28 10 2010

MİZAHHABER 2008 YILLIĞI

MİZAHHABER 2008 YILLIĞI

2008 yılında mizah ve karikatür
dünyasında neler oldu?

* Öncelikle 2008 yılında mizah adına bir fiyaskoyla başlayalım söze… 2008 Yılı bilindiği ya da “bilinmediği” gibi “Nasreddin Hoca Yılı” ilan edilmişti. Doğumu 1208 kabul edilen Nasreddin Hocamızın 800. yaşı nedeniyle Unesco tarafından ilan edilen bu “uluslararası” yıl ne yazık ki “güdük” kaldı! Akşehir’de onca hazırlığa rağmen ses getiren bir Nasreddin Hoca Şenliği yapılamadı. Tam tersine fıkra kahramanımız “Nasreddin Hoca” yı da “Camii Hocası” yapma yolunda epeyce girişim sergilendi. Başta Akşehir Belediyesi olmak üzere Nasreddin Hoca Turizm Derneği ve Türk medyası bu sınavı başarıyla veremedi. Balkanların, Rus Cumhuriyetlerinin, Arap ülkelerinin yani çevremizi saran nerdeyse tüm ülkelerin bizden daha başarılı bir şekilde sahip çıktıkları “Nasreddin Hoca” adına 2008 yılında ülkemizde açılan sergiler ve anma toplantıları da yeterli değildi. Böylece derneğiyle, belediyesiyle, mizah dergisiyle, karikatürcüsü ve mizahçısıyla yani el birliği yaparak “Uluslararası Mizah Yılı”na dönüşebilecek bir koca yılı da ülke olarak ıskalamış olduk. 2008 yılında Frankfurt Kitap Fuarına “TÜRKİYE” olarak konuk ülke olmayı nasıl yüzümüze-gözümüze bulaştırdıysak, “Nasreddin Hoca Yılı” nı da aynı şekilde beceremedik ne yazık ki…

* 19 Ocak 2008’de Adana’da ilk kez yapılan Çukurova Tüyap Kitap Fuarı'nda Gırgır dergisinin “Çiçeği Burnunda Çizerleri”nin buluşması gerçekleşti. Bir Oğuz Aral formülü olan Çiçeği Burnunda’ların pek çoğu bu toplantıya gidemese de yürekleri oradaydı. Aynı buluşma 2009 yılının 17 Ocak günü, gene Çukurova Tüyap Kitap Fuarında gerçekleşecek. Oğuz Aral’ın ardından bu güçte bir yetiştiricinin olmaması nedeniyle zaman içinde elindeki mirası hoyratça tüketen mizah dergileri bugün çizmeyi ya da esprinin gücünü henüz öğrenememiş çizerlerin sayfa ya da köşe yaptığı bir noktaya gelip tıkandı… Çünkü usta-çırak ilişkisi artık işlemiyor…
 
* 2008 yılında da Başbakan mizah dergileriyle, karikatürcülerle uğraşmaya devam etti. Karikatüre ve muhalif mizaha karşı baskılar daha da arttı. Üstelik bu baskılar 1908’in tam da 100. yılına denk geldi. 1908’de 2. Meşrutiyetin ilan edilmiş ve ardından Osmanlı’da başlayan bir özgürleşme rüzgarıyla 30 yıl boyunca yasaklanmış mizah dergileri sayıca rekor kırarak (40’a yakın) piyasaya çıkmıştı. 1908’de mizahımızda yaşanan sansürün kalkış özgürlüğünün 100. yılı olan 2008 AKP iktidarı sayesinde tam tersi bir şekilde yaşandı. Cumhuriyet’ten Zafer Temoçin ve Musa Kart karikatürleri nedeniyle savcılıkta ifade verdiler. Daha sonra takipsizlik kararı çıktı. Başbakan üst üste kaybettiği karikatür davalarından sonra 2008 yılı içinde ilk kez Leman dergisine karşı bir davayı kazandı. Bu dava Leman dergisinin kapağında yer alan Başbakanın bir fotoğrafıyla ilgiliydi. Emre Ulaş’ın “Avea” firmasıyla ilgili reklam karikatürü “Evrim teorisi” düşmanlığı nedeniyle Zaman gazetesinde sansürlenerek yayınlandı. Bu arada Başbakan Tayyip Erdoğan’ı ABD Başkanı George W. Bush’un “köpeği” olarak gösteren kolaj karikatürü nedeniyle İstanbul’da yargılanan İngiliz kolaj sanatçısı Michael Dickinson’un yıl içinde beraat etmesi de dünyada yankı buldu.

