27 10 2008

Özpetek'e Nişan

Özpetek'e nişanYönetmen Ferzan Özpetek, ''İtalyan Dayanışma Yüksek Liyakat Nişanı''nı İstanbul'da düzenlenen törenle aldı. ''İtalyan Dayanışma Yüksek Liyakat Nişanı'', İtalya ile dostluk ve iletişimin gelişmesine katkıda bulunan kültür, sanat, spor gibi alanlarda görev yapan kişilere veriliyor.İstanbul- İtalya'da yaşayan yönetmen Ferzan Özpetek'e, İtalya Cumhurbaşkanı Giorgio Napolitano tarafından tevdi edilen ''İtalyan Dayanışma Yüksek Liyakat Nişanı'' törenle verildi.İtalyan Kültür Merkezi'nde düzenlenen törende konuşan İtalya'nın Ankara Büyükelçisi Carlo Marsili, Türk sinemasının yıldızı, kendi tabiriyle ''Bizanslı bir Romalı'' olan Özpetek'in, bugünün uluslararası sinemasının en olağanüstü yönetmenleri arasında bulunduğunu söyledi.Özpetek'in, 1996'daki ilk filmi ''Hamam'' ve son filmi ''Mükemmel Bir Gün'' dahil, filmlerinin büyük bir kısmına, 31 yıldan beri yaşadığı İtalya'da hayat verdiğini ifade eden Marsili, şöyle konuştu:''Engin bir insanlık duygusundan, bunu filmlerinde yer alan karakterlere yansıtabilme maharetinden kaynaklanan ifade yeteneği, onun rejisinin en ayırt edici özelliklerinden. Sanat kariyeri, vatandaşlığını aldığı İtalya ile olan derin bağların sonucudur. Kenti anlatırken sergilediği sevgi, kendisine 'Roma Şehri Büyükelçisi' unvanını getirmiştir. Sizin, İtalya'yı ve Türkiye'yi ne kadar çok sevdiğinizin, Türkiye ile İtalya'nın hayatınızdaki öneminin farkındayız. Bir İtalyan olarak ben de Türklere karşı büyük sevgi besliyorum. Ülkelerimiz harika birer ülkedir. Yönetmen olarak yapmış olduklarınız ülkelerimizi daha da yüceltmektedir.''Büyükelçi Marsili, daha sonra Özpetek'e ''İtalyan Dayanışma Yüksek Liyakat Nişanı''nı takdim etti. ''Her şey 31 yıl için... Devamı

27 10 2008

Pazar’-Bir Altın Portakal masalı

Pazar’-Bir Altın Portakal masalı21/10/2008Antalya’da 16 filmin yarıştığı zorlu bir maratonun ardından ipi Ben Hopkins’in ‘Pazar-Bir Ticaret Masalı’ adlı filmi göğüsledi. Ödüllerde jürinin Nuri Bilge Ceylan, Reha Erdem, Semih Kaplanoğlu ve Yeşim Ustaoğlu gibi yönetmenleri es geçmesi, ‘konvansiyonel’ sinemaya göz kırpma olarak yorumlandıUĞUR VARDAN ANTALYA - Evet, bir festival daha bitti. Ödüller sahiplerini buldu, her zaman olduğu gibi gece sevinenler ve üzülenlerle doluydu. 45. Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde ulusal yarışmanın sonuçları önceki gece Konyaaltı Açıkhava Tiyatrosu’nda yapılan törende netleşti. Tuncel Kurtiz’in başkanlığındaki jüri, en iyi film ödülünü İngiliz yönetmen Ben Hopkins’in ‘Pazar-Bir Ticaret Masalı’ yapıtına layık gördü. Doğu’da, 1994 yılında geçen bir öyküye sahip olan filmde, sınıf atlamak için çabalayan kurnaz bir tacirin iyiyle kötü arasındaki seçimleri anlatılıyordu. Jüri, en iyi yönetmen ödülünü de, daha önce ilk filmi ‘Tabutta Rövaşata’yla yıllar önce Antalya’dan mutlu dönen Derviş Zaim’e verdi. Zaim, Altın Portakal’a, eksenine hat sanatını yerleştirdiği bir suçluluk ve vicdan muhasebesi hikâyesine sahip ‘Nokta’ adlı filmiyle ulaştı. Yarışmanın önemli ödüllerinden olan ‘en iyi erkek’te de geceyi mutlu kapatan isim, ‘Pazar’ın başrol oyuncusu Tayanç Ayaydın’dı. ‘En iyi kadın’da ise ödül, daha önce Altın Portakal yarışmalarından eli boş dönen Nurgül Yeşilçay’a gitti. Yeşilçay, ‘Vicdan’ filmindeki performansıyla Portakal’ın sahibi oldu. Senaryonun ga... Devamı

30 09 2008

İki Çizgi Venedik yolunda

İki Çizgi Venedik yolundaİki Çizgi, genç yönetmen Selim Evci’nin ilk filmi. Konu, birlikte yaşayan iki sevgili; fotoğrafçı Mert ve iş kadını Selin’in bir yolculuğa çıkmasıyla gelişiyor. İki Çizgi, 65. Uluslararası Venedik Film Festivali’nin “International Film Critics’ Week” bölümünde, “Golden Lion of the Future” ödülüne aday gösterildi. Film seyirci karşısına ilk kez bu festivalde çıkacak.Deniz Yavaşoğulları Cumhuriyet / Dergi- Selim Evci, 1975 doğumlu genç bir yönetmen. “İki Çizgi” ise bu genç yönetmenin ilk uzun metrajlı filmi. Film, birlikte yaşayan iki sevgili fotoğrafçı Mert ve iş kadını Selin’in ilişkisi üzerinden gidiyor. Çıktıkları bir yolculuk çifte, kafalarında birbirlerine dair oluşturdukları, kimlikleri, rolleri kıracak durumlar yaratıyor. İki Çizgi 27 Ağustos-6 Eylül tarihleri arasında düzenlenecek 65. Uluslararası Venedik Film Festivali’nde Türkiye’yi temsil ediyor. Film festivalin, International Film Critics’ Week bölümünde, Golden Lion of the Future ödülüne aday gösterildi. Seçkinin, yönetmenlerin ilk filmlerinden oluşturulduğu bu bölümde yedi film yer alıyor. İki Çizgi, seyirci karşısına ilk kez bu festivalde çıkacak. Türkiye’de vizyona girmesi ise uluslararası festival yolculuğunun ardından olacak. Evci ile filmi konuştuk... - Filmin ismi neden İki Çizgi? Bir his, benim için anlamı büyük, ama pek de açabileceğim bir şey değil. - Film esasında karakterler üzerinden gidiyor. Karakterleri oluşturmak zor olmadı mı, neleri dikkate aldınız? Benim için karakterin gerçeğe bağlılığı çok önemliydi, çünkü hem beğendiğim sinema anlayışı bunu gerektiriyor... Devamı

08 09 2008

Bir hayat ve sinema

 Bir hayat ve sinema “Umutsuzlar”. RADİKAL GENÇ / 02/09/2008Aylardan Eylül. Askeri darbenin dördüncü yılı. Darbeyi gerçekleştiren “Paşa”, Çankaya Köşkü’nde darbenin keyfini kahve içerek çıkarır. Derken bir adam yanaşır ve kulağına bir şeyler fısıldar. Paşa’nın keyfi daha da artar ve “iyi, iyi.. bir hainden kurtulduk. Tez çabuk televizyon ve gazetelere haber yolla kimsenin haberi olmasın bundan.” O “hain” dediği ve haberini duyulmasını istemediği kişi Türkiye sinemasını dünyaya duyuran Yılmaz Güney’di. Tarih 9 Eylül 1984’tü. Yılmaz Güney on binlerin omuzunda uğurlanıyordu Paris’te son yolculuğuna. Ne yazık ki hiçbir zaman ülkesi ona hak ettiği değeri vermedi. Oysa Güney, Elia Kazan’ın deyimiyle 20. yüzyılın Tarkovski’siydi.Dünya onu tanıdıKonu Yılmaz Güney olunca söylenecek ve yazılacak o kadar çok şey var ki. Asıl adı Yılmaz Pütün olan Güney, 1 Nisan 1937’de Adana’nın Yüreğir ovasının Yenice köyünde Siverekli Gule ve Hamo’nun ilk çocuğu olarak dünyaya gelir. Yoksul bir ailenin çocuğu olan Güney çocukluğunda birçok iş yapar. Güney bir konuşmasında çocukluğuna dair iki şey anımsadığını söyler: “Kürt olmak ve fakirlik”. Güney daha 13 yaşındayken bisikletiyle film bobinleri taşır sinema salonlarına. 1957’de Ankara’ya gelir ve ucuz bir pansiyona yerleşir. Hukuk fakültesine girer. Öyküler yazar ve edebiyatçılara yakın durur. Öyleki o yıllarda Özdemir İnce ile konuşurken “10 yıl sonra bütün Türkiye, 20 yıl sonra da bütün dünya beni tanıyacak” der. 1958’de sinemanın içine girer. Senaryosunu Yaşar Kemal ile birlik... Devamı

