12 Takipçi | 5 Takip
Kategorilerim

Sevdiğim Fotoğraflar

Gitmek İstediğim Yerler

Benim Tarzım

Okumak İstediklerim

İzlediklerim

Gezdiğim Yerler

Evim İçin

Kitap

Diğer İçeriklerim (231)

Altın Portakal filmlerinin hepsi yeni

Her liseye 'Hababam Sınıfı'

Küçük Emrah/'Büyük Yalan' / AYŞEGÜL YÜLSEL

86. YILINDA TÜRK SİNEMASI'NDA BİR GEZİNTİ...

Emine'nin "Ağda" Zamanları

"KORKUYORUM ANNE" VE "BEŞ VAKİT"LE REHA ERDEM

Sinan Çetin, meslektaşlarına ve yeni telif yasasına acımasız ele

43. Altın Portakal'a doğru / ASLI SELÇUK

EROL GÜNAYDIN: "İYİ Kİ ARTİST OLMUŞUM" / PELİN KARA

ADANA ALTIN KOZA 2006'DA / EN İYİ FİLM: "BEŞ VAKİT"

Herkesin kendi 12 Eylül'ü var... / Özlem Altunok (Cumhuriy

BLOKLARIMIZDA MAYIS 2006 YAZILARI

Dizi dizi filmler Dizi dizi filmler

Dopdolu Bir Altın Koza 17-05-2006

ŞİMDİ BİR FİLM ATIF YILMAZ'I ANLATMALI.../ ERTEKİN AKPINAR

BİR BAŞKADIR ONUN (ATIF YILMAZ'IN) KADINLARI / UĞUR VARDAN

TÜRK SİNEMASI YASTA: ATIF YILMAZ'I KAYBETTİK

SEZEN AKSU'YLA 30 YIL

Bu yıl Türk sinemasında 12 Mart dönemini sorgulayan filmlerle &#

"Okul" Filmine Konu Olan Roman: "Hayalet Kitap" (Doğu YÜCEL)

9. Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali, 4-12 Mayı

Birbiri ardına filmler çeviren Tuncel Kurtiz, sürekli enerji üre

Hülya Uçansu: 'Ayrılacağım üç yıl önce belliydi'

Gérard Depardieu, ödülleri arasına İstanbul Film Festivali'n

3 Sinema Oyuncusuyla Söyleşi/ Cumhuriyet Dergi'den

5 Yıl Önce 5 Yıl Sonra: Müjde Ar Umutlu / Gamze AKDEMİR

25 yılın en "iyileri"

25. Uluslararası İstanbul Film Festivali, bu yıl 1 ile 16 Nisan

Çeyrek yüzyılda yaşamımızın ayrılmaz bir parçası olan İstanbul F

Gilda, Sevgili ya da 9.5 Hafta...

Tüm içeriklerim
Takipçilerim (12)
31 08 2006

Altın Portakal filmlerinin hepsi yeni

Altın Portakal filmlerinin hepsi yeni 'İklimler'in Türkiye galası Antalya'da.Radikal, 31/08/2006 ANTALYA - 16-23 Eylül tarihleri arasında yapılacak 43. Antalya Altın Portakal Film Festivali'nde yarışacak ulusal metrajlı filmlerin tamamı sıfır kilometre... Real'in ana sponsorluğunda yapılacak festivalde Altın Portakal için dokuz film kapışacak: 'Araf' (Biray Dalkıran), Aura (Orhan Oğuz), 'Cenneti Beklerken' (Derviş Zaim), 'Eve Dönüş' (Ömer Uğur), 'İki Süper Film Birden' (Murat Şeker), 'İklimler' (N. Bilge Ceylan), 'Kader' (Zeki Demirkubuz), 'Kardan Adamlar' (Aytan Gönülşen), 'Takva' (Özer Kızıltan). Yarışmada dünya prömiyeri Cannes'da yapılan Nuri Bilge Ceylan filmi 'İklimler' dışında tüm filmlerin ilk gösterimi Antalya'da yapılacak. Hatta 'İklimler' de ilk kez Antalya'da gösterilecek. Altın Portakal'da büyük ödülü kazanacak filmin yapımcısına bu yıl rekor para ödülü, tam 300 bin YTL verilecek. En iyi yönetmen 30 bin YTL, senaryo ve müzik dalında ödül kazananlar da 20 bin YTL para ödülü alacak. (Kültür Sanat)   'Yeşilçam'a selam yola devam' Çiğdem Tunç, Altan Erkekli, Nevra Serezli, Göksel Arsoy ve Ayşen İnci'nin (soldan sağa) rol aldığı 'Unutulmayanlar'ın çekimleri 3 Eylül'de başlıyor. FOTOĞRAF: VAHAP ŞATIRGöksel Arsoy'u 17 yıl, Nevra Serezli'yi ise kendinin bile hatırlamadığı bir süre sonra kamera karşısına geçiren, Ayhan Sonyürek'in yöneteceği 'Unutulmayanlar' adlı film, Yeşilçam'a saygı duruşu niteliğinde 31/08/2006 (447 kişi okudu) EFNAN ATMACA (Arşivi) İSTANBUL - 'Yeşilçam'a saygı' niteliği taşıyan ve Göksel Arsoy, Altan Erkekli ile Nevra Serezli'yi buluşturan 'Unutulmayanlar' filminin ekibi dün Armada Otel'de basının karşısına çıktı. Çekimlerine 3 Eylül'de başlanacak filmin basın toplantısına Arsoy, Erkekli ve Serezli ... Devamı

28 08 2006

Her liseye 'Hababam Sınıfı'

Her liseye 'Hababam Sınıfı'Yazar Rıfat Ilgaz’ın bugüne dek birçok defa sinemaya uyarlanan eseri "Hababam Sınıfı", bütün okulları kapsayan tiyatro yarışmasıyla genç yeteneklerin keşfedilmesine olanak tanıyacak 28 Ağustos 2006 Pazartesi Dikili Belediyesi tarafından organize edilen Dikili Barış Demokrasi ve Emek Şenlikleri, "Hababam Sınıfı"nın 50 yıldönümü dolayısıyla açılan sergiler dizisinin 39.’suna ev sahipliği yaptı.Yazar Rıfat Ilgaz’ın oğlu Aydın Ilgaz, "Hababam Sınıfı"nın 50. yılı çalışmalarıyla ilgili bilgi verirken, yazarın ünlü eserinin bir milyon beş yüz bin kopyasının çeşitli gazeteler aracılığıyla dağıtıldığını belirtti.Etkinlikler kapsamında bir tiyatro yarışması da açacaklarını bildiren Ilgaz, liselere yönelik açmayı planladıkları yarışmada, her okuldan, ünlü eseri tiyatroya uyarlamalarını isteyeceklerini kaydetti.Ilgaz, projelerini şöyle anlattı:"Liselere yönelik olacak bu yarışmada, her okul "Hababam Sınıfı"nı sahneye uyarladıktan sonra gösterimlerini CD’ye kaydederek, 19 Mayıs 2007 tarihine kadar İstanbul’a gönderecek. İstanbul’da toplanacak CD’ler, başkanlığımdaki jüri tarafından incelenerek, ilk 10’a giren okullar İstanbul’a davet edilecek. Burada oyunlarını sergileyecek okullar arasından ilk üçü belirlenecek. Bu oyunların gösterimi sırasında elde edilecek gelir, (Baba Beni Okula Gönder) kampanyasına aktarılacak."'BUGÜNE KADAR DOĞRU AKTARILAMADI'Babası Rıfat Ilgaz’ın eserinin bugüne kadar sinemaya doğru aktarılamadığını düşündüğünü söyleyen Aydın Ilgaz, gelecek yıl gösterime girecek bir film hazırlığı içinde bulunduklarını da belirtti. Tiyatro yarışması projesinin kendilerini çok heyecanlandırdığını, yarışmaya geniş bir katılım olacağını tahmin ettiklerini ifade eden Ilgaz, çekecekleri filmde, tiyatro yarışmasında dereceye girecek öğrencilerin de rol alacağını kaydetti. Diğer Edebiyat / Kitap Haberleri İğci’nin... Devamı

25 07 2006

Küçük Emrah/'Büyük Yalan' / AYŞEGÜL YÜLSEL

Dizi yazarlığı 'trajik' olanı 'melodramlaştırmak' zorunda Küçük Emrah/'Büyük Yalan' Geçen sezon izlediğimiz 'Büyük Yalan' dizisi şimdilerde gündüz kuşağında yineleniyor. 'Dizi'lere özgü dokusu ve tınısıyla 'bildik' bir melodram görünümü taşıyan öykü, derin yapısında var olan 'trajik öz'e dayandırılmış bir oyun olarak da yazılabilirdi... 'Büyük Yalan' geçen kış döneminde seyredilme oranının yüksek olduğunu sandığım dizilerdendi. Geçmişin 'Küçük' , bugünün erişkin Emrah 'ının 'esas oğlan' ı oynadığı, Halil Ergün ile Hülya Darcan 'ın kilit rolleri taşıdığı yapım, yerli/ yabancı film ve dizilerden bildiğimiz popüler melodram öğelerinin hemen hemen tümünün değerlendirildiği yaklaşık otuz oyun kişisinin dramını içeren bir izlekler (tema) dağarcığını kucaklamaktaydı. Doğrusunu söylemek gerekirse, 'Büyük Yalan' ı, öykünün geçtiği Muğla kenti yanında, Akyaka, Gökova, Marmaris, Bodrum görüntülerini de içereceği umuduyla 6. bölümünden sonra izlemeye başlamıştım. Dönem sonunda noktalanan dizi yaz günlerinde gündüz kuşağında yeniden gösterilmeye başlanınca, daha önce kaçırmış olduğum ilk beş bölümden birkaç tanesini daha izleme olanağı buldum. Trajik özden melodrama Sonu bilinen bir öykünün başına dönüldüğünde, yazarların, kullandıkları önseme öğeleri (en başta verdikleri ipuçları) yoluyla 'trajik olan' a sağlamca yaslanan bir yapı oluşturdukları görülüyor. Öyküyü haftalar boyu uzatıp 'yılan hikâyesi' ne döndüren ve yüzeysel yapıyı oluşturan ayrıntılar -artık her biri sonuca ulaştırılmış olduğu için- ayıklanıp atıldığında ise 'Büyük Yalan' ın derin yapısının ünlü Belçikalı yapısalcı-sosyal antropolog Claude Levi- Strauss 'un, Oidipus söylenlerini ( 'mit' lerini) çözümleyerek 'insanoğlu' adına vardığı 'trajik sonuç' a alabildiğine yaklaştığı görülüyor. Sophocles 'in 'Kral Oidipus' trajedisi, Aristo 'n... Devamı