* Ülkede ciddi anlamda bir internet sansürü de yaşandı 2008 yılında ve giderek artan bu sansür 2009’da sürecek gözüküyor. Bu sansürü yaratan iktidarın başı olan Tayyip Erdoğan, You-tube sitesine yasak nedeniyle giremeyen gazetecilere “Ben Yutuba giriyorum” şeklinde sözler söyleyerek yasakçı tavrının üzerine, bu kez yasakları delmeyi de önermiş oldu!!! 24 Ekim 2008 günü ise, bloglarımızın herhangi bir günahının olmadığı bir konuda, içinde MİZAHHABER’in de bulunduğu milyonlarca blogger.com blogu kapatıldı. Blogların 3 günün sonunda şimdilik kaydıyla yayınına izin verildi. Leman, Penguen, Uykusuz, Gırgır ve buna son olarak eklenen Şizofren mizah dergileri iktidara karşı muhalif çizgilerini kapaklarında 2. ve 3. sayfalarında yayınladıkları karikatürlerle klasik anlamda sürdürdüler.

* Ülke karikatüründeki “Salih Memecan” gerçeği, 2008 yılında da zirve yaparak sürdü… Bir yandan çocuklara yönelik çizgileriyle okul okul gezen Memecan, diğer yandan Sabah’taki politik karikatürleri ve ATV’deki “Bizim City” animasyonlarıyla Türk mizah tarihinin karanlık sayfalarındaki yerini çoktan aldı. Salih Memecan, iktidardan yana, muhalefete karşı bir çizer olmanın verdiği o müthiş zenginlik ve rahatlık içinde bu yıl AKP milletvekili karısı Nursuna Memecan’la birlikte Taksim-Gümüşsuyundaki dairesinde, Başbakan ve eşine, Aköz çifti gibi yandaş dostlarıyla bir yemek de verdi…Yani iş, Başbakana evinde yemek verme boyutuna kadar geldi…Bu yemek sonrası yaşanan fuzuli ayrıntılar yamuk ve yandaş medyamız tarafından bizlere bir güzel anlatıldı.