01 06 2008

Mehmet Ali Erbil’in filmleri artık kendi, kendilerine raki

Mehmet Ali Erbil’in filmleri artık kendi, kendilerine rakip olmayacak… 16 Ekim 2006 Mehmet Ali Erbil’i önümüzdeki aylarda üç ayrı sinema filminde izleyeceğiz. Dünyayı Kurtaran Adam’ın Oğlu 15 Aralık’ta, Emret Komutanım : Şah Mat 12 Ocak’ta, Sinan Çetin’in yönettiği Mehmet Ali Erbil’le birlikte Kenan Işık, Deniz Uğur ve Itır Esen’in rol aldığı Cumhurbaşkanı ise, 6 Nisan’da seyirci önüne çıkacak… Böylece Mehmet Ali Erbil filmlerinin birbirleriyle çarpışması da engellenmiş olacak… Oku Bu yazinin bulundugu kategoriler: Haberler, Türk Sineması · Yorum Yap   Eve Dönüş 8 Ekim 2006 Eve Dönüş, hiçbir siyasi kimliği, görüşü ve bilgisi olmayan sıradan bir fabrika işçisi olan Mustafa’nın, darbe yıllarında yaşadığı traji-komik öyküsünü anlatıyor… Filmde Memet Ali Alabora, Sibel Kekilli, Altan Erkekli, Savaş Dinçel, Perihan Savaş, Civan Canova, Erdal Tosun, Necmettin Çobanoğlu ve Can Kolukısa rol alıyor… (Yazının devamı…) Bu yazinin bulundugu kategoriler: Türk Sineması · Yorum Yap   Şaşkın 4 Ekim 2006 Yönetmenliğini Şahin Alparslan’ın yaptığı romantik komedi Şaşkın, 10 Kasım’da tüm Türkiye’de sinema severlerle buluşuyor. Filmin başrollerinde Atıf Yılmaz’ın ‘Eğreti Gelin’ filminden hatırladığımız Onur Ünsal ve ‘Avrupa Yakası’nın ‘Selin’i, Evrim Akın rol aldı… Oku Bu yazinin bulundugu kategoriler: Türk Sineması, Vizyondakiler · 24 Yorum   Araf 2 Ekim 2006 Türk sinemasında dini ögelerle işlenmiş korku filmlerine bir yenisi daha ekleniyor… Biray Dalkıran’ın ilk uzun metrajlı filmi olan Araf‘ta, evlilik dışı bir ilişkiden hamile kalan genç bir kadının onaltı haftalık bebeğini aldırdıktan sonra yaşadığı doğa üstü olaylar konu ediliyor… Oku Bu yazinin bulundugu kategoriler: Türk Sineması, Vizyondakiler · 7 Yorum   ‘Dondurmam Gaym... Devamı

01 06 2008

Takva

Takva 30 Kasım 2006 Özer Kızıltan’ın yönettiği, senaryosunu Önder Çakar’ın yazdığı Takva, günahtan sakınarak yaşayan yalnız bir adamın öyküsünü anlatıyor… Filmde Erkan Can, Güven Kıraç, Meray Ülgen, Engin Günaydın, Settar Tanrıöğen, Erman Sabah ve Öznur Kula rol alıyor… Takva, 1 Aralık’ta vizyona çıkıyor… Oku Bu yazinin bulundugu kategoriler: Türk Sineması, Vizyondakiler · 1 Yorum   Dondurmam Gaymak 22 Kasım 2006 Senarist-yönetmen Yüksel Aksu, Dondurmam Gaymak‘ta büyük dondurma firmaları karşısında, çaresizce çırpınan dondurmacı Ali Usta’nın traji-komik hikayesini anlatıyor… Oscar Ödülleri’nde ‘en iyi yabancı film aday adayı’ olarak Türkiye’yi temsil edecek film 24 Kasım Cuma günü vizyona girecek… Oku Bu yazinin bulundugu kategoriler: Türk Sineması, Vizyondakiler · 7 Yorum   Hayatımın Kadınısın 22 Kasım 2006 Senaristliğini ve yönetmenliğini Uğur Yücel’in üstlendiği Hayatımın Kadınısın, eski bir şarkıcının yıllar sonra yaşadığı tutkulu bir aşkın öyküsünü anlatıyor… Filmde, Türkan Şoray ve Uğur Yücel’in yanısıra Yıldırım Memişoğlu, Ezgi Mola, Kadir Kandemir, Settar Tanrıöğen, Selim Erdoğan rol aldı.. Kadim Yaşar, Binnur Kaya, Savaş Akova ve Şinasi Yurtsever de misafir oyuncu olarak kadroya katıldı… Oku Bu yazinin bulundugu kategoriler: Türk Sineması, Vizyondakiler · 2 Yorum   Queens Film Festivali’nde ‘Dondurmam Gaymak’a çifte ödül… 21 Kasım 2006 ‘En iyi yabancı film’ kategorisinde Türkiye’yi Oscar’da temsil etmesi için seçilen Dondurmam Gaymak, ABD’de bu yıl dördüncüsü düzenlenen Queens Film Festivali’nin açılış filmi olarak büyük bir sükse yapmasının ardından festivalden iki ödülle birden döndü. .. Oku Bu yazinin bulundugu kategoriler: Festivaller, Haberler, Türk Sineması · Yorum Yap   Dondurmam Gaymak 19 Kasım 2006 Yönetmen Y... Devamı

01 06 2008

Maskeli Beşler: Irak’ın müzikleri…

Maskeli Beşler: Irak’ın müzikleri… 24 Ocak 2007 Gösterime girdiği iki hafta süresince 625,721 seyirciye ulaşan Maskeli Beşler: Irak, müzikleriyle de ilgi çekiyor… Cem Erman’ın film için özel olarak yaptığı Yallah Tazyik bunların başında geliyor… Ayrıca, Zara filmde Değmen Benim Gamlı Yaslı Gönlüme ve Şad Olup Gülmedim adlı parçaları, Muazzez Ersoy da Orhan Gencebay’ın Sevemedim Karagözlüm adlı parçasını seslendiriyor… Cem Karaca’nın ünlü şarkısı Bindik bir Alamete Gideyoz Kıyamete ise film boyunca sürekli fonda yer alıyor… Cem Erman’ın çok beğenilen Yallah Tazyik adlı parçası, Fida Film yetkilileri tarafından filmin Web Sitesi‘ne yüklenecek denmişti, ama henüz bu gerçekleşmedi…   Bu yazinin bulundugu kategoriler: Haberler, Türk Sineması · 54 Yorum   Çılgın Dersane 20 Ocak 2007 İflasın eşiğindeki bir üniversite hazırlık dersanesi yeni öğrenciler bulabilmek için, promosyon olarak eğitimin ilk ayını Antalya’da bir tatil köyünde yapmaya kalkarsa ne olur?.. Yönetmenliğini Faruk Aksoy’un üstlendiği, senaryosunu Şafak Güçlü’nün yazdığı Çılgın Dersane daha çok gençlere yönelik, eğlenceli bir komedi filmi… Oku Bu yazinin bulundugu kategoriler: Türk Sineması, Vizyondakiler · 862 Yorum   Amerikalılar Karadeniz’de 2 20 Ocak 2007 Yönetmenliğini Kartal Tibet’in üstlendiği Amerikalılar Karadeniz’de 2‘nin başrollerini Metin Akpınar, Peker Açıkalın, Kadir Çöpdemir, Kıvanç Tatlıtuğ ve Melis Birkan paylaşıyor. Senaryosu Kubilay Tuncer tarafından kaleme alınan fil, ailece izlenebilecek bir yapım olarak düşünülmüş… Oku Bu yazinin bulundugu kategoriler: Türk Sineması, Vizyondakiler · 4 Yorum   Son Osmanlı Yandım Ali 16 Ocak 2007 Karaoğlan serisiyle tanınan usta kalem Suat Yalaz’ın aynı adlı çizgi romanından sinemaya uyarlanan Son Osmanlı Yandım Ali, İstanbul’un işgal altında olduğu yıll... Devamı

01 06 2008

Sevgilim İstanbul

Sevgilim İstanbul 8 Nisan 2007 Nedim Gürsel’in kitabından uyarlanan Sevgilim İstanbul, Rum kökenli genç bir kadın olan İrini’nin yıllar önce Yunanistan’da kaybolan babasından sonra, şimdi de İstanbul’da sevdiği adamın ortadan yok olması üzerine bir öykü anlatıyor… Filmin yönetmeni Sarı Tebessüm’le hatırladığımız Seçkin Yasar… Oku Bu yazinin bulundugu kategoriler: Türk Sineması, Vizyondakiler · Yorum Yap   Aura 4 Nisan 2007 Türk sinemasının usta yönetmenlerinden Orhan Oğuz, yeni çalışması Aura‘da bu kez bir aşk öyküsü; iki insan arasında yaşanan aşktan öte bir ilişkiyi, bir tür bağımlılığı anlatıyor. Antalya Film Festivali‘nde Altın Portakal için yarışan filmde Gani Rüzgar Şavata ve Töre Anadolu filmin başrollerini paylaşıyorlar… Oku Bu yazinin bulundugu kategoriler: Türk Sineması, Vizyondakiler · 1 Yorum   Beynelmilel 25 Mart 2007 Yeni yılın iddialı yapımlarından Beynelmilel, yeniden seyirci karşısında!.. Beynelmilel, bizleri 12 Eylül sonrasına, ülkenin sıkıyönetimle idare edildiği döneme götürüyor… Başrollerinde Özgü Namal, Cezmi Baskın ve Umut Kurt’un rol aldığı film, 1982 yılında Adıyaman’da bir grup yerel müzisyenin başına gelen traji-komik olayları anlatıyor… Gösterim tarihi: 6 Nisan 2007… Oku Bu yazinin bulundugu kategoriler: Türk Sineması, Vizyondakiler · 6 Yorum   Umut Adası 13 Mart 2007 Genç yönetmen Mustafa Kara’nın yönettiği Umut Adası, yasadışı yollarla Avrupa’ya giden insanların dramını anlatırken, kanayan bir yaraya; göçmen sorununa da parmak basıyor. Filmin senaryosu, Göksel Zeyrek’in özgün hikayesinden Adalet eski bakanlarından Hikmet Sami Türk’ün kızı Ayşe Türk tarafından yazıldı… Oku Bu yazinin bulundugu kategoriler: Türk Sineması, Vizyondakiler · Yorum Yap   Mavi Gözlü Dev: Nazım Hikmet 5 Mart 2007 Şair-yazar Nazım Hikmet, ilk kez bir sinema filmiyle b... Devamı

