05 01 2011

Kıskanmak: Kocamı Elimden Alanı Hapse Yollarım...

Kıskanmak: Kocamı Elimden Alanı Hapse Yollarım... |  görsel 1
Kıskanmak: Kocamı Elimden Alanı Hapse Yollarım...

Zeki Demirkubuz'un tüm filmografisine hakim olan izleği (öfke ve kin duygusunun tutkulu biçimde yön verdiği kötü kadın karakterlerin ve zaaflarına yenilen erkeklerin öyküsü) bu kez hem bir dönem filmi hem de bir roman uyarlamasında yorumlaması onun auteur kimliği ile uyumlu bir adımdır.

 
İstanbul - BİA Haber Merkezi
12 Aralık 2009, Cumartesi
 
 
 
 

Nahit Sırrı Örik'in ilk romanı olan "Kıskanmak" 1937 yılında Tan gazetesinde basılır kitap olarak yayınlanması ise 1946 yılında gerçekleşir. Roman genel olarak Seniha ve ağabeyi Halit'in ilişkileri üzerine temellenir. Seniha çirkindir Halit güzel, çocukluklarından beri aileleri için daima Halit ve onun geleceği ön planda olmuş tüm yatırımlar Halit'e yapılmıştır. Seniha ne okula gider ne de aşık olduğu komşusunun oğlu Cemil Şevket'le evlenebilir. Tüm bunlar Seniha'nın ağabeyine duyduğu öfke ve kıskançlığın temel dinamikleridir. Halit gençliği boyunca çok çapkındır eğlencesine düşkün bir adamdır. Kendisinden 15 yaş küçük Mükerrem'le sakin bir hayat yaşamak için evlenir.

Film, Halit ve Mükerrem'in evliliklerinden sonrasını başlangıç olarak alır kendisine. Mükerrem, Halit ve Seniha'nın katıldığı bir Cumhuriyet balosu ile açılır. Taşra eşrafının eşleri bir masada toplanmış mekana yeni gelen Nüzhet hakkında dedikodu yaparlar. Sahne Amerika'da bir banliyöde geçen "Little Children" filmini anımsatır. Sarah ve diğer kadınların parka gelen Todd'u gözledikler ona olan arzularını konuşurlar. Masadaki Mükerrem'in tavrı da Sarah'ın tavrıyla aynıdır bir bakıma. Mükerrem dedikoduya katılmaz ancak duygularının peşinden gidecek cesarete sahiptir.

Zeki Demirkubuz'un "Kıskanmak" yorumunda Seniha'nın ağabeyi Halit'e duyduğu kinin romanda sunulanların aksine tek sebebi vardır o da Halit'in Seniha'nın evlenmesine engel oluşudur. Mükerrem, Nüzhet'le ilişkisini itiraf etmek istediğinde Seniha kendisini yaralayan olayı anlatır. Halit için çalışan yoksul bir gençle birlikte olmuş ancak Halit genci askere yollamıştır. Bu öykü romanda yer almaz. Romanda Seniha, Halit'in çalışanı ile birlikte olur ancak İstanbul'dan Ankara'ya taşındıkları için ilişki sürmez. Mükerrem'in "ama gaddarlık bu" diyerek tepki gösterdiği durum filmin belkemiğini oluşturur. Seniha'nın filmin başından itibaren bir örümceğin tuzak kurmak için ağ örmesini anımsatırcasına  sürekli örgü örmesinin nedenidir evlenmesine engel olunması ya da başka bir ifadeyle evde kalmış çirkin bir kadının olası tek talibini elinden kaçırmış oluşuna duyduğu öfke. Film oldukça evrensel ve son derece maço bir söylemden hareket eder, Seniha bir kez birliktelik yaşamıştır ancak sonrasında yaşadığı hayat "rahibe" hayatıdır. "Bekaretin El Değmemiş Tarihi" adlı kitabında Hanne Blank evde kalmışlığın 1970'lerden önce çoğu zaman yoksulluk ve toplumdan aforoz anlamına geldiğini özellikle modern zaman öncesi Avrupa'da çocuksuz kadınların dalga geçilen hakarete uğrayan insanlar olduğunu söyler. Seniha'ya ürkütücülüğü veren de el değmemişliğidir. Yönetmen Seniha'nın el değmemişliğini vurgulamak için filmdeki diğer kadın karakterlerin "işveli" "cilveli" oluşlarını, aktif cinsel hayatlarını ön plana çıkarır. Sadece iki erkek kahramanın olduğu filmde kadınlar arasında namusluluk derecesine göre biçimlenen bir hiyerarşinin varlığı dikkat çekicidir. En üst sırada sadece bir erkekle birlikte olmuş evinin hanımı olan Seniha ardından eşini aldatan ancak masum ve iyi niyetli bir kadın olarak Mükerrem, daha sonra Nüzhet'in içki aleminde gördüğümüz "fahişe" diye hitap ettiği kadınlar son olarak da vapurda gördüğümüz konsomatrisler söz konusu hiyerarşide yer alırlar.