* Zaman zaman Mizahhaber'e "Mizah dergilerinin satışları epeydir neden açıklanmıyor" diye sorular geliyor... 2008 yılında mizah dergilerinin satışları nerelere geldi derseniz bunu yanıtlamak pek kolay değil. Zira ülkemizde nerdeyse bütün türlerdeki dergilerin satış listeleri internette çarşaf çarşaf yayınlanırken, mizah dergileri satışlarını saklıyorlar... Leman’la başlayan bu satış saklama işi diğer dergilerle de sürüyor. Birkaç yıl önce dağıtım şirketleri kanalıyla bu satışların medyaya yansımasını engellediler. Şimdi gel de, bir zamanlar her sayısının kapağına kaç sattığını yazan Oğuz Aral ustamızın “Gırgır”ını anma… Nerden nereye geldik?.. MİZAHHABER’in öğrenebildiği kadarıyla; 2008 yılında en çok satan mizah dergisi, boynuz kulağı geçer hesabıyla “Uykusuz” olmuş. 2007 yılında yayınlanmaya başlayan Uykusuz'un tirajı 70 binlere kadar çıkmış. Dergi şu ara biraz daha az satıyor. Şu anda da en çok satan dergi olan Uykusuz, bu anlamda en önemli rakibi Penguen’le çekişiyor. Bu iki dergi 50-60 bin satış aralığında dolanıyorlar. Bu dergileri doğuran ağabeyleri Leman dergisi ise şimdilerde 17 binlerde geziyor. Yani Uykusuz nerdeyse Leman’ın 4 katına yakın satıyor. 2008 yılı içinde karikatürcü Emre Ulaş, büyük bir gözü kara cesaretle “tek kişilik” bir tim misali “Yarı Resmi Gaste” adıyla bir mizah dergisi çıkarttı ama tek başına çizdiği bu dergiyi ne yazık ki yaşatamadı. Bu dergi 5. sayısından sonra yayınını durdurdu. Yılın sonlarına doğru çıkan “Şizofren” dergisi ise 10 bini bulan bir satışla yola çıktı ama Yay-Sat şirketinin klasikleşen bir uygulamasının son kurbanı olarak Yay-Sat’ın son derece ağır şartlarına dayanamadı ve yılın son günlerinde Merkez dağıtıma geçti bu yüzden de çıkışında aksamalar oldu. 2008’de kendini “İslamcı” olarak tanımlayan dinle-mizahı yani iki benzemezi bir araya koymaya çalışan “Caf Caf” adlı derginin haftalığa geçişi sistemli bir şekilde gerçekleşti. Ek olarak yola çıkan bu dergi, aylıktan haftalığa döndü ama tutucu çizgisiyle mizah dergisine dönemedi… Bu zihniyetle mizah yapabilmek gerçekten zor. Arkadaşların işi zor. Çünkü mizah, bir başkaldırıdır, özgürce eleştirebilme işidir... Bu eleştiri an gelir iktidara, an gelir muhalefete, an gelir dini rant aracı olarak kullananlara da yönebilir...

* Bu yıl yazılı medyada bazı köşe yazarları resmen mizah yazarlığına soyundular. Özellikle Yılmaz Özdil, bu konuda Hürriyet’teki yazılarıyla, aslında bir mizah yazarı gibiydi. Bekir Coşkun bu anlamda bilinen üslubunla mizah yaparken, yorumları ve saptamalarıyla Ahmet Hakan da adeta bir mizah yazarı gibi doldurdu her gün Hürriyet’teki köşesini… Tabii yazılı medya ve hatta mizah dergileri “mizah yazarı olmayan” mizah yazarlarıyla doluyken, gerçekten mizah yazarlığı yapanlar medya ortamında 2008’de de bir güzel “havalarını” aldılar… 2008'de mizah kitapları da "kitap türleri" arasında en az satan türler arasında yer aldı... Artık mizah kitabı değil, komplo türü kitaplar zamanı malumunuz...

* Karikatür yarışmaları açısından sıkıntılı bir yıl oldu 2008… Yapılmamış esprinin kalmadığı karikatür yarışmalarında benzer esprilerin bazen bilmeden, bazen de bilinçli olarak yapılması yarışmalarla ve jürilerle ilgili tartışmaları alevlendirdi. 2008 yılında ülkemizde yapılan yarışmalarda; Manisa’daki 1. Uluslararası Mesir Macunu Yarışmasını Mısırlı Sherif Arafa, 13. Nehar Tüblek Karikatür Yarışmasını Ahmet Öztürklevent, 7-77 Karikatür Yarışmasını Ukrayna’dan Yuriy Kosobukin, Uluslararası 25. Aydın Doğan Karikatür Yarışmasını Ahmet Öztürklevent, 28. Uluslararası Nasreddin Hoca Karikatür Yarışmasını ise Endonezyalı Arif Sutristanto kazandılar. Pek çok şaibeli tartışmaya, ödül alan karikatürlerin birebir benzerlerinin çıkmasına rağmen yarışma jürileri kararlarında ısrar ettiler. Uluslararası Akdeniz Karikatür Yarışması jürisi ise bir ilki gerçekleştirerek benzerlerinin ortaya çıkması nedeniyle birincilik ve ikincilik ödüllerini iptal etme cesareti gösterdi. Yarışmalara katılan çizer arkadaşları da, jürileri de giderek suyu çıkan bu konuda daha hassas, daha titiz, daha yürekli olmaya çağrıyoruz…