01 06 2008

Saklı Yüzler

Saklı Yüzler 12 Kasım 2007 Babam Askerde ve Büyük Adam Küçük Aşk filmlerinin senarist ve yönetmeni Handan İpekçi, son filmi Saklı Yüzler’de günümüzde hala geçerli olan töre ve namus cinayetleri üzerine trajik bir öykü anlatıyor… Film, aile meclisi tarafından öldürülmesine karar verilen Zühre’nin hayatta kalma mücadelesini konu alıyor… 23 Kasım 2007’de gösterimde… Oku Bu yazinin bulundugu kategoriler: Türk Sineması, Vizyondakiler · 1 Yorum   Beyaz Melek 6 Kasım 2007 Mahsun Kırmızıgül’ün senaryosunu yazdığı, yönettiği ve önemli rollerden birini üstlendiği Beyaz Melek, huzurevinde yaşayan bir grup insanın hayata olan bağlılığını ve birbirlerine duyduğu sevgiyi esprili bir dille anlatan duygusal bir film. Oldukça kalabalık bir kadroya sahip filmde Yıldız Kenter, Gazanfer Özcan, Nejat Uygur, Bilge Zobu, Erol Günaydın, Salih Kalyon, İlkay Saran gibi deneyimli oyuncular rol aldı… 16 Kasım 2007’de gösterimde… Oku Bu yazinin bulundugu kategoriler: Türk Sineması, Vizyondakiler · Yorum Yap   Anka Kuşu / Bana Sırrını Aç!.. 5 Kasım 2007 Reis Bey, Yalnız Değilsiniz, Kelebekler Sonsuza Uçar, Anne ya da Leyla filmlerinin yönetmeni Mesut Uçakan, Anka Kuşu / Bana Sırrını Aç!.. adlı son filminde, modern insanın yaşama dair çıkmazlarını ele alıyor ve kurtuluş için seyirciye farklı bir reçete sunuyor. Yalçın Dümer, Ceren Öztürk ve Rahmi Dilligil başrollerde… 9 Kasım 2007’de gösterimde… Oku Bu yazinin bulundugu kategoriler: Türk Sineması, Vizyondakiler · Yorum Yap   Fikret Bey 4 Kasım 2007 Karşılaşma ve Çarpışma adlı kısa filmleriyle yurt içi ve yurt dışı festivallerde adından söz ettiren, pek çok ödülün de sahibi olan Selma Köksal, yönetmenliğini üstlendiği ilk uzun metrajlı filmi Fikret Bey’de babasının gerçek öyküsünü anlatırken, Türkiye’nin yakın tarihine de parmak basıyor… Uluslararası İstanbul Film Festivali’nde de gösterilen... Devamı

01 06 2008

Çocuk

Çocuk 16 Ocak 2008 Polis filmiyle adından söz ettiren Onur Ünlü, yönetmenliğini üstlendiği son filmi Çocuk’ta, küçük yaşta kaçırılıp bir hırsız çetesinin eline düşen Çocuk adlı kahramanın, sıra dışı macerasını konu alan fantastik bir hikaye anlatıyor… Filmin başrollerinde güzel oyuncu Tuba Ünsal, Babam ve Oğlum filminin çocuk yıldızı Ege Tanman ve rock star Hayko Cepkin rol alıyor… 18 Ocak 2008’de gösterimde… Oku Bu yazinin bulundugu kategoriler: Türk Sineması, Vizyondakiler, Çocuk Filmleri · Yorum Yap   Ulak 9 Ocak 2008 Bana Şans Dile, Mustafa Hakkında Herşey, Babam ve Oğlum filmlerinin başarılı yönetmeni Çağan Irmak, geçmiş çağlara ait bir intikam hikayesi olarak tanımladığı yeni filmi Ulak’ta, Seyyah Zekeriya‘nın ağzından Ulak İbrahim’in hikayesini anlatıyor… Filmde Çetin Tekindor, Hümeyra, Şerif Sezer, Yetkin Dikinciler, Şener Kökkaya, Mahir Ipek, Selda Özer, Zuhal Gencer Erkaya, Mahmut Gökgöz ve Melis Birkan rol aldı… 25 Ocak 2008’de gösterimde… Oku Bu yazinin bulundugu kategoriler: Türk Sineması, Vizyondakiler · Yorum Yap   Maskeli Beşler Kıbrıs 8 Ocak 2008 2005 ve 2007 yıllarında vizyona giren, hem yurt içinde hem yurt dışında büyük beğeni kazanarak yaklaşık 2,5 milyon kişi tarafından seyredilen Maskeli Beşler İntikam Peşinde ve Maskeli Beşler Irak serisinin devam filmi olan Maskeli Beşler Kıbrıs, 10 Ocak 2008’den itibaren sinemalarda… Mehmet Ali Erbil, Peker Açıkalın, Şafak Sezer, Cengiz Küçükayvaz ve Melih Ekener gibi sevilen isimlerin yer aldığı filmin senarist ve yönetmeni Murat Aslan… Oku Bu yazinin bulundugu kategoriler: Türk Sineması, Vizyondakiler · 21 Yorum   Çılgın Dersane Kampta (Çılgın Dersane 2) 8 Ocak 2008 Geçtiğimiz sezonun en çok izlenen gençlik filmi Çılgın Dersane’nin devamı Çılgın Dersane Kampta, 10 Ocak 2008′te gösterime çıkıyor. Filmde Cüneyt Arkın, Mustafa Topaloğlu, Sibel Tüzü... Devamı

01 06 2008

Hayattan Korkma

Hayattan Korkma 6 Mart 2008 Berrin Dağçınar’ın yazıp-yönettiği Hayattan Korkma, küçük bir kasabada yaşayan üç ailenin, aldıkları kötü bir haber sonucunda birbirleriyle dayanışmasını konu alan hüzünlü bir hikaye anlatıyor… Türk sinema ve tiyatrosunun birçok önemli ismini bir araya getiren filmde, Zeki Alasya, Tarık Pabuçcuoğlu, Hakan Boyav, Zeynep Eronat, Suzan Aksoy, Ceren Soylu, Mert Fırat, Sedef Avcı, Mehtap Anıl gibi tiyatro ve sinemanın ağır topları rol alıyor. 7 Mart 2008’de gösterimde… Oku Bu yazinin bulundugu kategoriler: Türk Sineması, Vizyondakiler · Yorum Yap   Plajda 2 Mart 2008 Genç yönetmen Murat Şeker’in 2 Süper Film Birden’den sonra çektiği ikinci filmi Plajda, gençlik filmleriyle dalga geçen, eğlenceli bir komedi filmi. Avrupa Yakası’nın sevilen iki oyuncusu Sarp Apak, Gürgen Öz ve fotomodellikten oyunculuğa transfer olan Tuba Ünsal filmin ana karakterlerini oluşturuyorlar… 29 Şubat 2008’de gösterimde… Oku Bu yazinin bulundugu kategoriler: Türk Sineması, Vizyondakiler · Yorum Yap   Cennet’e Çin’den teklif geldi… 19 Şubat 2008 11 Nisan 2008‘de vizyona sunulacak, Biray Dalkıran’ın ikinci filmi Cennet‘e Çin’in önemli yapımcı ve dağıtımcı firmalarından biri olan Big One Films’ten teklif geldi. Cennet‘in Çin’deki dağıtım haklarına talip olan Big One Films’in başkanı Shan Dongbing, Berlin Film Festivali‘nde filmin fragmanını gördüklerini ve çok etkilendiklerini belirtti. Oku Bu yazinin bulundugu kategoriler: Haberler, Türk Sineması · Yorum Yap   Hazan Mevsimi Bir Panayır Hikayesi 18 Şubat 2008 Çektiği başarılı belgesel filmlerle adından söz ettiren Mehmet Eryılmaz, ilk uzun metrajlı filmi Hazan Mevsimi Bir Panayır Hikayesi‘nde, bir panayırda şarkı söyleyen Nurşen ile panayırın hemen yakınında bulunan bir yol şantiyesinde çalışan Cemal’in aşk öyküsünü anl... Devamı

