12 Takipçi | 5 Takip
Kategorilerim

Sevdiğim Fotoğraflar

Gitmek İstediğim Yerler

Benim Tarzım

Okumak İstediklerim

İzlediklerim

Gezdiğim Yerler

Evim İçin

Kitap

Diğer İçeriklerim (231)
Tüm içeriklerim
Takipçilerim (12)
16 05 2010

Devletin yasal olmayan faaliyetleri

Devletin yasal olmayan faaliyetleri   Ayşegül Sabuktay, Metis’ten çıkan kitabında “Susurluk Olayı” üzerinden, devletin yasal olmayan faaliyetlerini dayandırdığı kuramları irdeliyor. Weber, Habermas, Hans Kelsen, Carl Schmitt’in kuramlarıyla devleti tartışmaya açıyor. ESRA AÇIKGÖZ Tarih, 3 Kasım 1996. Susurluk. Bir araba ile kamyon çarpışır ve... Türkiye'de devletin yasal olmayan faaliyetlerinin en ayyuka çıktığı olaydı Susurluk. Adli ve polisiye yanıyla, devlet-mafya ilişkisiyle çok konuşuldu, yazıldı. Ayşegül Sabuktay, Metis’ten çıkan kitabı “Devletin Yasal Olmayan Faaliyetleri”yle Susurluk’u yeni bir çerçeveden, hukuk-siyaset kuramları üzerinden irdeliyor. Bu bir tez çalışması. Devlet nedir? Gücünü neye dayandırır? Yasal olmayan faaliyetlerini nasıl aklar? Sabuktay’ın peşinde olduğu pek çok soru var. Şimdi o yanıtlıyor. - Tez için neden bu konuyu seçtiniz? - Susurluk’taki olayın kısa sürede trafik kazasından fazla anlamı olduğunu fark ettik. Kaza olmadan bir süre önce “devlet çete olmaktan çıksın, hukuka otursun” dediği için Çetin Altan’a dava açıldı. Akla gelen suçlamalar, kazadan sonra açıkça tartışılabilir hale geldi. Kaza, devlet hakkında konuşmamızı kolaylaştırdı. Bu olanağın devlete kuramsal bakışta da bir zenginlik sağlayacağını düşündüm. Devletin genellikle hukuki sınırları içinde, daha çok pozitif hukuk tarafından tanımlanmış halinden bahsediyoruz. Ama karşı karşıya kaldığımız devlet bu bakış açısıyla kapsanamayan, sürekli onun dışına çıkan bir yapı. Bu nedenle, biraz da, devletin kuramda gözden kaçan noktaları üzerinde çalıştım. İlişkiler olarak işleyen devleti, devl... Devamı

16 05 2010

Uçan Süpürge’nin yarışma filmleri belli oldu

Uçan Süpürge’nin yarışma filmleri belli oldu 6 Mayıs’ta başlayacak 13. Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali’nde yarışacak filmler açıklandı. Almanya’dan Meksika’ya, İsviçre’den Kanada’ya 11 ülkeden 13 film Uluslararası Sinema Yazarları Federasyonu (FIPRESCI) Ödülü için yarışacak. Yarışmada Türkiye’yi 11’e 10 Kala ve Köprüdekiler temsil ediyor.   Uçan Süpürge Haber Merkezi 23/04/2010 6-13 Mayıs 2010 tarihleri arasında Ankara’da gerçekleşecek 13. Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali'nin 24 TV desteğiyle düzenlediği “Her Biri Ayrı Renk” bölümünde yer alan yepyeni 13 film, Uluslararası Film Eleştirmenleri Birliği (FIPRESCI) Ödülü için yarışacak. Türkiye’den Ceylan Özçelik, Fransa’dan Dominique Martinez ve Almanya’dan Kirsten Liese’den oluşan FIPRESCI Jürisi, Cannes’dan Venedik’e, Locarno’dan Tribeca’ya uluslararası festivallerden ödüllü 13 film arasından birini seçecek ve kazanan film Festival’in kapanış töreninde açıklanacak. Her biri ödüllü, her biri ayrı renk Yarışmada Almanya’yı temsil eden Sana Bağlandım (Close to You, 2009) “iki gözümüzle” gördüklerimizin ne kadarının yeterli olduğunu, aslında yanıbaşımızda duran pek çok iyilik ve güzelliği nasıl kaçırdığımızı anlatıyor. Korunaklı ve kırılgan yaşamında mutlu, mesut yaşayan Philip’in görme engelli Lina’yla tanışması ve ona aşık olmasını anlatan, Max Ophüls’den Seyirci Ödüllü bu sevimli filmin yönetmeni Almut Getto, gösterim sonrasında seyirci... Devamı

03 04 2010

İstanbul Film Festivali'nin Yol Haritası ve Program İçeriği

Venedik Film Festivali’nde En İyi Yönetmen ve UNICEF ödüllerini kazanan Erkeksiz Kadınlar / Women Without Men, dört kadın üzerinden Şah’ın iktidara yeniden gelişini anlatıyor. Türkiye’de de yakından takip edilen İranlı kadın sanatçı Şirin Neşat’ın bu ilk filmi, siyasal ve şiirsel yapısıyla Toronto Film Festivali’nde eleştirmenlerden büyük övgü aldı.   •          Çocuk Mönüsü   Son dört yıldır festival programında yer alan ve çocuklar kadar büyüklerin de takipçisi olduğu Çocuk Mönüsü, JOJO’nun sponsorluğunda bu yıl da devam ediyor. Çocuk filmleri festivallerinde izleyicilerden tam not alan 3 film, festival boyunca hafta sonları öğlen 13.30 seanslarında Nişantaşı Citylife City’s ve Kadıköy Kadıköy sinemalarında gösterilecek. Filmlere simültane Türkçe seslendirme yapılacak.   Fransa’dan Eleanor’un Sırrı / Eleanor’s Secret, Japonya-Fransa ortak yapımı, Sevimli Penguin / Yona Yona Penguin ve İskandinavya’dan Elma ve Elma Kurdu / The Apple & The Worm festivalin küçük izleyicilerinin kalbini çalacak.   CANLANDIRMA SİNEMASI: ESTONYA Ben&Jerry’s’in sponsorluğunu üstlendiği Canlandırma Sineması’nın bu yılki konuğu, Başkenti Tallinn, 2011 yılında Avrupa Kültür Başkenti unvanını alacak olan Estonya. 1930’larda başlayan canlandırma film geleneği 1950’lerde yeniden yükselirken, kukla film stüdyoları kuran Estonya, ödüllü özgün yapımlarıyla canlandırma dünyasının saygın ülkelerinden.   Estonya animasyon sinemasın... Devamı

31 03 2010

İstanbul Film Festivali'nin Yol Haritası ve Program İçeriği

İspanya’da izlenme rekorları kıran Daniel Monzon’un dördüncü filmi Hücre 211 / Cell 211 Goya ödüllerinde Almodovar’ı ve Amenabar’ı da geçerek tam 16 dalda aday olarak ve En İyi Film dahil sekiz dalda bu ödülün sahibi oldu. Yüksek tempolu, heyecanlı ve sürükleyici bu gerilim filmi hapishanede gardiyanken mahkûm durumuna düşen bir adamın kendini kurtarma hikâyesini anlatıyor.   Amerika’da gösterilen ilk Haiti filmi olan The Man by the Shore ile tanınan ve adını Kongo liderinden alan Lumumba filmiyle büyük beğeni toplayan Haiti doğumlu yönetmen Raoul Peck son filmi Tropikal Tanrı / Moloch Tropical’de Haiti’nin özgürlüğünü kazandığı devrimin sosyopolitik atmosferini modern zamandan resmediyor. Üstelik Alexander Sokurov’un Moloch filmini Haiti’ye taşıyarak. Peck, daha önce Haiti Kültür Bakanı da olmuştu.   Avrupa Konseyi Sinema Ödülü için “Sinemada İnsan Hakları” bölümünde Türkiye’yi,                     Denizden Gelen filmiyle Nesli Çölgeçen temsil ediyor.   Avrupa Konseyi Sinema Ödülü için yarışacak diğer filmler:   •          Babil’in Oğlu / Son of Babylon / Mohammed Al-Daradji •          Özgürlük / Freedom / Tony Gatlif  •          Anlat Şehrazat / Scheherazade, Tell Me a Story  / Yousry Nasrallah •  &nb... Devamı