22 07 2006

86. YILINDA TÜRK SİNEMASI'NDA BİR GEZİNTİ...

Türk sinemasının serüveni 14 Kasım Türk sinemasının doğum günü. Sinema meraklısı Fuat Uzkınay'ın, nasıl kullanılacağını Avusturyalı teknisyenlerden öğrendiği 'kamera' ile Ayastefanos'taki (Yeşilköy) Rus Abidesi'nin yıkılışını görüntülemesinin üzerinden tam 86 yıl geçti. Türk sinemasının, 14 Kasım 1914'ten, 1. Dünya Savaşı'nın kaoslu günlerinden, 2000 yılına uzanan serüvenini hatırlatmak istedik. Yedinci sanat İstanbul'a geliyor İstanbul, sinema sanatıyla Abdülhamit'in baskı rejiminin hem de en acımasız biçimiyle yaşandığı 1896 yılında tanıştı. Bu tarihten bir yıl önce, Paris'te ilk sinematograf gösterimini greçekleştiren Auguste ve Louis Lumiere kardeşlerin operatörlerinden Alexandre Promio, elinde kamerasıyla İstanbul'a çıkagelmesiydi, belki de Türkler, tıpkı Gutenberg'in icadı olan matbaa gibi, sinemayla da asırlar sonra karşılaşacaktı. Promio, padişahtan alınan özel izinle İstanbul ve İzmir dolaylarında çok sayıda belgesel film çekti. Yıldız Sarayı'ndaki büyülü perde İstanbullular ilk sinema gösterisini yine bir yabancının, Bertrand adında bir Fransız 'ın sayesinde izledi. Yıldız Sarayı'nın salonuna bir perde geren Bertrand, başta Padişah olmlak üzere tüm saray erkanına ilk sinema gösterisini sundu.Birahane'de ilk film gösterimi İstanbul'un sıradan halkı ise bu büyülü icatla tanışmak için Sigmund Weinberg'i bekleyecekti. Polonyalı Weinberg, Galatasaray Lisesi'nin karşısında bulunan Avrupa Pasajı'ndaki Sponek Birahanesi'nde halka açık ilk sinema gösterisini sundu.Üstelik de elektrik olmadığı için petrol lambasının pek de hoş olmayan kokusu eşliğinde. Neler yaşanmadı ki bu ilk gösteride. Karşılarındaki dev ekranda hareket eden, yemek yiyip, uyuyan insanları görenler 'bu şeytan icadının' Tanrı'ya karşı işlenmiş büyük bir günah olduğunu söylediler. Ama tüm bu karşı çıkmalara rağmen sinemanın büyüsü insanları sarıp sarmalamakta gecikmedi. Spone... Devamı

21 07 2006

Emine'nin "Ağda" Zamanları

Emine'nin "Ağda" Zamanları "Ağda Zamanları" İnci Aral'ın bir kitabının adı. "Ağdalı Bir Film"se kadınlık durumuna ilişkin kısa bir film. Acara'nın 2004'te NISI MASA'nın Avrupa Kısa Film Yarışması'nda senaryo ödüllü öyküyü Sarıtaş, Demirtaş, Sarıyıldız ve Soyseçkin sinemalaştırdı. BİA Haber Merkezi 18/07/2006    Perihan TUNÇBİLEK BİA (Ankara) - "2004 yılında NISI MASA'nın açtığı "öteki" konulu yarışmayı kazanan "ağdalı bir film" Eda Acara'nın aynı adlı senaryosundan Ezgi Sarıtaş, Bilge Demirtaş, Özlem Sarıyıldız, İdil Soyseçkin'in çektiği kısa film. İlk gösterimi Cumartesi günü (15 Temmuz) Nefes Bar'da saat 18.30da gerçekleştirilecek. Ağdalı Bir Film, ağdacı bir kadının, Emine'nin, bir gününü anlatıyor. Emine'nin gittiği evleri, pişirdiği ağdaları, yapıştırdığı bacakları, koltuk altlarını ve bu yapışkan sıcaklığın içerisinde geçen muhabbetleri konu alıyor. Bilen bilmeyen gelsin.."Bardaki izleyici grubu Böyle bir bilgi notu mailime geldiğinde aslında hiç ilgimi çekmedi. Yani çalıştığım çeviri bürosu barın karşısında olmasaydı, ben de son anda fikir değiştirip bir akrabanın düğüne gitmekten vazgeçmeseydim ağdalı bir filmi izleyemeyecektim. Filmin başlamasına 15 dakika kala bara gittik ve en güzel köşeyi kaptık. İçeride bizden başka beş altı kişi vardı. Gelenlere şöyle bir göz gezdirdim. Barın değişik bölümlerine oturmuş birkaç genç kız bizim gibi bekliyorlardı. Hiç tanıdık yoktu. Filmin başlama saati geldiğinde barın içi aniden dolmaya başladı. Bir ara üşenmedim saymaya başladım, 76'dan sonra saymayı bıraktım, çünkü bar gittikçe kalabalıklaşıyorduk. Barda film izlemenin keyfi İzleyici profili ilginçti. Ben bu filme yalnızca kadınlar gelir diye düşünmüştüm, ama sanki erkekler çoğunluktaydı. Üstelik izleyiciler yalnızca gençlerden oluşmuyordu. Entelektüel diye tarif edebilecek, orta yaşın üstünde hatta yürümekte güçlük çeken (yaşlı demek istemiyorum, benim de yaşım ilerledikçe en hassas... Devamı

25 06 2006

"KORKUYORUM ANNE" VE "BEŞ VAKİT"LE REHA ERDEM

Dergi 25.06.2006 5 Vakit Reha Erdem "Korkuyorum Anne" ve "5 Vakit". Reha Erdem, farklı zamanlarda çekilse de izleyici karşısına aynı tarihlerde çıkan iki filmiyle 2006'nın yönetmeni oldu. Kadınların tarafını tutuyor, cevap vermeyi değil, soru sormayı seviyor, seyirciye "Bu ne ya" dedirtemezse filminin iyi olmadığını düşünüyor... Fotoğraf: VEDAT ARIK Dergi 25.06.2006 Bir sahtekâr işi bu! İstanbul'da, Ankara'da ve Adana'da bu yılın neredeyse bütün sinema ödüllerini topladı Reha Erdem. Seyirci, onun yalın, ironik dilini sevdi. Erdem ise yeni bir filmin peşine düştü. Bir kaygısı var, televizyon dizileri gibi seyirlik işler yapmak... Sinemada gerçekçiliğin sonunun en gerçek pornografi olduğunu düşünüyor. Bu yüzden onun işi sorularla... Esra Başıbüyük / Yalın Karabey Ergen olmaya geçişin gerginliğinde üç çocuk karakter; Ömer, Yıldız ve Yakup... "5 Vakit" onların hikâyesi. Çocukların doğası, köyün doğasıyla kaynaşıyor. Reha Erdem filmini 10 senedir gidip geldiği, içine işleyen Kozlu köyünde çekmiş, yani o da filmini köyün doğasına işlemiş. Özetle "5 Vakit"; Kozlu köyünün ritminde "bir doğa filmi". Erdem, İstanbul, Ankara'dan sonra Adana'dan, Altın Koza Film Festivali'nden de ödülle döndü. "Sanki bir şeyin peşindeyim -neyse o!" derken belli ki hâlâ uzun ince bir yolda, ama daha gün yüzünde. Filmlerindeki kendine has ritmin nedeni ise içindeki rutini kırmak için her defasında başkalaşmayı (kişiselleşmeyi) göze alması... Reha Erdem: Zor bir filme hazırlanıyorum. Esra: Nerede geçecek? İstanbul'da... Kış sonunda çekmek istiyoruz. Yalın: Nasıl bir film olacak? Aşk filmi, Hülya Avşar var. Sert bir film olacak. Esra: Avşar'ın oyunculuğunu beğeniyorsunuz yani... Disiplinli, iyi bir oyuncu. Beğeniyorum da, daha beğenilecek bir şey görmedik. Çok istekli, daha önceleri para yapmayacak filmlerde oynamam gibi demeçleri vardı, ama şimdi gişe benim umurumda değil diyor. Esra: Oyuncularınızı nasıl seçi... Devamı