01 06 2008

Bir Tuğra Kaftancıoğlu Filmi

Bir Tuğra Kaftancıoğlu Filmi 27 Mayıs 2008 Emre Akay ve Hasan Yalaz’ın yazıp yönettiği Bir Tuğra Kaftancıoğlu Filmi, kara mizah ve gerilim arasında gidip gelen yarı-belgesel tarzında çekilmiş, yönetmenliğe, oyunculuğa ve şöhret sevdasına karanlık bir bakış sunuyor. New York Uluslararası Bağımsız Film ve Video Festivali, !f İstanbul Bağımsız Filmler Festivali ve Berlin Türk Filmleri Haftası’nda da gösterilen filmin başrol oyuncuları Tuğra Kaftancıoğlu, Gülüm Baltacıgil ve Mehmet Demirtaş… 30 Mayıs 2008’de gösterimde… Oku Bu yazinin bulundugu kategoriler: Genel, Türk Sineması, Vizyondakiler · Yorum Yap   O… Çocukları 14 Mayıs 2008 Senarist Sırrı Süreyya Önder, 12 Eylül döneminde askeri yönetime ayak uydurmaya çalışan yerel halkın, bir müzik grubu üzerinden yaşadığı traji-komik olayları anlattığı Beynelmilel’den sonra, tekrar aynı döneme gidiyor ve bu kez hayat kadınlarının çocuklarına bakan emanetçi anneler üzerinden bir başka 12 Eylül öyküsü anlatıyor… O döneme eleştiri getirirken, hayat kadınlarının çocuklarının sorunlarına ve namus cinayetlerine de parmak basmayı ihmal etmiyor… Yönetmenliğini Murat Saraçoğlu’nun üstlendiği filmde Demet Akbağ, Özgü Namal, Sarp Apak, Altan Erkekli, İpek Tuzcuoğlu, Sezin Akbaşoğulları, Mahir İpek rol alıyor… 16 Mayıs 2008’de gösterimde… Oku Bu yazinin bulundugu kategoriler: Genel, Türk Sineması, Vizyondakiler · 1 Yorum   Münferit 9 Mayıs 2008 Çektiği kısa filmlerle çeşitli ödüller kazanan Dersu Yavuz Altun, ilk uzun metrajlı filminde Türkiye’de pek denenmeyen bir türü; Kara Film türünü deniyor. Münferit, bir kasabada yaşanmış şantaj, cinayet ve tecavüz olaylarını mercek altına alan bir öykü anlatıyor… 44. Antalya Altın Portakal Film Festivali, 19. Ankara Uluslararası Film Festivali ve 27. İstanbul Film Festivali‘ne katılan filmin başrollerinde Ali Erkazan, İdil Fırat ve Mahir İpek rol alıyorR... Devamı

01 06 2008

Sinemanın kalbi Adana’da atacak

Sinemanın kalbi Adana’da atacak Festival öncesi Adana ışıklandırıldı, festival bayrakları ve afişleri kentin dört bir yanını süsledi. YAZDIR | YOLLA 31/05/2008 Büyükşehir Belediyesi’nce düzenlenen 15’inci Altın Koza Film Festivali, 2 Haziran’da başlıyor. 4 Haziran’da ise sinema sanatçılarından oluşan festival konukları sevgi kortejinde halkla kucaklaşacak   Kübra POLAT- Fatih KARAÇALI ADANA - Adana’da, 3.5 milyon YTL bütçeli 15’inci Altın Koza Film Festivali, 2 Haziran’da başlıyor. 2-8 Haziran tarihlerinde yapılacak festivalin hazırlıkları günler öncesinden tamamlandı. Büyükşehir Belediyesi’nce düzenlenen festival öncesi kent ışıklandırıldı, festival bayrakları ve afişleri kentin dört bir yanını süsledi. Altın Koza ödüllerinin dağıtılacağı Şehir Tiyatrosu Salonu’nun da bulunduğu Büyükşehir Belediyesi’nin iki katlı binası dev bir afiş ile kaplandı. Çeşitli etkinliklere yer verilecek festival kapsamında geleneksel hale getirilen ‘Türk Sineması’nda Bir Usta Oyuncu Ödülü’nün bu yılki sahibi Türk sinemasının önemli aktörlerinden Tuncel Kurtiz oldu. Kurtiz’e ödülü 5 Haziran’da özel törenle verilecek, oyuncunun 4 filmi de festival kapsamında sinemaseverlerle buluşacak. Yine festivalle gelenekselleşen ‘Yaşam Boyu Onur Ödülleri’ de, Türk Sineması’nın usta yönetmenlerinden Halit Refiğ, sinemamızın yıldızlarından Selda Alkor ve Halil Ergün’e verilecek. 6 Haziran’daki onur ödülü töreninde gecenin sunuculuğunu Halit Kıvanç yapacak. 2 Haziran’da sergilerle başlayacak festivalin açılış töreni ise 3 Haziran’da yapılacak. ‘Limon Ağacı’ açılış filmi olarak gösterilecek. Bu gösterimi Türkiye prömiyeri de olacak filmin, oyuncuları Ali Suliman ve Rona Lipaz - Michael de törene katılacak. Sevgi Korteji ve Sezen Aksu 4 Haziran’da sinema sanatçılarından oluşan festival konukları sevgi kortejinde halkl... Devamı

21 05 2008

O...Çocukları: Herkes Şanslı Doğmuyor!

O...Çocukları: Herkes Şanslı Doğmuyor! Henüz film hakkında bilgimiz yokken, Hülya Avşar’ın başrolde oynayacağı haberi ile gündeme gelen; ancak sonradan Avşar kızının yaşlı bir hayat kadınını canlandırmak istemediği gerekçesiyle filmden çekilmesi üzerine, başrolün usta oyuncu Demet Akbağ’a verilmesi yönündeki gelişmeler sayesinde uzun süre gündemde kalmayı başaran “O...Çocukları” nihayet gösterimde... Filmin ismi ilk duyulduğunda, sadece dikkat çekmek amacıyla seçilmiş bir isim olduğunu düşünen çok sayıda insanın önyargısını kazanmıştı “O...Çocukları”... Sırrı Süreyya Önder’in kaleme aldığı senaryoda ana hikaye, 12 Eylül 1980 ihtilalinden sonra yurtdışına kaçan bir karı- kocanın, Türkiye’de bırakmak zorunda kaldıkları kızlarına kavuşma çabaları üzerine kurulu olsa da; küçük kızın geçici olarak emanet edildiği evde yaşayan çocukların ve hayat kadınlığı yaparak para kazanan annelerinin dramı, yan hikaye olmaktan çok,  filmin odak noktası olarak çıkıyor karşımıza. Dolayısıyla filme verilen isim, anlatılan hikaye için oldukça uygun bir başlık. Filmin açılış sahnesi, 1980 ihtilalinden sonra, siyasi suçlu olduğu gerekçesiyle (ya da çoğu zaman öylesine) içeri alınan insanlara, sorgu sırasında ne boyutlarda işkence yapıldığını gözler önüne sererek; insanlığınızdan utanmanızı sağlıyor. Nice genç yüreklerin, özgür ruhların, bir an olsun tereddüt etmeksizin, nasıl da “hayvanca” telef edildiğini gösteren bu sahneler ile film boyunca yakanızı bırakmayacak derin bir huzursuzluk hissetmeye başlıyorsunuz. “O...Çocukları”, baştan sona dokunaklı ve dokundurmalı bir film aslında...  Hayat kadınlarının çocuklarına bakıcılık yapan emanetçi anne Mehtap’ın evinde yaşayan çocukların her birinin gülen gözlerinin arkasında sakladıkları hüzünlü hikayeleri var. Annelerinin de bu mesleği yapmak için geçerli nedenleri... Evin sahibesi, çocukların emanetçi annesi Mehtap Hanım (Demet Akbağ); ömründe bi... Devamı

02 04 2008

Ataerkil kapitalist erkeğin ölümü

Ataerkil kapitalist erkeğin ölümü 'Ara'nın iki oyuncusu Selen Uçer ve Betül Çobanoğlu.Ümit Ünal yeni filmi 'Ara'da, tek mekânda on yıla yayılan bir arkadaşlık öyküsünü, izleyiciyi hiç sıkmadan anlatıyor 30/03/2008 (168 defa okundu) GÜL YAŞARTÜRK (Arşivi) Ümit Ünal'ın yazıp yönettiği Ara, 44. Altın Portakal Film Festivali'ne kabul edilmemişti. Ünal, Festival Komitesi Başkanı Engin Yiğitgil'e yazdığı mektupta Ara'nın Altın Portakal Film Festivali'ne kabul edilmeyişinin nedenin açıklamasını istemiş, açıklamanın yapılmaması üzerine bundan sonra hiçbir filmini Altın Portakal Film Festivali'ne göndermeyeceğini açıklamıştı. Şimdi festivale kabul edilmeyen filmi izleme ve kendi değerlendirmemizi yapma zamanı. Türk sinemasının en iyi senaristlerinden Ümit Ünal, aynı zamanda yazdıklarını perdeye taşıdığından auteur niteliğine sahip bir yönetmen. Dokuz (2002) ile Ara (Anlat İstanbul'dan çok yönetmenli bir proje olduğu için söz etmiyorum) arasındaki biçimsel ve tematik devamlılık bu özelliğinin yegane kanıtı. Ağırlıklı olarak tek mekânda geçen Dokuz ve Ara (özellikle Ara) klostrofobi, kaçma isteği ve sıkışmışlık duygusu uyandıran filmler. Yönetmen Ara için yaptığı hemen her söyleşisinde ısrarla Dokuz'un basit bir polisiye olmadığını söyledi. Kafka'dan yapılan "ama çıt çıkmıyordu, uğultu bile duyulmuyordu, makine öylesine sessiz çalıştığı için dikkatinizi bile çekmiyordu" alıntısı ile açılan Dokuz, sessiz, huzurlu tabir edilen bir mahallenin sessizliğinin sakladıklarına bakıyordu. Dokuz'un alt metnini kısaca homofobi ve muhafazakârlık olarak ifade edersek, Ara'nınki de 1980 darbesi ile serbest pazara ani geçiş yapan bir kuşağın ruhsal boşluğu, doyumsuzluğudur. Ara'da Ender (Erdem Akakçe) ve Veli (Serhat Tutumluer) çocukken istedikleri oyuncağın dahi alınamadığı bir yokluktan geldikleri için, artık bir oyuncak fabrikası alsalar dahi ruhlarındaki boşluğun hiç dolmayacağından konuşurlar. Filmin ... Devamı

