13 12 2005

Film Konusu Bir Öykü: Susuz Yaz 3/ Necati CUMALI

  VII Cezaevinin eskileri, yeni gelen Hasan ile Osman’ın yöresini sardılar. Sordular, soruşturdular, önce meraklarını giderdiler. Aralarında yüksek sesle bir tartışmadır başladı. Hükümlülerden biri: - Sizin cezanız hafif, dedi. Bir başkası sordu: - Ne kadar? İlk hükümlü: - Eh, dedi, on iki yılı geçmez. - On iki yıl ikisine çok... - Benden o kadar... İri yarı, kara pos bıyıklı bir hükümlü söze karıştı: - Bunlardan biri kurtulur, biri yatar... - İkisi de yatar... - Biri kurtulur... - Neden? İri yarı hükümlü: - Ortada iki silâh var, dedi. Biri gra, biri çifte. Gra ile çiftenin yaraları birbirine benzemez. İkisinin de elinde çifte, ikisinin de elinde gra olsaydı, ölüyü kimin vurduğu bilinmezdi. Ama şimdi hâkim yaraya göre öldüreni ayırır. Ölen, gra kurşunundan öldüğüne göre, gra mahkemede kimin elinde kalırsa hükmü o yer, öbürü kurtulur... Öbür hükümlüler Hasan ile Osman’a döndüler. Az önce "neden" diye soran: - Ha? dedi, gra hanginizin elindeydi? Osman, ağabeyine baktı. Ağabeyi bakışlarını kendisinden kaçırıyordu. - Ha? Hasan heyecanlandı: - Çifte benim üstüme kayıtlı! Benim üstüme ruhsatı var... İri yarı hükümlü devam etti: - Sen ruhsata kulak asma! Ruhsat senin üstüne olur da o gece grayı sen kullanırsın! Kardeş değil misiniz? Oturup kalktığınız dam aynı. Aranızda tarlada senin çapanı onun, onun çapasını senin kullandığın, sofrada kaşıklarınızın birbirine karıştığı gün olmadı mı? Siz şimdi işin o yanını bırakın da kafa kafaya verin, düşünün, taşının, kararlaştırın, işinize nasıl gelirse öyle davranın! Hanginizin dışarda kalması hesabınıza uygunsa öbürü gra benim elimdeydi desin... Bir hükümlü, Osman’a döndü: - Senin yaşın kaç? Osman’ın yerine Hasan karşılık verdi: - On sekiz, bilemedin on dokuz. Daha askere gitmedi... Osman’ın yaşını soran: - Suçu sen üstüne alsan cezan yaştan da iner... dedi. Başka biri söze karıştı: - Sen üstüne al daha iyi... İri yarı hükümlü hepsini susturdu: - Siz o yanına karışmayın. Orası ikisinin bileceği... Devamı

13 12 2005

Film Konusu Bir Öykü: Susuz Yaz 2/ Necati CUMALI

Veli ile arkadaşları, artan öfkelerinin hızlandırdığı adımlarla geldikleri yoldan geri döndüler. Uzakta, bahçelerinin içinde, kadınları çocukları toplanmış, onların geri dönmesini bekliyorlardı. Dördü, havuzun üst başında görününce, kadınlarla çocuklar az önceki tartışmanın sonunun neye vardığını anladılar. Kadınların elleri ayakları öfkeyle titredi. Emzikli çocuklarını kolları arasında hırsla sıktılar. Kocabaş ’lara türlü lanetler, ilenmeler yağdırarak bahçelerinin sınırlarına doğru ilerlediler. Yaklaşan erkeklerine doğru bağınp çağırmaya başladılar: - Muhtara varın!.. - Candarmaya varın !.. - Candarmayı, muhtarı alın gelin!.. Veli ile arkadaşlan, havuzun üst başından, Bademler’e giden yolu tuttular. Muhtar, köy ihtiyar kurulu üyeleri, Veli ile arkadaşlarının anlayışındaydı. Onlara göre de Kocabaş’ların bunca yıldır ortaklaşa kullanılan suyu kendi havuzlarına çevirmesinde bir haksızlık vardı. Ötedenberi nasıl olagelmişse suyun gene öyle ortaklaşa kullanılması gerekirdi. Gidenler az sonra yanlannda Muhtar, köy ihtiyar kurulundan iki üye, köy bekçisi ile birlikte Kocabaş’ların bahçesine döndüler. Muhtar; Hasan Kocabaş’a suyu kendi havuzuna çevirmekle haksızlık ettiğini, salmasını söyledi. Hasan suyun tapulu malı olduğunu, kendi bahçesi içinden çıktığını anlattı. Muhtar bu açıklamayı kabul etmek istemedi. Aşağı yukarı önceki tartışmada Veli’nin dediklerini tekrarladı. Hasan, dediğinden dönmedi. Muhtara bu işe karışamıyacağını, bu işe karışmanın görevi olmadığını söyledi. Muhtar daha da ısrar edince, "Ortada muhtarın, bekçinin karışacağı ne var?" dedi. "Bizim hayvanlarımız başkasının malına girip zarar mı verdi? Biz başkalarının bahçesine girip malını mı çaldık? Bu işe hâkim karışır. Su benim malım. Hakları varsa mahkemeye gitsinler." IV Ertesi sabah Veli, yanında arkadaşlarıyla Urla’ya indi. İşi bir davavekiline açtılar. Davavekilinin kırk yıla yaklaşan bir meslek hayatı vardı. Hiçbir davaya olur ya da olmaz diyemiyordu ar... Devamı