01 04 2010

İstanbul Film Festivali'nin Yol Haritası ve Program İçeriği

PROGRAM İÇERİĞİ      İstanbul Kültür Sanat Vakfı tarafından bu yıl altıncı kez AKBANK sponsorluğunda düzenlenen 29. Uluslararası İstanbul Film Festivali için geri sayım başladı… Festival sponsorluğunu altıncı kez AKBANK’ın üstlendiği Uluslararası İstanbul Film Festivali’nin yirmi dokuzuncusu 3–18 Nisan tarihlerinde yapılacak. Gösterdiği filmlerin niteliği ve çeşitliliğiyle önder konumunu koruyan, uluslararası sinema endüstrisinin nabzını tutan İstanbul Film Festivali bu yıl sinemaseverlere 2009 ve 2010’un yeni yapımlarının yanı sıra sinemanın unutulmaz klasikleri ve usta yönetmenlerinin başyapıtlarından seçmeler içeren 22 bölümde 57 ülkeden 243 yönetmenin 200’ün üzerinde filminden oluşan benzersiz bir program sunacak. Festival, bu yıla özel yeni bölümler, ünlü konuklar, usta sinemacıların katılacağı söyleşi ve atölye çalışmaları, sinema dersleri ve partilerin de olduğu dopdolu bir iki hafta vaat ediyor sinemaseverlere. 29. Uluslararası İstanbul Film Festivali’nin İKSV’nin yeni binası içinde yer alan Salon’da yapılan basın toplantısında Festival Sponsoru AKBANK adına konuşan Akbank Kurumsal İletişim Bölüm Başkanı Murat Göllü bir konuşma yaptı. Kültür ve sanatın AKBANK için en önemli sosyal sorumluluk alanlarından biri olduğuna dikkat çeken Murat Göllü, “29 yıldır hayatı hayalle buluşturan İstanbul Film Festivali Avrupa’nın önde gelen sanat etkinlikleri arasında yer alıyor. Bu başarısından dolayı İstanbul Kültür Sanat Vakfı’nı kutluyoruz. Bu önemli festivale AKBANK olarak önümüzdeki 3 yıl daha destek verme kararı aldığımızı sizlerle paylaşmaktan mutluluk du... Devamı

02 04 2010

İstanbul Film Festivali'nin Yol Haritası ve Program İçeriği

·         Etek Günü / La journee de la jupe / Skirt Day / Jean-Paul Lilienfeld / Fransa-Belçika ·         Lübnan / Levanon / Lebanon / Samuel Maoz / İsrail ·         Annem Hayatta Olduğu İçin Mutluyum / Je suis heureux que ma mere soit vivante / I’m Glad That My Mother is Alive / Claude Miller & Nathan Miller / Fransa ·         Şeref Madalyası / Medalia de onoare / Medal of Honor / Calin Peter Netzer / Romanya ·         Yuva / Le refuge / The Refuge / François Ozon / Fransa ·         Öfke / Rage / Sally Potter / İngiltere-ABD ·         Küçük İndi / Petit Indi / Little Indi / Marc Recha / İspanya-Fransa ·         Balerin ve Hırsız / El Baile de la Victoria / The Dancer and the Thief / Fernando Trueba / İspanya ·         Bahar Sarhoşu / Chun Feng Chen Ziu De Ye Wan / Spring Fever / Lou Ye / Hong Kong-Fransa ·         Kadın, Silah ve Erişte / San qiang pai an jing qi / A Woman, a Gun and a Noodle Shop / Zhang Yimou   GENÇ USTALAR / YOUNG MASTERS (13 film) ·         Doronship 77 / Pablo Agüero / Arjantin-Fransa ·         Özel Hayatlar / Nothing Personal / Urszula Antoniak / Hollanda- İrlanda ·         Balığa Çıkmak İçin Kötü Bir Gün / Mal dia para pescar / Bad Day to Go Fishing /       Alvaro Brechner / İspanya-Uruguay ·         Karaoke / Chris Chong Chan Fui / Malezya   · ... Devamı

03 04 2010

İstanbul Film Festivali'nin Yol Haritası ve Program İçeriği

İstanbul Film Festivali'nin Yol Haritası ve Program İçeriği   29. İstanbul Film Festivali’nin ana planını bu haberin devamını tıklayarak okuyabilirsiniz. Festival’in ana başlıkları ve bu bölümlerde neler yapılacağı, hangi filmlerin gösterileceğine bakarak şimdiden genel bir seçim yapabilirsiniz.  AÇILIŞ FİLMİ + KAPANIŞ FİLMİ / OPENING FILM + CLOSING FILM   (2 film)   ULUSLARARASI YARIŞMA / INTERNATIONAL COMPETITION (11 film) YARIŞMA DIŞI / OUT OF COMPETITION (2 film) SİNEMADA İNSAN HAKLARI YARIŞMASI / HUMAN RIGHTS IN CINEMA COMPETITION (11 film)       TÜRK SİNEMASI 2009-2010 / TURKISH CINEMA 2009-2010)                                      ULUSAL YARIŞMA / NATIONAL COMPETITION (11 film)                               YARIŞMA DIŞI / OUT OF COMPETITION (7 film) ÖZEL GÖSTERİM / SPECIAL SCREENING (1 film) YENİ TÜRK SİNEMASI / NEW TURKISH CINEMA (7 film) BELGESELLER / DOCUMENTARIES (22 film) SİNEMA ONUR ÖDÜLLERİ / CINEMA HONORARY AWARDS (1 film) ÖZEL GÖSTERİM: TÜRK KLASİKLERİ YENİDEN / SPECIAL SCREENING: TURKISH CLASSICS REVISITED (1 film)                         AKBANK GALALARI / AKBANK GALAS (9 film) YILLARA MEYDAN OKUYANLAR / CHALLENGING THE YEARS (5 film) DÜNYA FESTİVALLERİNDEN / FROM THE WORLD OF FESTIVALS (23 film) GENÇ USTALAR / YOUNG MASTERS (13 film) NTV BELGESEL KUŞAĞI / DOCUMENTARY TIME WITH NTV (18 film) MAYINLI BÖLGE / MINED ZONE... Devamı

04 03 2010

Türk Sineması Yılmaz Duru'yu Yitirdi

Yılmaz DURU Doğum Tarihi : Adana, 1933 Adresi : Tuğra Film Feridiye C Duru Apt. NO:46 Taksim, İstanbul 212 395 26 64 Oyuncu, dansör, yönetmen. 1944’te "Ses" operetinde sahneye çıktı. Bir süre dansörlük yaptıktan sonra 1954 yılında oyunculuğa başladı. Amerika’da dans dersleri verdi. Orada sinema ve TV eğitimi aldı. Tura filmi kurarak yönetmenliğe başladı. Yakasına taktığı kırmızı karanfil nedeniyle “Karanfilli Jön” olarak tanındı. Sovyet yapımcılarla dostluklar kurdu, ortak çalışmalar yaptı. Nazım Hikmet’in Ferhat İle Şirin-Bir Aşk Masalı bu çalışmalardan biridir. Değişik tarihlerde Antalya Film Festivalinde ödüller kazandı. Sesam üyesidir. YÖNETMEN FİLMOGRAFİSİ Erkekler Ağlamaz 1964 Ekmek Kavgası 1965 Meydan Köpeği 1966 Zalimler 1966 Dört Kurşun 1966 Azap Yolu 1967 Büyük Cellatlar 1967 İnce Cumali 1967 Mekansız Kurtlar 1968 Bin Yıllık Yol 1968 Büyük Öç 1969 Erkek Gibi Ölenler 1970 Kanun Kaçakları 1970 Adaletin Bu Mu Dünya 1971 Elvan 1971 Acı Pirinç 1972 Beyaz Kurt 1972 İblis 1972 Kara Doğan 1972 Namus Borcu 1973 Susuz Yaz 1973 Meyro 1973 Gün Akşam Oldu 1974 Silahın Elinde Kardeş 1974 İnce Memed Vuruldu 1975 Silah Kardeş Elinde 1976 Günahkar 1976 Kader Torbası 1976 Kurban Olayım 1976 Kükreyen Aslan 1977 Acı Ekmek 1984 Süreyya 1986 Kuşatma 1986 Acı Zafer 1994 Dünya Kadınla Güzel 1996 YAPIMCI FİLMOGRAFİSİ Erkekler Ağlamaz 1964 Ekmek Kavgası 1965 Meydan Köpeği 1966 Azap Yolu 1967 Mekansız Kurtlar 1968 Cesur Yabancı 1968 Erkek Gibi Ölenler 1970 Silahın Elinde Kardeş 1974 İnce Memed Vuruldu 1975 Günahkar 1976 Kurban Olayım 1976 Kükreyen Aslan 1977 Gün Uzar Yüzyı... Devamı