13 12 2007

'Fatih Akın bir buzkıran, biz de onun arkasından geliyoruz&#

'Fatih Akın bir buzkıran, biz de onun arkasından geliyoruz' İlk filmini çeken Nuran David Çalış, İstanbul'dan Almanya'ya göç eden Ermeni-Musevi bir ailenin oğlu.Bursa İpekyolu Film Festivali'nde gösterilen 'Annem, Ağabeyim ve Ben'le beğeni toplayan Nuran David Çalış, "Almanya buz denizi. Fatih Akın da o buzları yararak ilerleyen koca bir gemi. Biz onun açtığı yoldan gidiyoruz. O olmasa bizi ciddiye almazlardı' diyor 11/12/2007 (614 kişi okudu) ERKAN AKTUĞ (Arşivi) BURSA - Nuran David Çalış (Calis)... Bu ismi bir kenara not edin! İddia ediyoruz ki bundan sonra bu ismi daha çok duyacaksınız... Doğrusu, Nuran David Çalış ismini ilk kez Bursa İpek Yolu Film Festivali'nin programı açıklandığında duyduk. İlk filmi 'Annem, Ağabeyim ve Ben', festivalde 'ilk film'lerin yarıştığı Altın Karagöz uluslararası yarışma bölümünde yer alıyordu. Önce filmin başrolündeki Türkçe isimler Erhan Emre ve Kurt Onur İpekkaya dikkatimizi çekti. Filmin konu özetinde Türkiye'yle ilgili bir bilgi yoktu ama, kısaca Almanya'da yaşayan sinema tutkunu Ermeni asıllı bir gencin hikâyesini anlatıyordu. Kısa bir Google aramasından sonra Almanca sitelerde Çalış'ın Türkiye'den göç etmiş Ermeni-Musevi bir ailenin oğlu olduğu bilgisine ulaştık: İsmi Fatih Akın, Feridun Zaimoğlu gibi Almanya'da önemli başarılara imza atmış Türkiye kökenli isimlerin yanında anılıyordu. Merakımız daha da arttı. Sonunda merakımızı Bursa'da giderdik; hem filmi izleyerek, hem de Bursa'da bulunan Nuran David Çalış'la konuşarak... Girişteki iddialı cümleyi bize kurduransa Çalış'ın filminin bizde bıraktığı hissiyat. 'Altın Karagöz' alırsa şaşırmayacağız yani. Nuran David Çalış için çokkültürlü demek sanki biraz eksik kalıyor. "Ben bir kokteylim" diyor, "Her şeyin en iyisi bana katılmış." Çalış'ın anne tarafı 1600'lerde İspanya'dan sürgün edilen ve dönemin Osmanlı padişahının İstanbul'da kucak açtığı S... Devamı

01 12 2007

Yumurta Yusuf ile Ayla ile Zehra / Cüneyt Cebenoyan

Cüneyt Cebenoyan   cuneytcebenoyan@birgun.net Yumurta 16/11/07 Yusuf ile Ayla ile Zehra Yumurta kendinden ve hayattan pek bir beklentisi kalmamış eski şair/yeni sahaf Yusuf'un (Nejat İşler) bir anlamda yeniden doğuşunu, bir yerlere ve birilerine yeniden bağlanmayı öğrenişini konu alıyor. Filmin iki önemli kişisi daha var. Birisini, Zehra'yı sadece bir kez, filmin başında öbür dünyaya, mezarlığa doğru yürürken görüyoruz (kavak ağaçlarının silueti gerçekten bir başka dünya izlenimi veriyor). Yusuf'un annesi Zehra ölümüyle sahneden çekilmiyor, tam tersine Yusuf'un kaderini belirleyecek denli hayata müdahil oluyor. Diğer önemli kişi ise Zehra anayla birlikte yaşayan Ayla (Saadet Işıl Ak-soy). Liseyi yeni bitirmiş, üniversite sınavlarına hazırlanan Ayla'nın kendi ailesi hakkında bilgi sahibi olamıyoruz. Ayla, Zehra ananın ruhunun bu dünyadaki temsilcisi gibi, onun isteklerinin yerine getirilmesini sağlıyor. Ve böyle yaparak hem kendinin hem de Yusuf'un kaderini tayin ediyor. Kısacası filmin asıl kahramanı bir anlamda gözle görülmeyen, yaşamayan biri, bir ruh, Zehra ananın ruhu. Ama Zehra'nın ölüsü bile Yusuf'tan daha canlı. Yusuf'u ilk kez sahaf dükkânında/evinde görüyoruz. Filmin bence en başarısız sahnesi bu. Gerçeklik duygusu bu sahnedeki kadar başka hiçbir bölümde eksik değil. Yusuf dükkân evinde kapıyı kilidemeden, kepenk indirmeden, uyku ilacı niyetine içtiği şarabını içip yatmaya hazırlanırken, genç ve seksi bir kadın girer içeri. Şarapçılar bile şişelerini bir kesekağıdma sarar ama bu seksi kadın geceleyin elinde şarap şişesini açıkta tutarak dolaşabilmektedir görünüşe göre. Yusuf ne bu elinde fallik bir nesne tutan kadınla ne de ondan kazanabileceği parayla ilgilidir. Sahne gerçeklik duygusundan yoksun olsa da Yusuf'un her şeye il-gisizleşmiş halini ekonomik bir şekilde özetler. Aynı gece annesinin ölüm haberini de alan Yusuf cenazeye katılmak için kasabası Tire'... Devamı

24 11 2007

Saklı yönetmenin saklı yüzleri

Saklı yönetmenin saklı yüzleri Ani Ceylan Hazinedar‘Büyük Adam Küçük Aşk’ın yönetmeni Handan İpekçi’nin yeni filmi ‘Saklı Yüzler’ bugün gösterime giriyor.Handan İpekçi’nin son filmi ‘Saklı Yüzler’ bugün gösterime giriyor. ‘Büyük Adam Küçük Aşk’ filmiyle tanıdığımız ve bu filmle Antalya Altın Portakal’ı almaya hak kazanan Handan İpekçi, bu son filminde “töre cinayetleri”ni anlatmayı seçmiş. Her filminin senaryosu, yapımcılığı ve yönetmenliği kendisine ait olan İpekçi, bu filmde de bu kuralı iki Alman yapımcıyı da ekleyerek sürdürüyor. Saklı Yüzler, yüzünü gizleyen pek çok insanın öyküsünü, zaman anlayışını parçalara bölerek anlatmayı seçen bir film. Dünya sinemasında pek çok örneğini gördüğümüz bu üslubu Handan İpekçi’nin de layıkıyla yerine getirdiğini söylemek yanlış olmaz. Bu zaman anlayışını kullanarak, her gün izlenen ‘lineer’ zaman anlayışıyla çekilen töre cinayeti konulu dizilerle arasındaki ilişkiyi yok eden yönetmen, hikayenin fazlalıkları ve montajın zayıf kalışı yüzünden zaman zaman bu dizilere benzer bir havaya sahip olmuyor değil. Bundan önce de hakkında çok konuşulan ama bir türlü anlaşılamayan konuları seçen yönetmen, Büyük Adam Küçük Aşk’ta ; Kürt sorununu, hiç kimsenin bakmadığı bir yerden bakarak anlatmayı seçmişti. Saklı Yüzler de bunun iyi örneklerinden biri ama eksiklikleriyle. Oyuncu seçimi konusunda titiz davrandığına inandığım İpekçi’nin, neden başroldeki ağayı İstanbul’dan seçtiğini ve ona bir de şive konuşturduğunu hâlâ anlayabilmiş değilim. Seyircinin üzerinde yabancılaştırıcı bir etkiye sahip olan bu durum, duygunun sekteye uğradığı bir sinemasallık ortaya çıkarmış. Sinematografik açıdan belgesel ve kurmacanın, hatta iki belgesel ya da iki kurmaca hikayenin anlatıldığı Saklı Yüzler, görüntü estetiğiyle de bunu verebilen bir film. İki ayrı yönetmeni (Handan İpekçi ve filmdeki yönetmen) iki ayrı kamerayla seyirciye sunan İpekçi, ... Devamı

