunda olmuştur. Evet, haksızlık yapıldığını, hukuk dışına çıkıldığını, sorunların gözardı edildiğini her düşündüğümde endişelerimi dile getirmeye devam edeceğim. Ancak, yeni CHP’nin politikalarının iktidarın eleştirisinin ötesine geçeceğini umuyorum. Bunu önemsiyorum çünkü Türkiye politikasının giderek otoriterleşen tek bir partiye kilitlenmesinin ve bu partinin sanki alternatifi yokmuş gibi bir hava yaratılmış olmasının demokrasimiz açısından vahim olduğu kanısındayım.

O Bir "Kalem" idi‏

Bazı çevreler bugünlerde yaşadığımız sorunların Cumhuriyet’in kuruluş ideolojisinden kaynaklandığını yazıyor, söylüyor! Bunu yaparken tarihi eğip büküyor; yarım yamalak bilgileriyle büyük sonuçlara varıyor. Yapmak istedikleri mevcut iktidarın “resmi tarihini” oluşturmak. Peki, Cumhuriyet tarihinde kimlerin üreten “Kalem”; kimlerin sürekli satıp savuşturan ve mülk kalmayınca umudunu dışa bağlayan “Silgi” olduğunu öğrenmek ister misiniz?

Tarih 16 Ağustos 1838.
Sadrazam Reşid Paşa, İngiliz elçisi Lord Stratford Canning ile Osmanlı- İngiliz ticaret antlaşmasını imzaladı. Antlaşmayla Osmanlı, iç pazarını tümüyle yabancılara açtı. “Devletçi ekonomiyi” rafa kaldırdı; gümrük vergilerini düşürdü; Osmanlı’yı ucuz ithal mallar cenneti yaptı. On binlerce küçük esnaf iflas etti.
Bir yıl sonra; açık pazar haline getirilen ekonomik düzenin gerekli kıldığı mali, idari reformları Tanzimat Fermanı’yla gerçekleştirildi.
Sonuç: 1814’de bir İngiliz Sterlini 23 Osmanlı kuruşuydu; 1839’da bir İngiliz Sterlini 104 Osmanlı kuruşu oldu!
Osmanlı nüfusu giderek yoksullaşırken, küçük bir azınlık alafranga yaşamın getirdiği tüketime yöneldi. “Araba Sevdası” başladı.
O sırada Avrupa sermayesinde de yapısal dönüşüm yaşandı. Mali sermaye büyük güç haline geldi. Bu durum Osmanlı gibi ülkelere sermaye akımını hızlandırdı.
Osmanlı da gerek savaş, gerek tüketime yönelik yeni yaşam tarzı nedenleriyle hep borçlandı. İhtiyacı olan parayı Avrupa para piyasalarından buldu.
Avrupalı kendi ülkesindeki yüzde 3–4 gibi düşük faiz gelirleri yerine, yüzde 11–12 gibi yüksek faiz veren İstanbul borsasına yöneldi. (Bugüne ne kadar benziyor!)
Sonucu tahmin etmişsinizdir; Osmanlı 1875’de faiz borçlarını ödeyemeyeceğini açıkladı. Avrupa ayağa kalktı. (Bu borcu kimin ödediğini biraz sonra okuyacaksınız!)
Osmanlı’nın iflasından iki ay sonra, önce Bulgarlar sonra Sırplar ayaklandı.
İngilizler, Sadrazam Nedim Paşa aracılığıyla Rusya’ya yakınlaşan Sultan Abdulaziz’i Harp Okulu öğrencilerinin de katıldığı askeri darbeyle tahtan indirdi.
Darbeler, iktidar değişiklikleri, reformlar Osmanlı’ya “ilaç” olmadı. Süreç I. Dünya Savaşı sonuna kadar uzadı. Çünkü emperyal güçler Osmanlı’yı nasıl paylaşacaklarına karar verememişti. Sonra ne olduğunu biliyorsunuz…