13 12 2005

Film Konusu Bir Öykü: Susuz Yaz 1/ Necati CUMALI

Urla’nın Bademler köyünün kuzeyinde, Ovacık’tan İzmir-Seferihisar şosesine kadar, hafif dalgalarla uzanan toprakları sulayan üç dereden ikisi, yaz ayları gelince kurur, kalın kumlu, çakıllı yataklarıyla kuraklıktan gün günden yanan, kavrulan ovanın yüzüne atılmış iki eski ustura izi gibi kalır. Artık o yörede, ilk güz yağmurları düşünceye kadar, akan tek su sesi işitilir. Tekebaşı’nda, Kocabaş’ların küçük zeytinliğinin eteğinden kaynayan pazu kalınlığında bir su damarı, bir kulaç çapındaki yatağında, önce hızla kabarır, taşar sonra yer yer aralıkları harçla sıvalı taş döşeme bir oluktan, beş altı yüz adım aşağılarda kalan bir havuza doğru akmaya başlar. Suyun geçtiği topraklar, küçük ekiciler arasında bölüşülmüştür. Kocabaş’ların zeytinliğinin alt başında gene Kocabaş’ların sekiz dönümlük sebze bahçesi vardır. Su, zeytinlikten bu sebze bahçesine girer, komşu iki bahçenin sınırları boyunca ilerler, oradan havuza dökülür. Bu havuz o çevrenin can noktasıdır. Tekebaşı’ndan havuza doğru uzayan bir kavak çizgisi, havuzun üst başında sıklaşır, asma, nar, kümelerine karışır. Havuzun ağzına yakın yıkık sağ köşesinden, taşan suların yayıldığı düzlükte yetişen hayıtların dipleri daima nemli kalır. Hayıtların altından geçen derenin üst başı yaz aylarında kurur, taşan suların karıştığı yerden aşağıları su tutar. Çukur yerlerde biriken suların ince bir akıntıyla birbiriyle birleşerek uzandığı derenin bu tarafında, dolaşan küçük ördek sürüleri görülür. Havuzun yakınında daima bir gelen giden olur. Çocuklar, günde birkaç kez, üstüne atladıkları çıplak atlarını; Urla’ya, Bademler’e inenler, gidişlerinde dönüşlerinde, bineklerini; sığırtmaçlar sağmallarını, havuzun yalağında sularlar. Yazın çok sıcak günlerinde, çocukların, hemen oracıkta üst başlarını sıyırıp, kendilerini çırılçıplak, ancak yılda bir temizlenen havuzun çamurlu sularına attıkları görülür. Bahçeleri havuzun alt başında kalan ekiciler, yaz boyunca günde üç dört kez... Devamı

12 12 2005

"Meleğin Düşüşü" / Semih Kaplanoğlu ("Altın Montgolfiere Ödülü")

Meleğin Düşüşü Dergi 11.12.2005 'Meleğin Düşüşü'ne büyük ödül Bu yıl 27'incisi yapılan Nantes 3 Kıta Festivali'nde "Altın Montgolfiere Ödülü" Semih Kaplanoğlu'nun "Meleğin Düşüşü" adlı filmine verildi. Fransa'nın bu önemli festivalinde dünyanın değişik yörelerinden Afganistan, Şili, Kazakistan, İran, Fildişi Sahili'nden sinemacılar bir araya geldi. Toplu gösteriler ise Tunus sinemasınındı. Gönül Dönmez-Colin Fransa'daki önemli film festivallerinden "Nantes 3 Kıta Festivali"nde Semih Kaplanoğlu'nun "Meleğin Düşüşü" filmi en büyük ödül Altın Montgolfiere'ye layık görüldü. Tayvanlı Tsai Ming Liang ve Tunuslu Nacer Khemir gibi dünya sinemasında çoktan yeri belirlenmiş yönetmenlerin de yarıştığı festivalde genç bir Türk yönetmenin böyle bir ödül alması Türkiye sineması için çok onur vericiydi. İstanbul'da Uluslararası Film Eleştirmenleri ödülü alan ve Berlin'in ardından birçok önemli festivale davet edilen film, Türk sineması için tabu sayılan bir konuyu işlemesinin yanı sıra profesyonel olmayan oyuncularla çekilmesi, dilinin sadeliği ile de dikkat çekti. BAŞIBOZUK BULUT... Yıllar önce Alain ve Philippe Jaladeau kardeşlerin sinema haritasına yerleştirdikleri 3 Kıta Festivali, her sonbahar dünyanın uzak köşelerinde birbirinden habersiz yaşayan insanları bir araya getirir. Afganistan, Kazakistan, Fildişi Sahili, Şili... Nerede sinema varsa Nantes'ın yolunu tutacaktır bir gün. Yarışmalı bölüm, yarışma dışı, özel gösteriler ve iki yıl önce başlatılan yarışmalı belgeseller bölümü kentin güzel kahvelerini, lokantalarını, müzelerini keşfetmeye pek vakit bırakmaz bir hafta boyu. 27. yaşgününü kutlayan festivalin zengin programındaki en iddialı filmlerden biri Tayvan sinemasından Tsai Ming Liang'ın son yapıtıydı. Bugün yalnızca Tayvan sinemasının değil dünya sinemasının da dehalarından sayılan Tsai Ming Liang'ın filmlerinde habire yağmur yağar, seller götürür, musluklar bozulur, taşan sular... Devamı

11 12 2005

SİBEL KEKİLLİ'Lİ DUVARA KARŞI ABD'DE DE YILIN EN İYİ FİL

SİBEL KEKİLLİ'Lİ DUVARA KARŞI ABD'DE DE YILIN EN İYİ FİLMİ Amerika'da da yılın en iyi filmi ABD’de yılın en iyi filmleri ile kadın ve erkek oyuncuları seçildi. Prestijli Newsweek dergisi, Fatih Akın’ın yönettiği "Duvara Karşı" filmini "En İyi Film" ilan etti. "En İyi Kadın Oyuncu" Judi Dench, "En İyi Erkek Oyuncu" ise, Jeff Daniels oldu. Newsweek dergisi yıl sonuna yaklaşıldığı bu günlerde ABD’de yıl boyunca gösterime giren filmler arasından "En İyi 10 Film", "En İyi Beş Kadın Oyuncu" ve "En İyi Beş Erkek Oyuncu" seçimlerini yayınladı. Yılın en iyi 10 filmi listesinde de Türk kökenli Alman yönetmeni Fatih Akın’ın yönettiği, Sibel Kekilli ve Birol Ünel’in oyladığı "Duvara Karşı" birinci oldu."BİR BAŞYAPIT"Derginin sinema eleştirmeni David Jansen de bu konudaki yazısında 2005 yılının "Depresif Filmler Yılı" olduğunu belirterek tercih ettiği filmlerin "paranoya, terörizm, kırık kalpler ve dağılan aileler" gibi konuları işlediklerine dikkat çekti.David Jansen, "Duvara Karşı" filmi için "Aşkın değiştirdiği kayıp iki Türk hakkındaki sert bir Alman başyapıt" ifadesini kullandı. Newsweek dergisinin son sayısında yayınlanan "2005 Yılının En İyi 10 Filmi" ve yönetmenleri şöyle:1- Duvara Karşı-Head On (Fatih Akın).2- Good Night and Good Luck (George Clooney).3- Kings and Queen (Arnaud Desplechin).4- Brokeback Mountain (Ang Lee).5- The Best of Youth (Marco Tullio Giordana).6- Capote (Bennett Miller).7- Cache (Michael Haneke).8- Munich (Steven Spielberg).9- The Squid and The Wale (Noah Baumbach).10-A History of Violence (David Cronenberg)EN İYİ KADIN OYUNCUABD’li dergi ayrıca, "En İyi Kadın Oyuncular" ve "En İyi Erkek Oyuncular"ı da belirledi. Buna göre en iyi beş kadın oyuncu şöyle:1- Judi Dench (Mrs. Henderson Presents).2- Vera Farmiga (Down to the Bone).3- Connie Nielsen (Brothers).4- Naomi Watts (King Kong).5- Reese Witherspoon (Walk The Line).EN İYİ ERKEK OYUNCUNewsweek’in ilan ettiği yılın e... Devamı