04 03 2010

100 Filmde ‘Başlangıcından Günümüze Türk Filmleri'

Agâh Özgüç'ün ‘100 Filmde Başlangıcından Günümüze Türk Filmleri' Kitabı   Acı  Acı Hayat Adak Adı Vasfiye Afife Jale Ağıt Ah Güzel İstanbul Ahhh Belinda Almanya Acı Vatan Anayurt Oteli Arabesk Arkadaş Asılacak Kadın At Ateşten Gömlek Aysel Bataklı Damın Kızı Baba Bedrana Ben Öldükçe Yaşarım Berdel Bereketli Topraklar Üzerinde Beyaz Mendil Bez Bebek Bir Avuç Cennet Bir Günün Hikayesi Bir Millet Uyanıyor Bir Türke Gönül Verdim Bir Yudum Sevgi Bitmeyen Yol Bozuk Düzen Camdan Kalp Çalıkuşu Çıplak Vatandaş Derman Devlerin Aşkı Dönüş Duvarların Ötesi Düşman Düşman Yolları Kesti Endişe Ezo Gelin Faize Hücum Fıratın Cinleri Firar Gecelerin Ötesi Gelin Gizli Yüz Gurbet Kuşları Hababam Sınıfı Hakkaride Bir Mevsim Halkalı Köle Hanım Haremde Dört Kadın Hayallerim, Aşkım ve Sen Hazal Herşeye Rağmen Hudutların Kanunu İkimize Bir Dünya İnce Cumali İpekçe Kanal Kanun Namına Kara Çarşaflı Gelin Karanlıkta Uyananlar Karartma Geceleri Karılar Koğuşu Kaşık Düşmanı Kızılırmak-Karakoyun Kurbağalar Kurşun Ata Ata Biter Kuyu Maden Mavi Boncuk Memleketim Mine Muhsin Bey 14 Numara Otobüs Otobüs Yolcuları Pehlivan Piano Piano Bacaksız Robertin Filmi Selvi Boylum Al Yazmalım Sevmek Zamanı Seyyit Han-Toprağın Gelini Sis Son Kuşlar Sultan Susuz Yaz Sürü Talihli Amele Uçurtmayı Vurmasınlar Umut Umutsuzlar Üç Arkadaş Vesikali Yarim Vurun kahpe... Devamı

27 01 2011

TÜRK SİNEMASI ZAMANDİZİNİ TASLAĞI/ Ali ŞAHİN

TÜRK SİNEMASI ZAMANDİZİNİ TASLAĞI/ Ali ŞAHİN 27/10/2008 · Kategori: A_ Ali SAHIN _A_ Alsah_ Yazilari   1949  AKAD,Ömer Lütfi : Vurun Kahpeye. 1950  AKAD,Ömer Lütfi : Lüks Hayat. 1951  AKAD,Ömer Lütfi :  Arzu İle Kamber, AKAD,Ömer Lütfi : Tahir İle Zühre. 1952  AKAD,Ömer Lütfi :  Kanun Namına (1953'de 1. Türk Film Festivali'nde En İyi Film, En İyi Yönetmen, Yıldız Dergisinin Yarışması'nda En İyi Film, En İyi Yönetmen), 1952  AKAD,Ömer Lütfi :  İngiliz Kemal Lavrens'e Karşı. 1953  AKAD,Ömer Lütfi :  Altı Ölü Var (İpsala Cinayeti) 1953  AKAD,Ömer Lütfi :  Çalsın Sazlar Oynasın Kızlar (Oyna Kızım Oyna). 1954  AKAD,Ömer Lütfi :  Öldüren Şehir (1954'de Türk Film Dostları Derneği Yarışması'nda En İyi Yönetmen) , 1953  AKAD,Ömer Lütfi :  Katil,   1954  AKAD,Ömer Lütfi : Bulgar Sadık (1955'de 3. Türk Film Festivali'nde En İyi Film, En İyi Yönetmen), 1954 AKAD,Ömer Lütfi : Vahşi Bir Kız Sevdim. 1955 AKAD,Ömer Lütfi :  Kardeş Kurşunu, 1955 AKAD,Ömer Lütfi :  Beyaz Mendil, 1955 AKAD,Ömer Lütfi : Kalbimin Şarkısı. 1957 AKAD,Ömer Lütfi :  Ak Altın, 1955 AKAD,Ömer Lütfi : Meçhul Kadın, 1955 AKAD,Ömer Lütfi: Görünmeyen Adam İstanbul'da, 1957 AKAD,Ömer Lütfi :  Kara Talih. 1958 AKAD,Ömer Lütfi : Meyhanecinin Kızı. 1959 AKAD,Ömer Lütfi :  Zümrüt, 1959 AKAD,Ömer Lütfi :  Ana Kucağı, 1959 AKAD,Ömer Lütfi :  Yalnızlar Rıhtımı. 1960 AKAD,Ömer Lütfi :  Cilalı İbo'nun &Ccedi... Devamı

04 03 2010

Bu Kalp Sizi Unutur Mu

  Bu Kalp Sizi Unutur Mu   Bu Kalp Sizi Unutur Mu ve Dizilerin Hayatımızdaki Yeri Okuyucuya inandırıcı gelmeyebilir ama çocukluğumda heyecanla takip ettiğim ‘Kaçak − Dr. Kimbıl’dan bu yana izlediğim ilk dizi, ‘Bu kalp seni unutur mu’ oldu.   Demek ki neredeyse kırk yıldır dizi izlemiyorum. 12 Eylül darbesi toplumda iyi olan ne varsa dumura uğrattı. Sinemayı da öyle. Darbeden sonra ufkumuzu açan filmler yasaklanmakla kalmadı, insanlar toplumcu sanattan uzaklaştırıldı. Burada darbecilerin imdadına televizyon ve diziler yetişti. Eve kapatılan halk, Dallas gibi dizilerle oyalandı. Bu dönemde ne Diyarbakır’da, ne de diğer cezaevlerinde devletin işlediği insanlık suçları duyuldu. Zindanlardan yükselen çığlıklar, evlerin kalın duvarlarından ve sıkı sıkıya kapatılmış perdelerden içeriye giremiyordu. Ya da televizyon bu sesleri boğuyordu. Darbeden sonra Türk sineması (ve televizyon dizileri), edebiyat gibi 12 Eylül darbesini dolaylı yoldan destekledi. ‘Televizyon bizi içimizden fetheden, kendimizi gönül rızasıyla eline bıraktığımız, bunun karşılığında ise beynimizi güle oynaya, eğlendire keyiflendire oyan, yiyip bitiren bir canavardır.’  Postman Kabuslar ve 12 Eylül sürgünleri Elbette benim ‘kaçak’tan bu yana dizi izlemememin nedeni, tek başına bu saptamalar değildi. Bizzat ben−biz, Dr. Kimbıl gibi kaçaktık. Sürgünde yaşadığımız ülkenin diliyle de dizi izlemedik. Kâbuslarımız hep Türkçe kaldı. Sonraları çanak anten icat oldu. Sürgünler Türk kanallarını yeniden keşfettiler. Ama en başta reklamlar bizi daha alışamadan bu kanallardan soğuttu. Yirmi yıl sürgünden sonra ülkeye döndüğüm 2001 yılından beri televizyon denilen ‘göz boy... Devamı