* Cihangir Parkına Penguen çizerlerince dikilen Oğuz Aral ustamızın zavallı heykeli gene serseri maganda takımı tarafından saldırıya uğradı ve kırılıp yakılan heykel ülkemizin içinde bulunduğu perişan hali bir kez daha gözler önüne serdi. Eskiden karikatürcüler malzeme peşinde koşarken günümüzde karikatürcülerin kendileri magazin medyasına malzeme olmaya başladılar. Yıl içinde; Yiğit Özgür, Erdil Yaşaroğlu, Vedat Özdemiroğlu ve son olarak da Latif Demirci yaşadıkları ilişkilerin medyaya yansımasıyla gazetelerde haber oldular. Komedyenler için epeydir geçerli olan bir durumun, giderek karikatürcüleri de içine almaya başladığı görülüyor. Her şeyi “malzeme” olarak ele alıp yaşayan karikatürcülerin ve mizahçıların artık kendilerinin malzeme konusu haline gelmesi, gittiğimiz yol anlamında doğrusu dikkat çekici…

* Yıl içinde pek çok karikatür sergisi de açıldı. Semih Poroy’un “Feklavye” sergisi, Gürbüz Doğan Ekşioğlu’nun sergisi, Muhittin Köroğlu’nun “Savaş-War” sergisi, Kamil Masaracı’nın “Ütopik Vaziyetler” sergisi, Tan Oral’ın 50. Yıl sergisi, İbrahim Tapa’nın “İstanbul” karikatürleri sergisi, Hasan Seçkin’in 30. Yıl sergisi, İsmet Lokman’ın 54. yıl sergisi, Güngör Kabakçıoğlu’nun 23 Nisan’a özel sergisi, Ankara’da Musa Gümüş sergisi, Eray Özbek’le Cem Günen’in “Bilenler Bilmeyenlere Anlatsın” sergisi, İzmir Saat Kulesi Topluluğu'nun pek çok yerde tekrar edilen “Nasreddin Hoca 800 Yaşında sergisi, İzel Rozental’ın “Akvaryum” adlı sergisi, Cafer Zorlu’nun “Yaş 82” sergisi ilk akla gelen sergiler… Karikatürcüler Derneğinin Saraçhanedeki “Karikatür ve Mizah Müzesi”nde düzenlediği geleneksel 1 Nisan Mizah Haftası etkinliklerinde bu yıl sergi ve söyleşilerle anılan ustalar; Altan Erbulak, Cemal Nadir Güler ve Oğuz Aral oldu. Eskişehir’deki Karikatür Müzesi, Atila Özer’in çalışkanlığı sayesinde yıl içinde pek çok nitelikli karikatür sergisine eşlik etti. Bunca olumsuzluk arasında ülkenin yükselen yüzü olan Eskişehir bu etkinliklerle karikatürde de önde olduğunu bir kez daha gösterdi. Mizah Üretenler Derneğince 2008 yılında 3. kez verilen “MİZAH ÖDÜLLERİ”nde karikatür dalında ödülü Atila Özer ile Doç. Sadettin Aygün paylaşırken, mizah yazarı dalında ödül Gani Müjde’nin oldu. Tudem Yayınlarının verdiği “Çocuk Gülmece Öyküleri” ödülünü ise kitap dosyasıyla Ahmet Önel kazandı. Temmuz ayında yayınlanan “Mizahın Abisi Oğuz Aral” kitabı Oğuz Aral’ı yakından tanımadan, alelacele yazılmış, yetersiz bir kitap olarak mizah dünyasından gerekli ilgiyi görmedi. Özellikle büyük gazeteler mizah sayfası vermeyi yıllardır unutmuştu. Hürriyet gazetesi, 13 Ekim 2008 tarihinde, gazetenin çizeri Latif Demirci’nin yönetiminde gazetenin içindeki yarım sayfayı, haftada 4 gün olarak “Mangal” adıyla vermeye yayınlamaya başladı.