24 06 2006

Sinan Çetin, meslektaşlarına ve yeni telif yasasına acımasız ele

Sinan Çetin, meslektaşlarına ve yeni telif yasasına acımasız eleştiriler yöneltirken özeleştiri de yapıyor   Yönetmenlerin derdi cümlesizlik GAMZE AKDEMİR   Sinemaya ilk başlayan hatta daha da öncelere giderek 17-18 yaşlarında fotoğraf makinesini eline ilk alan gencin dünyasından başladık söze. İlk fotoğraf makinesini, ilk kamerasını, ailesini anlattı bizlere Sinan Çetin . 40 kutu negatifle Çiçek Abbas 'ı çeken, 22 yaşındayken ilk asistanlığını Zeki Ökten 'in ''Hanzo'' filminde yapan fotoğraf ve sinema tutkunu genci anlattı. Ve yıllar sonrasında kurduğu yapımcılık şirketiyle ve filmleriyle büyüyen Sinan Çetin'i. Her şeyin nasıl değiştiğinden, teknolojinin sıçramalarından, mahçup seyirci profilinin kımıl kımıl özgüvenli bir seyirciye nasıl dönüştüğünden bahsetti. Ardından gelecek projelerini ve o can yakan sinema ve telif konusunu sorduk. Kendi deyimiyle ''dükkanı'' nda yani kurucusu ve sahibi olduğu Cihangir'deki Plato Film'de keyifli bir söyleşi yaptık. - Gençliğinizden bahseder misiniz? Asistanlık Fotoğraf ve sinemaya ilk ilgi duyduğunuz dönemler.. ''17-18 yaşında fotoğraf makineme film takıp annemin resmini çektiğim ve onu karanlık odada bastığım gün aklım başımdan gitmişti. Resmi çekip basıyordum yani resim oluşuyordu, olağanüstü bir şeydi benim için. İşte o zamanki teknoloji, karanlık oda süreci.. Filmi böyle bayağı elinde çalkalayarak banyo ediyorsun, kuruması için asıyorsun sonra agrandizöre takıyorsun, agrandizörden pozu ekspoze ediyorsun, parmağınla karanlık yerleri biraz aydınlatıyorsun, ona göre kontrast kart seçiyorsun, tek tek basıp kesiyorsun derken onca işlemin içinde bir karanlık oda serüveni yaşadım ben üç yıl. Yani çıkmadım diyebilirim fotoğraf basmaktan. O kadar sevmiştim ki yakın zaman sonrasında bayağı ilerlettim işi. Desenler bile çizdim. Neyse o dönemin toplumsal olaylarını, mitingleri çekmeye başladım.'' - Kendiniz için mi çekiyordunuz yoksa gazetelere... Devamı

15 06 2006

43. Altın Portakal'a doğru / ASLI SELÇUK

Anasayfa   Rıfat Ilgaz Arşivi   Taşköprü'den Bakış    Kastamonu Net (Blogcu)    Şiir Sayfası   Öykü    Sinema   Atatürk  Edebiyat   Roman Yazıları  alsah / blog yazıları İndexi   Cumhuriyet 15.06.2006 16 - 23 Eylül arasında yapılacak Antalya Film Festivali'nde 20 dalda ödül verilecek 43. Altın Portakal'a doğru En iyi filme 300.000 YTL ödül verilirken, senaryo ve müzik dallarında da ilk kez 20.000'er YTL ödül verileceği açıklandı. Başbakanlık Tanıtma Fonu, Kültür ve Turizm Bakanlığı, Antalya Belediyesi'nin geleneksel desteğinde, TÜRSAK ve AKSAV'ın ortaklaşa çalışmasıyla düzenlenen 43. Altın Portakal'ın ana sponsoru Real Hipermarketler Zinciri. Diğer sponsorlar ise Urart, Hürriyet, Ajans Press, THY ve Digiturk. ASLI SELÇUK B u yıl 16 - 23 Eylül arasında yapılacak Antalya Film Festivali'nde 20 dalda verilecek ödüllerin tutarı 45.000 YTL arttırılarak 385.000 YTL olarak belirlendi. En iyi filme 300.000 YTL verilirken, senaryo ve müzik dallarında da ilk kez 20.000'er YTL verileceği açıklandı. Başbakanlık Tanıtma Fonu, Kültür ve Turizm Bakanlığı, Antalya Belediyesi'nin geleneksel desteğinde, TÜRSAK VE AKSAV'ın ortaklaşa çalışmasıyla düzenlenen 43. Altın Portakal'ın ana sponsoru Real Hipermarketler Zinciri. Diğer sponsorlar ise Urart, Hürriyet, Ajans Press, THY ve Digiturk. Seçici kuruldakiler: Ulusal Seçici Kurulu Şerif Gören, Giovanni Scognamillo, Ara Güler, Serra Yılmaz, Reha Erdem, Mine Vargı, Fatih Özgüven, Nejat İşler ve Paul Gransard 'dan oluşan festival, uluslararası yarışmada en iyi filme 75.000, en iyi yönetmene 25.000 dolar ödül vermeyi sürdürüyor. ÇASOD ve SODER'in belirlediği onur ödülleri Yusuf Sezgin ve Aytaç Arman 'a, Sinesen'in saptadığı emek ödülüyse ışıkçı Recep Biçer 'e verilecek. Yıldırım Önal Anı Ödülü ise Sinem... Devamı

13 06 2006

EROL GÜNAYDIN: "İYİ Kİ ARTİST OLMUŞUM" / PELİN KARA

Anasayfa   Rıfat Ilgaz Arşivi   Taşköprü'den Bakış    Kastamonu Net (Blogcu)    Şiir Sayfası   Öykü    Sinema   Atatürk  Edebiyat   Roman Yazıları  alsah / blog yazıları İndexi   Cumhuriyet, Hafta Sonu 10.06.2006 Hırsız-Polis dizisinin Dursun Kaptan'ı Erol Günaydın, 'yattığı yerde' gördüğü ilgiden memnun İyi ki olmuşum artist   PELİN KARA   ''Arkama baktığım zaman hiç kötü bir şey yapmadım'' diyebilmek kadar huzur veren bir durum olabilir mi insan evladı için? Yeryüzündeki yetmişüçüncü yılında ve bunun üçte ikisini hep göz önünde geçirmişken üstelik? Bu imrenilesi cümle, babalar gününü bahane edip muhabbete gittiğimiz Erol Günaydın 'a ait. Devamı da. ''Güzel şeyler yapıyorum. Çocuklara trafik ışıklarını anlattım siyah-beyaz ekrandan. Ramazan günleri çadırlarda dolaştım. Güzel filmlerde oynadım, ucuz filmlerde de; geçinmek için. Ne kavga ettim, ne korumalarım oldu, ne siyah gözlük taktım. Pazardan alışveriş ettim, rahat rahat. Bütün Anadolu'yu demir asa demir çarık dolaştım. Her tiyatronun çivisinde bir anım vardır.'' Bahçesinde çiçeklerle, kuşlarla, Sirkeci'den aldığı için Sirkeci isimli köpeğiyle söyleştiği, rengarenk kuklalar, oyuncaklar, sayısız anılarla dopdolu evine öyle samimiyetle buyur edip söyleşiyor ki, insan buraya ilk defa geldiğini derhal unutuyor. Melih Cevdet 'le aynı kolejden iki kızı seven bir gençten altı ay süren aşk izdivacını dinliyor, Kapalıçarşı'da bedestenden Edip Cansever 'i alıp vişneli votkaları yudumlayarak çakırkeyif Asmalımescit'e uzanıyor, Ferit Edgü , Demirtaş Ceyhun , Necati Cumalı 'yla edebiyat sohbetlerine dalıyor, Cemal Reşit Rey 'le Londra'da sahnelediği müzikali izlerken buluyor kendini. Sonra bir anda Tahsin Yücel 'le bahçedeki çardağın altına kurulup daha dün... Devamı

13 06 2006

ADANA ALTIN KOZA 2006'DA / EN İYİ FİLM: "BEŞ VAKİT"

Anasayfa   Rıfat Ilgaz Arşivi   Taşköprü'den Bakış    Kastamonu Net (Blogcu)    Şiir Sayfası   Öykü    Sinema   Atatürk  Edebiyat   Roman Yazıları  alsah / blog yazıları İndexi   Cumhuriyet 12.06.2006 Bu yıl 13'üncüsü düzenlenen festival, ödül töreniyle sona erdi Altın Koza 'Beş Vakit' in * En İyi Film Ödülü'ne 'Beş Vakit' adlı film değer görülürken Jüri Özel Ödülü ile Halk Jürisi Ödülü ise Yüksel Aksu'nun 'Dondurmam Gaymak' adlı filmine verildi. SAVAŞ KÜRKLÜ ADANA - Türk sinema, tiyatro, sahne ve TV sanatçılarının yoğun katılım gösterdiği 13. Altın Koza Film, Kültür ve Sanat Festivali önceki gece düzenlenen ödül töreniyle son buldu. Adana Valisi Cahit Kıraç , Büyükşehir Belediye Başkanı Aytaç Durak ile festivalde bulunan sanatçı ve çok sayıda sanatseverin katıldığı gecede, Ulusal Uzun Metraj Film Yarışması sonuçları açıklandı. Başkanlığını sinema oyuncusu Selma Güneri 'nin yaptığı, yapımcı Cengiz Ergun , müzisyen Garo Mafyan , tiyatro oyuncusu Gülriz Sururi , senarist Hüseyin Kuzu , görüntü yönetmeni Kenan Ormanlar , ressam Mehmet Güleryüz , sinema oyuncusu Menderes Samancılar , öğretim üyesi Prof. Dr. Naci Güçhan , yönetmen Hüsamettin Ünlüoğlu ve sinema yazarı Sevin Okyay 'ın yer aldığı seçici kurulun genelde oyçokluğu ile aldığı açıklanan sonuçlara göre; En İyi Film Ödülü'ne Reha Erdem 'in 'Beş Vakit' adlı filmi değer görüldü. Jüri Özel Ödülü ile Halk Jürisi Ödülü'nün Yüksel Aksu 'nun 'Dondurmam Gaymak' adlı filmine verilmesi uygun görüldü. Yılmaz Güney Anı Ödülü 'nü Pelin Esmer 'in 'Oyun' , En İyi Yönetmen Ödülü 'nü 'Hacivat Karagöz Neden Öldürüldü' filmiyle Ezel Akay, En İyi Senaryo Ödülü 'nü 'Hacivat Karagöz Neden Öldürüldü' filmiyle Levent Kazak ve Ezel Akay , En ... Devamı