01 01 2010

32 Yeni Türk Filmi Vizyona Hazır

Sinema dünyası kriz dinlemiyor. Şimdiden 32 film vizyona girmeye hazır. Sinemacılar, bu yıl öne çıkan işsizlik, suç, vicdan azabı, aşk, aile dramları, yolculuk, yoksul insan, yalnızlık, iletişimsizlik, hastalık gibi temalarla, seyircilerin Türkiye gerçekleriyle daha fazla yüzleşmesini amaçlıyor . ‘Türk sineması, krizle olan imtihanında genelde başarılı olmuştur’ derler. Meğer doğruymuş! Dünyayı sarsan ekonomik kriz adeta sinemacıları teğet geçiyor! Şimdiden vizyona hazır 32 film var. Dahası da gelecek. Şu an memleketin her yeri neredeyse sete dönüşmüş durumda. Anlaşılan eylül sonunda bir 30 film daha vizyona hazır olacak. Lakin sinemacıların çoğu dertli, bunu da paylaşmak istiyor. Bu da ele aldıkları temalardan belli. Çünkü bu yılın baskın temaları işsizlik, suç, cinayet, vicdan azabı, aşk, aile dramları, yoksul insan, iletişimsizlik, yalnızlık, hastalık… Dolayısıyla bu yıl beyazperdede pek de iç açıcı hikâyeler izlemeyeceğiz. Ama sanki filmler sayesinde sinema seyircileri Türkiye gerçekleriyle daha fazla yüzleşecek. 32 TÜRK FİLMİ SEYİRCİYLE BULUŞMAYI BEKLİYOR SONSUZ - 18.09.2009 Cemal Şan Son yıllarda film çekimine ağırlık veren Cemal Şan, Sonsuz’da üç kanser hastasının hikâyesini anlatıyor. Çekimleri tamamlanan filmde İsmail Hacıoğlu, Şevket Çoruh ve Ferhat Gündoğdu rol alıyor. ÇINGIRAKLI TOP - 18.09.2009 Egemen Ertürk Egemen Ertürk’ün bir türlü izleyemediğimiz ilk filmi bu yıl kısmetse vizyona girecek. Görme engelli bir takıma antrenör olan bir eski topçunun hikâyesinin anlatıldığı filmde İlyas Salman, İpek Özkök, Zihni Göktay, Erkan Taşdöğen ve İlhan Mansız rol alıyor. 11′E 10 KALA - 25.09.2009 Pelin Esmer Oyunadlı belgese... Devamı

13 01 2010

SİYAD Ödüllerinde Vavien Tüm Dallarda Aday

SİYAD Ödüllerinde Vavien Tüm Dallarda Aday   Sinema Yazarları Derneği (SİYAD) ödüllerinin 13 daldaki adayları belli oldu. 20 film adaylık listesinde en az bir kategoride yer bulurken "Vavien" uzun metrajlı kurmaca filmlerin değerlendirildiği 11 dalın tümünde adaylık elde etti. Sinema Yazarları Derneği (SİYAD) üyeleri, 42. SİYAD ödülleri adaylarını belirledi. "Hayat Var", "İki Dil Bir Bavul", "Pandora'nın Kutusu", "Süt" ve "Vavien" En İyi Film dalında ödüle aday gösterildi. 42. SİYAD ödüllerinde "Vavien" uzun metrajlı kurmaca filmlerin değerlendirildiği tüm dallarda adaylık elde edip, "Salkım Hanımın Taneleri"nin ardından 10 yıl sonra bu başarıya ulaşan ilk film oldu. "7 Kocalı Hürmüz", "11'e 10 Kala", "Acı Aşk", "Başka Dilde Aşk", "Bornova Bornova", "Dilber'in Sekiz Günü", "Gölgesizler", "Hayatın Tuzu", "Karanlıktakiler", "Kıskanmak", "Mommo: Kız kardeşim", "Nefes: Vatan Sağolsun", "Neşeli Hayat", "Nokta" ve "Uzak İhtimal" de farklı kategorilerde aday gösterilen filmler arasına girdi. 42. SİYAD ödülleri, 31 Ocak Pazar akşamı Beşiktaş Kültür Merkezi'nde yapılacak törenle sahiplerini bulacak. Törende SİYAD Onur Ödülleri ile SİYAD Emek Ödülü'nün yanı sıra "En İyi Kısa Film" ve "En İyi Belgesel" ödülleri de sahiplerine verilecek.      ÖDÜL ADAYLARI   EN İYİ FİLM Hayat Var İki Dil Bir Bavul Pandora'nın Kutusu Süt Vavien   EN İYİ YÖNETİM Reha ERDEM (HAYAT VAR) Semih KAPLANOĞLU (SÜT)... Devamı

12 12 2009

Bihter insanları peşinden sürüklüyor

Bihter insanları peşinden sürüklüyor Önce diziler ardından sinema filmleriyle popülaritesini her gün arttırıyor Beren Saat. Belki çok konuşmuyor kendisi ama onun hakkında çok fazla konuşuluyor. Söylediği bir söz, giydiği bir elbise günlerce yazılıp çiziliyor. O ise dikkatli, mesafeli ve olgun davranmayı seçmiş; daha öğrenilecek çok şey var çünkü. ALPER TURGUT “Aşka Sürgün”, “Hatırla Sevgili”, “Aşk-ı Memnu”... Her biri bir merdiven basamağı ve kuşkusuz Beren Saat’in popülaritesinin artmasına yol açıyor. Peki, Beren Saat mi daha ünlü, yoksa canlandırdığı Bihter karakteri mi? Elbette bir edebiyat klasiği olan Bihter... Bu fenomen karakter, kendi kelimeleriyle Beren Saat’i çoktan yutmuş durumda... Ancak o, asla pişman değil. Şimdilik Bihter’in öğretmenliğinde olgunlaşıp hayatı öğrenmeye çabalıyor. Şiirler yazıp içine kapanan ve dar bir çevrede soluklanmayı seçen bu gencecik ve güzel kadın, yaşından beklenmeyecek ölçüde olgun görünüyor. Üstelik gayet ketum ve kendisiyle oldukça barışık... “Güz Sancısı” filmindeki oyunculuğunu beğenmemiştim ama “Gecenin Kanatları”nda kendini aşmış, hakkını yemeyelim. - “Gecenin Kanatları”nın başrol oyuncusu Beren Saat, kendi filminin galasına niye gitmedi? Filmin yapımcısı Murat Tokat, bana maddi ve manevi dava açacakmış. Gün boyu dizi setindeydim, bu durumdan bir saat önce haberim oldu. Anlaşılan hukuki bir sürece giriliyor. Ne olacağını ve neler yaşayacağımı bilmediğim için daha sonra konuşmakta fayda görüyorum. (Ortada bir sorun var, besbelli... Ve bu sorunun, sevişme sahnesinin basına çok önceden sızdırılmasından kaynaklandığı dillendiriliyor. Diyorlar ki; Beren, cinsel bir objeye çevrilmek istenmesine tepki göstermiş. Sonuna dek haklıdır. Lakin başrolü paylaştığı Yavuz Bingöl ve Murat Ünalmış’ın Beren’i suçlar mahiyetteki sözlerine karşın, 25 yaşındaki bu genç kadının, soğukkanlılığını koruması ve onlara toz kondurmaması, bence takdire şayan bir davranış. Belirtemeden geçmeyeyim.) Kendimden yola çıktım - “Canlı bomba” rol... Devamı

19 10 2009

Halit Refiğ hayatını kaybetti

Halit Refiğ hayatını kaybettiTürk sineması bir değerini daha yitirdi... Ünlü yönetmen Halit Refiğ, tedavi gördüğü hastanede bu sabah hayatını kaybetti. Cumhuriyet Haber Portalı İstanbul- Türk sinema tarihine ''yakılan film'' olarak geçen ''Yorgun Savaşçı'' filminin ünlü yönetmeni Halit Refiğ, İstanbul'da bir süredir tedavi gördüğü hastanede öldü. Alınan bilgiye göre, Memorial Hastanesi'nde ''safra kanalında tümör'' teşhisiyle 28 Ağustos'ta tedavi altına alınan Halit Refiğ, dün yoğun bakıma alındı. Halit Refiğ, doktorların bütün müdahalelerine rağmen, saat 08.20 sıralarında hayatını kaybetti.Refiğ'in, salı günü toprağa verileceği belirtildi. Halit Refiğ için, Salı günü Mimar Sinan Üniversitesi Osman Hamdi Salonu'nda anma töreni düzenleneceği bildirildi. Ataklı, ünlü yönetmenin daha sonra, Teşvikiye Camisi'nde kılınacak öğle namazının ardından, Zincirlikuyu mezarlığında toprağa verileceğini söyledi.Bir süre önce kendisi için organize edilen ''Ustalara Saygı'' gecesinde yaptığı konuşmada, 1960'lı yıllardan bu yana emek verdiği Türk sinemasının hayatında çok önemli bir yere sahip olduğunu belirten Refiğ, hayatındaki her şeyi sinemaya borçlu olduğunu anlatarak, Türk sineması adına daha yapılacak çok şey olduğunu dile getirmişti.Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, yönetmen Halit Refiğ'in vefat ettiği hastaneye geldi. Memorial Hastanesi'ne gelişinde açıklama yapan Günay, millete, sinema dünyasına ve sinemaseverlere baş sağlığı diledi. Refiğ'in Türk sinemasının çok büyük yönetmenlerinden olduğunu söyleyen Günay, ''Önemli, unutulmaz filmlere imza atmıştı. Tarih bilinci olan, geçmişle bugün arasında sağlıklı bağlar kurmaya çal... Devamı