11 12 2005

Bir Yönetmen, Bir Senarist, Bir Sineme Oyuncusu: 3 Yılmaz GÜNEY

Yılmaz güney'i anlatırken Bir hayat yaşadı. Bu bir sınav değildi, yanlışlar doğruları götürmedi. Hukukun işlemediği ülkede gazeteciler de kalem kırınca tartışma uzadı. Yılmaz Güney lümpen miydi? Yanıt ortadaydı oysa: Salpa, Yol, Duvar... Umut, Yılmaz Güney'in sinema anlayışını yansıtan önemli bir filmdi...   BERAT GÜNÇIKAN Yazılı ve sözlü iktidarın ellerinde olduğunu düşünenlerin bir süredir iki işi var; biri tabuları yıkmak, diğeri kutsallaştırmaya karşı çıkmak! Bu iş adına bir ona dokunuluyor, bir buna... Bireylerin üzerine basarak kendini var eden, beslenen ve giderek güçlenen gerçek tabular ise orada, öylece duruyor. Bu tabularla, geleceklerini bu tabuların arkasında bulanlara dokunulmuyor... Onlar orada, genç ölümlerin üzerine kapanıp besleniyor. Tabu yıkmak, kutsallaştırmaya karşı çıkmak adına zaman zaman dile dolananlardan biri de yönetmen ve yazar Yılmaz Güney. Güney lümpenlikle suçlanıyor. Yumurtalık hâkimini öldürmesi, neden-sonuç ilişkisi bir yana bırakılıp katillik yaftasıyla vitrine çıkarılıyor. Güney'in yazarlık ve yönetmenlik kimliğine, bu alandaki üretimlerine, bu üretimlerin temel kaynağı olan Türkiye'nin ekonomik ve siyasi yapısına bakılmıyor, bakılma gereği duyulmuyor. Çünkü, hayata, insana bakış buna izin vermiyor.   Çünkü "İnsan tüketen hayvandır" diyen "yeni hayat"ı savunma görevi, Güney'in savunduğu, bugün Seattle ve Davos'tan sesini duyuran, insan gibi yaşamak isteğini boğmak işi bunu gerektiriyor. Yılmaz Güney'e yönelik yazılar karşı yazıları da doğurdu. Kimileri eleştirilere siyasal bakışla yanıt verdi, kimi "ama" diye başlayan uyarılarda bulundu. Fatoş Güney, üç köşe yazarı Engin Ardıç, Fatih Altaylı ve Serdar Turgut hakkında dava açtı. Biz de düşünce ve sanat alanından isimlere, bir sosyolojik kavram olarak "lümpen"i ve bu tanımın çerçevesinde Güney'i sorduk: Prof. Dr. Ünsal Oskay (Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı): Yılmaz da tıpkı bizler gibi gelişmiş, gelişme... Devamı

11 12 2005

Sinema Tarihimizden (Yılmaz Güney İmzalı) Bir Film: Yol

YOL: GÜNCEL BİR DESTAN 17 yıllık sürgün bitti. "Yol" tam 26 sinema salonunda gösterime girdi. Filme emeği geçenlerin saçlarına kır düştü. "Yol" çekildiğinde bebek olanlar bugün delikanlı ve genç kız. Yılmaz Güney'i yitireli tam 15 yıl oldu, ama "Yol" hiç yaşlanmadı. BARIŞ SEZGİN İçimizden biriydi. Herhangi birimiz kadar "herhangi biri". Adı Yılmaz Güney bile değildi. Birkaç kişi, adının Yılmaz Pütün oldugunu bilirdi. Ama çoğuları için Adanalı Yılmaz'dı. Kimi şiir, kimi öykü yazan ve hepsi de bıkıp usanmadan şiir ve öykü konuşan genç aydınlar arasında sivrildiği filan da söylenemezdi. Konuşmaktan çok dinlerdi. Sonraki yıllarda simgesi olacak o buruk gülüşüyle "İyilik ağam, ya sen" diye hatır sorar ve dinlerdi. Öykü yazdığı bilinirdi. Ama yazdığı öyküler bilinmezdi. 1961 Anayasası'nın yaydığı özgürlük henüz bilince çıkmamıştı. Yayımlanmış bir öyküsü yüzünden 142'den hapse girdiğini, Konya'da sürgünlüğünü tamamlayıp döndüğünü birisi fısıldamıştı. Solcu delikanlılık raconu, o anlatmadıkça sorulmazdı. O da anlatmazdı. Avrupa'da gösterime bu afişle çıkmıştı.   Existansiyalizmin solculuk sanıldığı, edebiyatta bunalımın alabildiğine moda olduğu günlerden (yani gecelerden) birinde, biri "bunalım"ın ölçüsünü kaçırdı: "Makinanın bir parçasına dönüşüyor kişi. Bütün gün bir kolu bir ileri itiyor, bir geri çekiyorsun mesela. Bütün gün bu. Bir ileri, bir geri. Bunaltıdır bu işte, boğuntudur". O buruk gülüşe, mırıltı gibi bir cümle eklemlendi: "Bizim orda, Adana'da, bir fabrikaya girsek de biraz bunalsak diye millet birbirini çiğniyor ağam..." Yol filmi çekildiği ve kaynaklandığı topraklar üstünde yola çıkalı, bu yazının yazılışından yayımlanışına kadar geçen sürede basına gene bir "kaza" gelmediyse, üç gün oldu. 17 yıllık bir sürgün bitti. Yol çekildiğinde doğmuş, Cannes'da Altın Palmiye ile ödüllendirildiginde bebek olanlar bugün birer delikanlı ve genç kız. Ülkenin belli başlı kentlerindeki 26 sinemanın salonlarında kuşaklar bulu... Devamı