12 06 2006

Herkesin kendi 12 Eylül'ü var... / Özlem Altunok (Cumhuriy

Anasayfa   Rıfat Ilgaz Arşivi   Taşköprü'den Bakış    Kastamonu Net (Blogcu)    Şiir Sayfası   Öykü    Sinema   Atatürk  Edebiyat   Roman Yazıları  alsah / blog yazıları İndexi   Dergi 11.06.2006 Hadi artık eve dönebilirsin! İlk izlediğimiz, Hal Ashby'nin yönettiği, Jane Fonda'nın oynadığı "Coming Home-Eve Dönüş" Vietnam savaşı gazilerini anlatıyordu... Şimdi bir başka "Eve Dönüş" filmi çekiliyor. Bu kez içerden, yani yerli. Savaş kadar ağır bir durumu, 12 Eylül darbesini anlatıyor. Yönetmeni Ömer Uğur. Başrolleri ise Mehmet Ali Alabora ve Sibel Kekilli paylaşıyor. Film, cuntanın şiddetini politikayla uzaktan yakından ilgilenmeyen bir işçi ailesi üzerinden anlatıyor... Özlem Altunok 4. SAYFADADergi 11.06.2006 Herkesin kendi 12 Eylül'ü var... Ömer Uğur ve Mehmet Ali Alabora; biri 80'lerdeki sıcak ortamın içinde olmuş, diğeri o günlerin içine doğmuş. Şimdi "Eve Dönüş" filminde, o dönemde geçen bir hikâyeyi anlatmak için bir aradalar. Uğur, darbenin kıyısındakileri ele aldığı filmi için "Darbelerin dokunmadığı konu yoktur. Bu da, benim 12 Eylül'üm" diyor. Alabora'ya göre ise darbenin sonuçlarını yaşayan kuşaktan biri olarak, bu filmde yer almak önemli, dahası bir sorumluluk. Özlem Altunok Beykoz'da, Eski Sümerbank Kundura Fabrikası'ndayız. Geniş bir alana yayılmış metruk binaların ana kapısında İstanbul Emniyet Müdürlüğü yazıyor. Kapının önünde beyaz, gri Renault 9 polis arabaları... Binanın içinden çığlık sesleri yükseliyor. Burası takvimin 1980'i gösterdiği bir film seti. Yönetmen Ömer Uğur, başlıca rollerinde Sibel Kekilli ve Mehmet Ali Alabora'nın olduğu "Eve Dönüş"ü çekiyor. "12 Eylül'ü anlatmıyor, 12 Eylül'de geçiyor" diyor filmi için. Hayatın kenarında, sıradan bir işçi ailesinin hikâyesi bu. Yine de "Darbeler ve totalitar... Devamı

01 06 2006

BLOKLARIMIZDA MAYIS 2006 YAZILARI

  Anasayfa   Rıfat Ilgaz Arşivi   Taşköprü'den Bakış    Kastamonu Net (Blogcu)    Şiir Sayfası   Öykü    Sinema   Atatürk  Edebiyat   Roman Yazıları  alsah / blog yazıları İndexi BLOKLARIMIZDA MAYIS 2006 YAZILARI AlsahBloklarıİndexi 30/5/2006: "YENİ ÇERNOBİLLER İSTEMİYORUZ" / EMİNE ÖZCAN28/5/2006: KÜLTÜR, SANAT VE EDEBİYAT DERGİLERİ / WEB SAYFALARI İNDEXİ28/5/2006: CİDE VE BİR CİDE'Lİ: RIFAT ILGAZ... Nasrullah Gazetesi Haber Arşivi'nden27/5/2006: 27 MAYIS DERSLERİ / MÜMTAZ SOYSAL27/5/2006: CAĞALOĞLU'NA AĞIT / MEHMET GÜLER27/5/2006: RADİKAL KİTAP 26.05.2006 SAYISI'NDA A. ÖMER TÜRKEŞ YAKIN TARIH ROMANLARINA BAKIYOR26/5/2006: 2000’DE TÜRK SİNEMASI / CUMHURİYET-KÜLTÜR SERVİSİ26/5/2006: 1998'DE TÜRK SİNEMASI / TURHAN GÜRKAN25/5/2006: TÜRK SİNEMASI / NEJAT ULUSAY25/5/2006: OSMAN ŞAHİN VE MAHŞER / FECİR ALPTEKİN25/5/2006: RIFAT ILGAZ’IN ROMANINDAN ANADOLU PANORAMASINA / BİLDİRİ ÖZETİ / H. EMEL DİNSEVEN25/5/2006: 2006 SAİT FAİK ÖDÜLÜ (ARMAĞANI) VE ÖNCEKİLER25/5/2006: EN SEVİLEN TÜRK FİLMLERİ 14-12-200525/5/2006: TÜRK SİNEMASI ALANINDA ÖNEMLİ BİR SİTE: "http://www.turksinemasi.com"25/5/2006: BAŞLANGICINDAN BUGÜNE "ALTIN PORTALAL'IN EN İYİLERİ / Ali ŞAHİN25/5/2006: "YEDİNCİSANAT"TAN TÜRK SİNEMASI ÜZERİNE YAZILAR SEÇKİSİ / ALİ ŞAHİN25/5/2006: RIFAT ILGAZIN ŞİİRİ'NE KISA BİR YOLCULUK / BİLDİRİ ÖZETİ / MEHMET AYDIN25/5/2006: RIFAT ILGAZ 2006- KASTAMONU SEMPOZYUMU'NDAN İZLENİMLER / ALİ ŞAHİN25/5/2006: RIFAT ILGAZ SICAKLIĞI... / İZLENİMLER / BARIŞ CANOĞUL25/5/2006: RIFAT ILGAZ 2006- KASTAMONU SEMPOZYUMU'NDAN İZLENİMLER / BARIŞ CANOĞUL4/5/2006: ALİ ŞAHİN SİTE & BLOK & WEB SAYFALARI / ALSAH4/5/2006: ERMENİ İDDİALARININ HUKİKİ TEMELİ YOK / CUMHURİYET STRATEJİ EKİ3/5/2006: AYDINLANMA YOLUNDA 80 YIL: VECİHİ TİMUROĞLU / DUYURU A. Şahin'in Bloknotu 2006-5-30: CAN’IN CA... Devamı

31 05 2006

Dizi dizi filmler Dizi dizi filmler

Anasayfa   Rıfat Ilgaz Arşivi   Taşköprü'den Bakış    Kastamonu Net (Blogcu)    Şiir Sayfası   Öykü    Sinema   Atatürk  Edebiyat   Roman Yazıları  alsah / blog yazıları İndexi   Dizi dizi filmler Geçen yıl 27 Türk filmi sinemada izlendi. Bu yıl da 36 filmin gösterime girmesi bekleniyor. Televizyon programlarından destek alarak yol alan Türk sineması, kendi anlatım türünü oluşturmak adına sancılı bir süreçten geçiyor. Canlanmanın elle tutulur olmadığına değinenler ise bu dönemin Türk sinemasının imtihanı olduğunu söylüyor. Türkiye, 1960’ların sonuna kadar dünyada en çok film üreten ülkeler arasında üçüncü sıradaydı. Şüphesiz bu arzda talebin de etkisi vardı. Komşu, çoluk çocuk bir araya gelir, çekirdekler alınır ve güle oynaya, bazen de ağlayarak filmler izlenirdi. Heyecanlananlar salonda tepkilerini ortaya koymaktan çekinmez, kimi zaman hakaret eder, bazen de alkış tutardı. Halkla sinemanın buluştuğu bu dünyayı 1970’lerden itibaren kara bulutlar kapladı ve uzun süre sinema salonlarında Türk filmleri neredeyse hiç gösterilmedi.Son birkaç yıldır Türk sinemasında yeni bir hareketlilik var. Ciddi bütçeler harcanarak filmler çekiliyor, sinema salonları doluyor, hatta filmlerde ünlü Hollywood aktörleri dahi rol alıyor. Bu ise geçen zaman zarfında izleyiciler kadar filmlerin de şekil değiştirdiğini ortaya koyuyor. Teknolojik efektlerin giydirildiği filmlerde biçim açısından ciddi mesafe alındığı aşikâr; fakat aynı şeyi içerik için söylemek mümkün değil. Türk sineması, bugün gördüğü teveccühü televizyona borçlu bir bakıma. Televizyon yayıncılığı, reklamcılığın gelişmesi ve sektörün modern teknolojileri getirme imkânı zamanla sinemaya da yansıdı. Son on yılda dizi tiryakisi izleyici, bunların uzun metraj filme dönüştürülmesiyle kendini sinema salonlarında buldu bir anda. Ama gelinen bu nokta, uzu... Devamı

31 05 2006

Dopdolu Bir Altın Koza 17-05-2006

        Dopdolu Bir Altın Koza Anasayfa   Rıfat Ilgaz Arşivi    Taşköprü'den Bakış    Kastamonu Net (Blogcu)    Şiir Sayfası   Öykü    Sinema   Atatürk  Edebiyat   Roman Yazıları  alsah / blog yazıları İndexi   17-05-2006 13:15             İlki 1969 yılında gerçekleştirilen Altın Koza Film Şenliği, Adana Belediyesi ve Adana Sinema Kulübü öncülüğünde başlatıldı. Türk Film Arşivi'nin de katkılarını yanına alan Şenlik, düzenlendiği ilk yılda Adana halkı tarafından sahiplendi ve Türkiye'nin önemli kültür sanat etkinlikleri arasındaki yerini aldı. 7 Yıllık aradan sonra 12. Altın Koza Film, Kültür ve Sanat Festivali 2005 yılında 31 Mayıs-05 Haziran tarihleri arasında yapıldı. 14 filmin katıldığı festivalde En İyi Film Ödülünü yönetmenliğini Ümit Ünal, Kudret Sabancı, Selim Demirdelen, Yücel Yolcu, Ömür Atay'ın birlikte yönettikleri "Anlat İstanbul", Jüri Özel Ödülünü Reha Erdem'in yönettiği "Korkuyorum Anne", Halk Jürisi En İyi Film Ödülünü ise Yavuz Özkan'ın yönettiği "Hayal Kurma Oyunları" aldı. Adana Altın Koza Film, Kültür ve Sanat Festivali 05-11 Haziran 2006 tarihleri arasında Adana Büyükşehir Belediyesi tarafından 13. kez gerçekleştirilecek. Festival'de bu yıl, Uzun Metrajlı Ulusal Film Yarışması'nda 14, Öğrenci Filmleri Yarışması'nda 40, Onur Ödülleri Özel Gösterimi'nde 4, "Hayallerimiz, Aşklarımız ve Atıf Yılmaz" bölümünde 3, "Türk Sineması'nda Bir Usta Oyuncu: Kadir İnanır" bölümünde 4, "Dünya Sineması'ndan Örnekler" bölümünde 14, "AKdeniz'den BEYAZperdeye" bölümünde 8, "Dünya Kısa Filmlerinden Örnekler" bölümünde 23, "Dünyadan ve Türkiye'den Belgesel Örnekleri" bölümünde 30, "Altın Koza Kısa Film Seçkisi" bölümünde 20 olmak üzere toplam 160 film Adana... Devamı