Seniha'nın kurduğu tuzağa; ördüğü ağa düşen yem Mükerrem'in ilişkisi olur. Bu ilişki sayesinde Seniha Halit'ten öcünü alacaktır. İlişkiyi Halit'e söyleyerek cinayetin önünü açmasının yanında Halit'in aleyhine tanıklık edecektir. "Kıskanmak"ın sonunda Mükerrem, "Masumiyet"in Yusuf'u en çok da "Yazgı"nın Musa'sı gibi ("Yazgı"yla kurulan ilişki Seniha'nın sorgusu sahnesinde savcıyı Serdar Orçin'in canlandırmasıyla belirgin bir hal alır) yalnız başına çaresiz kalır. Özellikle "Masumiyet" filminden aşina olduğumuz kapı kendiliğinden ardına dek açılır. Mükerrem'se tıpkı Yusuf gibi dışarı çıkmayı istemez. Ancak ağabeyi kendisinden önce öldüğünde huzura erip, dışarı çıkacaktır.

Zeki Demirkubuz'un tüm filmografisine hakim olan izleği (öfke ve kin duygusunun tutkulu biçimde yön verdiği kötü kadın karakterlerin ve zaaflarına yenilen erkeklerin öyküsü) bu kez hem bir dönem filmi hem de bir roman uyarlamasında yorumlaması onun auteur kimliği ile uyumlu bir adımdır.(GY/BÇ)

Bornova Bornova: Aileden Mahalleye, Mahalleden Topluma

12 Eylül 1980’den 30 yıl sonrasını bize anlatan Bornova Bornova darbenin mahalleden nasıl geçtiğini mahalleyi nasıl sindirip apolitikleştirdiğinin filmi.

 
İstanbul - BİA Haber Merkezi
26 Aralık 2009, Cumartesi
 
 
 
 

Bornova Bornova öykünün etrafında döndüğü üç karakterle Hakan, Murat ve Özlem'le açılır. Kendisine taksilerinden birini vermeyi vaad eden abisinin "ama dikkat edeceksin" uyarılarına indikten sonra küfürle yanıt verir Hakan. Yenik olma haline sindirilmiş olmaya dair bir öykü izleyeceğimizi sezeriz. Ardından bilgisayar başındaki Murat ve üçüncü olarak da tuvalette hamilelik testi yapan Özlem'le tanışır izleyici.

Üç karakterin ölümüne tanıklık ettiği Salih'in öğretmen bir anne ve politik görüşleri yüzünden işinden çıkarılmış bir babanın çocuğu olması, Murat'ın sol görüşlü felsefe okuyan porno dergilere yazan bir adam oluşu, iktisadi idari bilimler mezunu bir başka karakterin küçük bir market işletmesi 80 sonrası apolitikleştirme sindirme sürecinin başarıyla sonuçlandığını dar alanlara hapis olduğumuzu söyler bize. Murat işçi belgeseli çekmek için bile adımını atmaz. Boğucu renkler ve sabit planların hakim olduğu film "mahalleden" kaçıp gitme duygusu uyandırmada oldukça başarılıdır.

Bornova Bornova, toplumun mikro örneği olarak sunulan mahalledeki siniklik eziklik duygusunu erkeklerin iktidarsızlığı ile simgeler. Salih iktidarsızdır (Özlem'e tecavüz girişiminde ortaya çıkan bu durum iyi midir kötü müdür, tecavüz etmiş olsaydı erkek olduğu ispatlandığı için daha mı iyi olacaktı belirsizdir), Murat eşi tarafından aşağılanır küçümsenir kale alınmaz, Hakan'ın ise hiç cinsel deneyimi yoktur ve bu konuda son derece özgüvensizdir.

En saf karakter Hakan'ın bir kadını tavlama ümidiyle (ki "senin için ölürüm de öldürürüm de" öğüdünü de Salih'ten öğrenmiştir) katil olması, katıksız saflık diye bir şey olmadığını kötüyü de içinde barındırdığını gösterir. Hakan ve Salih arasındaki mahalle ağabeyliği ilişkisinde "erkekliğin" kuşaktan kuşağa aktarılan bir ritüel olarak nasıl çürüdüğünü yozlaştığını görürüz. Salih'in Özleme tecavüz girişimini Murat'tan öğrenmesinin ardından Salih kendi bıçağını Hakan'a hediye eder, Hakan Salih'in annesine dair bir seks fantezisinden söz ederek onu öfkelendirir böylece hem mecaz hem gerçek anlamda Hakan Salih'i kendi silahıyla öldürür.

Film Özlem ve Hakan'ın sakin huzurlu ve güvenli bir ortamda üstelik doğmak üzere olan bebekle yeni bir cinayeti planlayışlarıyla kapanır. Özlem'in başkasının çocuğunu doğuracak olması ve işledikleri cinayet çekirdek ailenin göründüğü gibi masum bir şey olmadığını toplumun hoş olmayan şeyler üzerine inşa edildiğini göstererek 1980 sonrasının huzurlu görünen toplumunun içten içe çürümüş olduğunu ifade eder aslında. Son derece tekinsiz ürkütücü bir durumun son derece huzurlu sakin bir atmosferde anlatılmasıysa şüphesiz Michael Haneke'nin üslubunu çağrıştırır.(GY/EÜ)

* İnan Temekuran'ın yönettiği film halen gösterimde. Filmin oyuncuları arasında Salih Kadir Çermik, Hakan Öner Erkan, Özlem Damla Sönmez, Murat Erkan Bektaş, Ali Onur Öner Ateş, İhsan Murat Kılıç, Senem Selen Uçer ve Ömer Hasan Sahintürk var. Daha fazla bilgi için: Bornova Bornova

 

36
0
0
Yorum Yaz