27 10 2008

TÜRK SİNEMASI ZAMANDİZİNİ TASLAĞI 5 / Ali ŞAHİN

TÜRK SİNEMASI ZAMANDİZİNİ TASLAĞI 5 / Ali ŞAHİN 200.F Sürü ise 22 yıl aradan sonra yeniden gösterime girdi. 200.F.Yılmaz Güney: Duvar Türkiye'de gösterime girdi 2000D İkinci Bahar 2000D Zeki Demirkubuz: Yalan Dünya (TV Dizisi), 2000E “İstanbul-Hakkâri Sanat Köprüsü' etkinlikleri (*) 2000E Sansüre uğrayan Türk filmleri 6. Avrupa Filmleri Festivali 'nde izleyiciyle buluştu. 'Uluslararası 1001 Belgesel Film Festivali ve Belgesel Sinemacılar Konferansı 'nın dördüncüsü yapıldı. Festival bu yıl uluslararası bir nitelik kazandı. '4. Uluslararası Bodrum Çevre Filmleri Festivali 'nin bu yılki teması 'hayvan hakları ve hayvan sevgisi' idi... 2000E Uğur Mumcu Araştırmacı Gazetecilik Vakfı 'nın sinema kulübü açıldı. Kulüpte klasik ve çağdaş yapıtlar gösteriliyor. 2000F Abuzer Kadayıf - Tunç Başaran 'ın filminde, oyuncular Talat Bulut, Metin Akpınar, Sibel Turnagöl, Şebnem Özinal, Sibel Gökçe . 2000F Abuzer Kadayıf (Tunç Başaran), 2000F Abuzer Kadayıf gibi filmler izledi. 2000F Ali Habib Özgentürk: Balalayka, 2000 2000F Atıf Yılmaz Batıbeki: Eylül Fırtınası 2000F Atıf Yılmaz Batıbeki: Eylül Fırtınası - 'ın, Habib Bektaş 'ın ''Gölge Kokusu'' romanı 2000F Balalayka - Çekime giderken 3 Temmuz'da Yeşilköy'de uçağa binen Kemal Sunal'ın kalpten ölmesi üzerine rolü Uğur Yücel 'e verildi. Ali Özgentürk 'ün filminde Cem Davran, Yekaterina Rednikova, Ozan Güven, Ercan Yazgan, Nadezha Gorelova, Atılay Uluışık, Kutay Köktürk oynuyor. 2000F Balalayka (Ali Özgentürk) bulunuyor. 2000F Bora Togay Fasulye 2000F Bora Tugay: Fasulye, 2000F Çekimi acıyla... Devamı

06 12 2005

Yılmaz GÜNEY/ Filmografisi

Yılmaz Güney Gerçek İsmi  YILMAZ PÜTÜNNamı  Doğumu  01.04.1937 - ADANAÖlümü  09.09.1984 - PARİSEğitimi  İktisat FakültesiDiğer  1983'te Türk vatandaşlığından çıkarıldı Filmleri - Oyuncu (113) Film Adı Yılı Karakter Adı Tütün Zamanı 1959 Cemal Ala Geyik 1959 Ali Bu Vatanın Çocukları 1959 Dolandırıcılar Şahı 1960 Tatlı Bela 1961 İkisi De Cesurdu 1963 Ali Duran Kocaoğlan 1964 Kemal Koçero 1964 Koçero On Korkusuz Adam 1964 Konyakçı Prangasız Mahkumlar 1964 Zımba Gibi Delikanlı 1964 Halime'den Mektup Var 1964 Hergün Ölmektense 1964 Bekir Kamalı Zeybek 1964 Kamalı Zeybek Kara Şahin 1964 Şahin Mor Defter 1964 Suphi Kasımpaşalı 1965 Recep Kasımpaşalı Recep 1965 Konyakçı 1965 Konyakçı Korkusuzlar 1965 Krallar Kralı 1965 Murat Mağrur Ve Sefil 1965 Sayılı Kabadayılar 1965 Osman Silaha Yeminliydim 1965 Sokakta Kan Vardı 1965 Tehlikeli Adam 1965 Torpido Yılmaz 1965 Yılmaz Ben Öldükçe Yaşarım 1965 Ahmet Beyaz Atlı Adam 1965 Davudo 1965 Davudo Gönül Kuşu 1965 Haracıma Dokunma 1965 Osman Kahreden Kurşun 1965 Yılmaz Kan Gövdeyi Götürdü 1965 Kanlı Buğday 1965 Üçünüzü De Mıhlarım 1965 Yılmaz Yaralı Kartal 1965 Dağların Oğlu 1965 Mehmet Kibar Haydut 1966 Kovboy Ali 1966 Ali Silahların Kanunu 1966 Tilki Selim 1966 Tilki Selim Ve Silahlara Veda 1966 Yedi Dağın Aslanı 1966 Gökçen Aslanların Dönüşü 1966 At Avrat Silah 1966 Yusufcuk Çirkin Kral 1966 Yiğit Yaralı Olur 1966 Yusuf Anası Yiğit Doğurmuş 1966 Hakimo Eşrefpaşalı 1966 Yalnız Adam (Kibar Haydut) 1966 Hudutların Kanunu 1966 Hıdır Kuduz Recep (Aslan Arkadaşım) 1967 Recep Şeytanın Oğlu 1967 Kazım At Hırsızı Ban... Devamı

05 12 2005

Banyo/ Mustafa ALTIOKLAR

Gayri sıhhi ilişkilere dairTamamı üç banyo içinde geçen film kadın-erkek ilişkileri, fiziksel özellikler ve aldatma temalarına değiniyor Alin TAŞÇIYAN"Banyo"Bitişik dairelerde, bitişik banyolarda birbirlerini aldatan çiftlerin; kadınlar ve erkekler arasındaki münasebet ve rekabetin öyküsünü anlatıyor "Banyo". Gül Abus Semerci'nin yayımlanmış öykülerinden derleyip senaryolaştırdığı "Banyo", kadın ve erkeğe dair statü, rol, fiziksel koşullanma ve önyargıların üzerine gidiyor. Kağıt üstünde eleştirel nitelikli bir film "Banyo". Ancak beyazperdeye yansıtılma şeklinde eleştirinin yönü tersine dönmüş. Film yerlere gül yaprakları saçılmış, kırmızı mumlar yakılmış, özenle "romantize" edilmiş bir banyoda başlıyor. İçeriye seksi bir gecelikle süzülen, fazla makyajlı, etine dolgun genç kadına az sonra kırmızı donlu, Uzakdoğu işi, sırtı ejderha işlemeli robdöşambr giymiş bir adam katılıyor. Hülya ile Adnan'ın sevgili olduklarını, Adnan'ın karısı Süreyya'yı kendi evinde aldattığını ve Hülya'nın o sabah durumu Süreyya'ya ve kendi kocası Sinan'a yazarak bildirdiğini öğreniyoruz. Bunun üzerine banyodaki ilişki zıvanadan çıkıyor. Aynı anda bitişik banyoda ise Sinan, Hülya'nın bir gece önce tanışıp evine getirdiği Nesrin ile karşılaşıyor. Her iki banyodaki çiftler arasında tuhaf şeyler olup biterken iki banyo penceresine de hakim manzaralı karşı apartmandaki öğrenci evi banyosunda Süreyya her şeyi videoya kaydediyor. Videonun sahibi öğrenci, çoktandır iki banyoyu röntgenliyormuş! Sonra Süreyya ve Nesrin'in kocası Necmi de oyuna katılıyor... "Banyo" aslında, tek mekana kapalı kalmış insanlar ve ilişkileri üzerine giden, onların psikolojik durumlarını verili toplumsal değerler üzerinden irdeleyen, davranış kalıplarını eleştiren pek hoş bir absürd komedi olabilirdi. Oysa karşımızda "çok fazla yüksek" oynanmış, laf kalabalığına boğulmuş, eleştirmesi gereken klişelerin esiri olmuş, görüntü ve sanat yönetimi hedefi tutturamamış bir film var. Özellikle fi... Devamı