17 10 2009

Türk Sinemasında Cinsellik ve Seks Furyası Filmleri

Türk Sinemasında Cinsellik ve Seks Furyası FilmleriTürk toplumu, yüzyıllardır batıya dönük yaşamakla birlikte İslam topluluğu olmasının getirdiği ahlakçı ve tutucu yapısı sebebiyle ‘cinsellik’ mefhumuna mesafeli yaklaşmıştır. Cinselliğin imasını yapmakta bir sakınca görmemiş ama bunun açıkça gösterilmesinden rahatsızlık duymuştur. Öyle ki  ‘namus’ kavramı bile en çok cinsellik üzerinden tanımlanır hale gelmiştir. Bu kadar hassas ve kapalı bir konu olmasına rağmen Türk sinemasının cinsellik olgusunu ilk ele alışı ise oldukça tuhaf bir şekilde sinemamızda çekilen ilk konulu film unvanını taşıyan Sedat Simavi’nin yaptığı ‘Pençe’ adlı filmle başlar. Yine ilk uzun metrajlı yapımlardan Ahmet Fehim’in, Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın yine aynı adlı romanından uyarlayarak yönettiği ‘Mürebbiye’ filmi ise sinemamızda cinselliğin tamamen hâkim olduğu ilk filmdir.Türk sineması ilk sansür uygulaması ile yine ‘Mürebbiye‘ filmi ile tanıştı. Ahlaki olduğu kadar siyasi bir niteliğe de bulunan bu ilk sansür, İstanbul’daki Fransız işgal kuvvetlerinin komutanı Franchet d’Esperey tarafından, filmin aşüfte mürebbiyesi Anjel’in bir Fransız olması gerekçe gösterilerek uygulandı. Gerçekten de ahlaksız mürebbiye rolünde mükemmel bir performans sergileyerek rolünü adeta yaşayan Madam Kalitea, bir Türk ailesinin yanına girdikten hemen sonra bütün bir ev ahalisini ayartmayı başarıyordu. Bu durumdan gocunan’ d’Esperey filmin gösterilmesini ve Anadolu’ya gönderilmesini yasakladı.1950’lerden itibaren filmlerde üstü kapalı cinsel göndermelerin ya da göstermelerin sayısı artmakta ama filmlere seksüel bir anlam yüklenmemektedir. Bu fi... Devamı

15 10 2009

Altın Portakal’ın Onur Ödülleri verildi

Bu yıl 46'ncısı düzenlenen Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali Onur Ödülleri, Cam Piramit Fuar ve Kongre Merkezi’nde düzenlenen gecede sahiplerine verildi.Onur Ödülü’nü alan yazar 90 yaşındaki Vedat Türkali, 45 yıl önce ‘Karanlıkta Uyuyanlar’ filmiyle katıldığı festivalde gördüğü siyasi baskıları anlattı, “Bu filme üçüncülük verdiler. O yüzden ‘Emaneti almak için gitmemiz lazım’ dedim ve tam 45 sene sonra almaya geldik” dedi. Onur Ödülü alan Amerikalı Yönetmen Bob Rafelson ise ödül olarak verilen bir göğsü çıplak Venüs heykelciğini erotik buldu, “Aldığım en erotik heykel, Türkiye’yi tebrik ediyorum” dedi.Sunuculuğunu Aşk-ı Memnu dizisinin başrol oyuncuları Selçuk Yöntem ve Beren Saat’in yaptığı gecede bu yıl 14’üncüsü verilen onur ödüllerine, senaryo yazarı, yönetmen, şair ve romancı Vedat Türkali, sinemada 50’nci yılını dolduran yönetmen Ülkü Erakalın, Amerikalı Yönetmen Bob Rafelson ve Danimarkalı Yönetmen Bille August, bestekar Yalçın Tura ve sinema sanatçısı Sevda Ferdağ layık görüldü. ‘Yıldırım Önal Anı Ödülü’ Erol Günaydın’a verilirken, Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali'nde 2006'dan itibaren verilen ‘Sinema Emek Ödülü’ de bu yıl set işçisi Halil Dede’nin oldu.HAYATINI KAYBEDENLER ANILDIZülfü Livaneli ve East and West Ensemble’nin dünya film müziklerinden oluşan bir repertuarla sahne aldığı gecede, bu yıl içinde hayatını kaybeden sinema emektarları oyuncu Aykut Oray, ‘Mazi Yarası’ adlı son filmiyle Antalya Altın Portakal Film Festivali’ne de başvuran Yön... Devamı

18 05 2009

Hadise /Crazy for You (Düm Tek Tek) Türkçesi

Hadise Crazy for You (Düm tek tek) Türkçesi (version 1.2)Bebeğim, sen benim için mükemmelsinCennetten hediyemsinBu tüm zamanların en iyi hikayesiFilmlerdeki gibi buluştukSonsuza kadar süreceğini düşündümhttp://www.myvideomusicmp3.comve bana yaptığın şeyÇok iyi hissettiriyorMeleğim kalkarımve rüyalarımı yaşarımsonsuza dekçılgınım senin içinKalbimdeki ritmi hissedebiliyor musunVuruşlar düm tek tek devam ediyorHep dakika yokmuş gibi çıkıyorGeri dönüş yokmuş gibi hissettiriyorKalbimdeki ritmi hissedebiliyor musunVuruşlar düm tek tek atıyorHer zaman dakika yokmuş gibi çıkıyorGeri dönüş yokmuş gibi hissettiriyorBebeğim egzotik hareketlerindekiBütün cevapları okudumSen tüm zamanların en iyi dansçısısınhttp://www.myvideomusicmp3.comKimse beni senin öptüğün gibi öpemezO senin sanatınÇok iyi hissettiriyorMeleğim kalkarım ve rüyalarımı yaşarımSonsuza dekSenin için deli oluyorum.Hadise Düm Tek Tek şarkı sözleriBaby you are perfect for meYou are my gift from heavenThis is the greatest story of all timesWe met in like in a movieSo meant to last foreverAnd what you’re doing to meFeels so fineAngel I wake up and live my dreams endlesslyCrazy for youCan you feel the rhythm in my heartThe beats going düm tek tekAlways out it like there no minuteFeels like there’s no way backCan you feel the rhythm in my heartHttp://www.myvideomusicmp3.comThe beats going düm tek tekAlways out it like there’s no minuteFeels like there’s no way backBaby I read all answers in your exotic movementsYou are the greatest dancer of all timesYou make me feel so specialNo one can kiss like you do as it is your professionFeel so fineAngel I wake up and live my dreamsEndlesslyCrazy for youCan you feel the rhythm in my heart The beats going düm tek tekAlways out it like there no minut... Devamı

17 05 2009

ÖNCEKİ AĞITLARM

ÖNCEKİ AĞITLARM önceki ağıtlarımboşboğazlık değil canım bilmediğim bir şeyler var şehirler var daha yolun yarısı kim yalvardı niçin bilmiyorum kiüstüme geliyor elleridur durak bilmez bir korku sevdiklerim el uzatsam elimde küssen küsmeye gelmez annem güzel annemgözlerin bende kaldı biliyorum yüreğin hangi bahardagül bağlıyorum bir demet sular peşimde kahroluyor kaç göç derken efendimgeçgeçebilirsen bir ırmakiçim dışım ne ses ne soluk yalnızım ter içinde karabasan insafın kurusun sesim dinlenmez gül düştü demet çözüldükızsan ne faydaağlayan çocuk muydu ben miydimannem çoktan öldü Bekir KOÇAK, Gizemi Temmuzda Saklı, (s. 43)... Devamı