* 2008 yılında yerli komedi filmleri seyirci rekoru üstüne rekor kırdılar ama ne denli GÜLDÜREBİLDİLER?.. Yılın rekortmen filmi “Recep İvedik”le ilgili olarak Koray Lama’nın Mizahhaber’de yazdığı; “Başbakan Recep Tayyip’se, komedi filmi de Recep İvedik olacak elbet” başlıklı yazı aslında bu filmin özeti gibiydi. Recep İvedik filmiyle, zeka seviyesi yerlerde gezen mizah duygumuz, insanımızın mizah düzeyinin de nerelere geldiğini ve magandalaşma sürecimizi gösterdi bize. Sonrasında vizyona oldukça iddialı reklam kampanyalarıyla giren “Osmanlı Cumhuriyeti” komedi ve dram arasına sıkışıp kalırken, en tantanalı komedi filmi olan “Arog” ise yüksek teknolojik düzeyine, 9 milyon dolarlık bütçesine rağmen eğlencelik yavan bir çocuk filmi olmanın ötesine geçemedi. Onca komedinin çuvalladığı yılın en iyi yerli filmi bizce bir dramdı. O film Nuri Bilge Ceylan’ın “Üç Maymun”uydu.

* 2008 yılının 28 Mart tarihinde Almanya’da yaşayan kadın karikatürcümüz Semiramis Aydınlık’ı yitirdik. 50 kuşağının önemli imzalarından Eflatun Nuri Erkoç usta ise 4 Mayıs 2008’de aramızdan ayrılan bir başka karikatürcüydü. Eskişehirli karikatürcü İsmail Turan’ı ise henüz 44 yaşındayken, 21 Mayıs 2008’de kaybettik. Tiyatroya yıllarca emek vermiş komedi ustası Bahri Beyat’ı da 2008 yılında yitirdik. 22 Temmuz 2008 tarihinde ise tiyatromuzun renkli bir oyuncusunu, çok önemli bir kadın komedyeni, Suna Pekuysal ablamızı yitirmenin üzüntüsünü yaşadık. Yıl içinde Bedri Koraman bir rahatsızlık yaşarken, İsmail Gülgeç ciddi bir ameliyatı geçirdi. İki ustaya da bir kez de buradan geçmiş olsun diyoruz.

* Yılın sonlarına doğru şoven Okan Bayülgen’in “Artık siyasetçilerin taklidi yapılmıyor” tartışmasını başlatması üzerine, iş döndü dolaştı Başbakanın da mizahı yapılamıyora dayandı. Lakin her türlü baskıya, sansüre, yıldırmaya rağmen Başbakanın mizahı hala yapılıyor. Biz bu tür mizaha ne kadar sahip çıkıyoruz, biz asıl BUNU SORGULAYALIM…Ne dersiniz?..
 
* 2008 YILLIĞIMIZ özet haliyle bu kadar… Sahi, 2009 yılı mizah dergiciliğimizin 140. yılı olacak. Ülkemizde yayınlanan mizah dergileri oldum olası kendi tarihleriyle ilgilenmedikleri için onlar için bir şey ifade edeceğini sanmıyoruz ama belirtmek istedik. Bu topraklarda 1869’un Aralık ayında başlayan mizah yayıncılığı serüveni 140 yıla ulaştı. Bunu da Nasreddin Hoca yılı gibi es geçeceğimiz şimdiden belli olsa da, yanılmak ve şaşırmak umuduyla “YAŞASIN 140 YILLIK SERÜVEN” diyoruz…

HAZIRLAYAN: CİHAN DEMİRCİ

15
0
0
Yorum Yaz