04 12 2005

Kutsal Yürek/ Ferzan ÖZPETEK

 Özpetek’ten çağdaş azize FERZAN ÖZPETEK’in yeni filmi Kutsal Yürek’i seyrettim dün. Seyircisiz bir salonda, kendimle ve yönetmenin eseriyle baş başa kalarak.Özpetek, her filmiyle, bizi saplantılarımızla, tutkularımızla dolu bir iç yolculuğa çıkarıyor. Rastlantıların eşsiz kesişmelerinin de en güzellerini yaratarak.Duygu ile mantık onda hep çarpışır, zaferin yorumu kişisel bir tercihtir. Yönetmenin labirentlerinde yolumuzu kaybedebiliriz; ancak kendimizi bulmanın da tek çözümü budur.Jean-Paul Sartre, ‘Andre Gide, Tanrı-insan ilişkileri konusunda bütün sorabileceklerimizin yanıtını verdi’ der.Ben de Irene’in kimliğinde; inanca dair birçok insanın düşüncesine çöreklenen soruların karşılığını buldum. Belki de aile bireylerinin bütün geçmişini gergefe koyarak, onları günahlarından arındırmak için yaptığı bir iyilikseverliktir.Özpetek’in insanlarını Orhan Kemal’in kahramanlarına benzetirim, bu karşılaştırma, ikisinin de en kötü, en acımasız diye nitelendirilecek insandan bizi nefret ettirmemeleridir.Yaşamanın koşulları, insanın bilinç ile bilinçaltı savaşının doğal yaratıklarıdır onlar.* * *RASTLANTILARA çok inananlardanım ben.Kendi kurduğumuzu sandığımız hayatımızın içindeki baskın özelliklerin analizini yaptık mı? Rastlantıların oranını araştırdık mı? Özpetek’in bir karesinde, odanın aynasızlığından söz edilir. Aynalar belki de gerçeklerin yüzümüze yansımaması için kaçınılması gereken düşmanlardır. Masallar ve efsanelerin aynaya bu kadar önem vermesi bu duygudan kaynaklanır.Günümüzde, paranın verdiği gücün ve iktidarın insanı esir eden yanı, bütün korkunçluğuyla Kutsal Yürek’te yansıyor. Para kazanmaya yönlendirilmiş, iktidarın kurumsallaştığı bir piramidin başında olmanın getirdiği ruh boşluğunu Irene, bir küçük kızın kişiliğinde fark ediyor, Benny onun aynası... Hepimiz birbirimizin sırsız aynasıyız.Özpetek’in iyi oyuncu ve iyi mekán seçmekteki ustalığı beni her za... Devamı

03 12 2005

Babam ve Oğlum/ Çağan IRMAK

  Babam ve Oğlum rekora gidiyor Genç yönetmen Çağan Irmak'ın, bir baba, bir oğul ve torunu etrafında 1980 ihtilalinde yaşananları ele aldığı filmi "Babam ve Oğlum" rekora koşuyor.Seyirciyi fetheden duygusal çalışma, ilk haftasında 74 bin 406, bunu takip eden 3 gün ise 79 bin 30 seyirciyi sinema salonuna çekerek 10 günde 153 bin 436 izleyiciye ulaştı.Senaryosunu da Çağan Irmak'ın kaleme aldığı "Babam ve Oğlum" adlı yapımda oğlu Fikret Kuşkan, babayı Çetin Tekindor, torunu Ege Tanman canlandırıyor.Filmde, diğer rolleri Hümeyra, Şerif Sezer, Özge Özberk, Binnur Kaya ve Yetkin Dikinciler üstleniyor.Yapımcılığını Şükrü Avşar'ın üstlendiği filmin öyküsü kısaca şöyle:"1980 askeri müdahalesinde annesini kaybeden Deniz, 7 yıl sonra hiç görmediği dedesinin Ege'deki çiftliğine doğru bir yolculuğa çıkar. Deniz'in dedesini hiç görmemesinin nedeni dedesi ile babasının yıllardır dargın oluşudur. Hüseyin Efendi, okumak için gönderdiği oğlunun politik olaylara karıştığını öğrenince onu evlatlıktan silmiştir.Sadık'ın her şeye rağmen baba evine geri dönüşünün nedeni Deniz'den ayrılmak zorunda oluşudur. Küçük oğlunu babasına emanet edecektir. Deniz, birdenbire kendini alışmadığı, ilginç bir ortamda bulurken, Sadık, terk ettiği sevgilisiyle ve kendiyle kasabada yüzleşirken, çocuk da dedesinin ve babasının arasındaki tüm buzları eritecektir..." Cumhuriyet 07.08.2005 Çağan Irmak'ın çekimleri süren yeni filmi 'Babam ve Oğlum' kasım ayında gösterime girecek Çocuk gözüyle 80 sonrası 'Hatırlarsanız 'Çemberimde Gül Oya' 1980 darbesiyle bitmişti. Bu film ise 80 darbesiyle başlıyor, bir zamanaşımıyla 1987 yılında geçiyor. Sadık'ın Ege'de bir çiftlikte yaşayan ailesi için bir anlamda Türkiye özeti demek iddialı olur. Ama kendi halinde yaşayan bir aileyi bile vurabilen ihtilal, filmin temel izleği.'' ECE BAKTIAYA Ayvalık yakınlarında hummalı bir çalışma var şu sıralar... 2 yıl aradan sonra Çağan Irmak... Devamı