Cumhuriyet kalıplaşmış
övgülerle kurulmadı

Savaş sonucunda, Osmanlı’nın ordusu dağıtılmıştı; ne kara ordusu kalmıştı ne hava ne de deniz gücü. 325 bin şehit, 400 bin yaralı, 250 bin esir ve kayıp vardı.
Ankara’da ise…
Silah yoktu. Para yoktu. Döviz yoktu. Hisse senedi-tahvil yoktu. Borç alacak kimse de yoktu.
Bu nedenledir ki…
Apoletleri sökülmüş, maaşına el konulmuş Mustafa Kemal, kongre için Anadolu’nun tozlu yollarına düştüğünde, erzakında 20 yumurta, 1 okka peynir ve sadece 20 ekmeği vardı.
Karşısında sadece yedi düvel yoktu. Hani diyorlar ya, “Mustafa Kemal’i Anadolu’ya para verip gönderen Sultan Vahdettin’dir!”
Peki Saray, Düyun-u Umumiye’den 900 bin lira ve Osmanlı Bankası’ndan 1.340 bin lira borç alıp kurduğu Kuvay-i İnzibatiye’yi niye ulusalcıların üzerine sürdü? Neyse, böylesi saçmalıklara inanan var mı?
Mustafa Kemal tarihin yönünü bu şartlarda değiştirdi.
Fakat savaştan yeni çıkmış, hiçbir alt yapısı olmayan yeni ülke ekonomisi nasıl inşa edilecekti?
Geliniz son yıllarda hep gözden kaçırılan bir ekonomik gerçeğin peşine düşelim…

BAĞIMSIZLIK=DENK BÜTÇE

Falih Rıfkı Atay diyor ki: “Bilmiyorduk; bir bilen ve öğreten de yoktu. Herkes şaşırtıcı ve umut kırıcıydı. Nasihat verenleri dinlesek, kollarımızı kavuşturup bir asır beklemeliydik. Aldanmak, avlanmak, yaptığımızı bozmak veya kullanmamak hepsi hesaptaydı. Her şey yapılmalı ve yapılanların sahibi bu millet olmalıydı.”
Sadece Batı dayatması programları reddetmediler; onlara göre denk bütçe bağımsızlık demekti.

Yıl: 1923
-Kapitülasyonlar kaldırıldı.
-Osmanlı’nın borçları (1854 itibariyle) kabul edilip yıllar içinde ödenmesine karar verildi. Osmanlı dönemi iç borçlar ve Kurtuluş Savaşı’nda yapılan “Tekalifi Milliye” denilen borçlar da ödenecekti.
-Ergani Bakır Madeni’nin devlet tarafından işletilmesine karar verildi.
-Atatürk, Hindistan’dan kendi şahsına gönderilen paralarla İş Bankası’nı kurdurdu.
-Savaş yorgunu köylüye 8 milyon lira kredi dağıtıldı.

Yıl 1924

-Bütçenin önemli gelirlerinden olan ancak köylüyü ezen, geleneksel Osmanlı Aşar Vergisi kaldırıldı.
-1937 yılına kadar aralıklarla sürecek Kürt isyanları, Şeyh Said ayaklanmasıyla başladı.
-İstanbul’dan kalkan deneme uçağı 3 saat sonra Ankara’ya indi.
-Üstünde Türkiye Cumhuriyeti yazan madeni 10 kuruşluk paralar tedavüle çıktı.
-Samsun-Çarşamba demiryolu temeli atıldı.

Yıl: 1925

-Son 30 yılda kaçakçı-kolcu çatışmalarında 400 bin kişinin öldüğü Tütün Rejisi Fransızlardan alınarak lağvedildi.
-Ankara-Yahşiyan; Kütahya-Tavşanlı demiryolu açıldı.
-Sanayi ve Maadin Bankası kuruldu.
-Atatürk, -köylülere örnek olması için- kendi parasıyla Atatürk Orman Çiftliği yapılmasını sağladı.
-İzmir Liman ve Körfez İşleri İnhisarı TAŞ kuruldu.
-Menderes köprüsü üzerine ilk betonarme köprü yapıldı.

Yıl: 1926

-Emlak ve Eytam Bankası kuruldu.
-Kayseri’de uçak fabrikası açıldı.
-Alpullu şeker fabrikası açıldı.
-Uşak şeker fabrikası açıldı.
-Samsun limanının inşaatına başlandı.
-Samsun-Kavak demiryolu açıldı.
-Serbest bölge kurma girişimlerine başlandı.

Yıl: 1927

Sayım yapıldı. Nüfus 13.5 milyon. Bunun yüzde 83.7’si köyde yaşıyor. Okuryazar oranı yüzde 11 idi.
-Bursa dokumacılık fabrikası açıldı.
-Yerköy-Kayseri; Ankara-Kayseri; Samsun-Amasya; Samsun-Havza demiryolu açıldı.
-Devlet demiryolları ve limanları idaresi kuruldu.
-Bünyan dokuma fabrikası açıldı.
-Cumhuriyet’in ilk kağıt paraları tedavüle çıktı.
-Ankara radyosu yayına başladı.