29 05 2006

ŞİMDİ BİR FİLM ATIF YILMAZ'I ANLATMALI.../ ERTEKİN AKPINAR

Anasayfa   Rıfat Ilgaz Arşivi   Taşköprü'den Bakış    Kastamonu Net (Blogcu)    Şiir Sayfası   Öykü    Sinema   Atatürk  Edebiyat   Roman Yazıları  alsah / blog yazıları İndexi   Cumhuriyet Dergi 14.05.2006 Şimdi bir film ATIF YILMAZ'ı anlatmalı... Dramın içinden bile taşan mizah, merak ve macera arzusu, sakinlik, oyuncu ve set işçilerine saygı... Bu sözler Atıf Yılmaz'ı tanımlıyor . Hale Soygazi ve "On Yönetmenle Türk Sineması" kitabının yazarı Ertekin Akpınar anlatıyor... Ertekin Akpınar Bir film jilet gibi olmalı. Ringi dar etmeli insana. Sersemleştirmeli. Köpek gibi ağlatmalı, duvarları yumruklatmalı. Bir film, kalbini söküp duvarlara fırlatıp parçalatmalı insanın. Bir film, insanı kiralık bir katile dönüştürmeli, soğukkanlı bir cerraha, sıcak bir çay yapan garsona... Bir film, uzun yürüyüşlere, yeni maceralara, soğuk bir kadeh rakıya alıştırmalı. Bir film, Gelinin Muradı olmalı. Bir film, Kibar Feyzo, Balatlı Arif, Mağlup Edilemeyenler, Delikan, Ahhh Belinda olmalı... Yıl 1986. Adapazarı Atatürk Lisesi'nde okuyorum. Yıldız Sineması'nda son paramı verip Değirmen filmini izlemiştim. Acayip bir mutluluk duymuştum. Filmler o zaman "devam"lı oynadığı için aynı gün içerisinde aynı filmi üç defa izlemiştim. Sinemadan çıktıktan sonra, panodan o afişi söküp aldım: "Bir Atıf Yılmaz Filmi: Değirmen". Yıllar sonra kendisiyle yaptığım bir röportajda Değirmen filmi ile ilgili Atıf Yılmaz şunları söyledi: "Reşat Nuri Güntekin'in Değirmen filmini yapmaya karar vermiştim. Değirmen, daha önce devlet televizyonu (TRT) tarafından dizi olarak yapılmış ve gösterilmişti. Filmin senaryosunu sansüre yolladık, Kula'ya çekime gittik. Kula'da çekim hazırlığı yaparken, sansür kurulunun senaryoyu reddettiği haberi geldi. Orada da polis baskısı var. Ne yapacağımızı şaşırdık. Topladım arkadaşlar... Devamı

07 05 2006

BİR BAŞKADIR ONUN (ATIF YILMAZ'IN) KADINLARI / UĞUR VARDAN

Anasayfa   Rıfat Ilgaz Arşivi   Taşköprü'den Bakış    Kastamonu Net (Blogcu)    Şiir Sayfası   Öykü    Sinema   Atatürk  Edebiyat   Roman Yazıları  alsah / blog yazıları İndexi   Bir başkadır onun kadınları   Yılmaz'ın önemli filmlerinden 'Adı Vasfiye'de Müjde Ar ve Aytaç Arman rol alıyor.Atıf Yılmaz, 'bir büyük usta' olarak girdiği 80'li yıllarda, değişime ayak uydurabileceğini göstermiş ve Müjde Ar'lı filmleriyle bu döneme damgasını vurmuştu Radikal, 07/05/2006   UĞUR VARDAN   12 Eylül sadece toplumsal tarihimiz açısından değil, sinemamız açısından da önemli bir dönüşüme neden oldu. Üstelik bu kez diğer alanların tersine farklı bir etki yaptı ve kitlelerin belleklerini silme 'harekâtı', Yeşilçam'da ilginçtir 'hayırlı' bir işe vesile oldu. İşte bu dönemde Türk sineması kamerasını geçmişten farklı olarak köyden kente taşıdı. Artık, özellikle Batı entelijansiyası tarafından ilgi gören köy gerçeği ya da Doğu patentli öyküler yerine şehirleşme sürecini henüz tamamlayamamış ve bu yüzden toplumsal, bireysel anlamda kimlik bunalımı yaşayan karakterlerin meseleleri ön plana çıktı. Bu arayış, bir anlamda kendi iç sesini dinleyen ve üsluplarını oluşturma gayretine giren yönetmenlere de yaradı. Ama yine de döneme hâkim yönetmenler, taze kuvvetler değil, popüler sinemadan gelen eski isimlerdi. Özellikle Atıf Yılmaz, kadının modern Türk toplumundaki yerini tarif etmeye çalışan filmler çekti. 'Adı Vasfiye,' 'Ahh Belinda,' 'Kadının Adı Yok,' 'Hayallerim, Aşkım ve Sen' bu eğilimin halkalarıydı. 80'lerde etkili filmlere imza attı Bizim kuşak, Atıf Yılmaz'ı işte bu filmleriyle tanıdı, sevdi, önemsedi. Büyük usta kuşkusuz çok eskiden beri sinema yapıyordu ve zamanında da çok iyi yapıtlar vermişti. Ama değişim... Devamı

06 05 2006

TÜRK SİNEMASI YASTA: ATIF YILMAZ'I KAYBETTİK

  Anasayfa   Rıfat Ilgaz Arşivi   Taşköprü'den Bakış    Kastamonu Net (Blogcu)    Şiir Sayfası   Öykü    Sinema   Atatürk  Edebiyat   Roman Yazıları  alsah / blog yazıları İndexi Unutulmaz filmlerin yönetmeni unutulmayacakBüyük ustaya veda   55 yıllık meslek hayatına 115 film sığdıran, çok sayıda yönetmen ve oyuncu yetiştiren Atıf Yılmaz, bugün sevenleriyle son kez buluşacak   Türk sineması yasta: Atıf Yılmaz'ı kaybettik 100'den fazla filme imza atan ve çok sayıda yönetmenin yetişmesinde pay sahibi olan usta yönetmen Atıf Yılmaz Batıbeki, yarındüzenlenecek törenle toprağa verilecek. Haber Merkezi - Uzun süredir rahatsızlığı bulunan 80 yaşındaki usta yönetmen Atıf Yılmaz Batıbeki, dün akşam saatlerinde İstanbul'daki evinde yaşamını yitirdi. Atıf Yılmaz Batıbeki'nin cenazesi, yarın düzenlenecek törenin ardından toprağa verilecek. Batıbeki, 9 Aralık 1926 yılında Mersin'de doğdu. Bir süre İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nde ve Devlet Güzel Sanatlar Akademisi'nde okudu. 1947'de ''Tavanarası Ressamlar Topluluğu'na'' katılan usta yönetmen, 1950'de Semih Evin 'in asistanı olarak sinemaya geçti. Bir yıl sonra ''Kanlı Feryat'' filmiyle yönetmenliğe başlayan Batıbeki, özellikle köy yaşamını anlatan ve toplumsal içerikli filmlerde başarı sağladı. Filmleri yurtiçinde ve yurtdışında çeşitli ödüller kazanan Batıbeki, Selvi Boylum Al Yazmalım filminin de yönetmenliğini yaptı. Sinema oyuncusu Nurhan Nur ve daha sonra da senarist Ayşe Şasa ile evlenen Atıf Yılmaz, üçüncü evliliğini Deniz Türkali ile yaptı.     100'den fazla film yönetti    Türk sinemasında 100'den fazla filme imza atan yönetmen Atıf Yılmaz Batıbeki, birçok ünlü yönetmenin yetişmesinde de pay sahibi oldu. Lise öğrenimini Mer... Devamı

03 05 2006

SEZEN AKSU'YLA 30 YIL

  Anasayfa   Rıfat Ilgaz Arşivi   Taşköprü'den Bakış    Kastamonu Net (Blogcu)    Şiir Sayfası   Öykü    Sinema   Atatürk  Edebiyat   Roman Yazıları  alsah / blog yazıları İndexi   Dergi 04.09.2005 SEZEN AKSU'YLA 30 YIL "Kaybolan Yıllar" ile başlayıp "Kardelen"lere uzayan sayısız albüm... Yüzlerce şarkı... Sezen Aksu ile geçen 30 yılın görünürdeki özeti bu... Peki, Aksu, Türkiye için neyi ifade ediyor? O bir "diva" mı? Edith Piaf, Billy Holiday ya da Ümmü Gülsüm'le boy ölçüşebilir mi? Yanıtlar elbette herkese göre değişiyor... Aksu herkesin tarihine şöyle bir dokunuyor, ama... Fatih Akın'ın "İstanbul Hatırası" filminde Sezen Aksu bir diva olarak gösterildi, ama...   Berat Günçıkan   Sizin Sezen Aksu'nuz kim? Hazin, ağlamaklı şarkıların yorumcusu mu, şenlikli, "edep" sınırlarını zorlayan bir söz yazarı mı? Elbette kulağın, yani zevkin hikmetinden sual olunmaz ama "Bende bütün albümleri var" ile "Işık Doğudan Yükselir'in üzerine müzik tanımam" diyenler arasında bir başka grup daha var ki, onların bu iki soruya da yanıtı sert bir dudak bükme. Ayak bileğine bir dövmesini yaptıracak kadar kendinden geçen fanatikleriyle, müzisyenden bile saymayanların arasında az zaman değil, tam 30 yıl geçirdik Sezen Aksu'yla. İlk albümü sayılabilecek "Kaybolan Yıllar"dan son albümü"Kardelen"e yüzlerce şarkıda izlediğimiz bu kadın kim, peki? Bir "Diva" mı, yoksa bir kuşak sonra şarkılarıyla birlikte yok olup gidecek bir pop yıldızı mı? O giderek daha fazla gündelik hayattan elini ayağını çekerken sorular da çoğalıyor, yanıtlar da. İsminin etrafında bir hale örülüyor. "Münzevi" hayatı öncesinde yüzlerce kez anlatmasına rağmen çocukluğuna, ilk gençliğine ilişkin yeni mistik hikayeler üretiliyor. O ne bunları doğruluyor, ne de yalanlıyor. Şarkılarıyla hayranları arasından kendi... Devamı