02 12 2005

ÇAPKINLARI SEVİNDİRDİ ‘BAYAN VÜCUT’ LAKAPLI AVUSTRA

ÇAPKINLARI SEVİNDİRDİ!‘BAYAN VÜCUT’ LAKAPLI AVUSTRALYALI MODEL ELLE MACPHERSON, DOKUZ YILLIK SEVGİLİSİNDEN AYRILDI. GALERİ..  ÜNLÜ TOPMODEL ELLE MACPHERSON SEVGİLİSİNDEN AYRILDI Çapkınları sevindirdi! ‘Bayan Vücut’ lakaplı Avustralyalı model Elle MacPherson, birkaç ay önce çocuklarının babası olan dokuz yıllık sevgilisi Arpad Busson’dan ayrıldı. 41 yaşındaki modelin bu kararı en çok ona hayran olan çapkın erkekleri sevindirdi. Süpermodel Elle MacPherson, dokuz senedir Fransız işadamı Arpad Busson’la birlikteydi. Yedi yaşında Flynn ve iki yaşında Cy adlı iki oğlu olan çift, 2002 yılında Bahama Adaları’nda nişanlanmıştı. Çiftin ne zaman evlenecekleri merak edilirken, geçtiğimiz haziran ayında gelen ayrılık haberi şaşırttı. 41 yaşındaki Elle MacPherson’ın sevgilisini evlenmeye ikna edemediği ve çiftin bu yüzden ayrıldığı söylendi. Oysa Arpad Busson ayrılık öncesi ‘Hiçbir şey beni Elle ve çocuklarımla olmaktan daha mutlu edemez’ sözleriyle sevgilisine ne kadar değer verdiğini anlatıyordu. Çift, ayrılıklarının üçüncü bir şahıstan kaynaklanmadığını, çok iyi arkadaş kalacaklarını ve önceliklerinin çocuklarının mutluluğu olduğunu söyleyerek daha fazla yorum yapmaktan kaçındı.SOL YENİ SEVGİLİ Mİ Başarılı modellik kariyerinin ardından kendi adını taşıyan iççamaşır markasıyla adından söz ettiren Elle MacPherson, kısa bir süre önce de The Body adını verdiği vücut bakım ürünlerini piyasaya sürdü.Güzel model, işine konsantre olduğunu söylese de gözde bekarlar kulvarına yeniden dahil olması aşk dedikodularını da beraberinde getirdi. MacPherson, Arpad Busson’dan ayrılıktan kısa bir süre sonra oyuncu Colin Farrell’la Bahama Adaları’nda bir sahilde görüntülendi. İkili, çok iyi arkadaş olduklarını açıkladı. Modelle ilgili ikinci aşk dedikodusunun gelmesi de gecikmedi. 41 yaşındaki MacPherson’ın Arsenal’ın 31 yaşındaki futbolcus... Devamı

02 12 2005

HAFTASONU İÇİN HABERTÜRK'TEN SİNEMA REHBERİ

HAFTASONU İÇİN HABERTÜRK'TEN SİNEMA REHBERİ Vizyondaki 7 yeni film Danimarka’dan ‘Sevgili Wendy’; animasyon ‘Wallace ve Gromit Yaramaz Tavşana Karşı’; Türk komedisi ‘Döngel Kârhanesi’; bir uyarlama ‘Gilles’in Karısı’; devam filmi ‘Zorro Efsanesi’; ‘Herbie: Tam Gaz’ ve ‘Maskeli Beşler İntikam Peşinde’ Senaryosu, Danimarkalı büyük usta Lars Von Trier’e ait olan SEVGİLİ WENDY, ‘dünyanın ilk vejetaryen korku komedisi’ olarak tanımlanabilecek bir animasyon WALLACE ve GROMİT YARAMAZ TAVŞANA KARŞI, TMSF’nin bilmeden bir geneleve el koyması ve burayı kârlı hale getirme çabası üzerine bir Türk komedisi DÖNGEL KÂRHANESİ, aşk ve ihanetin unutulmayacak hikayesinin anlatıldığı GİLLES’İN KARISI, Banderas ve Zeta-Jones’lu heyecan verici aksiyon ZORRO EFSANESİ, dünyanın en sevilen, en özgür ruhlu otomobilinin geri dönüşü HERBİE: TAM GAZ, ülkemizden bir komedi filmi MASKELİ BEŞLER İNTİKAM PEŞİNDESEVGİLİ WENDY (DEAR WENDY)Sevgili Wendy (Dear Wendy)Thomas Vinterberg’in önemli filmi ‘Dear Wendy’nin senaryosu, Danimarkalı büyük usta Lars Von Trier’e ait. ‘Sevgili Wendy’nin başrolünde - ‘Billy Elliot’ filminde canlandırdığı küçük dansçı rolüyle herkesin beğenisini toplayan- Jamie Bell oynuyor.Thomas Vinterberg’in ‘Sevgili Wendy’sinde yer alan diğer ünlü isimler ise, sinemaseverlerin ‘Kayıp Otoban / Lost Highway’ ve ‘Kurtuluş Günü / Independence Day’ filmlerinden tanıdığı Bill Pullman ve ‘Amerikan Pastası’ ile ‘Lady Killers’ filmlerinin oyuncusu Chris Owen.FİLMİN ÖYKÜSÜMadencilik yapılan yoksul bir kasabada yaşayan Dick’in eline bir gün tesadüfen bir silah geçer. Barış yanlısı görüşlere sahip olmasına rağmen bu silaha garip bir şekilde ilgi duyar.Yeni arkadaş olduğu Stevie ile birlikte kasabanın kendi halinde... Devamı

02 12 2005

İŞTE TÜRK SİNEMASININ EMANET EDİLDİĞİ 25 GÜZEL

İŞTE TÜRK SİNEMASININ EMANET EDİLDİĞİ 25 GÜZEL Yeşilçam onlara emanet  Türk sinemasının yeni yüzleri zirveye oynuyor. Gelecek vadeden eğitimli ve yetenekli genç isimler, ilk kez bir araya geldi. Marie Claire Dergisi kasım sayısında Yeşilçam'ın 25 genç ismiyle dev bir prodüksiyona imza attı. Risk almayı göze alan yeni jenerasyon, sessiz ve derinden merdivenleri tırmanıyor. Hemen hepsi televizyon dizileriyle ekran karşısındaki milyonlar tarafından tanınan genç oyuncular, güzellikleriyle de dikkat çekiyor.Yeşilçam'ın genç yüzleriMarie Claire Dergisi kasım sayısında Yeşilçam'ın genç yüzlerini bir araya getirdi. İşte ışıltılarıyla Türk sinemasına gelecek vadeden yeni yetenekler.NAZ ELMASYeditepe Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Tiyatro Bölümü mezunu. Gora filminde erotik film yapımcısının sekreteri rolüyle sinemaya adım attı. Naz Elmas "Onlarca kitap okuyorum, İngilizce'mi geliştirmeye çalışıyorum ve sürekli gerçek hayatı izliyorum. Ben bir yaşam koleksiyoneriyim." diyor.TUBA ÜNSAL24 yaşında. Sinemaya Mumya Firarda filmiyle adım attı. Vizontele Tuuba, Kolay Para ve Hızlı Adımlar'da rol aldı. Ünsal; oyunculuk ve trend setter'lık arasında çok doğru bir orantı olması gerektiğine inananlardan. Bunun için de Sienna Miller'ı örnek gösteriyor.AZRA AKIN1981 doğumlu Dünya Güzeli'miz Azra Akın; masalların modern versiyonlarının anlatıldığı Anlat İstanbul filminde canlandırdığı Pamuk Prenses rolüyle sinemaya adım attı. Akın oyunculuğu gelecekteki tek kariyeri olarak görüyor ve ekliyor; "Birçok kişi Amerika'da oyuncu olmayı düşlüyor. Ama pazar çok büyük ve oraya girmek çok zor. Ben ülkemde tecrübe kazandıktan sonra, daha başarılı ve güçlü bir alt yapıyla oraya gitmeyi daha uygun buluyorum. Yurt dışında doğup büyüdüğüm için Türkçe'mde sorun yaşasam da gittikçe kendimi eğitiyor ve özel diksiyon dersleri alıyorum" diyor.GAMZE ÖZÇELİK23 yaşındaki Gamze Özçelik yeni jenarasyon içinde sinemaya en büyük aşkla bağ... Devamı