01 04 2009

Sinemalarda 2009 İlkbahar Sezonu

Ana sayfa > SİNEMA  kategorisindesinizBu dünyada ‘Hayat Var’ mı?.. Sezonun en iyi Türk filmi gösterimdeUĞUR VARDANSancılı ve aşksızReha Erdem'in son filminde, herşeyi kendi başına halletmeye çalışan, sevgiden yoksun Hayat, Berlin’deki gösterimin ardından söylendiği gibi, sanıcılı bir büyüme dönemi geçiren yaralı bir hayvana benziyorSEVİN OKYAYHazmı zor şekerleme Reha Erdem’in Berlin Film Festivali’nde gösterilen ve Antalya’dan SİYAD Özel Ödüllü son filmi ‘Hayat Var’ gösterimde. ‘Hayat Var’, bir daha kolay kolay tecrübe edilmeyecek bir seyirlik ERMAN ATA UNCUBoğaz’da Hayat var Korkuyorum Anne ve Beş Vakit’in yönetmeni Reha Erdem, son çalışmasında, Boğaz’ın kıyısındaki derme çatma evde yaşayan, ergenlik dönemine henüz girmiş Hayat’ın yaşama tutunma çabasını işliyor. Katıldığı festivallerde büyük ilgi gören filmin başrollerini Elit İşcan, Erdal Beşikçioğlu ve Levend Yılmaz paylaştı  Sıcak hikâye, soğuk kasabaDost canlısı insanların yaşadığı kasabada hayatının erkeğini bulan hırslı iş kadınını Oscar ödüllü Renee Zellweger canlandırdı. Konusu Amerika’da geçen filmin çekimleri Kanada’nın dondurucu Winnipeg kentinde yapıldı ‘Sonbahar’ öncesi son çıkış... Bir IRA militanını ölüme götüren 'Açlık'UĞUR VARDANBobby Sands açlık grevinde IRA üyesi Bobby Sands’in Maze cezaevinde başlattığı ve ölümüyle sonlanan açlık grevi Thatcher yönetiminin acımasız yüzünü gözler önüne seriyor Flörtöz kediler ve fareler ‘Sahtekârlar’ı seyredip de âşık kahramanların birbirlerinin kuyusunu kazdığı kumpas filmlerini anmamak olanaksız ERMAN ATA UN... Devamı

01 04 2009

Bu dünyada ‘Hayat Var’ mı?..

Bu dünyada ‘Hayat Var’ mı?..Sinema Haberleri TümüHazmı zor şekerleme Sancılı ve aşksız Fransa, ‘düşman’ıyla yüzleşiyor Spartacus, ‘kurt adam’ olunca... Boğaz'da Hayat var Sıcak hikâye, soğuk kasaba Alman ZDF kanalının muhabiri, ‘Hayat Var’ın kahramanını ‘yaralı bir hayvana’ benzetmiş.27/03/2009‘Hayat Var’, 13 yaşında bir kızın üzerine üzerine gelen hayatın öyküsünü anlatıyor. Reha Erdem imzalı yapım, güzel kadrajları, rahatsız edici anları ve gerçekçi tavrıyla sezonun en iyi Türk filmi. ‘Hayat Var’ın başrolünde Elit İşcan varUĞUR VARDAN (Arşivi)   FİLMİN FOTOĞRAFLARI İÇİN TIKLAYINHAZMI ZOR ŞEKERLEME...ERMAN ATA UNCU'NUN YAZISI İÇİN TIKLAYINSANCILI VE AŞKSIZ...SEVİN OKYAY'IN YAZISI İÇİN TIKLAYINYAPIM NOTLARI İÇİN TIKLAYINGÖSTERİMDEKİ DİĞER FİLMLER İÇİN TIKLAYIN Kartvizitinin bir yanına (ki en önemli yandır o) ‘auteur’ (yaratıcı) sıfatını yerleştirdiğimiz yönetmenlerin, dertlerinin ne olduğunu kavramaya çalışırken, çoğu kez önceki filmlerinden geride kalan ayak izlerini takip ederiz. Kuşkusuz bir eleştirmen de, her yeni sınavda bahsi olunan yönetmenin filmlerine ilişkin, kendi yazdıklarına göz atar. Dolayısıyla Reha Erdem ve son çalışması ‘Hayat Var’ özelinde, hem yönetmenin, hem de kendi karaladıklarımın izini takip etmek istiyorum, izninizle. Üstadın (orta kuşak mensubudur ama yine de kaanatimce ‘üstat’ unvanını çoktan hak etmiştir kendileri) iki önceki çalışması ‘Korkuyorum Anne’nin minik karakteri Çetin, film boyunca sünnetçi amcalardan uzak durmaya çalışıyordu. Bu, bana kalırsa bir erkeklik travmasından öte, aslında büyümemekle ilgili bir karardı. Sünnet olm... Devamı

15 02 2009

Arşiv: 2005 AlsahBlog/YedinciSanat

AlsahBlog/YedinciSanat• Arşiv31/1/2006: Türk Sineması Tarihi/ sineport.com28/1/2006: Bir Yönetmen: Çağan Irmak22/1/2006: Yakın Tarihten 2 Film TV'de: "Uzak" ve "Mustafa Hakkında Herşey"20/1/2006: Vizyon 2005’i aratmayacak19/1/2006: Fatoş Güney: "Yılmaz'dan sonra iki ilişkim oldu ve ikisi de 7'şer yıl sürdü"18/1/2006: Sinema 200018/1/2006: Şiir 200015/1/2006: Çağan Irmak'ın "Babam ve Oğlum"u gişe rekoruna doğru15/1/2006: Uğur Yücel , Saklanacak halimiz kalmadı11/1/2006: İnsan Yılmaz Güney ve Umut-1, 2/ Tamer Uysal3/1/2006: Yeşilçam'ın Gölgesinde Kalmış Bir Toplumcu Şairimiz: Cahit IRGAT3/1/2006: Yeşilçam'ın Gölgesinde Kalmış Bir Toplumcu Şairimiz: Cahit IRGAT3/1/2006: Yeşilçam’dan Beyazcama• ''Yeşilçam Ödülleri 2009'' • Bizim büyük ıssızlığımız• ‘Mustafa’ Hakkında Her Şey...• Yeşilçam Testi• Türk filmleri Hollywood'u solluyor mu?• Issız Adam• “Mustafa” filminin güncesi... Can Dündar Ada• Edebiyattan Beslenen Sinema Uyarlamaları / Derleme: Ebru Altın• Özpetek'e Nişan• TÜRK SİNEMASI ZAMANDİZİNİ TASLAĞI/ Ali ŞAHİN• Pazar’-Bir Altın Portakal masalı• İki Çizgi Venedik yolunda• Bir hayat ve sinema• Mehmet Ali Erbil’in filmleri artık kendi, kendilerine rakip olmayacak…• Takva• Maskeli Beşler: Irak’ın müzikleri…• Sevgilim İstanbul• Saklı Yüzler• Çocuk• Hayattan Korkma• Bir Tuğra Kaftancıoğlu Filmi• Sinemanın kalbi Adana’da atacak • O...Çocukları: Herkes Şanslı Doğmuyor!• Ataerkil kapitalist erkeğin ölümü • 'Fatih Akın bir buzkıran, biz de onun arkasından geliyoruz' 31/12/2005: "...Ve dostluğu ve sevgiyi, tüm bebeklerin yüreğine yazmak isterdim...27/12/2005: Türk Sineması/ (1910 ... Devamı

28 01 2009

''Yeşilçam Ödülleri 2009''

Yeşilçam'da 'mutlu' son 'Kabadayı'yla en iyi erkek oyuncu seçilen Şener Şen, ödülünü Cem Yılmaz ve Nebahat Çehre'den aldı. Şener Şen, gecede en çok alkışlanan isimdi.Abdullah Oğuz 'Mutluluk' filmiyle Altın Portakal, SİYAD ve Ankara Film Festivali'nde alamadığı en iyi film ödülüne Yeşilçam Ödülleri'nde ulaştı. 'Yaşamın Kıyısında' da Yeşilçam'dan dört ödülle ayrıldı 26/03/2008 (1312 kişi okudu)İSTANBUL - Ve Abdullah Oğuz, mutlu sona Yeşilçam'da ulaştı. Altın Portakal ve SİYAD ödüllerinde en iyi film ödülünü 'Yumurta'ya kaptıran Oğuz'un son filmi 'Mutluluk', önceki gece Lütfi Kırdar'da sahiplerini bulan Yeşilçam Ödülleri'nde en iyi film ve kadın oyuncu (Özgü Namal) dahil dört ödül alarak gecenin galibi oldu. Abdullah Oğuz, en iyi film ödülünü Kültür Bakanı Ertuğrul Günay'ın elinden alırken yaptığı konuşmada daha önce alamadığı ödüllere gönderme yaptı: "Şaka gibi valla. Bu ödülü ekibim adına alıyorum... diyemeyeceğim. Çünkü benim dışımda ödül almayan kalmamıştı. 600 kişinin oy verdiği bu sistemi sevdim, bana iyi geldi. İyi ki varsın Yeşilçam." Oğuz, 150 bin YTL para ödülünün de sahibi oldu.'Susuz Yaz' Cannes'da Bu yıl ilk kez düzenlenen Türkiye'nin ulusal sinema ödülü niteliğindeki Yeşilçam'a damgasını vuran diğer filmse Oscar'da Almanya'yı temsil eden Fatih Akın'ın filmi 'Yaşamın Kıyısında'ydı. Fatih Akın en iyi yönetmen ve senaryo ödülünün sahibi olurken Tuncel Kurtiz ile Nursel Köse de en iyi erkek ve kadın oyuncu seçildi. Törene katılamayan Tuncel Kurtiz ile Fatih Akın'ın ödüllerini filmin yapımcısı Ali Akdeniz aldı. Fatih Akın'ın Martin Scorsese'nin başkanlığını yaptığı D&... Devamı