03 05 2006

Bu yıl Türk sinemasında 12 Mart dönemini sorgulayan filmlerle &#

Anasayfa   Rıfat Ilgaz Arşivi   Taşköprü'den Bakış    Kastamonu Net (Blogcu)    Şiir Sayfası   Öykü    Sinema   Atatürk  Edebiyat   Roman Yazıları  alsah / blog yazıları İndexi   Bu yıl Türk sinemasında 12 Mart dönemini sorgulayan filmlerle 'küçük dünyalar' beyazperdede Umuda yolculuğa devam C umhuriyet', 'Hoşçakal Yarın', 'Kaçıklık Diploması' ekim ayında, kasım ayında da 'Her Şey Çok Güzel Olacak' vizyona girecek. 1990'lı yılların ikinci yarısında yerli sinemada gişe rekorlarının, yabancı festivallerden gelen ödüllerin yarattığı umut havası bu sezon da sürecek mi? CUMHUR CANBAZOĞLU 1990'lı yılların ikinci yarısında yerli sinemanın Hollywood filmleri karşısında elde ettiği minik zaferler, gişe rekorları, yabancı festivallerden gelen ödüllerin yarattığı umut havası bu sezon sürecek mi? " Antalya Altın Portakal" sonrası yerli sinema bu soruya yanıt arayacak. Tabloya bakılırsa bu yıl " Eurimages" destekli ortak yapımlar, kıt kanaat çekilen 'fakir sinema' örnekleri ve yurtdışında yaşayan Türkiyeli yönetmenlerin çektiği filmlerle şekillenecek piyasa. Konu olarak da 12 Mart dönemini sorgulayan ya da küçük dünyaları beyazperdeye getiren yapımlar ağır basıyor. Bunların kaç tanesinin festival gösterimleri dışında salon bulup seyirciye ulaşacağı meçhul; ama ilk etapta ekim ayında " Cumhuriyet", "Hoşçakal Yarın" ve " Kaçıklık Diploması" , kasımda da " Her Şey Çok Güzel Olacak" vizyona girecek. HOŞÇAKAL YARIN (Yön: Reis Çelik ): Gösterime çıkmadan aylar önce Berhan Şimşek 'in Deniz Geçmiş 'i ne kadar oynayabileceğiyle ilgili polemikle gündeme gelen " Hoşçakal Yarın" ; Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan 'ın idama kadar uzanan öyküsünü anlatıyor, tabii dönemin sosyal, politik panoraması da derinine verilmeye çalışılıyor filmde. Çok konuşulacağa benze... Devamı

01 05 2006

"Okul" Filmine Konu Olan Roman: "Hayalet Kitap" (Doğu YÜCEL)

Hayalet Kitap "Okul" olarak Sinemalarda! Doğu Yücel, hikayelerinden oluşan ilk kitabı "Düşler Kabuslar ve Gelecek Masalları"nda korku ve fantastik türlere olan ilgisini göstermişti. İlk romanı "Hayalet Kitap" ise "Okul" olarak Taylan Kardeşler ve Sinan Çetin'in yorumuyla beyazperdede... "Okul" filmiyle, kitap arasındaki uyumu merak edenler için (örneğin kitapta olaylar üniversitede geçiyordu, filmde ise ÖSS senesine uyarlanmış) aşağıda A. Ömer Türkeş'in "Hayalet Kitap" hakkındaki düşüncelerini okuyacaksınız: Hollywood sinemasında sıklıkla tekrarlanan "kampus" filmlerini hatırlatıyor "Hayalet Kitap". Hayat dolu gençlerle onları yok etmeye kararlı her türden kötüler arasındaki ölüm kalım mücadelelerini, mesela "Elm Sokağı", "Hollowen" ya da "13.Cuma" serilerini ya da onların türevlerini izlediyseniz, İzmir'in 9 Eylül Üniversitesi Kampusu çevresinde cereyan eden bu macerayla o filmler arasındaki benzerlikleri hemen fark edeceksiniz. Elbette bir çalıntıdan falan söz etmiyorum, tersine, klasik bir korku ekolünü yerlileştirme, dahası tersyüz etme çabasını olumlu bulduğumu söylemeliyim. Ne var ki romanın 390 sayfalık hikayesinde ne korku ya da ürperti duyabildim, ne de Hayalet'e bir yakınlık; Doğu Yücel, türler arasında bir tercih yapamamış sanki... Kahramanları 9 Eylül Üniversitesi İktisadi İdari Bilimler Fakültesi öğrencilerinden derlenmiş hikaye, 1998 yılının bir Nisan gecesi, sınıf arkadaşı Gülden'e duyduğu aşkın karşılık görmemesinden muzdarip Gökalp'in bıraktığı veda mektubuyla, İzmir'de başlıyor. Kitabın birinci bölümü Hayalet'te ise bir yıl sonrasının tarihi var; Gökalp'in intiharının yıldönümünde, Gülden'in sıkıntılı ruh haline tanık oluyoruz. Ardından Gülden'in sevgilisi Ersin, arkadaşları Şebnem, Murat, Burak, Ceyda ve diğer yardımcı oyuncular sahne alıyorlar. Elbette hepsi de bildik tiplemeler. Mesela "Şebnem güzel bir kız sayılmazdı ama seksi olduğu ortadaydı, bu özelliği sınıfın en yakışıklı oğlanı... Devamı

30 04 2006

9. Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali, 4-12 Mayı

Cumhuriyet 06.05.2006 ULUSLARARASI FİLM FESTİVALİ BAŞLADI 'Uçan Süpürge'nin ödülü Güneri'ye ANKARA (AA) - 9. Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali törenle başladı. Sunuculuğunu Halil Ergün ve Nur Sürer 'in üstlendiği, Opera Sahnesi'ndeki açılış töreninde, Selma Güneri 'ye sinema yaşamı boyunca farklı kadın karakterleri başarıyla canlandırması ve Türk sinemasına katkılarından dolayı onur ödülü verildi. Festivalin 'Her Şeye Rağmen Sinema' başlıklı bölümünde filmleri gösterilecek İranlı yönetmen Tahmineh Milani 'nin de katıldığı törende, besteci ve piyanist Anjelika Akbar , Can Dündar 'ın ''Köy Enstitüleri'' belgeseli için bestelediği eserleri seslendirdi. 9. Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali, ''Sinemamız'' , ''Bir Ülke: Portekiz' , ''Usta Kadınlar'' , ''Her Şeye Rağmen Sinema: Tahmineh Milani'' , ''Her Biri Ayrı Renk'' , ''Kim Bu Sarah Watt'' , ''Suyun Şekli'' , ''Olay Mahalli: Aile'' , ''En Gerçekler'' , ''En Hayaller'' ve ''Kısa Olmazsa Olmaz'' bölümlerinden oluşuyor. Gösterimleri Kavaklıdere ve Kızılırmak sinemalarında yapılacak festivalin ''Sinemamız'' bölümünde Onur Ödülü 'ne değer görülen Selma Güneri'nin başrolünü oynadığı ''Son Kuşlar'' ve ''Bitmeyen Yol'' filmleri izlenebilecek. Dergi 30.04.2006 Uçan Süpürge 9. yılında   4-12 Mayıs'ta Ankara'da gerçekleşecek 9. Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali'nin programı rengârenk kadın filmleri ile dolu. Onur ödülü Selma Güneri'ye festivalin açılış töreninde verilecek. Güneri'nin başrolünü oynadığı Erdoğan Tokatlı'nın Son Kuşlar ve Duygu Sağıroğlu'nun Bitmeyen Yol adlı filmleri festival kapsamında Sinemamız bölümünde gösterilece... Devamı

30 04 2006

Birbiri ardına filmler çeviren Tuncel Kurtiz, sürekli enerji üre

Birbiri ardına filmler çeviren Tuncel Kurtiz, sürekli enerji üreten bir işçi olarak umudunu yitirmiyor Oynamaktan yorgun bir savaşçı 'Oynamak artık dünyanın en zor işi haline geldi benim için. Daha zor bir şey düşünemiyorum, titriyorum her rolü elime aldığımda, onun için kolay kolay da oynamak istemiyorum artık. Bundan sonra Edremit'in Çamlıbel köyüne yerleşip yazacağım.' ÖZLEM ALTUNOK Tükenmeyen bir oyuncu Tuncel Kurtiz . Büyük, küçük demeden birçok karaktere yaşam vermiş usta bir sanatçı. Dünya kazan Kurtiz kepçe; İsrail, Almanya, İsveç, Belçika ve Türkiye'nin dört bir yanında oyunlarda ve filmlerde rol almış. Her zaman ayakta, hep 'yol' cu, davudi sesiyle her daim çağlar gördüğümüz sanatçı 'artık yoruldum' diyor. Son dönemde 'Tabutta Rövaşata' , 'Usta Beni Öldürsene' gibi filmlerde rol alan Kurtiz, şu sıralar Barış Pirhasan 'ın 'O da Beni Seviyor' ve Semir Aslanyürek' in 'Şellale' adlı filmlerinde oynasa da İstanbul'dan, sinema ve tiyatrodan uzaklaşmaktan söz ediyor. Bundan sonra Edremit'in Çamlıbel'inde yaşamayı düşünen sanatçı, kalbinden rahatsızlandıktan sonra içkiyi de bırakmış. Artık sakin bir yaşam sürerek yazmak istiyor. - Son filminiz 'Şellale'de de olduğu gibi rolünüzün niceliğini önemsemeden o karakterle filmin bütününe sinen bir oyunculuk sunuyorsunuz. TUNCEL KURTİZ - Ben de bu filmdeki Kel Selim gibi yaşadım biraz. Çok akıllı olduğu için deli dedikleri bir adamı oynuyorum 'Şellale' de. Başka bir şey kalmadığı için en iyisinin delilik olduğunu kavramış, gerçekleri söylediği için deli damgası yemiş biri. Ben de en son Barış Pirhasan'a 'Smokinli adamı ne zaman oynayacağım? Hep köylü, hep deli rolleri veriyorsunuz bana' dedim. Bilmiyorum. Kendi kurduğum bir oyun sistemim var tabii, ona uygun olanı yapıyorum. Ama giderek bir rolü hazırlamak benim için daha da zorlaşıyor. Her gün işin ne kadar zor olduğu daha çok çıkıyor ortaya. Bir sa... Devamı