02 12 2005

'Döngel Karhanesi' izleyici ile buluşuyor

İnceliksiz bir taşlamaBir genelevde geçen "Döngel Kârhanesi"nde belden aşağı espriler ağırlıklı bir yer tutuyor Alin TAŞÇIYAN"Döngel Kârhanesi"Amerikalı yazar Art Buchwald "Artık hiçbir şey uyduramazsınız. Dünyanın kendisi bir hiciv. Tek yaptığınız kaydetmektir" demiş. Susurluk kazası bir senaryo olsa inandırıcı bulmazdık... Sonra bir de baktık ki bankalar hortumlandıkça birbiri ardına şirketlere el konmuş hatta devletin eline bir erotik televizyon kanalı bile geçmiş! "Döngel Kârhanesi" bu durumu bir taşra genelevi üzerinde somutlaştırarak mizah malzemesi çıkarmaya çalışıyor. Kayıtlarda eğlence tesisi olarak görünen, dört "sermaye"li, efemine "pezevenk"li, "kör" meydancılı, alkolik doktorlu genelev "Ankara" tarafından yetim hakkını geri vermek için işletilmeye başlıyor. Belden aşağı espriler popüler yerli yapımların bir numaralı güldürme malzemesi. "Döngel Kârhanesi" bir genelevde geçince bu tür esprilerden nasibini fazlasıyla alıyor. Hem de ağır biçimde mizojin olma pahasına... Filmin bir sosyopolitik taşlama olarak pek bir inceliği yok. Bildiğimiz şeyler komik biçimde yineleniyor. Görsel olarak hiç de fena sayılmayacak filmin asıl sorunu bir finalinin olmaması. "Döngel Kârhanesi"Yön: Hakan Algül Oyn: Metin Akpınar (Bertan), Ahmet Uğurlu (Keskin), Şenay Gürler (Sabahat)Gör: Mustafa Kuşçu Sen: Necef Uğurlu Müz: Cem Erman Devamı

02 12 2005

'Yazı Tura' Avrupa Sinema Haftası'nda gösterilecek

Uğur Yücel'in ''Yazı Tura'' filmi, 2-8 Kasım arasında Strasbourg'da düzenlenecek Avrupa Sinema Haftası'nda gösterilecek. Avrupa Konseyi bünyesinde ''Demokratik Vatandaşlık İçin Eğitim'' projesi kapsamında düzenlenen sinema etkinliği için, Avrupa'dan toplam 9 film seçildi.Sinema Haftası, Eurohttp://www.haberturk.com/images Başkanı Jacques Toubon'un 2 Kasım Çarşamba akşamı Odysee sinemasında yapacağı açılış konuşmasıyla başlayacak. Avrupa Konseyi'ne üye olan ülkelerin büyükelçileri ve bu kuruluşunuzmanlarından oluşacak jüri, 9 film arasından en iyi iki filmi belirleyecek. Sinema Haftası'nda gösterime girecek filmler şunlar: Alejandro Amenabar'ın ''Mar Adentro'', Costa Gavras'ın ''Le Couperet'', Theo Angelopoulos'un ''Eleni'', Hany Abu-Assad'ın ''Paradise Now'', Radu Mihaileanu'nun ''Va, vis et deviens'', Raul Ruiz'in ''Le domaine perdu'', Lars von Trier'in ''Dogville'', Danis Tanovic'in ''No Man's Land'' ve Uğur Yücel'in ''Yazı Tura''. Almanya'da "Yazı-Tura"ya uluslararası film eleştiri ödülü verildi. Almanya'da düzenlenen 54. Uluslararası Mannheim-Heidelberg Film Festivali'nde, yönetmenliğini Uğur Yücel'in yaptığı "Yazı-Tura" filmi, Uluslararası Film Eleştiri Ödülü'nü (FIPRESCI) aldı. Festivalde büyük ödül "Tuning" adlı filmi için Slovenyalı yönetmen Igor Sterk'e verilirken, Yücel'in yönetmenliğini yaptığı "Yazı-Tura" filmi uluslararası film eleştirmenleri tarafından verilen FIPRESCI ödülüne layık görüldü.Mannheim ve Heidelberg kentlerinde düzenlenen, 29 ülkeden 59 filmin gösterildiği festival, Almanya'nın en önemli film festivalleri arasında sayılıyor.   Haber Girişi:  28.10.2005... Devamı

02 12 2005

POLİS, GAMZE'NİN ESKİ SEVGİLİSİNDEN CİNSEL ORGANININ FOTOSUN

POLİS, GAMZE'NİN ESKİ SEVGİLİSİNDEN CİNSEL ORGANININ FOTOSUNU İSTEDİ Polis, cinsel organının fotosunu istedi Gamze Özçelik’e cebren ve hile ile tecavüz edip, görüntüleri internette yayınlamakla suçlanan Gökhan Demirkol hakkındaki soruşturma, tartışmalı bir istemle yeni bir boyut kazandı. Emniyet Genel Müdürlüğü Kriminal Daire Başkanlığı, Manken Gamze Özçelik’e tecavüzle suçlanan eski basketbolcu Gökhan Demirkol’un, soruşturma konusu videodaki kişi olup olmadığının belirlenmesi için, ‘göbek, göbek altı, bacak, kol ve ellerinin çıplak fotoğrafını’ istedi. Savcılığın bu işlem için mahkemeden karar alınması istemi, ‘Savcılık talimatıyla olur’ gerekçesiyle reddedildi. Hukukçular, bu istemi ‘soruşturma şartlarının zorlanması’ olarak nitelediler. Eski bir savcı ise, ‘Nasıl tecavüze uğradığını öne süren bir kadın, mahkeme kararıyla muayeneye sevkediliyorsa, bu vakada da tecavüz iddiasının diğer tarafı olan erkek hakkındaki istem için mahkeme kararı gerekir’ dedi. Mahkeme kararı olmadığı için, Demirkol’un cinsel organının fotoğrafının çekilmesinin hukuken mümkün olmadığı öne sürülüyor.HÜRRİYET   Haber Girişi:  24.10.2005 Porno görüntüyü yayan ilk kişi konuştu Tecavüz görüntülerini internete atan Salih Yıldırım, "Bir arkadaşım 'Gamze Özçelik'in porno görüntüleri var' dedi. Ben de iki siteye gönderdim" dedi Bilgi İşlem ve Asayiş Şube Müdürlüğü'nün ortaklaşa yürüttüğü Gamze Özçelik soruşturması sürüyor. Bugüne kadar gözaltına alınan 11 kişinin görüntülere, e-mail ya da cep telefonu yoluyla ulaştığı tespit edildi. Zanlılardan 6'sına yurtdışı yasağı getirilmişti. Bu kişiler, her hafta yaşadıkları bölgenin karakoluna giderek, şehirde bulunduklarını haber vermek zorunda.'2 siteye gönderdim'Görüntüleri internet ortamına atan ilk kişi olan Salih Yıldırım, emniyette verdiği ifadesinde şunları söyledi:"İnternette sü... Devamı