19 11 2007

Altın Portakallar Muhteşem bir törenle Sahiplerini Buldu

Beyazperdenin Türkiye'deki en uzun soluklu ve en önemli zirvesi, Türk sinemasının buluşma noktası, 2007'de 44'üncü kez Türk sinemasını taçlandıran Antalya Altın Portakal Film Festivali ve 3'üncü yılında dört kıtadan 100'ün üzerinde filmin Türkiye galalarına evsahipliği yapan, muhteşem bir yıldızlar geçidiyle büyüleyici bir sinema şölenini sinemaseverlerle buluşturan 3'üncü Uluslararası Avrasya Film Festivali 28 Ekim 2007 gecesi Festival Vadisi'ndeki Cam Piramit'te düzenlenen görkemli bir ödül töreniyle sonlandı ve Altın Portakal ödülleri ve Uluslararası Avrasya Film Festivali ödülleri sahiplerini buldu. Altın Portakallar Muhteşem bir törenle Sahiplerini Buldu Beyazperdenin Türkiye'deki en uzun soluklu ve en önemli zirvesi, Türk sinemasının buluşma noktası, 2007'de 44'üncü kez Türk sinemasını taçlandıran Antalya Altın Portakal Film Festivali ve 3'üncü yılında dört kıtadan 100'ün üzerinde filmin Türkiye galalarına evsahipliği yapan, muhteşem bir yıldızlar geçidiyle büyüleyici bir sinema şölenini sinemaseverlerle buluşturan 3'üncü Uluslararası Avrasya Film Festivali 28 Ekim 2007 gecesi Festival Vadisi'ndeki Cam Piramit'te düzenlenen görkemli bir ödül töreniyle sonlandı ve Altın Portakal ödülleri sahiplerini buldu. 44'üncü Antalya Altın Portakal Film Festivali Onur Ödülleri Shekhar KapurFrancis Ford CoppolaHanna Schygulla44'üncü Antalya Altın Portakal Film Festivali Ulusal Uzun Metraj Film Yarışması En İyi Film Yumurta (Yön. Semih Kaplanoğlu)Dr. Avni Tolunay Yurtiçi Kargo Jüri Özel Ödülü Yaşamın Kıyısında(Yön. Fatih Akın)Digiturk Behlül Dal En İyi Genç Yetenek ÖdülüSaadet Işıl Aksoy (Yumurta)En İyi Yönetmen Fatih Akın (Yaşamın Kıyısında)En İyi Senaryo"Yumurta" (Semih Kaplanoğlu, Orçun Köksal)En İyi Erkek Oyuncu Murat Han (Mutluluk)En İyi Kadın Oyuncu Özgü Namal (Mutluluk)En İyi Yardımcı Erkek OyuncuTuncel Kurtiz (Yaşamın Kıyısında)En İyi Yardımcı Kadın OyuncuNursel Kö... Devamı

19 11 2007

Benim annem, güzel annem...

Benim annem, güzel annem... Nejat İşler 'Yumurta'da 'tatlı bitirim' havasından esintiler sunarken Saadet Işıl Aksoy, filmin sadeliğine uygun bir performans sergiliyor.Antalya Film Festivali'nden 'en iyi film' dalında Altın Portakal'la dönen 'Yumurta', vizyonda. Semih Kaplanoğlu imzasını taşıyan ve bir üçlemenin ilk adımı olan film, annesinin ölümüyle geçmişiyle hesaplaşmak durumunda kalan şair eskisi Yusuf'un serüvenini anlatıyor 09/11/2007 (1086 kişi okudu) UĞUR VARDAN (Arşivi) Gitmek, dönmek ve gidip gitmeme arasında kararsız kalmak. İşte Semih Kaplanoğlu'nun üç filmlik uzun metraj serüvenine hâkim olan temalar... Gerçi bu ay sinema dergilerinde yer alan uzun söyleşilerinde Kaplanoğlu, "Bütün bunları planlayarak yaptığımı söyleyemem" diyor ama karakterlerine bakıldığında, vaka ortada. Antalya'dan 'en iyi film' dalında Altın Portakal'la dönen 'Yumurta'ya göz attığımızda da öykünün ana karakterleri Yusuf'la Ayla'nın da gitmek ve dönmekle ilgili dertleri olduğunu görmemiz mümkün. Şair eskisi Yusuf, İstanbul'da bir sahaf dükkânı sahibidir. Aldığı telefon, annesini kaybettiği haberini ulaştırır ona. Cenazeyi kaldırmak için Tire'ye, doğup yeşerdiği topraklara gider. Buradaki işini bir an önce bitirip şehrine dönmektir isteği. Ama, evde annesinin 'emaneti' Ayla'yı bulur. Ayla, lise defterini kapatıp üniversite yolculuğuna hazırlanmaktadır. Genç kız, onun için zorunlu da olsa bir oyalanma vesilesi olur. Bu süreçte de Yusuf, eski çevresini, arkadaşlarını, ayrıldığı nişanlısını ve en önemlisi korkularını hatırlar... 'Yumurta' aslında kısaca özetlemek gerekirse köklerle ilgili bir film. Ana karakterinin hem coğrafi, hem de fiziki kökleriyle ilgili. Bu açıdan bakıldığında zaten filmin tanımlı alanları bir kasabada ve bir annenin bıraktığı izlerde beliriyor. Kaplanoğlu, söyleşilerinde de vurguladığı üzre ustaları olarak kabul ettiği Dreyer, Bresson,... Devamı

19 11 2007

'Yaşamın Kıyısında'

'Yaşamın Kıyısında' Nurgül Yeşilçay'ın edebiyatta favorisi, okulda oyunlarını oynadığı, iki hafta önce okuma gecesine katıldığı Murathan Mungan. FOTOĞRAF: MUHSİN AKGÜN'Yaşamın Kıyısında' ve 'Eğreti Gelin'deki rolleriyle kadın oyuncu dalında Altın Portakal'ın en büyük favorisi olan Nurgül Yeşilçay, 'Ödül alırsam Sezen Aksu'ya rağmen alacağım' diyor. Aksu festivalin açılışında Yeşilçay'da Sophia Loren'i gördüğünü söylemişti 26/10/2007 (7540 kişi okudu) ERKAN AKTUĞ (Arşivi) ANTALYA - "Ödül alırsam Sezen Aksu'ya rağmen alacağım" diyor Nurgül Yeşilçay. Altın Portakal'da başrolünde oynadığı 'Yaşamın Kıyısında' ve 'Adem'in Trenleri' adlı iki filmiyle yarışan Yeşilçay, kadın oyuncu ödülünün en büyük favorisi gösteriliyor. Festivalin açılışında sahneye çıkan Sezen Aksu, Yeşilçay'da Sophia Loren'i gördüğünü söylemiş, Yeşilçay'ın festivalde iki filmle yarıştığını öğrenince de "Gene pot mu kırdım. Ben nasıl kıvıracağım şimdi. Ben 'Eğreti Gelin'i kastetmiştim" demişti. Anadolu Üniversitesi Tiyatro Bölümü mezunu olan Yeşilçay, kariyerine bir döneme damgasını vuran 'İkinci Bahar' dizisiyle başladı. Sonrası çorap söküğü gibi geldi. Yine fenomen olan 'Asmalı Konak' dizisi, 'Şellale', 'Eğreti Gelin', 'Anlat İstanbul' filmleri gibi. Yeşilçay, 'Eğreti Gelin'le Antalya'dan eli boş döndüğünde epey kıyamet kopmuştu. Ama bu kez eli boş dönmeyecek gibi görünüyor. 'Yaşamın Kıyısında' için Fatih Akın "Benim için çok özel bir film" diyor. Çift kültürlülük, kökleri arama, ölüm teması falan... Peki filmdeki bu meseleler sizinle de örtüştü mü? Filmdeki anne-kız ilişkisinden çok etkilendim. Ben oynadım diye demiyorum Ayten çok güzel bir karakter. Mesela Baki'nin (Davrak) oynadığı karakter çok sıkıcı. O sadece toplayıcı. Oynamak istemezdim. Çok durağan. Filmde en çok görünen ama hiç akılda kalmayan bir rolü var. Ayt... Devamı

07 10 2007

SALYANGOZ ve TİYATRO / Kadir İNCESU

SALYANGOZ ve TİYATRO                                                                                                           Kadir İNCESU Bülent Akkurt’un tiyatro anılarından oluşan “Salyangoz ve Tiyatro” Alfa Yayınları tarafından yayımlandı. Önce isterseniz kitabın adından başlayalım;  Salyangoz ve Tiyatro... Bülent Akkurt’un yaşamında, ilkokulda başladığı tiyatronun yeri yadsınamaz. Tiyatro kadar olmasa bile “salyangoz” da anlam kazanır sonraları... Çünkü Ankara Sanat Tiyatrosu bir iş adamının salyangoz kredisiyle kurulur. Aralarında Neyyire Neyir, Muhsin Ertuğrul, İsmail Dümbüllü, Vasfi Rıza, Cahide Sonku, Toto Karaca, Cüneyt Gökçer, Mücap Ofluoğlu, Kerim Afşar, Yıldırım Önal, Haluk Kurdoğlu, Gönül Ülkü, Gazanfer Özcan, Erol Günaydın, Münir Özkul, Suzan Uztan, İsmet Ay, Genco Erkal, Müjdat Gezen, Dilek Türker, Pekcan Koşar, Asaf Çiyiltepe ve Güner Sümer’in de bulunduğu pek çok tiyatrocuyu sahnelerde izlemiş, bir kısmıyla tanışıp dost olmuş Bülent Akkurt...             AST’ın da kurucularından olan Bülent Akkurt, önsözde şunları söylüyor dostları için; “Biz onları sevmiştik. Hâlâda seviyoruz. Hem de tüm içtenliğimizle. Çünkü onlar tüm yaşamları boyunca kendilerini tiyatroya adamışlardı.” Bülent Akkurt’un anlattığı isimleri sahnelerde izlememiş, tanışmamış olabilirsiniz; fakat bu kitabı okuduktan sonra onlara ailenizden bir... Devamı