12 12 2008

Bizim büyük ıssızlığımız

Bizim büyük ıssızlığımız ‘Issız Adam’.YAZDIR | YOLLA07/12/2008GÖNÜL KIVILCIM (Arşivi) Issızlık. Onu tarif edebilir mi insan? Korkaklık belki, cesur olamamak, zamanın adamı olmak. Ama ıssızlık, onu böyle anlatıp geçmeli mi? Bizim bölünmüşlüğümüz, Batı’nın mürekkebini yalarken Doğu’nun tozunu yuta yuta yarılmışlığımızHayır ondan söz etmek için değil bu yazı. Çağan Irmak’ın son filminden. Issız adamlar ve kadınlar. Issızlık... Çağın ruhu biraz da. Yalnızlık demek lazım aslında, mevcut duruma daha yakın ve daha doğru bir seçim olur belki. Kimilerine göre Avrupa’dan dalga dalga yayılan bir moda, hastalık, vazgeçilemezlik durumu. Evlensek de ayrılsak da, âşık da olsak, o kavurucu duyguyu hiç tatmasak da, ölmeden bir çekirdek ailemiz olsa da olmasa da, geçmişte kalan şarkıyı mırıldanır gibi söylersek, hep yalnızlık var sonunda.Peki iyi ama ıssızlık. Onu tarif edebilir mi insan? Korkaklık belki, cesur olamamak, zamanın adamı olmak. Ama ıssızlık, onu böyle iki ağlak sahneyle anlatıp geçmeli mi? Bizim bölünmüşlüğümüz, Batı’nın mürekkebini yalarken Doğu’nun tozunu yuta yuta yarılmışlığımız, bizim yaralarımız, kadınların yaraları, erkeklerin, bizim erkeklerimizin yaraları, şiddetle büyüyen, şişen neredeyse evrene sığmayacak ruhlarımız, ruhlarımıza vurulan bıçak yaraları, tarihle aramıza atılan o büyük ve keskin darbe, dilin aldığı yaralar, bizim dilimizin. “Galet” kelimesini örneğin, sözlükler olmadan anlayamayışımız, hicap kelimesinin yanına uğramayan gençler, hicap duymak kelimesinin derinliğinden yoksun bir halk, sözlüğünde eşanlamlı kelimeleri aradığında uzak kaldığı bir tarihin uçurumuna düşüveren. Öğrenmediğimiz tarih, bir türl&uum... Devamı

12 12 2008

‘Mustafa’ Hakkında Her Şey...

‘Mustafa’ hakkında her şey... UĞUR VARDANKültür Sanat / 29/10/2008ugurvardan@hotmail.comsayfayı yazdırarkadaşına gönderarşive ekle ‘Küçük’ Mustafa içindeki yurt özlemini çınar dallarıyla yaptığı bu minik ‘evcik’te dışarıya vuruyor. Her şeyin başı kargaları kovalamaktı elbet. Küçüklüğünde tarlasına izinsiz girenlerin peşinden koşan adam, büyüdüğünde de önce ülkesine izinsiz girenleri, ardından da eski rejimi kovalamıştı. Türkiye Cumhuriyeti’nin kısa ve öz hikâyesi, işte buydu. Bize, ta ilkokuldan bu yana hep bu öğretilmişti. Ayrıca da O’nun, (mesela şiirlerde ‘Yeleleri alevden al bir ata bilmiş’ şeklinde tasvir edilen, ‘Mavi gözleri çakmak çakmaktı’ denilen adamın), özel hayatına ilişkin bir kaç anekdot vardı belleğimizde. Annesi Zübeyde, babası Ali Rıza Efendi’ydi. Latife’yle evlenmişti, Ülkü evlatlığıydı, ha bir de rakıyı çok severdi...Türkiye, aynı zamanda bir ‘tabular cumhuriyeti’ olduğu için bugün 85. yaşını kutladığımız Cumhuriyet’in kurucusu hakkında hâlâ birtakım sayfaların boş olduğu, hâlâ Mustafa Kemal Atatürk’e ait birtakım bilgilere ulaşamadığımız zannı hepimizin bilinçaltında var. 1881’de başlayıp 1938’de biten bir hayatın muhasebesi, bugün hâlâ açık veriyor. Bir Fransız Napolyon’un Josephine’le olan ilişkisinden Elbe’deki sürgününe kadar olanlar hakkında her türlü bilgiye sahip, Rusya bile Stalin’le hem geçmiş zaman fiilinde, hem de şimdiki zamanda hesaplaşmış gözüküyor. Nixon ve Kennedy üzerine kaç film çevrildi, sayısı belirsiz. Ama biz ‘Atamız’la bir türlü hesapla... Devamı

12 12 2008

Yeşilçam Testi

Alsah Blokları - Yedinci Sanat• Arşiv31/12/2005: "...Ve dostluğu ve sevgiyi, tüm bebeklerin yüreğine yazmak isterdim...27/12/2005: Türk Sineması/ (1910 - 1930) ve (1931 - 1950) Dönemleri (turksinemasi.com)27/12/2005: Türk Sineması/ 1951 - 1960 Dönemi (turksinemasi.com)27/12/2005: Türk Sineması/ 1961 - 1970 Dönemi (turksinemasi.com)27/12/2005: Türk Sineması/ 1971 - 1980 Dönemi (turksinemasi.com)27/12/2005: Türk sinema tarihine kısa bir bakış...27/12/2005: http://www.ntvmsnbc.com/news/SINE_front.asp23/12/2005: "Bu filmi 'Yüzüklerin Efendisi'nden daha çok merak eden var"23/12/2005: Kültür/ Sanat Haftanın Filmleri: Organize İşler/ Yılmaz Erdoğan20/12/2005: Türk Sineması/ 1981 - 1990 Dönemi (turksinemasi.com)17/12/2005: Taşköprü ve Kastamonu Linkleri16/12/2005: Gülten Kaya: Ahmet Kaya yaşasaydı MHP için konser verirdi14/12/2005: "Sinema Bir Mucizedir" /Memduh Ün, Tunç Başaran14/12/2005: Altın Portakal'ı aldığı için Yeşilçam'da büyük tartışmalara yol açan "Türev"/ Ulaş İnaç14/12/2005: Babam ve Oğlum/ Çağan IRMAK13/12/2005: Film Konusu Bir Öykü: Susuz Yaz 3/ Necati CUMALI13/12/2005: Film Konusu Bir Öykü: Susuz Yaz 2/ Necati CUMALI13/12/2005: Film Konusu Bir Öykü: Susuz Yaz 1/ Necati CUMALI12/12/2005: "Meleğin Düşüşü" / Semih Kaplanoğlu ("Altın Montgolfiere Ödülü")11/12/2005: SİBEL KEKİLLİ'Lİ DUVARA KARŞI ABD'DE DE YILIN EN İYİ FİLMİ11/12/2005: Bir Yönetmen, Bir Senarist, Bir Sineme Oyuncusu: 3 Yılmaz GÜNEY11/12/2005: Sinema Tarihimizden (Yılmaz Güney İmzalı) Bir Film: Yol6/12/2005: Yılmaz GÜNEY/ Filmografisi5/12/2005: Banyo/ Mustafa ALTIOKLAR4/12/2005: Kutsal Yürek/ Ferzan ÖZPETEK3/12/2005: Babam ve Oğlum/ Çağan IRMAK2/12/2005: ÇAPKINLARI SEVİNDİRDİ ‘BAYAN VÜCUT’ LAKAPLI AVUST... Devamı