19 04 2006

Hülya Uçansu: 'Ayrılacağım üç yıl önce belliydi'

Anasayfa   Rıfat Ilgaz Arşivi   Taşköprü'den Bakış    Kastamonu Net (Blogcu)    Şiir Sayfası   Öykü    Sinema   Atatürk  Edebiyat   Roman Yazıları  alsah / blog yazıları İndexi    'Ayrılacağım üç yıl önce belliydi' Festival yönetmenliği görevini Azize Tan'a (arkada) devreden Hülya Uçansu, "Yönetim değişikliği duyurusunun festivalin başlamasından önce yapılması daha yerinde olurdu" diyor. FOTOĞRAF: OLKAN ÖZYURT Festival doludizgin sürerken Hülya Uçansu'nun 'ayrılık' kararının açıklanması şaşkınlık yaratmıştı. Uçansu: Belli bir yaştan sonra festival yönetmenlerini danışmanlık statüsüne geçirmek İKSV'nin kurumsal kararı. Bu karar üç yıl önce bana iletildi Radikal, 18/04/2006 OLKAN ÖZYURT (Arşivi)   İSTANBUL - İstanbul Film Festivali 25 yılını geride bıraktı. Dolu dolu bir festival yaşadık. Bilet fiyatları ucuz ve program da iyi olunca, sağ olsun Akbank ve festival ekibi, bütün sinema salonları doldu taştı. Öyle ki 150 bin kişiyle seyirci rekoru kırıldı. Ama festival tam da hızını almışken festival yönetmeni Hülya Uçansu'nun ayrılacağı açıklaması yapıldı. Tabii bu açıklama kafalarda soru işareti yaratmadı değil. Ama sonradan anlaşıldı ki bu kararı İstanbul Kültür Sanat Vakfı üç yıl önce almış, şimdi uyguluyordu. Sadece kararın açıklama zamanı biraz kafaları karıştırıyordu. Festivalin yeni yönetmeni artık Azize Tan. O da yıllardır festival yönetmen yardımcılığı görevini yürütüyor. Yani ekibin içinden. Uçansu ve Tan'la festivalin dününü, bugünü, geleceğini ve görev değişim sürecini konuştuk. Önce Uçansu... Bu görev teslim kararı ne zaman alındı Hülya hanım? Belli bir yaşa ulaştıktan sonra festival yönetmenlerini danışmanlık statüsüne geçirmek İKSV yönetiminin kurumsal kararıdır. Buradaki hedef genç kuşağa yer açmaktır. Bu doğrultuda üç yıl önc... Devamı

16 04 2006

Gérard Depardieu, ödülleri arasına İstanbul Film Festivali'n

Anasayfa   Rıfat Ilgaz Arşivi   Taşköprü'den Bakış    Kastamonu Net (Blogcu)    Şiir Sayfası   Öykü    Sinema   Atatürk  Edebiyat   Roman Yazıları  alsah / blog yazıları İndexi    Cumhuriyet 15.04.2006 25. Uluslararası İstanbul Film Festivali'nde en iyi film ödülünü 'Uyduruk Bir Öykü' aldı 'Altın Lale'ler verildi Haber Merkezi - İstanbul Kültür Sanat Vakfı'nın Akbank sponsorluğunda düzenlediği 25. Uluslararası İstanbul Film Festivali'nde uluslararası yarışmada ''Altın Lale Ödülü'' nü İngiliz yönetmen Michael Winterbottom 'ın, ''Uyduruk Bir Öykü-Tristram Shandy'' adlı filmi kazandı. Ulusal Yarışma'da, Onat Kutlar anısına verilen ''Kültür Bakanlığı Yılın En İyi Türk Filmi'' ödülü Reha Erdem 'in ''Beş Vakit'' adlı filmine, ''Kültür Bakanlığı Yılın En İyi Yönetmeni'' ödülü ''İkiz Genç Kız'' adlı filmin yönetmeni Kutluğ Ataman 'a, ''En İyi Erkek Oyuncu'' ödülü ''Babam ve Oğlum'' filmindeki rolüyle Fikret Kuşkan 'a, ''En İyi Kadın Oyuncu'' ödülü ise yine aynı filmdeki rolüyle Şerif Sezer 'e verildi. Festivalin kapanış galası dün gece Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı'nda ödüllerin verilmesiyle son buldu. Sunuculuğunu Cem Davran ve Seda Akman 'ın üstlendiği galada Işın Karaca ve Hüsnü Şenlendirici film müziklerinden oluşan sarkıları seslendirdi. ONUR ÖDÜLÜ FRANSIZLARA Bu yılki törene Fransız sinemasının dünyaca ünlü sanatçıları Gerard Depardieu ve Catherine Deneuve de katıldı. Depardieu ve Deneuve'ye İstanbul Sanat Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Şakir Eczacıbaşı tarafından ''Sinema Onur Ödülü'' verildi. İstanbul Film Festivali'nin, ''... Devamı

06 04 2006

3 Sinema Oyuncusuyla Söyleşi/ Cumhuriyet Dergi'den

Anasayfa   Rıfat Ilgaz Arşivi   Taşköprü'den Bakış    Kastamonu Net (Blogcu)    Şiir Sayfası   Öykü    Sinema   Atatürk  Edebiyat   Roman Yazıları  alsah / blog yazıları İndexi    Dergi 02.04.2006 Demet Evgar zamanı... Demet Evgar, konservatuvar mezunu bir oyuncu. İki reklam filmi, üç de dizide oynadı. Sinemaya Mustafa Altıoklar'ın "Banyo" filmiyle girdi, şimdi de "Beyza'nın Kadınları" ile beğeni topluyor. Ona göre herkesin bir zamanı var ve şimdi zaman onun için işliyor. Esra Açıkgöz Demet Evgar, "Beyza'nın Kadınları"nda dört kişiliğe sahip bir kadını canlandırıyor. Bir karede dindar, bir karede hafifmeşrep, bir karede kırık bir çocuk, bir karede mutlu evlilik süren bir kadın... Mustafa Altıoklar'ın yönettiği film, bir polisiye gerilim. Türkiye yapımı polisiye gerilim olur mu diye tartışıladursun, herkesin hemfikir olduğu nokta Demet Evgar'ın iyi rol çıkardığı. Üstelik bu Evgar'ın ikinci sinema filmi. Ona göre bir oyuncudan pek çok kişilik çıkabilir, yeter ki, iyi gözlem yeteneği ve hayattan beslenme gücü olsun. O yüzden mümkün olduğu kadar hayatın içinde olmayı seviyor. Bir de başarı ya da başarısızlık, hırs gibi kavramlara çok takılmadan anı yaşamayı. İşte Demet Evgar'ın son filmi ve hayat üzerine anlattıkları... -Bir aydır hemen hemen her gazetede yüzünüzü görüyoruz. Yine de bütün bunların arasında "Demet Evgar kimdir?" sorusunun yanıtı pek yok. 19 Mayıs 1980 Manisa doğumluyum. Liseye kadar Manisa'da okudum. Ondan sonra İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Tiyatro Bölümü'nü bitirdim ve Kenter Tiyatrosu oyuncusu oldum. Konservatuvardayken Haldun Dormen'in desteği ile kurduğumuz Tiyatro Kılçık'ta hem yazarlık, hem de oyunculuk yapıyorum. Yedi yıldır da barda oynuyoruz. -Nedir oyunculuğa başlama hikâyeniz? Bu çok insiyaki bi... Devamı

05 04 2006

5 Yıl Önce 5 Yıl Sonra: Müjde Ar Umutlu / Gamze AKDEMİR

          Anasayfa   Rıfat Ilgaz Arşivi   Taşköprü'den Bakış    Kastamonu Net (Blogcu)    Şiir Sayfası   Öykü    Sinema   Atatürk  Edebiyat   Roman Yazıları   Müjde Ar umutlu Yeşilçam'ın eksiği sermaye **Peş peşe üç filmde rol alan Müjde Ar için önemli olan çok filmde oynamak değil, doğru projelerde yer almak. Türk sinemasının, ''çok daha fazla düşünen, entelektüel birikimi olan, daha fazla işi seven, kalifiye kadrolara ihtiyacı' olduğunu düşünüyor. Yeşilçam'ın, kavgacısından set işçisine, çaycısına kadar bir kadrosu olduğunu, ama şimdi dizilerde artık bu insanların kalmadığını anlatırken ''Bugün artık eski Yeşilçam filmlerini çekelim derseniz çok zorlanırsınız'' diyor. Yönetmenlik yapmayı düşleyen Müjde Ar, kitabını bu ortamda yayımlamıyor En yozlaşan siyaset ve medya Ben 'Arkadaşlar, hanımlar, beyler benim bir dünyam var ve bu dünyayı sizlerle paylaşmak istiyorum, ne dersiniz?' aşamasına gerçek anlamda geldiğimde bir film yaparım ancak. Bu da çok güçlü bir senaryoya bağlı. Ailemin kökleriyle ilgili, göçün yüzlerce yıl birey üzerindeki etkisinin silinemeyeceğini anlattığım kitabımdan medya yüzünden tamamen vazgeçmiştim. Artık her şeyin rezalet olduğu bir ortamda yayımlamam, bu yüzden filmini yapmak istiyorum. GAMZE AKDEMİR Peşpeşe üç filmde rol alan Müjde Ar için önemli olan çok filmde oynamak değil, doğru projelerde yer almak. Rol önerilen bir çok filmi senaryosunu beğenmediğinden geri çeviren ünlü oyuncu, çekilen az filmlerin arasında iyi olanların içinde bulunduğu için kendini 'şanslı ve güvenilir' hissediyor. Yeni projeleri ise işle ilgili değil. Bir süre hiç çalışmayı düşünmüyor. Önümüzdeki yıl uzun süreliğine Amerika'ya gidecek. Bir sinema üniversitesi projesi var. TRT'de yayımlanan dizisi 7... Devamı