01 10 2007

Takva, European Discovery 2007′ye Aday Gösterildi

Takva, European Discovery 2007′ye Aday Gösterildi 28.09.2007 sinemalar.com Avrupa Film Ödülleri’nde ilk filmini çeken ve gelecek vaat eden yönetmenlere verilen EUROPEAN DISCOVERY ödülünde yönetmenliğini Özer Kızıltan’ın yaptığı TAKVA, Avrupa’nın ilk 4 filmi arasına girerek aday gösterildi…Fipresci (Uluslar arası Film Eleştirmenleri Derneği) temsilcileri üyeleri Jacob Neiiendam (Danimarka), Marco Lombardi (İtalya) ve Dana Linssen (Holanda) ve Avrupa Film Akademisi (EFA) yönetim kurulu üyeleri Pierre- Henri Deleau (Fransa) ve Stefan Laudyn (Polonya) dan oluşan bir jüri tarafından adaylar belirlendi. 63 film arasından 4 aday seçildi:TAKVA- (A Man’s Fear of God) Özer Kızıltan, Türkiye/ AlmanyaBIKUR HA-TIZMORET (The Band’s Visit)- ERan Kolirin , İsrailCONTROL – Anton Corbijn, İngiltereGEGENBE  (Counterparts) - Jan Bonny, AlmanyaTakva, aşırı inanç sahibi bir adamın modern dünya ve onun nimetleri sonucu alt üst oluşunu anlatıyor. Film Toronto Film Festivali (Kültürel Yenilik ödülü), Berlin Film Festivali (En İyi Film), Saray Bosna Film Festivali (Fipresci ödülü) dahil olmak üzere pek çok festivalden ödülle döndü. Ayrıca 2007 Oscar Ödül’lerine Türkiye’den aday adayı gösterildi… European Discovery 2007’ye Aday gösterilen filmler Avrupa Film Akademisi’nin 1800 üyesi tarafından izlenecek ve üyeler 1 Aralık 2007 Berlin’de açıklanacak olan kazanacak film için oy kullanacaklar…   44. Antalya Altın Portakal Film Festivali Ulusal Uzun Metrajlı Film Yarışması’nda Yarışacak Türk Filmleri Belli Oldu İçindeki Yabancı, Filmi İçin Yabancı Basın Yorumları Sinemalar.com "Sinepedi"yi Sunar! Funny Games Çılgınlığı Başlıyor Sinemada Tarihi Filmler Tüm Haberler    ... Devamı

30 09 2007

44. Antalya Altın Portakal Film Festivali Ulusal Uzun Metrajlı F

44. Antalya Altın Portakal Film Festivali Ulusal Uzun Metrajlı Film Yarışması’nda Yarışacak Türk Filmleri Belli Oldu   28.09.2007 sinemalar.com Real’in ana sponsorluğunda, TÜRSAK ve AKSAV Vakfı’nın işbirliğinde bu yıl 44.’sü gerçekleştirilecek olan Antalya Altın Portakal Film Festivali, Ulusal Uzun Metrajlı Film Yarışması’nda yarışacak Türk filmleri belli oldu.Türk Sineması’nın yapımcı, yönetmen, senarist, akademisyen, eleştirmen olarak alanlarında uzman ve usta isimlerin yer aldığı geniş bir seçici kurulun izleyerek, gizli oylama ile sonuçlandırdığı 44.Antalya Altın Portakal Film Festivali’nin Ulusal Uzun Metrajlı Film Yarışması filmleri seçkisi aşağıda "alfabetik sırayla yer almıştır. Töre, günah-sevap ve kadın-erkek ilişkileri üzerine farklı bir bakış açısı sunan, Türk Sineması’nın önemli senarist-yönetmenlerinden Barış Pirhasan’ın, altı sene sonra dönüş yaptığı filmi “Adem’in Trenleri”,Farklı kişilikleri tesadüflerin gölgesinde bir araya getiren ve önce kendileriyle, ardından birbirleriyle iletişim kurmaya zorlayan olayların konu edildiği, Berkun Oya yönetmenliğindeki “İyi Seneler Londra”,Kasaba’nın genç delisi Jan Jan’ın naif aşk öyküsünün anlatıldığı yönetmenliğini Aydın Sayman’ın üstlendiği “Jan Jan”,Zülfü Livaneli’nin aynı isimli kitabından uyarlanan Abdullah Oğuz yönetmenliğindeki “Mutluluk”,Türk bir delikanlının, Alman sığınma sisteminin içine düşüp, o çarkın içinde eriyip gitmesini anlatan, Reis Çelik’in senaryosunu yazıp yönettiği “Mülteci”,Üç farklı gazete haberinden yola çıkılarak çekilen ve çağın çürüyen ruhunun resmini çizmeye çalışan, Yavuz Altun yönetmenliğindeki “Münferit”,Suç ve günah temalarını derinlemesine inceleyen, senaristliğini ve yönetmenliğini Tayfun Pirselimoğlu'nun yaptığı “Rıza”,Namus cinayetlerini konu alan, Handan İpekçi’nin senaryosunu yazı... Devamı

29 08 2007

"EĞRETİ ERKEKLER"İ YAZAN ŞÜKRAN KOZALI YILDIZLARINI AÇIKLADI:

"EĞRETİ ERKEKLER"İ YAZAN ŞÜKRAN KOZALI YILDIZLARINI AÇIKLADI:Filmimde Özcan Deniz ve Şebnem Schaefer oynasın Yazar Şükran Kozalı, "Romanım filme çekilirse, Özcan Deniz ile Şebnem Schaefer en uygun iki aday... Deniz'in 'Eğreti Erkek' rolünü istediğini duydum. Benin için de uygun" dedi... MUSTAFA KAYAÜnlü sinema adamı Atıf Yılmaz'ın yönetmen olarak filmini çektiği ve genç erkekleri evliliğe hazırlayan kiralık gelinleri anlatan Eğreti Gelinler Kitabı'nın Denizlili Yazarı Şükran Kozalı şimdi de; konusunu bir Denizli ve Ege geleneğinden alan "Eğreti erkekler" kitabını kaleme alınca sanat dünyası gözünü bu romana dikti. Özcan Deniz'in bu filmde rol alabileceğini söylediği duyduğunu belirten yazar Şükran Kozalı Eğreti Erkekler'in sinemaya uyarlanması halinde bakireliğini raporla ispatlayan ünlü manken Şebnem Schaefer'ın da bu filmde oynayabilecek en isabetli adaylardan biri olabileceğini söyledi. Kozalı'nın yine sansasyon yaratacak olan ve konusunu Denizli'den alan Eğreti Erkekler romanında; "Kızları bekaretlerine zarar vermeden evliliğe hazırlayan ve bunu yaparken zambak yağı maddesi kullanan" profesyonel kocalar ile erkekleri baştan çıkararak "eğreti" hale getiren kadınlar anlatılıyor. ÖZCAN DENİZ İLGİSİŞu sıralar sinema ve televizyon dünyasına bomba gibi düşen "Eğreti Erkekler" romanının senaryoya dönüştürülerek beyaz perdeye ve tv dizilerine nasıl aktarılacağı konuşulmaya başlandı. Kendisine ulaşan haberlere göre Özcan Deniz'in, "Nurgül Yeşilçay ile bu filmde oynayabilirim" dediğini öğrendiğini söyleyen Şükran Kozalı, "Kitabımın daha yayına girmeden ilgiyle karşılanması beni mutlu ediyor. Sanatçı çevrelerinde şimdi 'Eğreti Erkekler'i konuşuyor ve sanat dünyası eğreti erkekleri bekliyor. Özcan Deniz'in ben bu filmde oynayabilirim, dediğini duydum. Bu arada Şebnem Schaefer da gündeme gelişi itibariyle konuya uygun düşebilir. Bir Denizli ve Ege realitesi olan eğreti erkekler öyküsü kadın dünyası ile erkek dünyası... Devamı

27 06 2007

Fotoğrafları 2 milyon $ : Fazla Paramız Olmadığından Biz Bir Tan

Fotoğrafları 2 milyon $ Ünlü oyuncu Eva Longoria, düğün fotoğraflarının yayın hakkını iki milyon dolar karşılığında OK! dergisine sattı   Longoria'nın düğün fotoğraflarını yayınlama hakkını iki milyon dolar karşılığında OK! dergisi satın aldı. Longoria'nın düğün fotoğraflarını yayınlama hakkını iki milyon dolar karşılığında OK! dergisi satın aldı. "Umutsuz Ev Kadınları" dizisinin seksi yıldızı ve basketçi sevgilisi Tony Parker'ın düğününün bu yılın en büyük magazin olaylarından biri olacağı konuşuluyor. OK! dergisi yayın yönetmeni bu durumdan memnun olduğunu söylerken, magazin dünyasının diğer bir ünlü dergisi People ise düğüne katılanların anlattıklarıyla yetinecek."Umutsuz Ev Kadınları" dizisinin seksi yıldızı ve basketçi sevgilisi Tony Parker'ın düğününün bu yılın en büyük magazin olaylarından biri olacağı konuşuluyor. OK! dergisi yayın yönetmeni bu durumdan memnun olduğunu söylerken, magazin dünyasının diğer bir ünlü dergisi People ise düğüne katılanların anlattıklarıyla yetinecek. Devamı

17 06 2006

Vatan, Millet, Sinema / Hilmi Maktav

Vatan, Millet, Sinema        Yazar Hilmi Maktav “Tarihî film” denince aklımıza ilk gelen şeyin “Türklerin düşmanlarıyla mücadelesini” konu alan filmler olması Türkiye’ye özgü bir durum değildir. Her ne kadar “tarihî film” genel anlamda tarihsel olayları konu alan ve gerçeği doğruya en yakın biçimde yansıtan bir tür olarak tanımlansa da, savaşın ve köklerini milli hasletlerden alan kahramanlıkların en çok ilgi gösterilen “tarihî konular” olmasında kuşkusuz, sinema sanatının doğuşunun “ulus-devletlerin” parladığı bir döneme denk düşmesinin önemli bir payı vardır. Ulusal ordular sinemada da tarihsel kurmacanın biricik öznesi olmuştur. Ancak Türk sineması “tarihî film” kategorisinde, endüstrisini bir türlü kuramamış olmanın getirdiği arkaik yapılanmanın da etkisiyle uzun yıllar gerek estetik, gerekse tarz olarak Malkoçoğlu’ndaki ruh halinden öteye geçememiştir. Bu yüzdendir ki, Türkiye’de yaşı kırkın üzerinde olan ortalama bir seyirci için “tarihî film”, Malkoçoğlu, Kara Murat, Battal Gazi veya Tarkan filmlerini hatırlatır öncelikle. Tarihi beyazperdede sadece Türklerin zaferleriyle ardarda eklenen bir kahramanlıklar dizgesi olarak yorumlamanın sinemacıların özgün bakışı olmadığı aşikar. 1950’lerden itibaren, Abdullah Ziya Kozanoğlu, Rahmi Muratoğlu gibi yazarların çok satan romanlarından sinemaya uyarlanmış olan bu filmler, biliyoruz ki sadece yazar ve yönetmenlerin geniş muhayyilesinin değil, milliyetçi ideolojilerin süzgecinden geçerek oluşturulmuş bir kollektif belleğin tezahürü. Kahramanlar değişse de aynı hikayenin, hep aynı biçimde anlatılması bu “tarihî filmlerin” en önemli özelliği. Kökleri Altaylar’da, Orta Asya’da olan bu kahramanlar, tarihte hiçbir zaman olmamış savaşlara girerek, baştan sona kötülükle donatılmış Bizanslıları, Macarları veya Çinlileri bo... Devamı

11 06 2007

Sinemacılar Altın Koza'nın kararlarına tepkili!