07 11 2008

Issız Adam

Issız AdamIssız Adam  Alper 30’lu yaslarda, gurme sayılacak düzeyde yemek kültürü olan kendi restoranının sahibi iyi bir aşçıdır. Lüks yaşamayı seven, işinde başarılı ama özel yaşantısını her gün farklı kadınlarla birlikte olarak düzene koyamamış, hayatını; yaptığı yemekler, günübirlik ilişkiler, paralı kadınlar üçgeninde yaşayan birisi iken… Hayatının akışı, bir gün Beyoğlu’nun arka sokaklarında, aradığı eski plak için bir kitapçıya girmesiyle değişir.Ada 20’li yaşlarının sonlarında, güzel, çocuk kostümleri tasarlayıp diken, Alper’in modern yaşamının aksine çok mütevazı, hayatta fazla inişleri çıkışları olmayan genç bir kadındır. Bir gün eski bir kitabi bulabilmek için Beyoğlu’nda dolaşırken Alper ile ayni kitapçıya girer. Çapkın bir adam olan Alper, Ada’nın güzelliğinden etkilenir ve Ada’yı takip etmeye başlar. Ada’nın aradığı kitabı bulmuştur. Ada’nın işyerine kadar devam eden takip, Alper’in tanışma bahanesiyle aldığı kitabı Ada’ya vermesiyle son bulur.Ada ve Alper 'in yaşamlarında ilk defa karşılaştıkları tutkulu aşkın ilk sinyalleri bu kitapla başlar. Alper kopamadığı özgür hayatının içersinde Ada’ya yer açmaya çalıştıkça, yaşamının daraldığını fark eder. Aşkı ve özgürlüğü arasında kalan Alper’in sessiz çığlıklarını duyamayan Ada, kendini aşkın rüzgârına kaptırmıştır bir kere…Ve yaşam bir kere daha aşk oyununun perdelerini Ada ve Alper için açacaktır…Yönetmen hakkında:Ege Üniversitesi Radyo-TV bölümünden mezun olan Çağan Irmak ismini tüm Türkiye’ye Asmalı Konak dizisiyle duyurdu. Ardından gelen Çemberimde Gül Oya dizisiyle 80’li yılların kar... Devamı

07 11 2008

Türk filmleri Hollywood'u solluyor mu?

Türk filmleri Hollywood'u solluyor mu?Her yıl ortalama 19 milyon kişinin sinemaya gittiği Türkiye’de, geçmişte 2-2,5 milyon seyirci bulan Türk filmleri, artık 6-10 milyon kişiyi salonlara çekiyor.Habere yorum yaz Arkadaşına gönder Sitene ekle Sayfayı yazdır» nasıl oynanır?» kurallar» puanınızı öğrenmek için tıklayınToplamda yabancı filmlerin izlenme sayıları fazla olsa da gösterilen film adedi açısından yerli film başına düşen izleyici sayısı yabancı yapımları aşmaya başlıyor.Dünyadaki ekonomik krizin sinemayı gelecek yıl nasıl etkileyeceği tartışılırken, Türkiye’deki sinemaların durumu, seyircilerin yıllar içindeki talepleri ve çekilen film sayılarına dair istatistiklerle kendini gösteriyor.Derlenen bilgiler, Türkiye’de "belirli bir sinema seyircisi kitlesi" ile yerli filmlerle yabancılar arasında rekabetin oluşmaya başladığını gösteriyor.Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) çıkardığı "Kültür İstatistikleri 2007" verilerine göre, sinema salonları, geçen yıl 20 milyon 659 bin 569, 2006’da 23 milyon 512 bin 599, 2005’te 18 milyon izleyici çekti. Bu rakam, 2004’te 18 milyon 670 bin, 2003’te 14 milyon 500 bin, 2002’de 15 milyon 400 bin, 2001’de 16 milyon 905 bin, 2000’de 17 milyon 86 bin, 1997’de de 11 milyon 344 bin civarında oldu.TÜİK’in 1997-2007 verileri, sinemaya her yıl ortalama 19 milyon, yabancı filmlere 12-13 milyon arasında seyirci gittiğini ortaya koyuyor. Özellikle son iki yılda sinema seyircisi sayısının 20 milyonu aştığı görülüyor. Aynı verilere göre, yerli film izleme sayısı, Türk filmlerinin artmasına paralel son yıllarda artışa geçti. Yerli yapımlara 1997-2003 arasında her yıl ortalama 2-2,5 milyon... Devamı

01 11 2008

“Mustafa” filminin güncesi... Can Dündar Ada

Can DündarAdacan.dundar@e-kolay.netAtatürk’ün peşindeki uzun bir yolculuğun yurtdışı duraklarından kamera arkası izlenimleri:“Mustafa” filminin güncesiArkadaşına gönder Sitene ekle Sayfayı yazdır Son bir yılı Balkanlar’da “Mustafa” Kemal’in ayak izlerinin peşinde geçirdik. Ne yazık ki ondan geriye, filme yansıtabileceğimiz pek az iz kalmıştı. Bu seyahatin güncesi, filmin kamera arkasını yansıttığı gibi, onun Makedonya’sını anlamayı da kolaylaştırıyorSELANİKMustafa’nın evinde...1 Mayıs 2008 Perşembe“Balkan turu”na, Selanik’ten başlıyoruz. Görüntü yönetmenimiz Murat Özcan, filmin görsel efektlerini yapan Uğur Erbaş, her durağa bizden birkaç gün önce giderek mekan ve arşiv araştırması yapan Saadet Özen’i taşıyan, Mustafa Sütçü’nün kaptanlığındaki minibüsümüz Selanik’e 1 Mayıs şenliği içinde girdi. Başkonsolosluk görevlileri seferber oldular. Müze evde yaptığımız çekimlerde yardımcı oldukları gibi, canlandırmalarda da gönüllü rol alarak heyecanımızı paylaştılar.Afganistan’da geçen yıl çok ciddi bir intihar saldırısından kıl payı kurtulan Başkonsolos Hakan Abacı akşam, ekibimiz için bir kokteyl verdi; bizi Yunanlı tarihçilerle ve meslektaşlarımızla buluşturdu. Yunan televizyonu ile uzun bir mülakatın ardından, Kathimerini gazetesi ile görüştük. Ve “Mustafa” hakkındaki ilk haber, 3 Mayıs’ta bu gazetede çıktı (Bu haberin tam metni, mustafa.com.tr’nin  “Basından” bölümünde var).Ertesi gün Selanik kalesinde, Türk mahallesinde, genç Mustafa Kemal’in akşamları demlendiği Beyaz Kule’de çekimler yaptık.Sonra Meşrutiyet’in ilan edildiği, şimdi Makedonya-Trakya Bakanlığ... Devamı

27 10 2008

Edebiyattan Beslenen Sinema Uyarlamaları / Derleme: Ebru Altın

Film dünyasında bitmek bilmeyen tartışmalardan biridir uyarlama senaryolar… Bunlardan kimi bir romanı kendine konu alır, kimi de bir otobiyografiyi. Sonuç ise çoğunluğun neredeyse tamamen birleştiği film karesi olarak ortaya çıkar. Gerçi her ne kadar kitaptan uyarlanan filmler çoğu zaman izleyiciyi hayal kırıklığına uğratmış olsa da en azından kitapları bize hayal gücümüzü yaratma imkanı verir. Bizden de bir parça kalır geriye. Oysa ki sinema belirli sınırlar içinde, sadece kendi seçtiklerini gösterir. Çoğu zaman da, bir kitabı 2 saatlik bir süreye sığdırmak imkansız olduğu için eksik kalır. İşte edebiyat ile sinemanın çok eskiye dayalı arkadaşlıkları ve bilmeyenler içinde mini bir derlemeyle günümüz filmlerine kadar uzanan derin ve doyurucu bir yolculuk serüveni…Fight Club (Dövüş Kulübü) / Chuck Palahniuk1999 yapımı Fight Club, Amerikalı yeni nesil yazarı Chuck Palahniuk'un 1996 tarihli romanı. Boşanmış bir anne babanın çocuğu olan yazar, kitaplarında çoğunlukla toplumdan soyutlanmış, marjinal hayatları ve bunu agresif tavırlarına yansıtan kahramanların genellikle başrolde olduğu kitaplar yazmış. Edward Norton ve Brad Pitt'in başrollerde tam anlamıyla döktürdüğü ve sisteme kafa tutan, kendi düzenlerini kurmaya niyetli karakterleri canlandırdıkları, David Fincher'ın yönettiği film, karanlık öykü yapısına rağmen ışıldayan, senaryosuyla hayranlık uyandıran ve sürprizli finaliyle insana tırnaklarını yedirten bir sinema şaheseri.The Sheltering Sky / Paul Bowles1910 - 1999 yılları arasında yaşamış, hayatı boyunca dünyanın pek çok yerinde ikamet etmiş olan Amerikalı yazar ve besteci Paul Bowles'un ünlü romanını, sinemaya başarılı yönetmen Bernardo Bertolucci aktarmıştı. 1990 yapımı The Sheltering Sky'ın kendilerini i&... Devamı