Yıl: 1928

-Ankara çimento fabrikası açıldı.
-Amasya Zile; Kütahya-Tavşanlı demiryolu açıldı.
-Sirkeci-Haydarpaşa arasında feribot seferi başladı.

WALL STREET KRİZİ


Türkiye daha savaş ekonomisinin ağırlığından kurtulamadan, 1929 dünya (Wall Street) büyük ekonomik kriziyle sarsıldı. Krizin etkisine bir örnek vermeliyim: İlkel geleneksel teknikten kurtarılması için makine ithaline büyük kolaylıklar sağlandı. Bunun sonucu 1929’a kadar Türkiye’ye 2500 traktör girdi. Fakat krizden sonra büyük düşüş yaşandı. Makine ithali 1928’de 2 milyon 298 bin lira iken 1933’te 224 bin liraya kadar düştü!

Yıl: 1929

-İstanbul’da otomobil fabrikası kuruldu.
-Zirai Kredi Kooperatifleri’nin kurulmasına karar verildi.
-Ankara demiryolu hattı ve Haydarpaşa Limanı millileştirildi.
-Doğu Anadolu’da Muhtaç Çiftçilere Arazi Tevziine (toprak reformuna) karar verildi.
-Mersin-Adana demiryolu Fransızlardan satın alındı.
-Ankara-İstanbul arasında telefon bağlantısı kuruldu.

Yıl: 1930

-Milli İktisat ve Tasarruf Cemiyeti kuruldu; ilk üyesi Mustafa Kemal oldu.
-Kayseri-Şarkışla; Ankara-Sivas; Emirler-Balıköy; Bolkuş-Filyos; Zile-Kunduz demiryolu açıldı.
-Türk parasını koruma kanunu çıktı.
-Batı’nın “kuramazsınız” dediği Merkez Bankası kuruldu.
-İstanbul Galata Köprüsü’nden geçiş ücreti alınması kaldırıldı.
-Düyun-u Umumiye binası hükümete teslim edildi.

Yıl: 1931

-Devletçilik ilkesi sadece CHP’nin altı oku olmadı; Anayasa’ya da girdi.
-Ankara’da Ziraat Kongresi toplandı.
-İthalatın sınırlandırılmasına karar verildi.
-Malatya-Doğanşehir; Mudanya-Bursa demiryolu yapıldı.
-Kelkit Irmağı üzerine Akçağıl Köprüsü yapıldı.

Yıl: 1932

-Tütün Kongresi toplandı.
-Kütahya-Balıkesir; Samsun-Sivas; Kunduz-Kalın; Ulukışla-Niğde demiryolu yapıldı.
-Türkiye Sanayi Kredi Bankası kuruldu.

Yıl: 1933

-Samsun-Çarşamba; Adana-Fevzipaşa tren hattı satın alındı.
-Afyon-Antalya demiryolu yapıldı.
-Mevduat Koruma Kanunu kabul edildi.
-Sümerbank faaliyete geçirildi.
-Tefecilerle mücadele etmek için Halk Bankası kuruldu.
-Denizyolları devletçe işletilmeye başlandı.
- Eskişehir şeker fabrikası açıldı.
- İzmir Rıhtım Şirketi devletçe satın alındı.
-Ankara-İstanbul tarifeli uçak seferi başladı.

DEVLET BABA DÖNEMİ

Cumhuriyet kadrolarının tüm çabalarına rağmen, Osmanlı’dan beri sürüp gelen dışa bağımlılık, ulusal özel sektörün bir türlü geliştirilmemiş olması, sanayinin kurulmasına pek olanak vermedi. Bu da devlet eliyle gerçekleştirildi.

Yıl: 1934

-Sovyetler Birliği ile kredi antlaşması imzalandı
-Ankara, Sivas, Konya, Eskişehir’de buğday siloları inşasına başlandı.
-Kayseri uçak fabrikasında yapılan 6 uçak Ankara’ya uçtu.
-Bursa’da süt tozu fabrikası açıldı.
-Bakırköy bez fabrikası açıldı. Konya Ereğli’de bez fabrikasının temeli atıldı.
-İzmit kağıt fabrikası kuruldu.
-Zonguldak’ta kömür yıkama fabrikası işletmeye açıldı; Antrasit fabrikasının temeli atıldı.
-Keçiborlu kükürt fabrikası işletmeye açıldı.
-Isparta gülyağı fabrikası işletmeye açıldı.
-Kayseri mensucat fabrikası kuruldu.
-Halk için ucuz ve dayanıklı ayakkabı üretmek amacıyla Beykoz fabrikası kuruldu.
-Turhal şeker fabrikası işletmeye açıldı.
-Afyon-Antalya; Diyarbakır-Fevzipaşa; Ortaköy-Bolkuş; Fırat-Yolçatı demiryolu yapıldı.
-Üsküdar-Kadıköy tramvay hattının ilk denemesi yapıldı.