Sinemacılar Altın Koza'nın kararlarına tepkili! Yılmaz Güney Ödülü'nü Belediye Başkanı Aytaç Durak'tan (solda) alan Nihat Durak, konuşmasında teşekkür etmekle yetindi, Yılmaz Güney'i anmadı. FOTOĞRAF: BÜNYAMIN YIL / DHAAltın Koza'da 'İlk Aşk'a Yılmaz Güney Özel Ödülü, yönetmen dahil toplam beş ödül verilmesi ve sezonun önemli filmlerinin es geçilmesi tepkilere neden oldu. 'Şevkim kırıldı' diyenler de var, jürinin yaş ortalamasının yüksek olmasına itiraz edenler de Radikal, 11/06/2007 OLKAN ÖZYURT (Arşivi) ADANA - Her festival sonrası tartışmaların olması âdettendir. Ama yine de jürinin verdiği kararların bir mantığı olduğu düşünüldüğü ve buna saygı duyulduğu için bu itirazlar olayın üzerinden kısa bir süre geçtikten sonra küllenir. Fakat bu yıl Altın Koza'da çıkan sonuçların öyle kolay kolay unutulacağını söylemek zor. Çolpan İlhan, Agâh Özgüç, Tuna Kiremitçi, Gökhan Kırdar, Işık Yenersu, Kadri Yurdatap, Mehmet Bayhan, Safa Önal, Oğuz Makal, Reis Çelik, Özdemir Öğüt'ten oluşan jürisinin kararları genel olarak son yılların en sürpriz sonuçlarını oluşturuyor. 'Beynelmilel'in aldığı ödüllere pek itiraz etmiyor kimse. Ama özellikle iki ödül, 'İlk Aşk'la Nihat Durak'a giden en iyi yönetmen ve Yılmaz Güney Ödülü itirazların odak noktası. Ayrıca 'Barda', 'Kader', 'Mavi Gözlü Dev', 'Polis', 'Hokkabaz', Takva', 'İki Süper Film Birden' gibi sezonun öne çıkan yapımlarının es geçilmesi de şaşkınlığın dozunu artırıyor. Aslında festival başlamadan ön jürinin 'Adem'in Trenleri' ile 'Eve Dönüş'ü elemesi ve 'İlk Aşk'ın yarışmada yer alması şaşkınlık yaratmıştı. Fakat jüri kararı diye saygıda kusur edilmedi. İstanbul Film Festivali'nde ulusal film yarışmasına dahil edilmeyen 'İlk Aşk', Adana'da toplam beş beş ödül aldı. Ayrıca Yılmaz Güney Özel Ödülü'nün 'İlk Aşk'a verilmesiyle bu ödülün amacı ... Devamı

30 05 2007

'ASIL ANLATMAK İSTEDİĞİM, İNSAN'

'ASIL ANLATMAK İSTEDİĞİM, İNSAN' Hasan Özkılıç, öyküleriyle adından sıkça söz ettiren yazın emekçilerimizden. Aynı zamanda Agora dergisini çıkarıyor. Son kitabı "Orada Yollarda" ile öykü evrenimizdeki sağlam yerini emeğiyle genişletmeyi sürdürüyor. Hasan Özkılıç'la hem edebiyatı hem de kitabını konuştuk. -Hasan Özkılıç denince aklıma bir öykü ustası, öykü sevdalısı geliyor. Öyküye çok eskiden beri gönül vermiş bir yazarsınız. Biraz bu geçmişinizden söz edelim mi? - Öyküyle buluşmamın üzerinden, yazmak anlamında buluşmadan söz ediyorum, otuz yıldan fazla zaman geçti. Yetmişlerin başında okumaya, ciddi anlamda edebiyatla ilgilenmeye başladım. Biraz da rastlantılar rol oynadı, benim yazarlık yaşamımda. Lisede okurken kendimi çok güzel bir edebiyat ortamında buldum. Ben yazmayı falan düşünmüyordum, yalnızca okuyordum. Ancak etrafımda o kadar çok edebiyatla yalnızca okumakla değil, şiirler, denemeler yazan ve yazdıkları o günlerin önemli dergilerinde yayımlanan arkadaşlarım, öğretmenlerim vardı ki, ister istemez ben de yazmaya yöneldim. İşte bu dönemde, 1974 yılında ilk öyküm yayımlandı, Demokrat İzmir Gazetesi sanat sayfasında. Öykünün adı, "Anamın Umudu". Bu öykünün çıktığı gün Kasaba'da o güne kadar yaşadığım günlerden çok farklı, çok anlamlı bir günü yaşadım. Yazdı, fabrikada çalışıyordum, tuğla fabrikasında, öğlen arasında gidip gazeteyi aldım, sayfanın nerdeyse yarısından fazlasını kaplayan öyküyü, öykünün adı ve adım, bunu gördüğümde, iş elbiselerimle gazetecinin önünde donup kaldığımı anımsıyorum. Bir de akşama Kasaba'nın o en güzel parkında, Orta Park'ta, kimiyle o akşam daha da yakınlaşacağım, sonraları dost olacağım edebiyat sevdalılarıyla gece yarısına kadar süren sohbet... Bunların birçoğu zaten arkadaşlarımdı, Erol Çankaya, Veysel Çolak, Timuçin Özyürekli. Sonra, Arif vardı, Arif Arıkan, güzel şiirler yazıyordu, bıraktı şiiri. Sanatla bir başka boyutta ilgilendi, Kasaba'da tiyatro grupları kurdu, gençlerle bu alanda çalıştı... Devamı

30 05 2007

Cannes'da Çimen Gözlü Sitare

Cannes'da çimen gözlü sitare Nurgül Yeşilçay, güzelliğiyle Cannes'da herkesi etkiledi, umarız oyunculuğu da aynı derecede etkili olur. Bu akşam Stephen Frears'ın ağzından 'en iyi' diye duymak istediğim birçok isim var: Yaşamın Kıyısında, Fatih Akın, Tuncel Kurtiz ve tabii Nurgül Yeşilçay Radikal2 , 27/05/2007 YALÇIN APAYDIN (Arşivi) Kendisi ne kadar mutlu, ne kadar heyecanlı, ne kadar kıvançlıdır bilmiyorum ama ben "ondan" çok daha fazla mutlu, heyecanlı ve kıvanç içindeyim. O değil de ben gitsem, kırmızı halıda yürüsem, dünya basınının patlayan flaşları karşısında çapı değişse gözbebeğimin, "ancak" bu kadar gururlanabilirdim. Evet, kariyerinin başlangıcına cep harçlığını çıkartmak gayesiyle adım atan ve adım adım çıktığı basamakların Cannes durağında soluk alan "çimen gözlü" bir sitareden söz ediyorum: Nurgül Yeşilçay'dan! Bu seneki Cannes'da Semih Kaplanoğlu, Fatih Akın, Orhan Pamuk ve Tuncel Kurtiz'in olmasından da aynı sevinci, kıvancı duyuyorum, ama mevzuu başka: Nurgül Yeşilçay! Bir kere, bakınca, bu devrin "starı" o! Ve lütfen bir kere düşünün: Starlarımızın, star olmanın en baş özelliği nedir? Tek kelimeyle sahici olmak! Doğal olmak, starlığa oynamamak ve starlığı umursamamak, bunu umursamadan işini yapmaya devam etmek! Bu elbise, son dönemde televizyonda, sinemada gördüğümüz tek bir kişinin bedenine uyuyor kanımca: Nurgül Yeşilçay'ın! Türkan Şoray... Karşısında, hayranlarının tir tir titreyeceği bir isimken, ki titriyoruz zaten, Türkan Şoray'ın elleri titriyor hayranlarının karşısında, heyecandan. Böylesi bir mütevazılığı başka kimde gördünüz! Sezen Aksu'yu, Tarkan'ı star yapan da tüm bu başarılarına, üretkenliklerine, işlerini iyi yapma gayretlerine karşın hiç üst perdeden konuşmamaları, 'durdukları yerden' size akan sıcaklıkları vs. Şüphesiz, İzmir'de (kendisinin önemsiz bulduğu) bir tiyatro oyuncusuna âşık olmasa, bu aşkla gidip Eskişehir'de oyunculuk sınavlarına girme... Devamı