02 12 2005

''Meleğin Düşüşü'' / Semih Kaplanoğlu

'Meleğin Düşüşü'ne Fransa'dan ödül Semih Kaplanoğlu'nun yönettiği ''Meleğin Düşüşü'' isimli film, Fransa'nın Nantes kentinde düzenlenen sinema festivalinde ödül aldı. Afrika, Latin Amerika ve Asya filmlerinin gösterildiği ve bu yıl 26'ncısı düzenlenen ''3 Kıtalar'' isimli festivalin, ''Montgolfiere d'Or'' büyük ödülü, Kaplanoğlu'nun filmine verildi. 42 yaşındaki yönetmenin ikinci uzun metrajlı filmi olan ''Meleğin Düşüşü'', bu yıl ilk kez Berlin Film Festivali'nde gösterilmişti. 'Meleğin Düşüşü'ne büyük ödül Ferzan Özpetek, filmini anlattı! 'Meleğin Düşüşü'ne büyük ödül 'Yazı Tura' Almanya'dan ödülle döndü! "Başkan Babamızın Sonbaharı" beyazperdede "Organize İşler" için geri sayım! Babam ve Oğlum rekora gidiyor Bir Cem Başeskioğlu röportajı... 8. Uluslararası Sinema-Tarih Buluşması Mevlana'nın hayatı film oluyor Kameranın ardındaki kadın Bilge Olgaç Nantes'ta düzenlenen festivalde "Meleğin Düşüşü"ne büyük ödül verildi. Semih Kaplanoğlu'nun yönettiği "Meleğin Düşüşü" isimli film, Fransa'nın Nantes kentinde düzenlenen sinema festivalinde ödül aldı. Afrika, Latin Amerika ve Asya filmlerinin gösterildiği ve bu yıl 26'ncısı düzenlenen "3 Kıtalar" isimli festivalin, "Montgolfiere d'Or" büyük ödülü, Kaplanoğlu'nun filmine verildi. 42 yaşındaki yönetmenin ikinci uzun metrajlı filmi olan "Meleğin Düşüşü", bu yıl ilk kez Berlin Film Festivali'nde gösterilmişti.   Haber Girişi:  30.11.2005... Devamı

02 12 2005

''Gönül Yarası'' / Yavuz Turgul

'Gönül Yarası' Oscar adaylığına başvurusunu yaptı Yönetmen Yavuz Turgul, ''Gönül Yarası'' adlı filmiyle ''en iyi yabancı film Oscar''ı adaylığına başvurdu. Sinema Sanatları ve Bilimler Akademisi'nden yapılan açıklamada, eniyi yabancı film Oscar'ı adaylığı için 91 ülkeye davet yapıldığı bildirildi. Bu davete 58 ülkeden yanıt geldiğini belirten akademi, bu sayının rekor olduğunu açıkladı. Yönetmen Turgul'un geçen yıl gösterime giren filmi Gönül Yarası'nda Şener Şen, Meltem Cumbul, Güven Kıraç ve Sümer Tilmaç rol alıyor. Çekimleri hem İstanbul, hem de Mardin'de yapılan film, emekliolduktan sonra İstanbul'a gelen ve şoförlük yapan Nazım ile pavyonda çalışan şarkıcı Dünya'nın hikayesini konu alıyor. Bu dalda 3 ülkenin ilk defa başvuruda bulunduğu belirtildi. Bu ülkelerin ve filmlerinin, Kosta Rika'dan Esteban Ramirez'in ''Caribe'', Fiji'den Vilsoni Hereniko'nun ''The Land Has Eyes'' ve Irak'tan Cemil Rustemi'nin ''Requiem of Snow'' olduğu kaydedildi. Tüm dallarda Oscar adayları 31 Ocak'ta, bu ödülü kazananlar 5 Mart'ta açıklanacak.   Haber Girişi:  26.10.2005... Devamı

02 12 2005

Banyo/ Mustafa ALTIOKLAR

Oyuncuların görüşleri...SERAY SEVER"BANYODAKİ EN KALİTELİ KADIN BENİM" Seneryoyu okurken çok hecanlandım. Herşeyden önce çok ilgin bir hikaye. Ama iste istemezde olsa bi tedirginlik hissettim. Oldukça cüretkar bi flim. Ama allahtan benim rolüm flimde en giyinik tip. Banyo'da en kapalı kadın benim. Biraz daha riskliyim bu anlamda. Ama oynadığım kadın beni çok fazla cezp etti. Aldatan ve aldatıldığına şahit olan bir kadın... Olaylar çok sorgulanacakmış gibi geliyor bana. Bazıları böyle dejenere şeyler olurmu diyecek. Bazıları kedni yaşamlarından gerçek kesintiler görecekler. Belki çok tuhaf gelebilir insanlara. Ama kadın erkek varlığı bu ortamda çok irdelenecek. DEMET EVGAR"Senoryoyu okurken çok ürktüm" Mantık olarak projeyi çok beyendim. Ama okduğumda kaygılarım oldu. Endişelendim Bayoda nasıl flim çekilirki. Otururken ürktüm. Ama izlerken hiçde öyle olmadı. Mustafa Altıoklar'a güvenerek çok iyi bir iş yapmışım. Endişelendiğim sahneler oldu. Ama Selçuk yönetmen'in profesyonelliği beni çok rahatlattı hiç zorlanmadım. SELÇUK YÖNTEM"Bu güne kadar oynadğım rollerin çok dışında bir karakter  canlandırdım" Biraz değişik boyutta bir flim. Bütün hikaye bi banyoda geçiyor. Ben burda "Adnan" karekterini oynuyorum. Flimin ilgin dramatik bir yapıda olması oynadağım karekterin bu güne kadar oynadıklarımın dışında hem komedi hemde kara-mizah taşıması ben çok ilgilendirdi. O yüzden çok benimsedim rolümü. Flimdeki erotizimde bana göre çok estetik. Erotizim estetik bir dille ele alındığında çok güzel bir flim ortaya çıkabilir. Tıpkı Banyo gibi. JANSET PAÇAL"Bıçak sırtı bir rol oynadım" Projeyi üst üste defalarca okudum. Seneryo muhteşemdi. Rolüm Nesrini çok sevdim. Oynaması çok eğlenceli bir kadındı. Ama beni düşündüren tarafıda vardı doğrusu. Benim adıma bıçak sırtı bir rol oynadım. BURAK SERGEN"Eroztim-Komedinin en iyi örneği Banyo oldu" Banyoda bir sinema fliminin nasıl çekileceğiniz açıkçası ben bile tereddüt ederek düşündüm. Musta... Devamı