Yıl: 1935

-İstanbul liman şirketi devletçe satın alındı.
-Aydın demiryolu hattı devletçe satın alındı.
-Gediz ve Göksu nehirleri üzerine köprüler inşa edildi.
-Maden Teknik Arama Enstitüsü ve Elektrik İşleri Etüt İdaresi kuruldu.
-Etibank kuruldu.
-Türkiye Şeker Fabrikaları Anonim Şirketi kuruldu.
-Diyarbakır-Fevzipaşa; Fevzipaşa-Ergani; Ergani-Osmaniye; Çankırı-Atkaracalar; Sıvas-Eskiköy demiryolu yapıldı.
-Tarım Satış Kooperatifleri kuruldu.
-Paşabahçe Şişe ve Cam Fabrikası işletmeye açıldı.
-Ankara’da fındık kongresi toplandı.
-Nazilli basma fabrikası kuruldu.
-İstanbul telefon şebekesi devlet tarafından satın alındı.
-Ankara-Zonguldak telefon hattı açıldı.
-Ankara’da gaz maskesi fabrikası kuruldu.

Yıl: 1936

-Ankara’da Endüstri Kongresi toplandı.
-Deutsche Bank’ın elindeki Ergani Bakır Madeni İşletmesi satın alındı.
-Ankara Çubuk Barajı yapımına başlandı.
-İzmir havagazı şirketi devletçe satın alındı.
-İzmit’te ikinci kağıt fabrikasının temeli atıldı.
-Ereğli kömür işletmesi devletçe satın alındı.
-Erzurum-Sivas; Afyon-Karakuyu; Isparta-Bozönü; Eskiköy-Çetinkaya; Yazıhan-Hekimhan demiryolu yapıldı.
-İlk kömür treni Ankara’ya geldi.
-Edirne-Sirkeci demiryolu hattı ve Şark Demiryolları devletçe satın alındı.
-Gaziantep buz fabrikası açıldı.
-Bursa’da Hasanpaşa Köprüsü yapıldı.
-İstanbul Haliç üzerine köprü inşaatı temeli atıldı.

Yıl: 1937

-Ormanlar devletleştirildi.
-Atatürk çiftliklerini devlete bağışladı.
-İlk Türk gemisi Belkıs denize indirildi.
-İlk Türk denizaltının yapımına başlandı.
-Karabük Demir Çelik Fabrikası’nın temeli atıldı.
-Konya bez fabrikası açıldı.
-Malatya bez fabrikasının temeli atıldı.
-Türkiyle Cumhuriyeti Ziraat Bankası kanunu kabul edildi.
-Hükümetçe satın alınan, Toprakkale-Payas; Islahiye- Meydanıekbaz işletmeye açıldı.
-Denizbank kuruldu.
-Kadıköy su şirketi devletçe satın alındı.
-İstanbul-Edirne karayolu açıldı.
-Burhaniye-Ayvalık yolu; Sakarya Nehri, Fırat Nehri, Kızılırmak Nehri ve Murat Irmağı üzerine köprüler yapıldı.
-Diyarbakır-Cizre; Hekimhan-Çetinkaya; Zonguldak-Çatalağzı demiryolu yapıldı.
-Telsiz kanunu kabul edildi.
-Türk Hava Yolları İstanbul-Bükreş arasında ilk uçak seferi yapıldı.

Yıl: 1938

-Gemlik suni ipek fabrikası açıldı
-Bursa merinos fabrikası açıldı.
-Divriği demir madenleri işletmesi faaliyete geçti.
-İzmir Telefon Şirketi devletçe satın alındı.
-İstanbul Elektrik Şirketi devletçe satın alındı.
-Sermayesi devlet tarafından verilen KİT’ler kuruldu.
-Toprak Mahsulleri Ofisi kuruldu.
-İzmir klor fabrikası kuruldu.
-Ankara-Erzurum tren hattı Erzincan’a ulaştı.
-1923-38 yılları arasında topraksız köylüye toplam 708 bin hektar toprak dağıtıldı.
-Ve Mustafa Kemal vefat etti.
O bir “kalem” idi.
Türkiye bugün “kalemler” ile “silgilerin” çatışmasına sahne olmaktadır!
 

Soner Yalçın
27 Şubat 2010
www.odatv.com
 

 

231
0
0
Yorum Yaz