31 03 2006

25 yılın en "iyileri"

          Anasayfa   Rıfat Ilgaz Arşivi   Taşköprü'den Bakış    Kastamonu Net (Blogcu)    Şiir Sayfası   Öykü    Sinema   Atatürk  Edebiyat   Roman Yazıları    25 yılın en "iyileri"Bu yıl 1 ile 16 Nisan tarihleri arasında düzenlenecek olan 25. Uluslararası İstanbul Film Festivali, tarihinin en iyi yerli ve yabancı filmlerini seyirciyle buluşturuyor. Bu yıl pek çok yenilikle sinemaseverlerin karşısına çıkacak olan festivalin en büyük sürprizi 1985 yılından beri en iyi film ödülünü kazanan 24 Türk filminin gösterileceği “25 Yılın En İyileri” ve yine geçtiğimiz festivaller boyunca izleyicilerin belleklerine kazınmış 24 yabancı filmden oluşan taşıyan özel bölüm. AÇILIŞ OSCAR ADAYI FİLM İLE 25. Uluslararası İstanbul Film Festivali programında; 20 bölümde 200’den fazla film gösterilecek. İşte Festival programındaki filmlerden birkaçı: • Festivalin açılışı, bu yıl “En İyi Yabancı Film” dalında Oscar adayı olan Christian Carion’un yönettiği, başrollerini Diane Kruger ve Guillaume Canet’nin paylaştığı Joyeux Noël / Merry Christmas filmiyle yapılacak. Festivalin kapanış filmi ise, 2002 yılında İstanbul Film Festivali’nin Sinema Onur Ödülü’nü alan İngiliz sinemasının dünyaca tanınmış ismi Stephen Frears’in son filmi Ms. Henderson Presents… Başrollerini Judi Dench ve Bob Hoskins’in paylaştığı filmdeki performansıyla Judi Dench “En İyi Kadın Oyuncu” dalında Oscar’a aday. •24 Saat Parti İnsanları, Bu Dünyada, I Want You, Code 46, Jude gibi unutulmaz filmlerin yönetmeni Michael Winterbottom’ın son filmi Tristam Shandy: A Cock and Bull Story İstanbul Film Festivali’nde “Altın Lale” ödülü için yarışacak. •23. Uluslararası İstanbul Film FestivaliR... Devamı

31 03 2006

25. Uluslararası İstanbul Film Festivali, bu yıl 1 ile 16 Nisan

          Anasayfa   Rıfat Ilgaz Arşivi   Taşköprü'den Bakış    Kastamonu Net (Blogcu)    Şiir Sayfası   Öykü    Sinema   Atatürk  Edebiyat   Roman Yazıları    16 Şubat 2006 'Yedinci Sanat'ın baharı geldi"Yedinci sanat tutkunları için geri sayım başladı... İstanbul Kültür Sanat Vakfı tarafından düzenlenen 25. Uluslararası İstanbul Film Festivali, bu yıl 1 ile 16 Nisan tarihleri arasında yapılıyor. Festival, çeyrek asrını kutlamak için özel ve sürprizlerle dolu bir programla sanatseverlerin karşısına çıkıyor. 25. Uluslararası İstanbul Film Festivalinin bu yılki programında öne çıkanlara kısaca bir göz atalım. 25 YILIN EN İYİLERİ Festivalin ulusal yarışma bölümünde 1985 yılından bu yana en iyi film ödülünü kazanmış toplam 24 Türk filminin gösterileceği “25 Yılın En İyileri” ve yine geçtiğimiz festivaller boyunca izleyicilerin belleklerine kazınmış 24 yabancı filmden oluşan, adeta festival içinde bir festival seçkisi niteliği taşıyan özel bölüm festivalin süprizlerinden.  Ayrıca festivalin ilk yılından bugüne, özel bölümler, özel gösteriler ve festival için tasarlanmış tüm afişlerin birarada sergileneceği bir “Afiş Sergisi”de Fransız Kültür Merkezi’nde festival boyunca gezilebilecek. 20 BÖLÜM 200'DEN FAZLA FİLM Uluslararası İstanbul Film Festivali programında 20 bölümde 200’den fazla film gösterilecek. İşte festival programındaki filmlerden birkaçı: Festivalin açılışı, bu yıl “En İyi Yabancı Film” dalında Oscar adayı olan Christian Carion’un yönettiği, başrollerini Diane Kruger ve Guillaume Canet’nin paylaştığı Mutlu Noeller (Joyeux Noel) ile yapılacak. Kapanış filmi ise, 2002 yılında İstanbul Film Festivali’nin Sinema Onur Ödülü’nü alan İngiliz sinemasının us... Devamı

31 03 2006

Çeyrek yüzyılda yaşamımızın ayrılmaz bir parçası olan İstanbul F

          Anasayfa   Rıfat Ilgaz Arşivi   Taşköprü'den Bakış    Kastamonu Net (Blogcu)    Şiir Sayfası   Öykü    Sinema   Atatürk  Edebiyat   Roman Yazıları    Çeyrek yüzyılda yaşamımızın ayrılmaz bir parçası olan İstanbul Film Festivali bu akşam başlıyor Şimdi festival zamanıdır   Sungu ÇAPAN İşte yine bahar zamanı, tıpkı cinsel uyanış ve kızışmaları çağrıştıran o eski şarkının nakaratındaki gibi durum: Nisan-mayıs ayları, gevşer gönül yayları! Tabii, gevşeyen yatak-somya yayı değil; parlak festival programının bir kez daha heyecanlandırdığı sinemaseverlerin gönül telleri. Malum, nisan ayı yıllardan beri festival zamanıdır İstanbul'da ve baharla özdeşleşmiş bir festivaldir bizimki. Bu yıl 25. yaşını idrak eden, yıllardır farklı kuşaklara bir çeşit okul işlevi görmüş, nice yönetmeni tanıtmış, sevdirmiş, başka şenlik ve etkinliklerin de yolunu açmış, kimi ünlü yönetmenleri, oyuncuları kentimizde ağırlamış, bize çeşitli keşifler, deneyimler, sürprizler (kimi zaman da hayal kırıklıkları) yaşatmış olan İstanbul Film Festivali bu akşam 25. kez perde açıyor. Sunduğu kimi 'aşınmış olanı yenileyici, klişeleri tazeleyici' filmler ve farklı atmosferiyle nicedir yeni bir soluk getirdiği sinema ortamımızı canlandıran festivalin, bazı yeni bölümlerle zenginleştirilmiş yirmi beşinci 'gümüş yıl' programı, sinefiller için tek kelimeyle şahane! Bu akşam, Lütfi Kırdar'da Bu akşam Fransız yönetmen Christian Carion 'un Ateşkes 'iyle (Joyeux Noel, 2005) açılacak festivalde, bu yıl 'Uluslararası - Ulusal Yarışmalar', 'Dünya Festivallerinden', 'Ustalara Saygı', 'Mayınlı Bölge', 'Geleceğin Ustaları', 'Galalar', 'Özel Gösterimler', 'Geceyarısı Sineması' vb. demirbaş bölümlerin yanı... Devamı

31 03 2006

Gilda, Sevgili ya da 9.5 Hafta...

Gilda, Sevgili ya da 9.5 Hafta... Kategori: Inceleme Anasayfa   Rıfat Ilgaz Arşivi   Taşköprü'den Bakış    Kastamonu Net (Blogcu)    Şiir Sayfası   Öykü    Sinema   Atatürk  Edebiyat   Roman Yazıları  Dergi 26.03.2006 İSTEĞİN ÇEKİCİLİĞİ Ve Tanrı Kadını Yarattı... Renklendirme: Gülay Tunç Gilda, Sevgili ya da 9.5 Hafta... Sinema tarihindeki her erotik film, cinsel özgürlüğün tarihçesiyle de bağlantılı. Bu türe ait son örneklerden "Temel İçgüdü", bu hafta bir devam filmiyle gösterime giriyor. Arzu, beden, cinsellik üzerine bir kez daha düşünmek isteyenler için... Temel İçgüdü 1 /             Temel İçgüdü 2: Risk Bağımlılığı Gözleri Tamamen Kapalı Aslı Selçuk Geçen on yıla damgasını vuran, dünya gişe getirisi 350 milyon dolara ulaşan Temel İçgüdü (1992) filminin devamı Temel İçgüdü 2: Risk Bağımlılığı (2005) cuma günü Türkiye'de ve dünyada aynı anda gösterime giriyor. İlk film, çift kişilikli, seksi polisiye yazar Catherine Tramell rolüyle Sharon Stone'u dünyanın tanıdığı bir yıldıza dönüştürmüştü. Stone belleklerde hep bu filmdeki rolüyle kaldı... Şimdi geçmişin bu erotik görüntülerine yenileri eklenecek... İlk filmin yönetmeni Hollandalı Paul Verhoeven'di. Devamı İskoç Michael-Caton Jones'tan geldi. Jones'a göre filmdeki erotik öğeler özenle ele alınmalı, çünkü erotizm kavramı kişiye göre değişiyor: "Erotizm, etin çıplaklığını teşhir etmekle ilgili bir şey değil. Çıplaklık, etin dışarlıklığı birinin başkasına bakışında şekillenir. Şehveti en çok uyandıran anlar bir okşamadan, bir dokunuştan, bir bakıştan da oluşabilir. Bu durumu organik bir aşamaya dönüştürerek arzuyu oluşturursunuz. Temel İçgüdü 2'de cinselliğe, isteğe diğer duygular gibi yaklaşmam gerektiğini düşündüm. Dramatik bir amacı yoksa filmde yer... Devamı